Karınca Yuvalarının Şaşırtıcı Nizamı

Sayı : 42 / Ağustos 2015, Konu Başlığı : Bunları Biliyor musunuz ?

Karıncalar, insanların her gün görmeye alışık oldukları, çok fazla önemsemedikleri canlılardır. Ancak bilim dünyası onların sosyal yapılarını inceledikleri zaman bu küçük canlıların çok şaşırtıcı davranışlara sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Her şeyden önce karınca kolonilerinde mükemmel bir işbölümü vardır ve her bir karınca üzerine düşen görevi büyük bir fedakârlıkla yerine getirirler.

Bizler karıncalara baktığımız zaman hepsinin aynı olduğunu zannederiz. Oysa onlar en baştan görevlerine uygun bir şekilde farklı farklı yaratılmışlardır. Mesela kolonideki bir kısım karıncaların görevi, yuvanın kapısında bekçilik yapmaktır.

Kapıcı karıncaların başlarının büyüklüğü yuvanın girişi ile aynıdır ve bu özel tasarlanmış kafa yapılarıyla yuvanın girişini tıkarlar. Kapıcılar gün boyunca hiç kıpırdamadan kapının girişinde beklerler. Bu karıncalar yuvanın girişlerini korur, yuvaya sadece kendi kolonilerinden olan karıncaları alır ve diğerlerini kabul etmezler. Dolayısıyla bir tehlike durumunda düşmana ilk karşı koyması gerekenler kapıcı karıncalar olur.

Karıncaların bir kısmı ise kâşif karıncalardır. Kâşifler, yuvadan çıkıp etrafta dolaşarak yiyecek ararlar. Bir yiyecek kaynağı buldukları zaman, kursağını bir miktar gıdayla doldurur ve mümkün olduğunca çok karıncaya haber vermek için hemen yuvaya dönerler.

Dönerken de karnının ucunu kısa aralıklarla yere sürerek kimyasal bir işaret bırakır. Yuvaya döner dönmez kısa süren hızlı turlar atan kâşif karınca, yuvadaki bütün karıncaların kendisini takip etmesini sağlar. Böylece kâşif karınca besin kaynağına geri dönerken arkadaşları da onu izlerler. Karıncaların antene benzer organları, tatma, koklama, nemi ve kimyasalları fark etmelerini sağlar. Karıncalar bu antenler sayesinde diğer karıncaların salgıladığı kimyasal işareti algılayarak iletişim kurarlar.

Allah-u Zülcelâl karıncalara yiyecek taşıma, yuva inşa etme ve yuvalarını savunma da kullandıkları, çok güçlü bir çene yapısı vermiştir. Eğer bir insanın çenesi karıncanınki kadar güçlü olsaydı, dişleriyle bir kamyonu taşıması gerekirdi. Karıncaların alt çeneleri yapacakları göreve göre özelleşmiştir. Yaprak kesen karıncaların alt çeneleri makas gibi keskin kenarlı; savaşçılarınki ise sivri olup, düşmanın başını delecek güçtedir. Bazıları ise testereye benzer veya öğütücü tiptedir. Bazı karınca türlerinin ağızlarında, diğer karıncalar veya gelişen larvalara taşımak için besin depoladıkları, küçük bir cep vardır.

Karıncalar son derece fedakâr ve paylaşmayı seven hayvanlardır. Aynı koloniden iki karınca karşılaştığında, eğer biri aç veya susuzsa ve diğerinin kursağında çiğnenmiş ve yarı sindirilmiş yiyecek varsa, ihtiyacı olan karınca yemek talebinde bulunur. Ve kursağı dolu olan karınca bu talebi hiç bir zaman geri çevirmez, yiyeceğini diğeri ile paylaşır. Karıncalar larvalarını da kursaklarındaki yiyeceklerle beslerler. Hatta çoğu zaman kendilerine diğerlerine ikram ettiklerinden daha az yiyecek ayırırlar.

Karınca kolonisindeki bir kısım karıncaların görevi ise yuvanın korunmasıdır. Bu görev için öel yetiştirilmiş asker karıncalar yuvalarını saldırganlardan korumak için bazen canlarını feda ederler. Bir karınca türü düşmanına zarar vermek için çenesinden vücudunun arkasına doğru uzanan zehirle dolu bir salgı bezini kullanır. Eğer karınca düşmanları tarafından sarılırsa, karın kaslarını şiddetli bir şekilde kasarak salgı bezlerini yırtar ve zehiri düşmanın üzerine püskürtür. Bu saldırı sırasında karınca kendi canını feda eder.

Karıncaların hepsi zehir kesesine sahip değildir. Birçok karınca türünde formik asit ile kendilerini savunurlar. Bu tür karıncalar düşmanlarını çeneleriyle ısırır sonra yaranın üzerine formik asit püskürtürler. Karınca asidinin, böceklerin sinir sisteminde ve derisinde tahrip edici etkisi olduğu gözlenmiştir.

Yaprak kesici karınca kolonisinin orta boylu işçileri, günlerinin tamamını yaprak taşımakla geçirirler. Ancak yaprak taşırken son derece savunmasızdırlar. Özellikle de bir sinek türüne karşı. Bu sinek türü, yumurtalarını karıncanın kafasına bırakır. Karıncanın vücudunda zamanla gelişip yumurtadan çıkan sinek larvası, hayvanın beynine kadar ilerleyerek ölümüne neden olabilir. İşçi karıncalar yaprak taşıdıkları zamanlarda bu tehlikeli düşmanlarına karşı kendilerini koruyamayacak durumdadırlar. Ancak onların yerine bu görevi üstlenen başkaları vardır. Aynı kolonide yaşayan küçük boylu karıncalar taşınan yaprakların üzerine yerleşirler ve sineğin saldırısı sırasında, bu küçük koruyucular yaprağın üzerinden düşmana karşı mücadele verirler.

Gözle görülemeyecek kadar küçük sinir bağlantılarından oluşan bir beyne sahip olan bu varlıklar, kendilerinden hiç beklenmeyen, akıllı ve adeta şuurlu olaylar gerçekleştirirler.

Karınca kolonisinin yönetimi ise Kraliçe karınca tarafından yürütülür. Kraliçe karıncaya hizmet eden işçi karıncalar, yuvadaki durumla ilgili bilgileri kimyasal bir dille kraliçeye iletirler. Kraliçe, bu bilgilere dayanarak; örneğin savaş sırasında çok sayıda asker kaybı olduysa, yeni yavruların, daha çok asker karınca olmalarını sağlayacak bir kimyasal yayınlar. Böylece gelecek nesil ihtiyaca göre yetiştirilir.

Kuran-ı Kerim’de karıncaların insanlar gibi birbirlerini koruyan, dayanışma ve yardımlaşma içinde bir toplum olduğuna şöyle işaret edilir:

“Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu toplandı. Hepsi birden Süleyman tarafından düzenli olarak sevk ve idare ediliyordu. Sonunda bir karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca, ‘Ey karıncalar, yuvalarınıza girin de Süleyman ve orduları, sizi bilmeden çiğnemesinler,’ dedi. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: ‘Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!’” (Neml; 17-19)


Sayı : 42
Büyük Kapak