Hiç Sarhoş Olmadığınıza Emin misiniz?

Sayı : 13 / Mart 2013, Konu Başlığı : İrfan Mektebi

Dünyada bize şarabı men eden Rabbimiz, cennette bize şarap ikram edeceğini bildiriyor.

Dünyada haram... Cennette ikram...

Nedir farklar?

Rabbimiz bize bir şeyi haram kıldığında hâşâ sebeplerini izah etmek mecburiyetinde değil. Nitekim hınzır etinin niçin haram olduğuyla ilgili Kur’ân’da bir açıklama yok. Fakat içki ile ilgili birçok âyet var. (el-Bakara, 219; en-Nisâ, 43; el-Mâide, 90; et-Tûr, 23; el-Vâkıa, 19; es-Sâffât, 47)
Bunlardan içkinin niçin haram olduğu şu maddelerle izahını bulabiliriz:

● İçki, bir pisliktir...

Niçin pis?

Bir şeyi tabiatımız sevmediği için pis bulabiliriz. Zararlarını öğrenip aklen pis olduğuna hükmedebiliriz. Bizim tabiatımız fark etmese, aklımız almasa da Rabbimiz pis diyorsa, bir şey pistir. İçki hepsi açısından pistir.

● İçki, “şeytan işidir.”

Şeytan, sarhoşluğu, aşağıda sayacağımız maddeleri insana işletmek için uygun bir hâl olarak bulduğu için, insana şarabı öğretmiştir:

● İçkinin büyük bir günahı vardır... Onda kötülüklere sevk eden, iyiliklere ve vazifelere karşı yavaşlatan bir yapı vardır. İçki; bağımlılık yapar, müptelâ eyler. Alkolizme varan vakalarda; kişi ne kendine, ne ailesine, ne de toplumuna bir fayda sağlayabilir.

● İçki, zikir ve namazdan alıkoyar.

● İçki, ne söylediğini bilemez hâle getirir. Küfür, hakaret ve benzeri sözleri söylettirir.

● İçki; aklı örter, giderir.

● İçki, helâk eder.

● İçki, nefret ve düşmanlığı körükler.

● İçki; yalpalatır, şuursuzlaştırır.

● İçki, gözleri bulandırır, görüşü daraltır.

● İçki, baş ağrıtır.

Cennet şarabında ise bu menfîlikler yoktur:

Cennet ehli temiz (el-İnsân, 21), çok hoş râyihaları olan (el-İnsân, 5, 6, 15-22; el-Mutaffifîn, 25-28), lezzetli (Muhammed, 15) şaraplar içerler; onlara hizmet edenler vardır. Güzel kadehleri ve meclisleri vardır. (ez-Zuhruf, 71; en-Nebe’, 34; el-Ğâşiye, 14) Dünya şarabının yukarıda sayılan kötü özellikleri onda yoktur. (es-Sâffât, 44, 47; et-Tûr, 23-24; el-Vâkıa, 15-19)

Bizler, müslüman bir toplumda, dindar anne-babaların özenle yetiştirdiği evlâtlar isek, çoğunlukla alkollü içkileri tabiatımız da pis bulur. İçkinin yukarıdaki kötülüklerin anası olduğunu aklen de biliriz.

Ancak Kur’ân-ı Kerim’de içki ve sarhoşlukla ilgili bunca tafsilât verilmesinde bir sır olmalıdır.

Gerçek sarhoşluğun tesir ettiği yönler, mecâzî sarhoşlukları bize tarif eder. İçki içmesek de sarhoşluğun bu olumsuz manzaralarını yaşamakla karşı karşıya gelebiliriz.

Bunları kısa kısa ele alalım:

ŞEHVET SARHOŞLUĞU

Şehvet, tıpkı içki gibi gerçeklerden uzaklaştırıp kişinin gözlerine ihtiraslarından, tutkularından bir perde çeker.

Birçok iffet ve ismet, şehvet sarhoşuyken verilen sözlerle aldatarak veya böyle sözlere aldanarak perişan olmuştur. Şehvet sarhoşu bir kişinin; “Seni kaçıracağım, nikâh yapacağım, babandan isteyeceğim.” gibi sözleri vermesi çok kolaydır. Fakat sarhoşluk geçtikten sonra onları hatırlaması da çok güç...

Arzularının sarhoşu olan kişi, her yolu mubah sayabilir. Çünkü aklın kontrol edici, insanı işlediği fiilin âkıbetlerini düşünerek men edici özelliğinden uzaklaşmıştır. (en-Nisâ, 27)

AŞK SARHOŞLUĞU

Şehvet nefsânî istektir. Aşk ise kalbî arzu...

Aşkın da sarhoşluk gibi aklı baştan uzaklaştırıcı etkisi malûmdur.

Mecâzî aşk kişiyi hakikî akıldan uzaklaştırır. Züleyhâ’nın yaptığı gibi yanlışlara sevk eder...

Sevgi, sadece sevgi olduğu için masum, meşrû ve haklı olmaz. Aşk sarhoşunun yanlışları, aşk adı verilen hissiyattan çok, vuslat yönünde atılan yanlış adımlardan kaynaklanır. Hazret-i Yûsuf, gönül meylini değil, Hakk’ın burhânını esas almış ve doğru olanı yaparak iffetini korumuştur.

KORKU SARHOŞLUĞU

Kıyâmetten müthiş bir sahneyi anlatarak başlayan Hac Sûresi’nin ikinci âyetinde, o âfet ânının dehşetinden dolayı sağa, sola savrulan, çılgına dönmüş, fakat yapacak bir şey de bulamayan insanların hâli, sarhoşlara benzetilmiştir:

“Onları, sarhoş olmadıkları hâlde sarhoş vaziyette görürsün.” (el-Hac, 2)

İnsan bünyesine, hayâtiyetini korumak, kıymetlerine sahip çıkmak üzere korku kuvvesi verilmiştir. Tehlikeden uzaklaştıran bu duygunun ileri hâli, uhrevî ateşten uzaklaştıracak Rahmânî bir korkudur. Takvâ, mehâfetullah, haşyet adlarıyla anılan bu korku, ümit / recâ ile dengelidir.

Bazı hâllerde, ölümden koruyan tabiî korku ile, cehennemden koruyan uhrevî korku karşı karşıya gelir. Meselâ cihadda...

Âhiret inancı sağlam bir kişi, derhâl tercihini ikinciden yana yapar ve ölüm korkusunu üzerinden atar, şehâdete koşar. Fakat âhiret inancı zayıf olursa; can tatlı gelir, ölümün korkusu insanın bütün benliğini kaplar. Göz; tıpkı sarhoşta olduğu gibi yerinden kayar, ölmeden ölüm sarhoşluğuna dûçâr olur! Şu âyet-i kerîmede bu çirkin sarhoşluk anlatılmıştır:

“Îmân edenler; «Keşke savaş hakkında bir sûre indirilseydi?» diyorlar. Fakat net ve kesin bir sûre indirilip de içinde savaşma emri zikredilince; kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm sekerâtına giren kimsenin bakışı gibi boş gözlerle Sana baktıklarını görürsün...” (Muhammed, 20)

Bu korku galeyânı, çok büyük günahlara sevk eder:

Cepheden kaçma... Hakkı söyleyememe... Zalime dalkavukluk... Zulme rızâ... Zillet...

ÖFKE SARHOŞLUĞU

Öfke; etkisi altına aldığı kişiyi kontrolsüzleştirmesiyle delilik, sarhoşluk gibi hâllere açıkça benzer.

Boyun damarlarının şişmesi, yüzde ve gözlerde kızarmanın görülmesi kan basıncı ile alâkalıdır. Öfke ânında, kalp çok daha yüksek bir ritimde çalışır. Efendimiz, öfkeyi “Kalpteki bir ateş...” olarak tarif etmiştir. Günümüz tabirleriyle, psikolojik sebeplerin biyolojik yapıda bir galeyan, bir hararet meydana getirmesi diyebiliriz. Öfke; kontrol altına alınmazsa, söndürülmeyen bir ateşin her şeyi tutuşturarak büyümesi gibi, insanın söz ve davranışlarını maddî-mânevî zarara sürükler. Hiddet, şiddete dönüşür.

Öfke ateşinin maksadı, intikamdır. Gururun incinmesi, bir zarara uğranması, hedeflenen bir menfaatin elde edilememesi, sevilmeyen bir başkasının bir menfaat elde etmesi (haset) gibi sebeplerle; bir kişiye düşmanlık, kin ve nefret beslemek ve bu kişiye zarar vermek isteğidir.

Tasavvuf erbabının şu tavsiyesi, öfkenin temeli olan nefret tohumlarını kalpten uzak tutmakla ilgilidir:

“Sana yapılan kötülükleri unut ki, kalbinde kin ve öfke tomurcuklanmasın.”

Öfke sarhoşluğunun şarabı, kalbe doldurulan nefrettir. Bu kötü alışkanlık terk edilirse; rızâ, tevekkül, huzur duygularıyla bu sarhoşluktan kurtulmak mümkün olacaktır.

BENLİK VE KİBİR SARHOŞLUĞU

Sarhoşluk; kişiyi büyük ve mutlak hakikatlerden perdeleyen, o gerçeklere karşı şaşı, bulanık bakar bir hâle getiren ve farklı bir odağın etrafında uyuşturan bütün hâllerdir.

Meselâ; mal, servet ve makam-mevki sarhoşu; öleceğini unutmuşçasına bir kibir, cimrilik ve sefâhate dalabilir. Mevki sarhoşu; «kendisine hesap soran yok» diyerek zalimleşebilir. Şöhret ve zafer sarhoşlukları da böyledir. Bundan kurtuluşun yolu, insanın Rabbi karşısındaki hiçliğini, acziyetini anlamasıdır.

EĞLENCE SARHOŞLUĞU

«Dalmak, dalıp gitmek» mânâsındaki «Havz» fiili, Kur’ân lisânında eğlence sarhoşluğunu ifade için kullanılır. (et-Tevbe, 65, 69; el-En ‘âm, 68, 91)

İnsanı gerçek maksadından, hakikî yolundan alıkoymak için dünyada sürekli eğleyici şeyler üretilir. Dünyayı âhiretin tarlası değil de, bir oyun-eğlence yeri görenler, bu kâinatın yaratılışını da bir zar oyunu gibi tesadüflere bağlamak isterler.

Eğlence sektörü bugün daha büyük bir problemdir.

Televizyon, sinema, tiyatro, müzik ve internet alanları, cep telefonundan dev ekranlara, sırf eğlence için milyonlar dökülerek hazırlanmış stat, festival alanı vb. yerlere dev bir mesele...

Evine domuz eti veya şarap sokmamakta gösterdiği titizliği maalesef birçok müslüman, hınzır tıynetine alıştırıcı ve içkiye özendirici yayınlar yapan televizyonu filtrelemekte gösteremiyor. Hele çocuğunun elindeki internetli telefonla ne okuduğunu, ne izlediğini, nelere güldüğünü bilemiyor bile...

Böylece ekseriyetle dîne düşman bir kesim, elindeki bütün araçlarla nesillerin zihin ve kalp dünyalarını biçimlendiriyor. Boşaltıyor, dolduruyor.

Eğlence sarhoşu olmadan, seviyeli bir şekilde ve hayatımızın gayesi olan ciddî şeylerle orantısını kaçırmadan eğlenmeyi bilmeli... Fakat hayatı, mânâsına sarf etmeli...

HAYAL SARHOŞLUĞU

Eğlenceyle geçen, hiç ders çalışılmamış bir dönemin sonunda, sınıfı nasıl geçebilirsiniz?

Hayallerle...

Şeytan Nisâ Sûresi 119’uncu âyette şöyle itiraf eder:

“Muhakkak o (insa)nları boş kuruntulara boğacağım.”

Bir başka âyet:

“Ne o, insanoğlu kurduğu her hülyaya, içinden geçen her şeye nâil olur mu sanıyor?” (en-Necm, 24)

Nasıl olur da insan bu kuruntulara aldanır?

Aldanmaya hazırdır da ondan... Bütün dolandırıcılar, insandaki bu açığı kullanır:

Yağlı ballı yiyecekleri yiyerek kilo vermek, çalışmadan para kazanmak uğruna paralarını kaptıran nice insan var. Gerçekler ise, talep edicidir. Gerçekleri kabul etmeniz, îman gerektirir, amel gerektirir, hicret gerektirir, cihad gerektirir.

UYKU SARHOŞLUĞU

Sarhoşların sonunda sızdığı gibi, uykunun da sarhoşluğu olur.

Müttakî kullar; uykunun çokluğu, katılığı ve gafletine karşı da çare ararlar. Uykunun sarhoşu olmamaya çalışırlar. Yatsıdan sonra erken yatıp, gecenin son diliminden gün ağarıncaya kadar olan vakti, uyanık geçirme gayretinde olurlar. Geceleri az uyur ve seher vaktinde istiğfâr ederler. (ez-Zâriyât, 17-18)

Günümüz dünyasında ise, anlayış tersinedir. Prime-time denilen, en kıymetli vakitlerde insanlar eğlence sarhoşluğuyla oyalanır, beden ve zihinlerin seher ve fecir vakitlerinde yığılıp kalması sağlanır.

ÖLÜM SARHOŞLUĞU

Kalbin hançereye dayandığı, (el-Vâkıa, 83) bakışların döndüğü ve boşlaştığı an (el-Vâkıa, 84), kulun Azrâil’le göz göze geldiği andır. Azrâil, ölüm, kabir, berzah âleminin bütün durakları, öbür âlem yolcusunun kalbî kıvamına, ömür kayıtlarının değerine nisbetle şekillenir.

Cennet gibi veya cehennem gibi... Gül yüzlü bir melek gibi veya korkunç bir zebânî gibi...

Dolayısıyla ölümün sarhoşluğu; kiminde, şeb-i arûs gibi tatlı bir mestânelik, kiminde korkunç bir perişanlık olacaktır.

Mesele, o sarhoşluk ânında, şahâdet kelimesini dili dolaşmadan söyleyebilmektir.

Evet içki içmiyor olabiliriz.

Fakat kendimize soralım bu sarhoşluklardan da kendimizi koruyabiliyor muyuz?


Sayı : 13
Büyük Kapak