Huzurun Baş Düşmanı

Sayı : 66 / Ağustos 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Geçmişi Geride Bırakamamak

Evlilik, uzun bir yolculuğa benzer. Nasıl ki yolculukta her şeyin yolunda gittiği zamanlar da olur, sıkıntılı zamanlar da olur, aynen onun gibi evlilikte de her şeyin beklendiği gibi gitmediği zamanlar olur. Bu anlar insanlar için bir imtihan olduğu gibi evlilikler için de bir imtihandır. Bir evlilik böyle zor zamanlardan geçtiğinde eşler de birbirlerinin gizli huylarına şahit olurlar.

İnsanların yabancılar tarafından pek bilinmeyen huyları nasıl ki birlikte yolculuk yapıldığı zaman ortaya çıkarsa, aynen bunun gibi başkalarından gizlediği gerçek yüzleri de evlilikte ortaya çıkar. Bu sebeple bir insanı en iyi eşi tanır. Başkaları onun ancak maskesini görür, ama eşi onun iyi günde, kötü günde ortaya çıkan gizli yönlerini de görür.

İnsanın kendi duygularına hakim olabildiği, ölçülü davranabildiği zamanları vardır; bir de duygularının seline kapıldığı ve kontrolünü kaybettiği zamanları vardır. O zamanlarda sergilediği hallerine ancak en yakınları şahit olur.

İnsanlar evlenmeden önce yaptıkları görüşmelerde birbirlerinde iyi bir intiba bırakmaya çalışırlar. Hatta neredeyse mükemmel bir insan gibi görünmeye çalışırlar. Ancak evliliğin sorumlulukları başlayınca yavaş yavaş o mükemmellik maskesi iner, gerçekler ortaya çıkar. Hele bir de beklenmedik zorluklar ortaya çıkınca nefsin en kuytu köşelerindeki tuhaf huylar bile gün yüzüne çıkıverebilir.

Bir insan evlenirken eşi hakkında aşırı hayallere kapılırsa, beklentisini çok yüksek tutarsa en ufak bir krizde büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Ama gerçekçi olur, beklentilerini makul seviyede tutarsa evliliğin geçirdiği bu imtihanlarda birden bire sarsılmaz, sakinliğini kaybetmez.

Bir insanın kulluğu nasıl zor zamanlarla sınanıyorsa, evliliği de böyle zor dönemlerle sınanacaktır. Buna hazırlıklı olmalıdır. Önemli olan o anları selametle geçirebilmektir.

Aşırı Beklentiye Girmeyin

Günümüzde gençler evlenirken çok yüksek beklentilerle evlenebiliyor ve en ufak bir hayal kırıklığında kendilerini aldatılmış hissedebiliyorlar. Bilhassa genç kızlar evliliğe kusursuz bir mutluluk beklentisiyle adım attıkları zaman, en ufak bir pürüzden bile mutsuz olup, şikayet edebiliyorlar. En kötüsü de evlendikleri kişide ortaya çıkan bir huyu veya davranışı aşırı derecede gözlerinde büyütüyorlar. Eşlerinin bir yanlış davranışı olduğunda onu bir türlü unutamıyor, zaman zaman yüzüne vuruyor, rencide ediyorlar. Bu da evlilikleri zehirliyor.

Evlilik danışmanlarına başvuran çiftler arasında en sık görülen sorun, eşlerin birbirini hoş görememesi, bir zayıflık anında yapılmış bir yanlışı affedememesi, eleştirip, suçlayıp durması… Bu davranış bilhassa kadınlar arasında daha yaygın görülüyor.

Elbette kadınlar duygu bakımından daha hassas oldukları için yaşadıkları bir acıdan daha derin etkilenebiliyorlar. Kadınların anı hafızasının da daha güçlü olduğu söyleniyor. Bundan da önemlisi kadınlar, ev kadınlığı ve annelik vazifeleri sebebiyle eve kapandıkları için olayları geride bırakıp atlatamıyor, zihinlerinde tekrar tekrar yaşıyorlar. O yaşadıkları sıkıntı veya acıyı hatırladıkça, hayatlarındaki birçok güzel şeyi görmüyor, tadını alamıyorlar. Bu da geçmişte kalması gereken bir acının bugünün güzelliklerini gölgelemesine sebep oluyor.

Eğer geçmişte hissedilen bir acıyı, vücudumuzun bir yerindeki yara izine benzetirsek, bu yara izinin zamanla kapanıp iyileşmesi beklenir. Ama insan o yarayı deşer, tekrar kanatırsa o yara hiçbir zaman kapanmaz. Hem yara iyileşmeyince belki kötüleşir, enfeksiyon kapar ve daha büyük bir probleme sebep olur.

Duygusal yaralar için de aynısı geçerli. Eğer geçmişte yaşanan bir kırgınlığın üzerini örtüp iyileşmesini sağlar ve başka şeylerle meşgul olursanız, bir süre sonra muhatabınız o olaydan kendi kendine ders çıkarır ve bir daha yapmaz. Böylece sorun kendiliğinden düzelir. Bu arada muhatabınız da sizin affediciliğiniz karşısında size duygusal olarak borçlanır ve o da sizin bir kusurunuz olursa onu örter. Böylece karı koca birbirine dost olur.

Aksine o olayı yüzüne vurur, incitir, şahsiyetini rencide ederseniz o da size karşı kinci olur, hatalarınızı araştırır ve size karşı hoşgörüsüz olur. Bu durumda karı koca sürekli birbirini kötüler, iyi taraflarını görmez, adeta aynı evde yaşayan iki düşmana dönüşür.
Halbuki dinimiz bize eşlerimize karşı merhametli, meveddetli ve hoşgörülü olmamızı emretmektedir. Rabbimiz erkeklere:

“Onlarla (kadınlarınızla) iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa, 19) buyuruyor.

Bu ayette hitap erkeklere olsa da kadınlar için de aynı kurallar geçerlidir. Dünya hayatı bir imtihan meydanıdır. Bize bu dünyada her şeyin gönlümüze göre olacağı, hiçbir zorluk olmayacağı vaad edilmemiştir.

Elbette evli iki insan arasında birbirine uyumlu taraflar da olacaktır, hoşa gitmeyen veya uyumsuz taraflar da olacaktır. Önemli olan eşinizin Allah'tan korkan, helal ile yetinen, namusunu koruyan bir insan olmasıdır.

Evliliğinize Zaman Tanıyın

Evlilikte sevgi, güzel geçim ve mutluluk Allah'ın takdir ettiği bir nimettir. Herkesin bir kısmeti vardır. Ayrıca bir evliliğin ileriki yıllarının nasıl olacağı belli olmaz. Birçok evli çifte sorsanız, ilk zamanlar bazı sorunlar yaşadıklarını, zamanla birbirlerini anladıklarını ve huylarını öğrenip uyum gösterdiklerini, böylece daha iyi geçinip mutlu olduklarını söyleyecektir.

Bazen bir evliliğin ilk zamanlarında birçok sıkıntı üst üste gelir. Hem ekonomik darlık söz konusudur, hem aile ve akrabalardan gelen tesirler sıkıntı vermiştir, hem de birbirlerini anlayamamış olabilirler. Ancak zaman geçtikçe sorunlar birer birer çözülmüştür. Bu arada çocuklar dünyaya gelmiştir ve ortak sevinçler sevgiye vesile olmuştur. Derken karı koca arasında daha sağlam ve kararlı bir muhabbet başlamıştır.

Peygamberimiz karı kocanın birbirinde kusur aramamasını, iyi taraflarını görmeye çalışmasını öğütlenmiştir:

“Hiçbir kimse, karısına buğz etmesin. Zira hoşlanmadığı huyları varsa buna karşılık hoşlanacağı huyları da vardır.” (Müslim; Kitab’ur-Rada, 1469;)

Evliliğe biraz zaman tanımak gerekir. Biraz sabır, biraz anlayış, biraz affedicilik ve kusur örtücülük insanı büyük bir pişmanlıktan kurtarabilir.

İnsanları sevmek ve hoş görmek gönlü geniş ve sevgi dolu insanların meziyetidir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin ahlakına baktığımız zaman onun çok halim ve şefkatli olduğunu görüyoruz. Hz. Aişe validemiz şu şekilde anlatır:

"O, hiç kimseyi ayıplamaz, kötülüğe mukâbele etmez, af ve hoşgörülükle muâmele eder, kötülükten uzak kalırdı. Nefsi için bir kimseden intikam almış değildir. Hiçbir köle ve hizmetçiyi, hatta bir hayvanı bile incitmemiştir. Yanlış davranışları ise affetmiştir. Bir hacet dileyen yoksulu boş çevirdiği vâkî değildir. Yanında bir şey bulunmazsa o vakit başka..." (Buhârî, Menâkıb, 234, Edeb 80; Müslim, Fezâil, 77,; Muvatta, Husnü'l-Hulk, 2)

İnsanların affetmenin, kusurlarını örtüp, geçip gitmenin bu dünyada hiçbir faydası olmasa bile ahirette büyük mükafatı olacaktır. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

“Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah'u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Birr ve Sıla, 85)

Bunları düşünen bir insan, eşinin ona karşı bazı haksızlıkları olsa bile onları geçmişte bırakır, geleceğe bakar. Hem geçmişiyle yaşamak, kötü hatıraların zihninde tekrarlayıp durmak, onları bir yana bırakıp geleceğe umutla bakamamak en yaygın depresyon sebebidir.

Geçmişte Takılmak Depresyon Sebebi

Depresyona giren kişilerde geçmişe dair keder ve geleceğe dair umutsuzluk duyguları hakimdir. Bu kişiler geçmişin sıkıntılarında gömülüp kaldıkça vazifelerini aksatır, eşiyle ve başka insanlarla da arası bozulur. Nihayet en büyük kötülüğü kendisine yapmış olur.

Doktorların depresyondan muzdarip olan kişilere en öncelikli tavsiyesi bol harekettir. Hareket etmek, beyinde serotonin hormonunun artmasını sağlayarak kişinin geçmişi atlatmasını kolaylaştırır. Aklına geçmişle ilgili kötü düşünceler gelen kişiler hemen kalkıp bir iş yapmalı veya biraz gezintiye çıkmalıdır. Ayrıca kendine faydalı meşgaleler bulmalı, yaptıkça kendini değerli hissedeceği, manevi bir doyum veren hayırlı işlerle ömrünü değerlendirmelidir.

Ayrıca ona manevi destek veren arkadaşlar edinmesi de iyi olur. Ancak arkadaşları asla geçmişi konuşup durduğu kişiler olmamalıdır. Dertleşme adı altında yapılan dedikodular insanın beyninde aynı acıları tazeler, eski yaraları kanatır ve kişiyi yeniden aynı noktaya döndürür.

Dünya hayatı dikensiz bir gül bahçesi değildir. Müslüman bir insanla evlendikten sonra ufak tefek meselelere sabretmek gerekir. Eğer sabredilirse mükafatı Cenâb-ı Hak tarafından fazlasıyla ihsan edilecektir. Rabbimiz şöyle müjdeliyor: “O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler. Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar. Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir. Onlara Rabb-i Rahîm’den bir de selâm vardır.”(Yasin, 55-58)


Sayı : 66
Büyük Kapak