Şimdiki Gelinler Çok Şanslı!

Sayı : 31 / Eylül 2014, Konu Başlığı : Goncagül

Müjgan teyzesi ne zaman onlara oturmaya gelse Suzan biraz tedirgin olurdu. Çok konuşan, herkesi durmadan eleştiren, kendini herkesten akıllı zanneden bir kadındı Müjgan hanım.

Sabahtan beri durmadan gelinlerini çekiştiriyordu. Üstelik diline doladığı şeylerin hepsini toplasan ceviz kabuğunu doldurmazdı.

- Benim büyük gelin hiç giyinmesini bilmiyor! Geçen gün baktım bir etek giymiş, hiç olmamış. Kendini biraz tanısana, senin tipine o etek olur mu? Söyleyince de suç oluyor. Oğluma dedim, “Söyle karına, biraz büyük sözü dinlesin. Burada tecrübe konuşuyor!”

Ama nerede… Diyemez ki! Dil pabuç gibi… Benim aslan gibi oğlum, onun karşısında süt dökmüş kediye dönüyor. Bir karısına söz geçirmesini bilmiyor. Küçük oğlum öyle değil ama. Benim sözümü dinler. Geçen gün söyledim, “Karına söyle, bir daha su böreği yapacaksa benden tarif alsın. Hiç olmamış” dedim. O da söylemiş. Baktım gelinin suratı bir karış. Ben de dedim ki…

- Buyur teyze çayını.

Müjgan hanım, Suzan’ı tepeden tırnağa süzdü.

- Eline sağlık Suzancığım. Allah sana da benim gelinler gibi baht versin. Vallahi oğlum diye söylemiyorum, ikisi de pırlanta gibi.

Suzan dayanamadı:

- Gelinlerin de iyi teyzecim. Size de saygılılar. Ne kötülüğünü gördün ki? Deyiverdi.

Müjgan teyzesi bu söze nedense alınmıştı:

- Aaa. Bir şey mi dedim canım. Hem tabi iyi olacaklar. Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında… Biz neler çektik. Benim kayınvalidem yeni gelinliğimi burnumdan getirmişti. Ben öyle mi yapıyorum? Vallahi şimdiki gelinler çok şanslı!

Suzan, Müjgan teyzesinden kayınvalidesinin kötülüklerini çok dinlemişti, gayet iyi biliyordu…

- Tamam, anlıyorum siz çok çekmişsiniz. Ama o yapılanlar yanlışmış. Şimdi biz aynı yanlışı yapmıyoruz diye sevinin işte, ne güzel. Hep aynı yanlışlar devam edip gitse daha mı iyi…

Suzan’ın annesi, Müjgan ablasının sinirlenmesinden korkmuştu. Suzan’a kaş göz etti:

- Suzan, şu tabakları götür. Büyüklerin lafına karışma!

Gerçekten de Müjgan Hanım gerilmişti. Yeniden kayınvalidesinin ona yaptığı haksızlıklardan, onu kocasına nasıl kötülediğinden bahsetmeye başladı.

Suzan annesinin dediğini yaptı, tabakları alıp mutfağa geçti. Bulaşıkları yıkarken bir yandan da kendi kendine söyleniyordu:

“Tamam, kayınvaliden sana cahilce davranmış… Zaten sen de pek yanına bırakmamışsın, senelerce küs kalmışsın, kocanı annesinden koparmışsın. İyi mi olmuş yani? Sabahtan beri gelinlerini oğullarına nasıl kötülediğini anlatıp duruyorsun. Bu gidişle yaptığın şeyin aynısı senin de başına gelecek. Neden geçmişten ibret almıyorsun ki… Bu kötülük mirası böyle devam edip gidecek mi?”

Suzan bulaşığı bitirmişti ki, kulağına gelen konuşmalarla irkildi. Müjgan teyzesi şimdi de, Suzan’ın annesini kışkırtmaya başlamıştı.

- Bilirsin, ben açık konuşmayı severim. Senin gelinin de az değil. Şöyle bir bakıyorum da, kocasını avucuna almış, kendi bildiğini okuyor. Geçen gün baktım, bebeği hiç kilo almamış. Dedim ki, “Pirinç unuyla muhallebi yap, çocuğun karnı doysun.” Bana ne dese beğenirsin! “Doktorlar muhallebi tavsiye etmiyor, anne sütü alsın diyor. Ek gıda olarak sebze püresi veriyorum.” Çok bilmiş! Biz kaç tane çocuk büyüttük, sen ne bileceksin! Söyle oğluna, karısına büyükleriyle konuşmayı öğretsin!

Suzan da işte bundan korkuyordu. “Eyvah! Bu kadın annemi de kendine benzetecek!” diye düşündü…

Suzan ağabeyini de, yengesini de çok seviyordu, aralarının bozulmasını hiç istemiyordu. Bu yüzden “Acaba annem, teyzemin sözlerinden etkilenecek mi?” diye endişe ediyordu. Ancak annesinin sözlerini duyunca çok sevindi. Annesi:

- Ama ablacım, öyle deyiverirsen aile ilişkileri bozuluyor. Bak kendin söylüyorsun, oğlun sana her telefon edişinde karısı hakkında konuşuyormuşsun. Bu sefer o da aylarca telefon açmıyormuş. Oğullarımızı böyle bunaltıp arada bırakmak doğru değil.

Şimdi gençler kitap okuyor, doktora danışıyor, internetten araştırıyor; artık bize sormuyorlar. Ne yalan söyleyeyim, bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler. Biz kulaktan dolma bilgilerle çocuk büyüttük. Bırak doğru bildikleri gibi yapsınlar. Olmadı deneye yanıla öğrenirler. Gereksiz yere yüzgöz olmam ben oğlumla, gelinimle… Sen de olma bence. “Aferin kızım, maşallah oğlum,” de, güzel konuş, gönüllerini al. Hep takdir et, sevgi göster, sevgi bul…

Suzan annesinin sözlerini duyunca çok sevindi. Annesine bir kere daha hayran olmuştu. Sevinçle:

“İşte budur! Annem benim ya! Ne kadar akıllı bir kadın! Müjgan teyze gibi bilgiç değil, bilge ruhlu benim anam!” dedi kendi kendine…

Gerçekten de annesi aynı söylediği gibi yapıyordu. Ancak kendisine bir şey danışıldığı zaman söylerdi. Söylediği şeylerde de ısrarcı olmaz, “Neden benim dediğimi yapmadınız!” diye sitem etmezdi. Bu yüzden aile ilişkilerinde gerginlik, küslük, münakaşa olmazdı. Suzan bu durumun bozulmasını hiç istemiyordu. Kendi kendine:

“İnşaallah benim kayınvalidem, annem gibi olur. Eğer teyzem gibi olursa ne yaparım!” diye düşünmeden edemedi…


Sayı : 31
Büyük Kapak