Hakiki Tesettüre Hicret

Sayı : 9 / Kasım 2012, Konu Başlığı : Sünnetin Gölgesinde

Günlük hayatta örtünme, kapanma diye bildiğimiz tesettür; Müslümanların giyim kuşamlarını da Allah'ın emirleri doğrultusunda seçmesidir. İslam, hayat dinidir. Hayatımıza bir gaye gösterir ve o gayeye ulaşmak için usulü de gösterir. Bu doğrultuda hayatın her sahasına adap ve ölçüler koyar.

Müslüman, Allah'a teslim olan insan demektir. Bir Müslüman herhangi bir hususta Allah'ın emirlerini bir yana koyup kendi arzularına göre seçim yapmaz. Bu sebeple bir Müslüman hanım da kılık kıyafetlerini, hoşuna gitse bile, birilerinin çıkardığı modaya ve tüketim tarzlarına göre seçemez.

Aslında iyi düşünecek olursak Rabbimizin bize bazı kurallar koymuş olması bize bir iltifat ve lütuftur. Çünkü bir insan nasıl ki ancak kendisinden ümit beslediği, kendisine değer verdiği bir kişiden bir takım üstün davranışlar beklerse, Rabbimiz de ancak değer verdiği kullarına bir takım emirler verir ve yol gösterir.

Eğer Rabbimiz kadınlara bir takım emirler vermiş olmasaydı; onlardan üstün davranışlar beklemiyor ve onların ne yaptığına aldırmıyor demek olacaktı. Ancak Rabbimiz erkeklere birçok vazifeler yüklediği ve sınırlar çizdiği gibi, kadınlara da vazifeler yüklemiş ve sınırlar koymuştur. Demek ki Mevlamız hanım kullarına da değer vermekte ve onlara yüksek ahlaka giden yolu göstermektedir.

Ne yazık ki Cenab-ı Hakkın kullarına doğru yolu göstermesinin kıymetini bilmeyenler, hanımlara olan bu iltifatın da kıymetini takdir edememektedirler. Öyleyse biz onlar gibi olmayalım ve dinimizin hanımlar için indirdiği ölçüleri bir kere daha hatırlayalım.

Allah-u Zülcelâl hazretleri buyuruyor:

"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Ahzâb, 59)

Ayet-i kerimeden anlıyoruz ki, hanımların saygı ve hürmet görmesi için en uygun hal ve hareket tarzı, evden çıktığı zaman bir dış kıyafeti giymesidir.

Kadınlar yaratılış olarak güzelliğe meftundur. İslam dini de hanımların ev içinde güzel kıyafetler giymesine hoşgörüyle bakar. Hatta evli hanımların kocalarının yanında cazibesini artıracak güzel kıyafetler giymesi, aile saadetine ve sevaba vesile olur. Bu sebeple erkekler için yasaklanmış olmasına rağmen ipek giymek ve aşırı pahalı olmayan altın ziynet takınmak kadınlara helal kılınmıştır.

Ancak ev dışında süslü ve cazip kıyafetlerle dolaşmak, mümine hanımlara yakışan üstün ahlaka uygun değildir. Ayet-i kerimede:

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler…” (Nûr Suresi, 31) buyruluyor.

Bu ayetten anlaşılan özetle şudur:

Öncelikle bu ayetin muhatabı “mümin kadınlar”dır. Sadece kendisine mümin diyenler muhatap alınmıştır. Mümin olmayanların bu ayetleri sağa sola çekiştirmeleri, tevil etmeleri manasızdır. Allah'ın ayetlerine inanmayanların Müslümanların hayat tarzına karışmalarının bir anlamı yoktur. İnananlar ise “söyle” emrine muhatap olan Peygamber sallallahu aleyhi veselleme kulak verirler ve itaat ederler.

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimize “Onlara söyle…” buyrulduğuna göre, bu ayette özetle bahsedilen emrin nasıl yerine getirileceğini, bize detaylarıyla açıklayacak olan da Allah'ın Resulüdür.

Nasıl ki, ayette “namazı kılın, zekatı verin” buyruluyor; ama nasıl kılınacağını öğretmek Peygamberimiz aleyhissalatu vesselama bırakılıyorsa tesettür de aynıdır. Tesettürün ölçülerini de Allah'ın Resulü açıklayacaktır. Nitekim hadislerden hanımların tesettürünün nasıl olması gerektiğini detaylıca öğreniyoruz.

Hz. Âişe radıyallahu anha şöyle demiştir: “Ebû Bekr’in kızı Esmâ radıyallahu anha ince bir elbise ile örtülü olarak Rasûlüllah aleyhisselatu vesselamın huzuruna girdi. Rasûlüllah aleyhisselam ondan yüzünü çevirdi ve kendi mübarek yüzünü ve ellerini işaret ederek;

“Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca vücudunun şurası ve burası dışında kalan yerlerinin görülmesi (gösterilmesi) caiz değildir” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Libas, 33)

Hadis-i Şeriften; ayet-i kerimedeki, “Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler” ifadesinin tefsirini öğrenmiş oluyoruz. Demek ki el ve yüz hariç kadının bütün bedeni; saçı, gerdanı, kolu, bileği… ziynettir.

Bu ziynetlerin, örtücü nitelikte bir dış kıyafetiyle gizlenmesi gerekmektedir. Öyleyse dış kıyafet; kalınlığı ve bolluğu ile gerçekten örtücü olmalıdır.

Usame bin Zeyd radıyallahu anhu naklederek demiştir ki:

“Resulüllah aleyhisselatuvesselam, Dihye’tül- Kelbi’nin kendisine hediye ettiği mısır kumaşlarından sık dokunmuş bir elbiseyi bana giydirdi, ben de onu hanımıma giydirdim. Allah'ın Resulü daha sonra bana sordu: “Ne oldu Mısır’dan gelen elbiseyi giymiyorsun?”

Dedim ki “Ey Allah’ın Resulü ben onu hanımıma giydirdim.” Resulüllah aleyhisselatuvesselam buyurdu ki: “Ona söyle altına astar olarak bir şey giysin. Çünkü ben o elbisenin bedeninin hacmini belli etmesinden korkuyorum.” (Ahmet b. Hanbel)

Başörtülerin de altını gösterecek kadar ince olmaması gerekmektedir. Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:

"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı. (Muvatta', Libas:4)

“Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar."

Ayetten anlaşıldığı kadarıyla hanımlar sadece kıyafetleriyle değil, yürüyüşleri, hal ve hareketleriyle de örtünmenin maksadına uygun davranmalıdır.

Son zamanlarda sokaklarda gördüğümüz -sözde- tesettür kıyafetleri ve başörtüler son derece düşündürücüdür. Tesettür modası firmaları, sadece ticari gayelerle, hoşa gidecek ürünler çıkarıp pazarlamaktadır. Genç hanımlar da sanki bizim giyim kuşamımıza bu firmalar karar verebilirmiş gibi, her ne çıkarılırsa alıp, giymektedirler.

Moda kavramı zaten özünde tesettür anlayışına aykırıdır. Çünkü moda, tüketimi körüklemeyi hedefleyen değişiklikler yapmak, yeni modeller üretmek demektir. Oysa tesettürün değişmez çizgileri vardır. Değişiklik olsun diye bu sınırlar aşılamaz.

Ayrıca moda kültürü özünde dünyevi ve nefsanî kültürün bir ürünüdür. Modacılar, şu dünya hayatında bir gayesi olmayıp kendisine sürekli oyalanacak, tüketecek yeni metalar arayan nefs-i emareye yeni yeni oyuncaklar sunar. Müslüman ise bu dünya hayatını bir gayeye göre yaşar ve böyle meşguliyetlerle oyalanmaz. Nefsin önüne yeni yeni arzu nesneleri koyan modacılar aslında bir nevi Müslümanları yolundan alıkoymaktadır.

Tesettür modası, başka hiçbir mahzuru olmasa bile, aile saadetine verdiği zararlar sebebiyle bile eleştiriyi hak etmektedir. Çünkü moda anlayışı yaygınlaştığından beri evlenmek ve evliliği huzurla sürdürmek daha zor hale gelmiştir.

İmkânı olanlar yeni çıkan modelleri alırken imkanı olmayanlar, eskimediği halde, modası geçti diye evvelki kıyafetlerini giymeye utanır hale geliyor. Oysa her ailenin bütçesi yeni sezon kıyafetleri almaya elvermiyor. Bu da eşler arasında geçimsizliğe sebep oluyor.

Hâlbuki imkanı olsa bile hiç kimse pahalı ve cazibeli kıyafetlere meyil göstermezse bunların yerine, Müslüman’a yakışan, sade, ciddi ve hesaplı kıyafetler üretilir. Hiç kimse bunları giymeye utanmaz ve modası geçti diye değiştirmek mecburiyetinde hissetmez.

Öyleyse gelin, tesettür modasına karşı şuurlu bir tepki geliştirelim. Birbirimizi bu kıyafetleri almaya değil almamaya özendirelim. Alana değil almayana iltifat edelim.

Gelin bu hicri yeni yılda yanlış tesettürden, doğru ve gerçek tesettüre hicret edelim. Tesettürün ruhuna ve gayesine uygun tesettür anlayışına geri dönelim. Böylece kendi sosyal dokumuzu kendi bilincimizle şekillendirelim.


Sayı : 9
Büyük Kapak