Şimdi İrkilme Vaktidir

Sayı : 49 / Mart 2016, Konu Başlığı : Gönülden Gönüle

Kaçmak ister kimi zaman insan kendinden. Sıyırıp ruhunu bedeninden, özgür kalmak ister ebediyen. Bunaltır insanı kimi zaman çağdaş dünyanın çağdaş sorunları. Öylesine hızlı koşar ki insan, durup dinlenmeden, hayata gönderiliş gayesine bakıp irkilmeden.
Evet, yoğun zamane insanı; öylesine yoğun ki kendini dinleyecek ve ruhunda kamburlaşan sorunlarına çözüm arayacak vakti bile bulamaz çoğu zaman.

Biriktikçe biriken sorunların altında her gün biraz daha ezilir yüreği, kan çanağına döner de gözleri, fark edemez bile.

“Nereye koşuyorum” diye sormaz insan kendine. Ne koştuğu yer bellidir ne de varacağı menzil. Ardında bırakır hayatın anlamını çoğu kez, gündelik telaşların ağına düştü mü, kurtulamaz kolayca. Dünyasını tamir eder de ahiretini gözden geçirmeyi bile düşünemez. Kendisini bekleyen bir ahireti olduğunu bile bile yumar gözlerini bu kocaman gerçeğe.

“Yeryüzünde ki halifem” diye hitap etmiştir oysa Allah-u Zülcelâl insana. “Sizi dünyada halifeler yapmış olan O’dur.” (Enam, 165)

O’na layık kul olabilmekten geçer O’na hakkıyla halife olmak. Öyleyse halife olan insan durup dinleyecek kendi sesini. Varıp farkına, secdeye kapanacak tüm bedeni, elleriyle çıkarıp atacak kalbinde pusuya yatan firavunu, nemrutu. Tövbe kapısına yapışıp kıtmirleşecek ve kıtmirleştikçe kalbinde biriken siyah noktaları tek tek yok edecek.

Her gün bir adım daha yaklaşacak Rabbine. Ve O’na yaklaştıkça dağılacak sisli bulutlar, netleşecek hayatın kendisi de, anlamı da. Gün gelecek, insan ardına baktığında günahlarının peşinden geldiğini görme basiretine erişecek. Ve her günah için yeniden koşacak Rabbinin kapısına. Öyle ağlayacak ki, etrafında ne varsa şahitlik edecek pişmanlığın emaresini taşıyan gözyaşlarına. Sıkışacak kalbi Allah’a olan utancından.

Dua olup semaya yol alacak gözyaşları ve pişmanlığı. Halife olabilme yolunda cihad edecek en başta kendisiyle; kendisini kör kuyulara salan nefsiyle.

Yusuf olacak yerine göre, çıkaracak o karanlık kuyulardan Rabbin emaneti olan yüreğini. Yunus olacak yerine göre. Karanlık bir gecede, kimselerin hükmünün ferman bulamayacağı koca denizde ve herkesin bihaber olduğu balığın karnındaymış gibi acziyetinin ürpertisini yaşayacak iliklerine kadar. Böylece itiraf edecek günahını ve bir Nasuh tövbesiyle yığılıp ölecek oracıkta yeniden dirilircesine.

Durup dinlenecek insan bir yerde. Elini kalbine götürdüğünde onu Allah’tan mahrum etmekle nasıl bir günaha girdiğini öğrenecek. Ve soracak kaçışı olmayan o soruları kendine!

Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Ömrümü kimin için ve nerelerin uğruna tüketiyorum?

Hesabını verecek birer birer bu soruların kendine. Hesap gününe erişmeden yapacak ince ince her günün hesabını. Şimdi irkilme vaktidir işte “Ve onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir.” (Saffat; 24)


Sayı : 49
Büyük Kapak