Hicri Yılbaşı ve Aşure Günü

Sayı : 44 / Ekim 2015, Konu Başlığı : Kutlu Mevsim

14 Ekim günü hicri yılbaşımız olan 1 Muharrem’dir. 1 Muharrem günü, Müslümanların asıl takviminin başlangıcıdır. Muharrem ayı, hürmet edilen ay demektir.

Hz. Ömer’in halifeliği dönemindeydi. Kendinden evvelki halifelerin baş danışmanı ve veziri olan Hz. Ali’nin de bulunduğu bir toplantıda, takvim meselesi ele alındı. O zamana kadar Arapların belli başlı bir takvimi yoktu. Yılları birbirinden ayırt etmek için önemli hadiselerin olduğu yılların adını kullanırlardı. Mesela Fil vakasından bir yıl önce, Buas savaşından bir yıl sonra gibi… Ancak bu durum karışıklıklara yol açıyordu.

Müslümanların da bir takvimi olması gerektiği müzakere edilirken Hz. Ali radıyallahu anh, Mekke’den Medine’ye hicretin Müslümanlar için takvim başlangıcı sayılmasını teklif etti.

Hicret gerçekten de İslam tarihinin önemli bir dönüm noktasıydı. İslam toplumu o tarihten itibaren bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmıştı. İslam dininin birçok hükümleri hicretten sonra indirilmiş ve İslamiyet ancak o tarihten sonra hızla yayılmıştı.

Bu teklif uygun görülünce hicretin on yedinci yılından itibaren hicrî takvim kullanılmaya başlandı. Ay takviminin ilk ayı olan Muharrem ayı da, hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul gördü.

Hicri takvim, Allah katında geçerli olan ve dini günleri hesaplamakta kullanmaya devam ettiğimiz kamerî ayları esas alır. Kameri ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce.

Hicret de Allah rızası için; maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ve dinimizin yüceltilmesi uğruna katlanılan zorlukların adıdır. Hicret denilen kutlu yolculuk; aslında Allah’a ve O’nun Kutlu Elçisi Rahmet Peygamberine gönülden bağlılığın bir ifadesi olarak; küfürden imana, günahtan sevaba, gafletten zikre doğru her gün her an yapılmaya devam etmektedir. Peygamber efendimiz, buyuruyor ki; “Muhâcir, Allah'ın yasakladığı şeyleri terkeden kimsedir" (Buhârî, İmân, 4; Ebu Dâvûd, Cihâd 3)

İster günaha sürükleyen çevrelerden kaçınıp sevaba vesile olan arkadaşların yanına koşmak suretinde olsun, isterse gaflete sürükleyen bir ortamdan zikre çağıran bir ortama gitmek olsun hicret her zaman kulluk hayatımızda yerini koruyacaktır. Belki bir odadan diğer odaya gitmek bile hicrettir.

Nakşibendî yolumuzun da bir esası, “Sefer der vatan”dır; yani asıl vatana doğru sürekli yolculuk bilincinde olmak… Gönül ikliminde sürekli Allah'a yönelmek… Allah’tan uzaklaştıran her şeyden vazgeçip devamlı Allah'a hicret etmek…

Aşure Günü

Ekim ayının 23. Günü, 10 Muharrem yani Aşure günüdür.

Aşure günü, geçmiş Peygamberlerin hayatında önemli bir gün olarak kabul edilmiş, birçok hayırlı ve bazen de hüzünlü hâdiseler bu günde meydana gelmiştir.

Cenâb-ı Hak aşure gününde on Peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunmuştur.

1- Hz. Âdem aleyhisselamın tevbesi aşure günü kabul edilmiştir.

2- Hz. Nuh aleyhisselamın gemisi Cûdi Dağı'nın üzerine aşure gününde demirlemiştir.

3- Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail aleyhimesselam aşure günü doğmuştur.

4- Allah-u Zülcelâl firavun ve ordusunu suda boğarak, Hz. Musa aleyhisselamı ve kavmini kurtarmıştır.

5- Hz. Yunus aleyhisselam balığın karnından aşure günü kurtulmuştur.

6- Hz. Yusuf aleyhisselam kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan aşure günü çıkarılmıştır.

7- Hz. Yakub'un oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

8- Hz. Eyyûb aleyhisselam hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

9- Hz. Davud aleyhisselamın tövbesi o gün kabul edilmiştir.

10- Hz. İsa aleyhisselam o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir. (bk. Diyarbekri, Tarihu'l-hamis, 1/360; Sahih-i Müslim Şerhi 6/140)

Ramazan orucu farz olmadan önce Müslümanlar Aşure günü oruç tutuyorlardı. Yahudiler, “Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğulları’nı Firavun’un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa aleyhisselam Allah’a şükür için bugün oruç tutmuştur. Biz de tutarız.”
Derlerdi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem; "Biz Hz. Musa’nın sünnetine sizden daha yakınız." dedi ve o gün oruç tuttu. (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI/308, 309)

Daha sonraları Ramazan orucu farz kılınınca, aşûre günü orucunu isteyen tuttu, dileyen bıraktı. (Buhârî, Savm, 69;)

Peygamberimiz “Ramazan ayından sonra oruç için en faziletli ay Muharrem ayıdır.”(Müslim, Sıyam, 202-203) diye buyurmuştur.

Yahudilere benzememek için, 9-10 veya 10-11 günleri oruç tutulur. Aşure gününde gusletmek, eve erzak almak ve sadaka vermek güzel görülmüştür.

Kerbela Faciası

Âşura günü, Müslümanlar için bir hüzün ve matem günüdür. Hicretin 61. yılının 10 Muharrem günü, İslam tarihinin en elemli ve korkunç faciası meydana gelmiştir. Peygamber efendimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin radıyallahu anh, beraberindeki küçük bir grupla ve aile fertleriyle beraber vahşice katledilmiştir.

Hz. Hüseyin’in şehadeti, bütün Müslümanlar için acı bir hatıradır. Bu sebeple Muharrem ayının gelişi kutlamalarla değil, mersiyelerin okunuşuyla karşılanır. Osmanlı toplumunda yalnız Şii ve Aleviler değil, Sünni Müslümanlar da Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesinin yıl dönümü olan 10 Muharrem’i hüzünle anarlardı.

Muharrem ayı girince on gün boyunca öğle ezanları Hüseyni makamında okunurdu. Sümbül Efendi Camii’nde yapılan Aşure merasimlerinde mevlit bahirlerinin arasında Hz. Hüseyin için yazılan makteller ve mersiyeler okunurdu. Maktel, şehadeti ve bundan dolayı acıyı anlatan şiirlerdir. Mersiye ise bir kişiyi, genellikle de Hz. Hüseyin ve ehli beyti metheden, üstünlüklerini sayan şiirlerdir. Mersiyelerde Hz. Hüseyin’in şehadetinden dolayı hissedilen acının yanında ona bu zulmü reva görenlere karşı hissedilen kızgınlık da hiciv diliyle ifade edilirdi.


Sayı : 44
Büyük Kapak