Kadınların Hayırlısı Kimdir?

Sayı : 43 / Eylül 2015, Konu Başlığı : Goncagül

Peygamber Efendimize “Hangi kadın hayırlıdır?” diye soruldu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kocası baktığında onu sevindiren; bir şey istediğinde ona itaat eden; kocası evde bulunmadığı zaman hem kendini hem de onun malını koruyan kadın” <İ>(Nesâî, Nikâh 14)

Bu hadis-i şerif üzerinde düşünürsek, Peygamberimizin bu hadisiyle birçok derin anlamları kısa, özlü sözlerle ifade ettiğini görüyoruz. Öncelikle dikkati çeken şudur ki, sahabe-i kiram, Peygamberimize “Hayırlı kadın nasıl olur?” konusunda bir soru sormakta, bunu öğrenmeye çalışmaktadır. Peygamberimiz ise bu sorunun cevabında, “Kocasını mutlu eden kadın, en hayırlı kadındır,” vurgusu yapmaktadır.

Peygamberimizin cevabını daha dikkatli incelersek, ilk olarak “Kocası baktığında onu sevindiren,” ifadesiyle söze başladığını görüyoruz. Bu çok önemlidir; çünkü erkekler için görünüş önemlidir.

Bilimsel olarak da tespit edilmiştir ki, kadınların işitme ve koklama duyuları daha gelişmiş iken erkeklerin görme duyuları daha fazla gelişmiştir.

Kadın erkeğin ilk önce görünüşüne bakmaz, ailesine sahiplenebilecek vasıflara sahip olup olmadığına bakar ama erkekler kadında görünüşe önem verirler. Peygamberimiz de evlenme kararını verirken görmeyi tavsiye etmiştir. Bu hadisi şerifte de kadının hayırlısının, kocasına iyi görünmeye özen gösteren bir kadın olduğuna işaret edilmektedir.

Demek ki hayırlı kadın kendini koyuvermez, evde bakımsız dolaşmaz. İşlerini gündüz yapar, akşam kocasının eve geleceği saatte giyinir, onu güzel bir görünüşle karşılar.

Kadınların fıtratında zaten kendini beğendirme arzusu bulunur. Ancak ne yazık ki zaman içinde karı kocalar birbirlerine özen göstermeyi bırakıp, sanki ev arkadaşı gibi davranmaya başlayabiliyorlar. Oysa Allah'ın emrettiği gibi iffetli olmak ve gözümüzü gönlümüzü haramdan korumak için helal olan eşimizle aramızdaki beğeni ve arzunun sürmesi önemlidir. Öyleyse hayırlı bir kadın olmak isteyen hanımlar, gezmeye giderken giyinip kuşanıp kocalarının karşısında soluk penyelerle çıkmazlar.

Elbette dışa görünüş sadece giyim kuşam demek değildir; kadın kocasının önem verdiği hususları bilmeli, ona kendini beğendirmeye çalışmalıdır. Elinden geldiğince, sağlığını tehlikeye atmadan kilosuna dikkat etmeli, güzel ve cazip olmaya çalışmalıdır.

En Önemlisi Güler Yüz

Bir kocayı hanımına baktığı zaman sevindiren tek şey, hanımın fiziki görünüşü değildir elbette. Bilakis belki hanımın güler yüzlü olması, sevgi dolu bakışlarla kocasına bakması, kocasını değerli ve mutlu hissettiren en önemli faktördür. Bir kadın güzelliğiyle mağrur olup kocasına karşı kibirlenirse bu güzellikten ne fayda gelir? Öyleyse kadının bakımlı olması kadar sevecen, neşeli, tatlı dilli ve güzel yüzlü olması da mühimdir.

Peygamberimiz devamla, “bir şey istediğinde ona itaat eden;” buyuruyor. İfadenin mutlak manada gelmiş olmasına bakılırsa “Her ne isterse istesin,” manasını çıkarmak mümkün ancak Peygamberimizin hayâsı sebebiyle karı koca arasındaki malum münasebeti, üstü kapalı olarak işaret etmiş olması da akla aykırı değil. Bilhassa, birinci maddeden hemen sonra gelişine bakarsak… Esasen Peygamberimizin bu hususta başka hadisleri de olduğu için, öncelikle bu hususun kastedildiğini düşünebiliriz.

Bununla beraber ifadenin mutlak olması, evin reisi olarak erkeğin bir emir verdiğinde kadının ona isyan etmeyip, elinden geldiğince uyumlu davranmasının gerekliliğine de işaret etmektedir.

Bir kadının, kocasının bütün isteklerine itaat etmesi, ilk bakışta zor bir şart gibi görünebilir. Ya erkek karısına, gücünü aşan veya fıtratına zor gelen bir şey emrederse, onu da mı yerine getirecek?

Elbette bunun meşru bir çerçevesi olacaktır. Mesela erkek karısına Allah'ın yasak kıldığı bir günahı işlemeyi veya nafaka kazanmak gibi vazifesi olmayan bir şeyi emredemez. Ancak Allah'ın koyduğu kanunlarda ve örfte, kocanın karısından istemesi adet olan ve kadının gücü yeten hizmetleri emredebilir. Bunlardan dinen kesinlikle yapılması vacip olanları malumdur. “Kocanın karısı üzerinde hakkı, kocasının yatağını başkasına çiğnetmemek, yani ırzını korumak ve eve, kocanın istemediği kimseleri almamak ve maruf olan hususta isyan etmemektir." (Ebû Dâvûd, menâsik 56; Tirmizî, radâ' 11; Ibn Mâce, nikâh 3, menâsik 84) Maruf olan husus, örfte evin hanımından beklenmesi adet olan hizmetleri işaret eder.

Yukarıdaki hadis-i şerifteki, “Kocası evde bulunmadığı zaman hem kendini hem de onun malını koruyan kadın,” (Nesâî, Nikâh 14) kısmı, kocasının razı olmayacağı, kuşkuya kapılacağı veya huzursuzluk duyacağı her şeyden sakınmayı ihtar eder. Bir kadın kocasının açıkça yasakladığı şekilde veya bilse razı olmayacağını tahmin ettiği şekilde hareket etme hakkına sahip değildir. Biraz düşünülürse bunun hikmetini anlamak zor değildir. Erkek ailesinin yükünü omuzlamış, bu uğurda çalışıp didiniyor, insanların kahrını çekiyor, zorluklara sabrediyor. Eğer bu sırada karısı evde onun razı olmayacağı şekilde hareket ederse o erkeğin ya öfkelenip sert davranması veya ailesinden soğuyup fedakârlıktan vazgeçmesi söz konusu olacaktır.

Öyleyse bir erkek evden çıktığı zaman kadın kocasının ona emanet ettiği her hususta sadık olmalıdır. Kocasının sevmediği kişilerle samimi olmamalı, kocasının malını o görse razı olmayacağı ölçüde kullanmamalı ve her hususta kocasının şerefini düşünerek hareket etmeli… Eğer kadın böyle yapmazsa kocasına karşı bir tür ihanet içinde demektir. Kocası onu görmüyor olsa da Allah'ın gördüğünü unutmamalıdır.

İnsaflı Olmak Gerekir

Hadisi şerifler hem kadınları hem erkekleri aile düzeninin devamına gönüllü katkıda bulunmaya teşvik etmektedir. Kadınlara evlilik hususunda emir ve tavsiyelerde bulunan ayet ve hadislere mukabil, erkeklere de emir ve ikazlarda bulunan ayet ve hadisler bulunmaktadır.

Allah-u Zülcelâl “Erkeklerin, hanımları üzerinde hakkı olduğu gibi, hanımların da kocaları üzerinde hakkı vardır.” (Bakara; 228) buyuruyor. Peygamberimiz de hakları açıklıyor: “Kendi yediğinden ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, takbih etmemen (çirkin görmemen), evin içi hariç onu terk etmemen." (Ebu Dâvud, Nikâh 42)

Allah Zülcelâl Müslüman erkeklere: “Kadınlarla güzel bir şekilde hayatınızı sürdürün,” (Nisâ 19) buyurmuştur. Peygamberimiz de, “Sizin en hayırlınız, âile fertlerine en hayırlı olandır. Ailesine en hayırlı olanınız da benim” (İbni Mâce, Nikâh 50; Tirmizî, Menâkıb 64) buyurarak, erkekleri iyi davranışlara teşvik etmiştir.

Kısacası, kadınlara yapılan tavsiyeler, erkekler bu hakları istismar edip onları zora soksun veya aşağılamaya bahane etsin diye değil, aksine evliliklerde geçim ve mutluluk için herkes üzerine düşeni yapsın, diye söylenmiştir. Elbette erkek, “Benim yasakladığım şeyi yapamazsın,” diyerek kadına çok fıtri bir ihtiyacı, mesela anne babasının ve yakın akrabasının ziyaretini yasaklamamalıdır. Evlilik bir hafta, bir ay, üç ay sürecek bir ilişki değil ki, tek tarafın baskısı altında devam edebilsin. Bilhassa kadının hissi ve hassas yapısı göz önüne alınarak kuralların insaf ölçüsünde takdir edilmesi uygun olur.

Kadın da, erkek de Allah'ın kuludur. Hayat yoldaşı olan iki kişiden hangisi daha iyi niyetli ve fedakâr ise Allah katında o daha kıymetlidir. Allah-u Zülcelâl bizleri hayırda yarışmaya teşvik etmektedir, çekişmeye değil…


Sayı : 43
Büyük Kapak