Kardeş Mısır Halkı Üzerinde Oynanan Oyunlar

Sayı : 18 / Ağustos 2013, Konu Başlığı : Medya Gündem

Mısır coğrafik olarak kuzey Afrika ülkesi olmasına rağmen, önemli bir Ortadoğu ülkesidir. Osmanlı’nın yıkılışından sonra hiç bir zaman kendi öz iradesiyle yönetilmedi ve her zaman karıştırıldı. Yakın bir tarihe kadar Enver Sedat Mısır’ın meşhur modern firavunuydu. Onun zamanında yazıldı işkence destanları. İhvan’il-Müslimin mensuplarına yapmadığı işkence ve zulüm kalmadı nerdeyse. Kendi ülkesinin toprağı olan Sina yarımadası İsrail’in işgalinde olmasına rağmen 17 Eylül 1978 tarihinde Jimmy Carter’ın gözetiminde Menahem Begin ile Camp David anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma neticesinde terörist İsrail devleti tanınmış oluyordu. Bu İslam âleminde bariz, açık seçik yapılan en büyük ihanetti.

Enver Sedat daha sonra bu ihanetinin cezasını canıyla ödedi. Halit İslambulî ve arkadaşları tarafından öldürüldü. Onları otomatik silahlarla tararken Hüsnü Mübarek masanın altına saklanmıştı Halit’le göz göze geldiğinde adeta yalvarıyordu. Halit de onu öldürmedi.

Daha sonra gizli eller tarafından Hüsnü Mübarek başa getirildi ve ilk icraat olarak Halit ve arkadaşlarını kurşuna dizdirdi.

Hüsnü Mübarek tam bir firavun gibi Mısır’ı yaktı kavurdu. Dünyada belki ilk kez Mısır’da yakalanan muhalif kadınlar tıpkı erkekler gibi işkencelere tabi tutuldular. Ben şahsen Hüsnü Mübarek döneminde askıya alınmış ve kendisine işkence yapılan bir kadın videosunu izlemiştim. Buna hiç bir yürek dayanmazdı sanırım.

Mısır halkı hiç bir zaman durmadı ve mücadelesine devam etti. Hasan el-Benna ile başlayan şehitler silsilesine yenileri eklendi ama bu onların İslam’a hizmet aşklarını hiç törpülemedi.

Mısır halkının yoğun gösterileri ve can kayıplarına rağmen Hüsnü Mübarek alaşağı edildi ve Mısır’da yarım da kalmış olsa bir devrim gerçekleşti.

Ve halkın ezici çoğunluğunun oylarıyla İhvan’il-Müslimin’den Muhammed Mursi devlet başkanlığına seçildi.

Müslümanların şu hakikati iyi bilmeleri lazım. Uluslar arası emperyalistlerin üç çeşit yöntemi var:

Birincisi herhangi bir İslam ülkesinde, kendi kurdukları düzene muhalif olanlara baskı uygularlar olmadı darbelerle o sistemlerinin ömrünü uzatırlar.

İkincisi kendileri için tehlike addettikleri bir oluşumun içine girerler, tefrika kültürünü yayarlar ve davayı kötü savunurlar. Böylece halkın gözünde itibarsızlaştırırlar.

Üçüncüsü ise baktılar ki baş edemiyorlar, bu sefer iktidara gelmelerine müsaade ederler sonra da başarısız olmaları için ellerinden geleni yaparlar. Başarısız da olunca halkın gözünden düşürüp iktidardan alırlar. Ve Mısır’da şu an bu kirli oyun oynanmaktadır maalesef.

Yani Müslümanlar bilsinler ki, düşmanlarımız mert değil. Mısır’da da şu an aynı namertlik yaşanmakta ve halkın üzerine ateş açabilmekteler. Halk ise ayakta.

Rabbim onlara yardım etsin, inşaallah.

AİHM’den Serebrenitsa Katliamının Sorumlularına Koruma

AİHM insanlık adına utanç verici bir karara imza attı. "Srebrenitsa Anneleri Vakfı"nın Srebrenitsa kentinde soykırıma uğrayan Müslüman Boşnaklarla ilgili, geçen yıl Ekim ayında yaptığı başvurusunu reddetti.

1995 yılında Hollandalı askerlerin sözde koruması altında BM tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa'da, Sırp birliklerinin kentteki 14 yaş üstü Müslüman erkeklerden 8 binini katledilmişti. Hollanda askerleri bölgeye mücahitlerin girişini engelleyerek Sırpların silahsız Müslümanları katletmesini sağlamış, sözde güvenli bölge ilan ettikleri şehirde yapılan katliama seyirci kalmıştı.

Katliama kurban giden çocuk ve eşleri adına hak aramaya başlayan Srebrenitsa Anneleri "BM tarafından verilen koruma görevini yerine getirmeyerek 8 bin Müslümanın ölümünden sorumlu olduğu" gerekçesiyle 2007 yılında Hollanda mahkemleri önünde bu ülkeye karşı dava açmıştı. Hollanda Yüksek Mahkemesinden "BM'nin yargı dokunmazlığı olduğu" yönündeki karar çıkınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak bu karara itiraz etmişti.

AİHM'den yapılan açıklamada, Hollanda Yüksek Mahkemesi'nin daha önce verdiği BM'nin yargı dokunmazlığı olduğu yönündeki kararı için sunulan itiraz "BM çerçevesinde gerçekleşen askeri operasyonların ulusal yargı denetimine alınması BM'nin barış ve uluslararası güvenliği koruma görevine devletleri karıştırmak anlamına gelir" ifadeleriyle reddedildi.

Böylece Birleşmiş Milletlerin, birleşmiş haçlılardan başka bir şey olmadığı, ölen Müslüman olduğu sürece seyirci kalacağı hatta katliamı kolaylaştıracağı tescillenmiş oldu.

Mahkeme ayrıca şehit yakınlarının “şikayet ettiği konudan doğrudan etkilenmediği” ve “bu kuruluşun kendini insan hakları ihlalinin mağduru olarak tanımlayamayacağı” ifadeleri kullanıldı. Karara göre, Srebrenitsa anneleri Strasbourg'daki mahkemeye bir daha itirazda bulunamayacak.

Seyda Mehmet Emin Er Hocaefendi Hakkın Rahmetine Kavuştu

Doğu Anadolu'da din ve toplumsal hizmetleri ile tanınan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in de hocası olan Seyda Muhammed Emin Er Hocaefendi, 104 yaşında Ankara'da vefat etti.
Türkiye'nin büyük ulema ve meşayıhından olan Seyda Cezeri Hazretleri'nin Halifesi olan Mehmed Emin Er Hoca Efendi, Osmanlı’nın son döneminde Diyarbakır’da doğmuştu. Fıkıh, Tefsir, Ferâiz, Tecvid gibi ilimlerde icazetini Abdurrahman et-Tâğî’nin torunu, Şeyh Muhammed Ma’sûm’dan, tasavvuf icazetini merhum Muhammed Saîd Seydâ el-Cezerî’den aldı. Hayatı ders verme, imamlık, vâizlik, tebliğ ve İslam’a davet gibi hizmetlerle geçen Mehmet Emin Er Hoca'nın cenazesi, Hacı Bayram Camii'nden kaldırıldı.

Sedat Yenigün Anılıyor

33 yıl önce Fatih'te bir berber dükkânında katledilen Sedat Yenigün, dostları ve dava arkadaşları tarafından mezarı başında anıldı.

1980 öncesi yıllarda Türkiye'de İslami kimliğin oluşmasına fikir ve ahlakı ile öncülük eden Sedat Yenigün'ü dostları ve dava arkadaşları Topkapı'daki mezarında andılar.


Sayı : 18
Büyük Kapak