Şifa ve Zindelik Kaynağı: Uyku Nimeti

Sayı : 59 / Ocak 2017, Konu Başlığı : Sağlık

Uyku, Allah-u Zülcelâl’in bizlere verdiği nimetlerden biridir. Uyku zannedildiği gibi sadece hareketsiz kalıp dinlenmekten ibaret değildir. Günümüzde uykunun hem beden, hem beyin için bir yenilenme ve şifa kaynağı olduğu anlaşılmıştır.

Uykuda hormon düzeyi dengelenir, sindirim sistemi çalışır, bağışıklık sistemi devreye girer, hücre yenilenmesi hızlanır ve vücudumuz adeta yeniden yapılandırılır.

Batıda yapılan araştırmalar, uzun süre derin uykuya dalmasına izin verilmeyen deneklerin strese benzer bir duruma maruz kaldığını ve bu durumun hastalıklara karşı direnci azalttığını göstermiştir.

Gece uykusunu almayan bir kişi ertesi gün uykulu olur. Bilhassa beynin sağlıklı bir şekilde çalışması için uyku çok önemlidir. Yeterince uyuyamayan kişide dikkatini toplama yeteneği azalır, yeni şeyleri öğrenmek zorlaşır hafızayı, düşünme becerilerini ve karar verme süreçlerini kullanma konusunda sorunlar yaşanabilir.

Çünkü uyku esnasında beyinde yeni güne hazırlanmak için önemli işlemler yapılır. Gün boyunca insan sayısız manzara görür, ses duyar ve farkında olmadan beynine çeşitli veriler gönderir. Bu bilgi ve verilerden çoğu, kalıcı hafızada saklamaya değmeyen ayrıntılardır. İşte uyku sırasında bu bilgi ve düşüncelerin çoğu temizlenir ve böylece beyin yeni güne temiz bir şekilde hazırlanır.

Çoğumuz aklımızı meşgul eden düşüncelerin, kaygı ve evhamların, güzel bir uyku çektikten sonra önemini yitirdiğini görmüşüzdür. Çünkü beynimiz uyku sırasında adeta bir bilgisayarın belleğinin ayıklanması gibi bilgi, düşünce ve duyguları ayıklar. Yeterince uyumayan insanlar ise yeni güne bu ağır yük ile başladıkları için düşünme yeteneğini iyi kullanamazlar. Uykusuz olarak çalışanların iş verimliliğinde azalma meydana gelir, hata ve kaza yapma oranlarında ciddi bir artış görülür.

Uykusuzluk probleminin devam etmesi durumunda vücudumuz da yıpranır. Kanda adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları artar, tansiyon yükselir; kalp ritmi düzensizleşir, bağışıklık sistemi sarsılmaya başlar. Uykusuz kalan insanlar bu nedenle daha kolay hastalanır.

Rabbimiz, uykunun dinlendirici ve yenileyici etkisine şöyle dikkatimizi çekmiştir:

“O vakit Allah sizi, kendisinden bir emniyet olmak üzere, hafif bir uykuya daldırmıştı…”( Enfal,11)

Gece Uykusu Eşsizdir

Vücudumuz 24 saatlik gece ve gündüz düzenine göre yaşamaya programlanmıştır. Güneşin doğuşu ve batışı, beynimizin uyku düzenini harekete geçirir.

Son zamanlarda yapılan çalışmalar, uyku için en ideal vaktin gece vakti olduğunu göstermiştir. Rabbimiz bir ayet-i kerimede:

“O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.” (Furkan; 47) buyurarak gece karanlığının bir nimet olduğuna dikkatimizi çekmektedir.

Gece uykusunun yerini gündüz uykusu tam olarak tutmaz. Çünkü beynimizin salgıladığı melatonin hormonu hava karardıktan sonra üretilir. Bu hormon, doğal bir ağrı kesici, dinlendirici ve bütün vücut için şifa kaynağıdır. Hücre yenilenmesi ve hormonal reaksiyonlar ancak gece uykusu sırasında meydana gelmektedir.

Sağlıklı bir insan eğer suni aydınlatmanın olmadığı bir yerdeyse güneş battıktan sonra kendiliğinden uykuya dalabilir. Uykuya dalarken, çevreyle olan iletişimimiz azalır ve düşüncelerimiz aklımızda gezinmeye başlar. Sonra çeşitli evrelerden oluşan uyku döngüleri başlar.

Gecenin ilerleyen saatlerinde “derin uyku” dediğimiz dönem başlar. Derin uykuda REM yani hızlı göz hareketleri 3-4 dönem halinde tekrarlanır. Çoğunlukla gecenin ilerleyen saatlerinde yaşanan bu döneme, rüya dönemi denir.

Rüya, bilim adamları için gizemini koruyan bir hadisedir. Derin uykuya dalıp rüya görmesi engellenen deneklerin bir süre sonra ayakta rüya görmeye başladığı görülmüş. Rüya görmek çok önemli bir ihtiyaçtır.

Çocukluk ve gençlik döneminde uyku daha derindir ve rüya görme süresi uzundur. Bir bebek günde 14-16 saat kadar uyuyabilirken yetişkinliğe doğru bu süre 8 saate iner. İnsanlar yaşlandıkça uyku süresi kısalır, derin uyku ve rüya görme dönemleri azalır. Daha da ileri yaşlarda, hastalık ve ağrıların etkisiyle uyuma-uyanma saatleri belirsizleşir. Akşam uykuya dalamayan kişi, gün içerisinde uyuklar. Uyku düzensizliği, ağrı ve hastalıkların şiddetini artırır.

Bunun yanı sıra modern zamanlarda geceleri geç yatma adeti de insanların uyku düzenini bozmaktadır. İleri saatlere kadar aydınlatılmış odalarda oturma, uyku kaçıran çay kahve gibi içecekler tüketme, akşam yemeklerinin geç saatte ve ağır yenmesi, beynimizi televizyon, bilgisayar veya cep telefonu ekranlarında yorma uykuyu kaçıran faktörler arasındadır.

Bir araştırmada yatmadan önce elektronik kitap okuyanların bile uykuya dalmasının daha uzun sürdüğü, vücudun biyolojik saatini düzenleyen melatonin hormonunda azalma olduğu ve sabahları yeteri kadar dinlenmiş olarak uyanamadıkları ortaya çıkmıştır.

Bir grup araştırmacı, teknoloji öncesi dönemde insanların uyku düzenlerinin nasıl olduğu hakkında deney yapmışlar. Bu deneyde, hiçbir aydınlatma ve iletişim aracının olmadığı bir yerde günlük uyku düzeni hakkında gözlem yapılmış. Böyle bir ortamda güneşin batmasından birkaç saat sonra insanların uykularının geldiği görülmüş.

Havanın kararmasıyla birlikte beyinlerinde melatonin hormonları salgılanan kişiler erkenden derin uykuya dalmışlar. Bu kişiler gece yarısını biraz geçince kendiliğinden uyanmışlar. Bir şey yapmasalar dahi bir iki saat kadar uyanık kalmışlar. Ardından tekrar uykuya dalıp sabah güneş doğmadan önce uyanmışlar. Uyandıklarında “daha önce hiç böyle dinlenmiş bir şekilde uyanmadıklarını” söylemişler. Araştırmacılar bu uyku düzeninin beyin sağlığı için en uygun uyku düzeni olduğunu söylüyorlar.

Bu düzen aynı zamanda ibadetlerini zamanında yapan bir Müslümanın uyku düzenidir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, güneşin batmasından sonra yatsı namazına kadar birkaç saat ashabı ve ailesiyle sohbet ederdi. Yatsı namazından sonra oturmaz, istirahata çekilirdi. Ashabının da gece oturmasını uygun görmezdi. (Buhari, Mevakit 13-20, Müslim, Mesacid 218-225; Nesâi, Mevakıyt, 20)

Bir süre uyuyup dinlendikten sonra gece namazına kalkardı. Ümmetine de gece namazını tavsiye etmiştir:

“Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” (Müslim, 1163; Tirmizi, 438...)

Peygamberimiz sabahları da erken kalkmayı tavsiye etmiştir.

Uykuyu Kaçıranlarla Mücadele Edin

Sabahları zinde bir şekilde uyanmak için uykunuzu düzene koymalısınız. Bunun için bazı hususlara dikkat etmeniz yeterli.

1- Akşamları belli bir saatte yatağa gitme alışkanlığı kazanın. Yattığınız halde aklınıza takılan konular yüzünden uyuyamıyorsanız, yatmadan bir süre önce televizyondan uzak, sessiz, karanlık bir yere çekilip düşünün, taşının, mümkünse bir karara varın. Ya da iyi bir uyku uyuduktan sonra daha doğru düşünebileceğinizi hatırınıza getirerek düşünceleri akışına bırakın. Beyin iyi bir uykudan sonra düşünme ve karar verme süreçlerinde daha verimli çalışır.

2- Lüzumsuz kuruntu ve endişelerle kendinizi yıpratmayın. Çoğu zaman endişe hiçbir sorunu çözmez, aksine çözümü zorlaştırır. Kuruntular uykusuzluğu, uykusuzluk da negatif düşünceleri tetikler ve sizi bir depresyon girdabına sürükler. Sizi düşündüren konular hakkında, elinizden geleni yapın, elinizden gelmeyen şeyler için Allah'a dua edin ve Allah'ın takdirine teslim olun. Böyle yaparak zihninizi negatif düşüncelerden boşaltırsanız daha pozitif düşünebilir, çözüm bulabilir ve uygulayacak enerjiyi bulabilirsiniz.

3- Uyumadan yatakta vakit geçirmeyin. Sabahları erken kalkın, gündüzleri ufak bir kestirme (kaylule) dışında uzun süre uyumayın. Gece uykusuz kalmış olsanız bile gündüz uyuyarak telafi etmeye çalışmayın. Uyku düzeninizi oturtmak için gece olmadan yatağa girmeyin.

4- Yatakta dönüp duruyor ve bir türlü uykuya dalamıyorsanız kalkıp Kuran-ı Kerim okumak, tesbih çekmek gibi bir ibadet veya yorucu olmayan, sakinleştirici bir iş yapın. Biraz sonra tekrar yatın. Mümkün olduğu kadar serin, havadar, ışıksız ve sessiz bir odada uyumaya çalışın.

5- İleri yaşlarda mide rahatsızlıkları da uykuya dalmayı güçleştirir. Yemeği yatma saatinden en az üç saat önce yemiş olmalısınız. Kızartma, baharatlı ve hazmı güç yemekleri tercih etmeyin. Yemeği hazmetmiş ve henüz acıkmamış olmalısınız. Açlık da uyumayı zorlaştırır. Akşam yemeği yemediyseniz, yatmadan bir iki saat önce ılık bir çorba veya bir kâse süt için. Muz da melatonin ve triptofan içeriğiyle uykuya dalmayı kolaylaştırır. Uykuya dalmayı kolaylaştıran tripofan bakımından zengin gıdalardan bazıları, hindi eti, yulaf, patates ve süttür.

6- Uykunun düşmanı olan çay ve kahveyi akşam saatlerinde içmeyin. Akşam bir şey içmek istiyorsanız uyku dostu meyan kökü çayı, kakaolu süt, papatya çayı, melisa çayı gibi seçenekleri tercih edin. Haftasonu ve tatiller de dahi uyku düzeninizi aksatmamaya çalışın.

7- En önemli kural, geç saatlere kadar ekran karşısında veya cep telefonu, bilgisayar, tablet vb. araçların başında kalmamanız. Huzur verici bir sohbet, ailecek geçirilen güzel zamanlar sizi zihnen rahatlatır ve dinlenmeye geçmenizi kolaylaştırır. Bu arada evlilik hayatının da uykuyu düzene koymaya ve zindeliğe katkısı olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.

8- Uyku problemlerinin bir kısmı da uyuduktan sonra uyanarak bir daha uykuya dalamamaktan kaynaklanır. Uykudan vakitsiz uyanırsanız tuvalet ihtiyacı haricinde yataktan çıkmayın. Bilhassa TV’ye, internet’e, cep telefonuna bakarak uykunuzu dağıtmayın. Sigara alışkanlığınız varsa uykuya yakın saatlerde ve uyku arasında içmeyin. Nikotin uyku düşmanı maddelerdendir.

9- Yatağa yorgun girmenin iyi bir uyku getireceği düşünülür ancak akşam saatlerinde aşırı yorulmak uykuya dalmayı zorlaştırır. Akşam işten çıkınca spor yapmak, geç saatlere kadar ev işi yapmak uyku sağlığına pek uygun değildir. Gününüzü fazla durağan geçirmeniz de uykunuzun gelmemesine sebep olur. En güzeli ağır iş ve egzersizleri ikindi-akşam saatlerine kadar tamamlamaktır. Yatmadan önce birkaç saati sakin, hafif işlerle geçirmek daha uygun olur.

10- Yatmadan önce bir süre Kuran-ı Kerim okumak, tesbih çekmek, dua etmek, zihninizi aşırı yormayacak bir kitap okumak ruhen uykuya hazırlanmanıza yardım eder.


Sayı : 59
Büyük Kapak