“Hasan Ağabey Hiç Rol Yapmadı”

Sayı : 22 / Aralık 2013, Konu Başlığı : Kültür-Sanat

Hasan Nail Canat Kimdir?

1943 yılında Kayseri'de doğdu. Kayseri İmam Hatip Lisesi öğrencisi iken okul müsamerelerinde arkadaşları ile küçük çaplı oyunlar sahneye koyarak sanat hayatına ilk adımını attı. 1967 yılında 'Yalnızlar Rıhtımı' isimli şiir kitabı yayınlandı. Babası tiyatrocu olmasına karşı çıktığı halde 1968 yılında Rusya'nın Bolşevik ihtilalinde Müslümanlara yapmış olduğu zulümden etkilenerek 'Moskof Sehpası' isimli ilk eserini yazan Hasan Nail Canat, büyük bir heyecanla profesyonel tiyatro hayatına başlamış oldu. 7-8 inançlı, şuurlu, fedakar genç ile birlikte Anadolu turnesine çıktı. 'Moskof Sehpası' o yıllarda çok büyük ilgi gördü ve 1200 kez sahnelendi.

Hasan Nail Canat bu başarısı sayesinde Anadolu halkının büyük alakasına mazhar oldu. 'Soytarı mı olacaksın' diyen babası, Kayseri Müftüsü'nün daveti üzerine Kayseri Din Görevlileri Derneği'nin organize ettiği 'Moskof Sehpası' isimli oyunu izlemeye geldi ve 'Oğlum, oyununu heyecanla seyrettim. Yanılmışım. Artık seni özgür bırakıyorum. Sanatını Allah yolunda kullandığın müddetçe yolun açık olsun' diyerek Hasan Nail Canat'a dua etti.

Hasan Nail Canat, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in sohbetlerine katılarak Allah yolunda sanatını kullanmanın püf noktalarını, mesaj kaygılarını, yol haritasını en ince ayrıntılarına kadar öğrenip sırası ile; 'Günahkar Baba', 'Dilsiz Şeytan', 'Bir Avuç Ateş', 'Afganistan Dramı', 'Bir Demet Gençlik', 'Ebabil Kuşları', 'Bana Mahşeri Anlat', 'Sokak Kızı Elif', 'Süper Bekçi', 'Mindrella', 'Cimcime Tavşan', 'Aynalar Yolumu Kesti' isimli eserleri hem yazarak hem yöneterek hem de oynayarak sanatını icra etti. Ayrıca Salih Tuna'nın yazdığı 'Şeytan Üssü Haber Merkezi' ve 'Kara Geceler Efendim', İbrahim Sadri'nin yazdığı 'Efendi Hayrettin Süperstar' ve 'İnsanlar ve Soytarılar', İranlı yönetmen Muhsin Mahmelbaf'ın yazdığı 'Başkasının Ölümü' ve Erkay Yavuz'un yazdığı 'Demedim mi?' ve 'Metropol ve Kadın' isimli tiyatro eserlerinde de başrolde oynadı.

12 Eylül ihtilalinden sonra mecburi olarak tiyatro hayatına ara veren Hasan Nail Canat, maddi açıdan çok büyük sıkıntılar çekmesine rağmen üretken bir sanatçı olduğunu 'Bir Küçük Osmancık Vardı', 'Nur Dağındaki Çocuk', 'Yaralı Serçe', 'Günahkar Baba', 'Yasemen', 'Kırımlı Murat Destanı', 'Bir Avuç Ateş', 'Gül Yarası' ve 'Kiralık Zindan' isimli romanları yazarak kanıtladı. İlk romanı Milli Gazete'de tefrika halinde günlük yayınlandıkça sevincine diyecek yoktu. 'Olacak, beni göremeyenler beni okuyacak ve ne olursa olsun bu insanlara mesajımı vereceğim' diyerek 9 esere imza attı.

'Bir Avuç Ateş' isimli romanı 'Çöküş' ismi ile yönetmen Mesut Uçakan tarafından beyaz perdeye aktarıldı. 'Bir Küçük Osmancık Vardı' isimli kitabı da Milli Eğitim Bakanlığı'nın '100 Temel Eser'i arasında yer almaktadır.

Hasan Nail Canat’ın şiir, roman ve tiyatro eserleri incelendiği zaman eserlerinin sadece ve sadece inanç ve ahlak üzerine olduğu açıkça belli olmaktadır.

'Sır Kapısı', 'Deli Yürek', 'Ekmek Teknesi' ve 'Kalp Gözü' gibi TV dizilerinde de rol alan Hasan ağabey, 41 yıllık sanat yaşamına 2004 tarihinde 'Aynalar Yolumu Kesti' isimli oyununu, son kez sahneledikten ve sonrasında ödülünü aldıktan sonra evinde aniden fenalaşarak kalp krizi sonucu Hakk'a yürüdü. Allah hizmetlerini kabul etsin.

Hasan Nail Canat, vefatının 9.yıl dönümünde, yıllarca öğrenci yetiştirdiği Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi'nde anıldı. Mehmet Nuri Yardım'ın yönettiği anma programında, yapımcı, oyuncu ve karikatürist Hasan Kaçan, Tiyatrocu Ahmet Yenilmez, Gazeteci-Yazar Tarık Tufan ve yönetici asistanı Emine Uçak Erdoğan konuşmacı olarak hazır bulundu.

Birçoğumuz onu Milli Gazete’de tefrika olarak yayınlanan, “Nur Dağındaki Çocuk,” “Yaralı Serçe” gibi romanlarından tanırız. Ben onu ilk olarak İnsanlar ve Soytarılar oyununda seyretmiştim. İbrahim Sadri tarafından yazılan oyun, Afgan cihadı hakkındaydı. Ulvi Alacakaptan ve Hasan Nail Canat öncülüğünde 80’li yılların sonunda bütün Anadolu’yu gezerek sahnelenmiş, ben ancak videosunu izleyebilmiştim. Hasan Ağabey bu oyunda Afganlı bir mücahidi canlandırıyordu.

Altunizade Kültür Merkezindeki anma toplantısında, onun hakkında söylenen sözler arasında en çok dikkatimi çeken “O hiç rol yapmadı” sözü olmuştu. Gerçekten de onun “rol icabı” bozuk bir fikri seslendirdiğine şahit olmadık. Çünkü onun sahneye çıkarken asıl maksadı bir rol canlandırmak değil Allah'ın adını sahnelerde de zikretmek ve yüceltmek olmuştu. Hem de çok zor bir zamanda…

Anma toplantısında onunla ilgili düşüncelerini paylaşan Hasan Kaçan da aynı gerçeğe dikkat çekti: "Onun yaşadığı zaman diliminde Hasan Nail Canat olmak çok zor bir şeydi. Bırakın sanatla uğraşmayı başka bir şeyle bile uğraşmak çok zordu. Hele sanat alanında, hele tiyatro, sinema alanında ürünler ortaya koyabilmek, eserler ortaya koyabilmek çok zor bir şeydi. Böyle zor dönemlerden geçen kendi arkasından gelen gençlere yol açan çok değerli, çok kıymetli, çok sevgili ağabeyimiz ve sanatçımız… "

Gerçekten de yakın bir zamana kadar memleketimizin dinine sadık Anadolu insanı, ikinci sınıf vatandaştı. Devlet eliyle desteklenen kültür sanat camiası bariz bir şekilde inanç düşmanı, halkından kopuk, ithal malı ideolojileri benimsemiş kişilerden oluşuyordu.

Halen kültür üretiminde baskın rolünü sürdüren bu camia, o gün bugünkünden çok daha tahammülsüzdü. İmam hatip kökenli olduğu için dışlanmalara maruz kaldığını bildiğimiz sanatçı Ahmet Yenilmez’in de konuşması sırasında dikkat çektiği gibi:

“Bir tiyatro oyuncusu eğer Ramazan günü oruç tutuyorsa, bunu ancak gizlice yapabiliyordu. Böyle bir devirde Hasan Nail Canat gibi az sayıdaki insan, kahvehanelerin masalarının üzerinde, römorkların üzerinde oynayarak bütün Anadolu’yu dolaştı. ”

İşte Hasan Nail Canat ağabey, böyle bir zamanda bu memleketin imanlı gençleri için bir ümit ve cesaret kaynağı olmayı başarmıştı. Öğrencilerinden Tarık Tufan onun hizmetlerinin önemini anlatırken hepimize tercümanlık edecek cümleler kurdu:

“80’li, 90’lı yıllarda kendisine bir kimlik arayan dindar gençler için “ne seyredeceğiz, ne okuyacağız?” diye etrafına bakarken aidiyet hissettiğin, kendine yakın hissettiğin kişilerin ürettiğini okumak, seyretmek önemliydi. Mesela mizaha meraklı gençler için, mizah çevrelerinden Hasan (Kaçan) ağabeyin bizim gibi olduğunu, tabiri caizse bizim mahalleden olduğunu duymak bizim için çok önemliydi. Bu bir çocuk için, bir genç için çok önemlidir. Benim yaşadığım muhitte iki sinema salonu vardı, birinde ecnebi film oynatılırdı, birinde Türk filmi seyredilirdi. Bir gün dediler ki “Dini film oynayacak,” ve “Çağrı” filmi oynatıldı. Bu büyük bir heyecandı. İlk kez sinema perdesinde birisi “Lailahe illallah” diyordu, “Allahu ekber” diyordu. İşte böyle bir dönemde, bir video kasetini koyuyorsun, sahnede bizden birileri çıkıyor, bizim inancımızı, görüşlerimizi ifade ediyor. Bunun ne kadar önemli olduğunu bilemezsiniz.”

Anma toplantısına katılanların hepsinin ortak görüşü, “Ne yazık ki Hasan Nail Canat’ın yolundan gitmeye istekli olanların sayısı çok az ve onlar da yeterince desteklenmiyor.” şeklindeydi.

Yine ağız birliğiyle vurgulanan bir konu da: ‘Ülkemizdeki inançlı insanlar, “Nasıl zengin olunur?” öğretmekle meşgul olup kültür sanat işlerini tamamen sol ideolojiye sahip kesime bıraktı. Bunun faturasını hep birlikte ödüyoruz. Geçtiğimiz aylarda gezi olaylarının da gösterdiği gibi, gençlere ulaşamıyoruz.’

Ne yazık ki gençlerimizin önünde “Müslüman sanatçı nasıl olur?” sorusuna cevap veren rol modeller yeterince yok. Konuşmacılar, “Hasan Nail Canat ağabey, inançlı bir sanatçının nasıl edepli ve mütevazı olması gerektiğini çok güzel ortaya koymuştur,” diyerek onu hayırla yad ettiler.

Toplantıya katılan Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, “Hasan Ağabey, öğrencilik yıllarımızda, bizim kaldığımız öğrenci evinde misafir olmuştu. Onun tevazuunu ve güzel ahlakını böylece yakından tanımış oldum” dedikten sonra müjdeyi verdi:

“Sanat Hak içindir, diyebilen, sanatı sadece kendisinde tutmayan, yeni nesiller yetiştiren ve onları yönetmenlikten tutun oyunculuğa, kostüm-dekora kadar eğitebilen Hasan ağabey’in adını, yıllarca talebe yetiştirdiği Altunizade kültür merkezinin sahnesinde yaşatacağız.”

Bağcılar Belediyesi de daha önce kültür merkezlerine Hasan Nail Canat Kültür Merkezi adını vermişti.


Sayı : 22
Büyük Kapak