Kadın Hormonları ve Kilo Problemi

Sayı : 58 / Aralık 2016, Konu Başlığı : Sağlık

Eski çağlarda açlık ve iyi beslenememe en büyük sağlık riskiydi. Günümüzde ise en yaygın sağlık sorunlarının başında fazla kiloya bağlı hastalıklar geliyor. Şişmanlık kandaki şeker dengesinin bozulması ve yağ lipitlerinin artması ile birlikte bütün organların çalışmasını olumsuz etkileyerek vücudun daha erken yaşlanmasına sebep oluyor.

Bir araştırmanın sonuçlarına göre; Türkiye’de erkeklerin yüzde 20’si obez iken kadınların yaklaşık olarak yüzde 40’ının obez olduğu görülüyor.

40’lı yaşlara kadar bir erkeğin vücuttaki yağ kitlesinin toplam vücut ağırlığına oranı yüzde 10 ila 25 arasında olması normal kabul edilir. Kadınların vücudunda tabii olarak yağ kitlesi daha fazla olduğu için bu oran yüzde 20 ila 30’a kadar ulaşır. Bu oranlar aşıldığında, bilhassa yağ kitlesi bel çevresinde yoğunlaşıyorsa sağlık açısından tehlike başlamaktadır.

Günümüzde yüksek kalorili yiyeceklerin kolayca bulunuyor olması, bilhassa lezzetli olduğu için hanımlar arasında ikramlık olarak bolca tüketiliyor olması ve evde, hareketsiz bir hayat yaşamak şişmanlığı en büyük sorun haline getirmektedir. Bunun yanında kadınlar hormon yapısı sebebiyle de şişmanlamaya daha eğilimlidir.

Günümüzde her yaştan kadın ve kızlarımız kilo vermek veya kilolarını kontrol altında tutmakla ilgili sorunlarla boğuşmaktadır. Çoğu zaman yanlış yöntemler ve tehlikeli diyet ilaçları ve ürünleri kullanarak durumu daha da kötüleştirebilmektedir.

Bu yazımızda kadınların kilo konusunda doğru bilgilenmesi için kilo almaya sebep olan hormonal etkilerden bahsetmek istiyoruz.

Bir Türlü Kilo Veremiyor musunuz?

Diyet yapıyorsunuz, çok uğraşıp az kilo veriyorsunuz ama diyeti bırakınca hiç farkına bile varmadan verdiğiniz kiloları geri alıyorsunuz. Yediklerinize dikkat ettiğiniz halde kilo veremiyorsunuz. Katı diyetler yaparak kilo verseniz de formunuzu koruyamıyorsunuz. Kocanız tabak tabak pilav yiyor, televizyon karşısında uyukluyor ama kilo problemi yaşamıyor. Siz ise ince bir dilim kepek ekmeğiyle sebze yiyorsunuz ama kilo problemini bir türlü aşamıyorsunuz.

Bu sorunları birçok hanım yaşıyor. Bunun sebebi, kadınların farklı bir vücut yapısına, hormon sistemine ve dolayısıyla farklı bir metabolizmaya sahip olmasıdır. Kalıcı olarak kilo kontrolünü sağlamak için öncelikle kendi vücudunuzu tanımalısınız.
Kadınlar, yaratılış olarak erkeklerden daha küçük organlara, daha az kas dokusuna ve daha fazla yağ ve bağ dokusuna sahiptir. Bu da kadınların kalori ihtiyacının daha az olmasına sebep olur.

Erkeklerin vücudu her bakımdan aktif olmaya, çalışıp enerji harcamaya müsait şekilde yaratılmıştır. Çünkü ergenlik çağından itibaren erkeklerin böbrek üstü bezlerinden salgılanan testosteron hormonları, kas, kemik ve kırmızı kan hücrelerinin daha fazla gelişmesini sağlar. Erkeklerin kanında kırmızı kan hücreleri daha yoğundur, böylece daha fazla oksijen taşır. Kısacası bütün vücutları enerji yakmaya elverişlidir. Ayrıca erkeklerin aldığı enerjinin bir kısmı üreme hücrelerinin üretilmesi için harcanır.

Bütün bunlardan dolayı yetişkin bir erkek fazla ağır bir işte çalışmasa bile normal vücut fonksiyonları sebebiyle günde ortalama 1800-2000 kalori yakar. Oysa yetişkin bir kadın çoğu zaman ancak günlük 1300-1400 kalori yakabiliyor.

Çünkü kadınların vücut fonksiyonları ve hormonları erkeklerin tam tersi hep yağ biriktirmeye eğilimlidir. Organları ve kas dokuları daha az enerji harcadığı gibi testosteron hormonu düşük olduğu için fazla enerji harcamaya eğilimli değildir. Kadınların yumurtalıkları tarafından üretilen östrojen hormonu deri altı yağlanmaya, bilhassa armut tipi dediğimiz bel altı bölgede yağ kitlesinin artışına sebep olur.

Bunun yanında vücuttaki yağ dokusu arttıkça, kadınlarda zaten düşük olan testosteron hormonlarını da östrojen hormonlarına çevirir. Böylece östrojen daha da artarak, vücudun yağ depolama eğilimini arttırır. Kısacası yağ kitlesi ile östrojen seviyesi birbirini sürekli tırmandırarak sonu aşırı şişmanlamaya varan bir kısır döngüye sebep olur.

Östrojen seviyesinin böyle sürekli yükselmesi vücudun su ve tuz tutmasına neden olarak şişlik ve ödeme sebep olur. Bu durum şişmanlığın sebep olduğu diyabet, tansiyon, kalp ve benzeri hastalıklar dışında rahim ve meme kanserini de tetikleyebilir. Bu sebeple kadınlar vücutlarındaki yağ kitlesinin artmasına izin vermemelidir.

Yağ Kitlesi Hormonları Bozuyor

Yağ kitlemiz kan dolaşımında farklı türde sıkıntılara sebep olarak enerjimizin düşmesine sebep olur. En başta yağ kitlesi, hareket imkanını azaltarak enerji sarfiyatını düşürür. Aldığımız enerjiyi yakacak kadar hareket edersek, böbrek üstü bezlerimiz adrenalin salgılar ve karaciğerde depolanmış olan enerjinin kana salınmasını emreder. Böylece vücudumuz her enerji düşmesinde hemen “yemek ye” emri göndermez; emri altındaki kaynakları kullanır.

Kadınlar eski çağlarda tarlada, bahçede ve evde daha fazla yorulup enerji harcıyordu. Günümüzde bulaşık makineleri, çamaşır makineleri, elektrik süpürgeleri işleri kolaylaştırıyor.

Hareketsizlik, gayesizlik, can sıkıntısı da hem gereksiz yere yemek yemeye yöneltiyor hem de stres ve uyku bozukluğunu tetikliyor. Stres hormonu olan kortizolun fazla salgılanması ve uyku düzensizlikleri de kilo almaya yatkınlığı artırıyor.

Kendimizi stresli, bitkin ve uykulu hissettiğimiz zaman atıştırmalıklara yönelmemizin sebebi, beynimizde serotonin hormonu seviyesinin yeniden yükselmesini istememizdir. Ancak karbonhidratlı atıştırmalıklar kan şekerini bir süre yükseltse de sonra hızla düşürdüğü için şişmanlığı körükler. İşte şişmanlığın kronikleşerek ilerlemesine sebep olan bu sarmal, vücutta yağ kitlesinin ilk oluşumuyla birlikte tetiklenmektedir.

Hamilelik ve Emzirme Normal Faaliyetlerdir

Çoğu kadının vücudunda ilk kez yağ kitlesinin yerleşmesi hamilelik ve emzirme bahanesiyle alınan kilolardan kaynaklanır. Genellikle yanlış bilinen bir husus vardır; hamilelik döneminde bebek için fazladan enerji alınması gerektiği sanılmaktadır.

Kadın vücudu için hamilelik ve emzirme doğal bir faaliyettir. Bunlar için fazladan enerjiye gerek yoktur. Kadının vücudu bebeği beslemek için her ay rahimde hazırlık yapmaktadır. Sadece bebeğin ihtiyacı sebebiyle kadının kemiklerinden ve kaslarından kayıp meydana gelmemesi için protein, vitamin ve minerallarden yana daha zengin bir beslenme programına ihtiyaç vardır.
Bu sebeple hamile ve emzikliler et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri, meyve, sebze ve bakliyat gibi gıdalardan yeterli miktarda almaya dikkat etmelidir. Bunların haricinde nişastalı ve şekerli gıdalardan beslenerek fazladan enerji almaya gerek yoktur.

Emzikli annelerin de süt yapması için şekerli gıdalar almasına gerek yoktur. Aksine şekerli gıdalar insülin direnci denilen metabolik sendroma sebep olabilmektedir.

Rafine Gıdaların Zararları

Obezitenin yaygınlaşmasının en önde gelen sebebi, rafine gıdaların çoğalmasıdır. Rafine gıda, işlemden geçerek liflerini kaybetmiş gıda demektir. Mesela buğdayın kepeğinden arındırılarak beyaz un elde edilmesi gibi.

Nişasta, şeker ve yağ gibi rafine edilmiş gıdalardan yapılan kurabiye, poğaça, börek, kek, pasta, bisküvi, kraker ve benzeri bütün gıdalar ağızda eridiği gibi, mide ve bağırsaklarda da lifli bir kitle oluşturmadığı için hızla kana karışır. İşte bu sebeple bu gıdalar kan şekerini hızla yükseltir.

Karaciğerimiz ve pankreas bezi kandaki değişimleri takip ederek insülin hormonu salgılar. Ancak kişinin sık sık rafine gıdalarla besleniyor olması zamanla pankreas bezinin fonksiyonunda bozulmaya sebep olarak insülin direncine sebep olur. Öyle ki kişinin kan şekerinin normal sınırlar içinde olmasına rağmen insülin hormonu gereğinden fazla salgılanarak enerjiyi yağa çevirir ve kişinin kendisini yine aç hissetmesine sebep olur. Yani insülin direnci de şişmanlık sarmalının sebeplerindendir.

Şişmanlık ve insülin direncinden korunmanın yolu, tabi, lifli, hafif gıdaları tercih etmektir. Küçük lokmalar halinde aldığımız yiyecekleri iyice çiğnemek de kilo kontrolünü kolaylaştırır. Kadınlar, sofrayı kurma, çocukları yedirme gibi işler sebebiyle sofrada aceleyle yemek yemekten kaçınmalıdır.

Doyma hissi ağızdaki lokma çiğnendikçe meydana gelir. Uzun uzun çiğnenen, yavaş yavaş hazmedilen kepekli ekmek, salata, et, tavuk gibi gıdaların, daha az kaloriye rağmen doygunluk hissettireceğini söyleyebiliriz. Meyve suları, pastalar, krakerler gibi ağızda eriyip kaybolan gıdalar ise doyurucu değildir.

Hamilelik ve emzirme döneminde iştahı artan hanımların midelerinde genişleme görülebilir. Bu sebeple sofradan doymadan kalkmak gerekir. Çünkü mide ve bağırsaklar esneyen ve büzülen organlardır.

Peygamberimiz “Mü'min bir; kâfir ise yedi bağırsak için yer." (Müslim, Eşribe, 186) buyurarak bağırsaklar dolana kadar yemeyi kötülemiştir. Sünnete uygun olarak az yemek, doymadan kalkmak, sağlık, zindelik, iyi görünüm ve mutluluk kaynağıdır.

Şişmanlığın kısır döngü haline gelip kronikleşmesinin bir sebebi de, şişmanlığa bağlı hareketsizlik ve hastalıkların da daha fazla şişmanlamayı tetiklemesidir. Mesela şişmanlığa bağlı olarak ortaya çıkan romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan kortizon türevi ilaçlar da kilo almaya sebep olur.

Yapılan araştırmalarda sadece kortizon değil birçok ilacın metabolizmayı etkilediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple kilomuzu kontrol altında tutarak sağlığımızı bozulmadan önce korumaya çalışmamız en doğrusudur. Çünkü hem hastalıklar hareketsizliğe ve duygu durumunda bozukluğa sebep olduğu için, hem de tedavi yöntemleri kilo almayı tetiklediği için şişmanlık sorununu tırmandırır.

Kısacası, şişmanlık yaşlanmayı her bakımdan hızlandıran ve hastalıkların ortaya çıkmasını tetikleyip iyileşmesini zorlaştıran bir faktördür. Bu sebeple şişmanlıktan korunmak çok önemlidir.

Hayat Şeklinizi Değiştirin

Şişmanlığın sinsice vücudunuza yerleşmesine engel olmanın yolu, beslenme ve hayat şeklinizi kalıcı olarak değiştirmektir.

Her duyduğunuz diyeti denemeyin, her diyet ürününü kullanmayın. Onun yerine beslenme ve sağlık için devamlı şu kurallara dikkat edin:

1- Yaşınıza uygun olarak et, süt, yumurta, balık, tavuk, sakatat gibi protein ve vitamin kaynağı hayvansal gıdalardan ihtiyacınızı alın. Bunlar sizin vücudunuzun sağlıklı çalışması ve hücre yenilenmesi için gereklidir. Aşırı diyet yaparak gerekli gıdaları almazsanız, hormon dengeniz ve metabolizmanız bozulur, yağ kitleniz artar. Ayrıca kas ve organlarınızdan kayba uğrarsınız.

2- Sebze ve meyveden yeterince yemeyi ihmal etmeyin. Bunlar vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlarla vücudunuzun zinde kalmasını sağlar.

3- Uyku düzeninize dikkat edin. Stresten sakının. Hareketli bir hayat tarzına sahip olun.

4- Öğün atlamayın. Davet edildiğiniz yere gitmeden önce bir tabak salata ve yoğurt yiyin. Çay saatlerinde ikramlıklardan çok az tadın, hatır için önünüze geleni yemeyin.

5- Kendinize gaye edinin, can sıkıntınızı alışverişle ve yiyerek bastırmayın.

6- Yemek tabağınızı küçültün. Midenizi genişletmemek için doymadan kalkın. Yavaş kilo verin ve tekrar almamak için hayat tarzınızda tutarlı olun.


Sayı : 58
Büyük Kapak