Kadir Gecesinin Fazileti

Sayı : 64 / Haziran 2017, Konu Başlığı : Kutlu Mevsim

21 Haziran gecesi, Ramazan ayının 27. gecesidir. Ülkemizde bu gece Kadir gecesi olarak kutlanmaktadır. Rivayete göre bir sahabe Resûl-i Ekrem’e gelerek yaşlı ve hasta olduğunu, geceleyin namaz kılamadığını, fakat Kadir Gecesinde ibadet etmeyi arzu ettiğini belirterek o geceyi kendisine söylemesini istedi; Peygamber Efendimiz de ona, Ramazan’ın yirmi yedinci gecesinde ibadet etmesini tavsiye etti. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 240)

Abdullah İbni Ömer radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, bir grup sahâbî, rüyalarında Kadir gecesinin Ramazan'ın son yedi gecesinde olduğunu görmüşler (ve bunu Hz. Peygamber'e bildirmişler)di. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kadir gecesi ile ilgili rüyalarınızın, Ramazan’ın son yedi gecesi üzerinde toplandığını görüyorum. O halde Kadir gecesini arayan onu Ramazan’ın son yedi gecesinde arasın!”(Buhârî, Leyletü'l–kadr 2, Ta'bîr 8; Müslim, Sıyâm 205 –206)

Seyda Muhammed Konyevi Hazretleri kadir gecesi hakkında şöyle buyurmuştur:

“Allah-u Zülcelâl’in, biz Ümmet-i Muhammed’e bahşettiği bu mübarek gece, ne kadar büyük bir nimettir. Kim bin ay süreyle Allah-u Zülcelâl’e ibadet edebilir?

İşte Allah-u Zülcelâl, bu bir günü, bin aydan daha hayırlı olarak vermiştir. Onun için bu büyük fırsatı kaçırmayalım ve Kadir gecesini ihya etmek için gayret edelim.

Seksen küsur seneye tekabül eden Kadir Gecesi, bu günlerin içindedir çünkü. Böyle olduğu için, garantiye almak için, bu on gün on geceyi değerlendirmek lazımdır.

Kadir gecesi, Cenâb-ı Hakk’ın, ümmetler içinde sadece ümmet-i Muhammed’e hususen lutfettiği hazinelerden biridir. Allah-u Zülcelal bu gecenin şânını şöyle beyan buyurur:

“Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Rûh (Cebrâil), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.” (el-Kadr, 1-5)

Biz görmüyoruz ama o gece Cebrâil aleyhisselâm sayısız meleklerle beraber yeryüzüne koşarlar, geceyi ihya eden mü’minlere, selâmlar verirler, musafaha edip müjdeler verirler. O gece elini açıp Allah’a dua eden, tevbe istiğfar edenlere “Amin” derler.

Biz bu gecede kulluğumuzdaki eksikliklerden dolayı Allah’tan af dileyerek hem dünya hem de ahirette afiyet dilemeliyiz. Bu gecede kendisine açılan elleri boş geri çevirmeyen Yüce Allah’a bütün ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliği için dua etmeliyiz.

İmam Malik'in rivayet ettiğine göre: "Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme ümmetinin ömrü gösterilmişti. Efendimiz, önceki ümmetlerin ömrü gibi uzun olmadığı için, onların işlediği hayırlara yetişemezler diye üzülmüştü. Cenab-ı Hakk bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesini vermiştir.” (Muvatta, İ'tikaf 15)

Bakın Allah ve Resulü bizim için nasıl üzülüyor, merhamet ediyor. Öyleyse biz de bu fırsatı kaçırmayalım. Peygamberimiz bize müjde veriyor:

"Kadir Gecesi'ni, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari, Teravih 1; Tirmizi, Savm 83)

Kadir gecesini nasıl ihya edeceğiz? Hz. Âişe annemiz, Allah Rasülü Efendimiz’e “Yâ Rasülallah! Kadir gecesini idrak edersem nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Efendimiz aleyhissalati vesselam şöyle dua etmesini bildirmiştir:

“ Allâhümme inneke afüvvün, tuhibbu'l-afve fa'fü annî"

(Mealen: Allah'ım! Şüphesiz Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.) (Tirmizi, Da'avât 89)

İşte böyle büyük fırsatlar elimizdedir. Pişmanlık günleri gelmeden önce, bu gibi fırsatları değerlendirelim. Allah-u Zülcelâl, bizlere, bu gibi nimetleri hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin.

İtikâf Nedir?

Kelime olarak itikâf; bir şeye devam etmek, beklemek, durmak, bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak anlamlarına gelir. İtikâf fıkıhta bir mescitte ya da mescit hükmünde olan bir yerde belirli kurallara uyarak ibadet niyetiyle belirli bir süre kalmak demektir. İtikâf müekked sünnettir.

Hz. Aişe annemiz, “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemin vefat edinceye kadar Ramazanın son on gününde itikâfa girer ve derdi ki: ‘Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın.’ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra, zevceleri de itikâfa girdiler.” (Buhârî, Fadlu Leyleti'l-Kadr 3)

Müslümanın Allah-u Teâlâ’ya samimi bir teslimiyet içerisinde ibadet etmek amacıyla her türlü nefsi ve şehevi isteklerden uzak durarak imanını ve kendisini olgunlaştırması için itikâf önemli bir vesiledir. Kişi yılda bir kez O mübarek ay içerisinde ki bu sünneti, ihmal etmemeli ailesi ve çevresindekilere bunu tavsiye etmelidir.

Bizler de Efendimiz gibi bu mübarek gün ve gecelerde bol bol Kur’an-ı Kerim okuyup tefekkür etmeliyiz. Af kapısının açık olduğu bu günlerde sürekli istiğfar ederek Allah’tan bizleri ve bütün Müslümanları affetmesini isteyip yalvarmalıyız.

Ramazan Bayramı ve Sünnetleri

25 Haziran Ramazan bayramının ilk günüdür. Bayramlar müminler arasında kardeşlik duygularının coştuğu, yardımlaşma ve kaynaşmanın en üst seviyeye çıktığı önemli günlerdir. Bayramlaşma vesilesiyle uzun zamandır görüşmeyen akrabalar birbiriyle selamlaşır, tebrikleşir. Küsler bayram sayesinde barışır.

İnsanların neşelenmesi de fıtri bir ihtiyaçtır. Müslümanların da meşru ölçülerde eğlenmesi için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem iki bayramı müjdelemiştir.

Enes bin Malik radıyallahu anh’dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret ettiğinde Medinelilerin iki bayram günleri vardı. O günlerde oynayıp eğlenirlerdi. Rasulullah sallahu aleyhi vesellem: “Bu iki gün nedir?” diye sordu. “Biz cahiliye devrinde bu günlerde eğlenirdik” dediler. Aleyhissalatu vesselam: “Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban bayramı ve Fıtır bayramı,” buyurdu. (Ebu Davud, Salât 246, Nesai, İydeyn 1)

Ramazan Bayramı Allah-u Teâlâ tarafından Müslümanlara verilmiş bir hediyedir. Ramazan ayı boyunca tutulan oruca, kılınan teravih namazlarına ahiret gününde verilecek mükafattan önce dünyada verilen bir mükafattır. Müminler bu bayramda nefis ve şeytan karşısında kazanılmış büyük bir zaferi kutlarlar. Müslümanlar bu mübarek günlerde helal daire içerisinde yer, içer ve eğlenir. Bu günlerde oruç tutulmaz.

Bu konuda Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Arife günü, kurban günü ve teşrik günleri, biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme-içme günleridir." (Ebu Davud, Savm 49, Tirmizi, Savm 59, Nesai, Menasik 195)

Müslümanlar sevindikleri zaman şükrederler ve Allah'a daha çok hamd ile teşbih ederler. Peygamber sallahu aleyhi vesellem bu mübarek günlerin zikir günleri olduğunu da şu hadisi şerifte belirtmiştir: "Teşrik günleri yeme-içme ve Allah'a zikretme günleridir." (Müslim, Sıyam 144)

Başka bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor: “Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” (Heysemî, Mecmeu'z-zevâid, II, 197)

Bayram geceleri dualar kabul olur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurdu:

“Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri çevrilmez, muhakkak kabul olunur. Bunlar: Recep ayının ilk gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Kurban bayramı geceleridir.” (Deylemi, Firdevs, 2/196, No: 2975)

Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın bayram sabahı gusül abdesti alıp, dişlerini misvaklardı. En güzel kıyafetleri giyerek güzel kokular sürüp bayram namazı için hazırlandığı rivayet edilmiştir.

Enes bin Malik radıyallahu anh’dan şöyle rivayet edilmiştir:

“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Ramazan Bayramı günü birkaç tane hurma yemeden bayram namazına çıkmazdı. Bunları da tekli adet olarak yerdi.” (Buhârî, İydeyn, 514)

Allah Resulü bayram namazını kıldırır, ayağa kalkarak cemaate dönerek hutbe okurdu. Cemaate vaaz ve nasihatte bulunduktan sonra arka taraflarda bulunan kadınların tarafına giderek onlara öğüt verdiği rivayet edilmiştir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Bayram namazı için mescide gidiş ve dönüşlerinde farklı yollardan gidermiş. Cabir bin Abdullah şöyle anlatmıştır:

“Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyh ve sellem bayram günü musallaya(namaz kılınan açık meydan) gitmek için farklı yollardan geçerdi. Dönüşünde de geçtiği yollardan geçmeyip, başka bir yoldan dönerdi.” (Buhârî, İydeyn,523)

Efendimizin farklı yollardan giderek daha çok insanla karşılaşıp bayramlaşmak için bunu tercih etmiştir.

Sadaka-ı Fıtr

Ramazan ayında ailemizdeki her bir fert için, sağ salim bayram gününe kavuşmasına şükür için fıtır sadakası vermek vaciptir. Bayram gelmeden önce, en geç bayram namazından önce fıtır sadakası verilmelidir.

Peygamber efendimiz Ramazanın sonuna doğru hutbe okuyarak ashabına sadaka vermesini bildirirdi. Abdullah ibn-i Abbas radıyallahu anhuma fıtır sadakasının hikmetini şöyle izah ediyor:

“Resulullah sallallâhu aleyhi vesellem, oruçlunun boş, çirkin ve ölçüsüz sözlerden temizlenmesi ve fakirlere bir azık olması için fıtır sadakasını emretti. Kim bunu bayram namazından önce öderse, o makbul bir sadaka-ı fıtır olur. Kim de bayram namazından sonra verirse, o başka vakitlerde verilen sadakalardan birisi olur.” (İbni Mâce, Zekât: 21)

Peygamber efendimiz fıtır sadakasını şöyle tarif etmiştir: “Hanelerinizdeki, büyük olsun, küçük olsun, hür olsun, köle olsun her kişi için yarım ölçek buğday (yani 1458 veya 1667 gr.) yahut bir ölçek (yani 2917 veya 3333 gr) arpa, yahut hurma verin.”

Fıtır sadakasını zekât verecek kadar mala sahip olan her Müslüman verir. Fıtır sadakası fakirlerin bayrama sevinçle girmesini sağlar. Ramazan ayını lütfeden ve oruç tutmayı nasip Rabbimize karşı güzel bir şükürdür. Allah-u Zülcelal amellerimizi kabul eylesin. Amin


Sayı : 64
Büyük Kapak