Kendin İçin İstemediğin Şeyi Mümin Kardeşine Yapma

Sayı : 7 / Eylül 2012, Konu Başlığı : Lamelif

Ben küçükken Rahmetli babam bize hep şöyle nasihat ederdi:

“Oğlum, eğer sen kendine bir hali yakıştırmıyorsan, başkalarına da o hali yakıştırma. Eğer senin kendine saygın varsa başkalarına da saygılı ol. Eğer sen birine kötü bir söz söylersen bil ki Allah- u Teâlâ; ya o insanın kalbine ya da başka birinin kalbine, sana o sözü söyleyecek cesareti koyacaktır ve o söz sana geri dönecektir”

Gerçekten de hayat bumerang gibidir. Yaptığımız hatalar, işlediğimiz günahlar, yaptığımız zulümler, mutlaka bize bir şekilde geri gelecektir.

Elbette insanoğlunun bu dünyada yaptıklarının asıl hesap yeri ahiret yurdudur. Bunda kimsenin şüphesi yoktur. Ama Cenab-ı Hakkın hikmeti ve kullarına karşı merhametinin gereği bir kısım hatalarımız bu dünyada karşımıza çıkar. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler”(Rum: 41)

Demek ki, Allah azze ve celle, bizi bu dünyada başımıza gelen hallerle uyarmak istemektedir ki, durup düşünelim “Bunlar benim başıma neden geldi” diye muhasebe yapalım. Çünkü insanoğlu ancak başına kötü bir olay gelince dönüp kendine bakmayı akıl eder.

İşte bu hikmetle Allah-u Teâlâ işlediklerimizin bir mislini bu dünyada tattırır. Öyleyse bize düşen odur ki, başımıza gelmesini istemediğimiz bir şeyi bir başkasına yapmayalım.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin dikkat çeken şöyle bir hadisi şerifi var: “effu teeffu nisaiküm” yani “Siz iffetli olun (ve başkalarının kadınlarına yan bakmayın ki) sizin kadınlarınız da iffetli olsunlar ve kimse onlara kötü niyetle bakmasın”

İmam Şafii bu hadisi de içine alan şöyle bir şiir yazmıştır:
“Siz başkalarının kadınlarına karşı iffetli olun ki, sizin kadınlarınız da kendi mahremlerinizde iffetli olsunlar. Ve Müslümana yakışmayan fiillerden uzak durun.

Zira zina borçtur. Eğer siz borçlandıysanız, olur ki sizin ehli beytinizden birileri vefa gösterip sizin borcunuzu ödeyebilir”

Bu aksülamel veya geri dönüşüm sadece zina için değildir, elbette, hayatın tüm alanlarında vardır. Esasında insanlar yaptıkları veya söyledikleri çirkinliklerin hepsi için bu pencereden bakarak dikkat etmelidirler.

Eğer siz, başkalarını çekiştiriyorsanız biliniz ki, başkaları da sizi çekiştirecektir. Gerekçeniz ne olursa olsun, eğer siz başkalarının ayıplarını ifşa ediyorsanız, sizin de ayıplarınız – ki muhakkak vardır, onlar da- insanların diline düşecektir. Eğer siz başkalarının mahremiyet alanına girerseniz sizin de mahreminiz çiğnenecektir. Bu sünnetüllahtır yani Allah'ın âdetidir.

Allah-u Teâlâ başkalarına yaptıklarımızı bizim de başımıza getirir ki, bu başkalarına ibret olsun. Böylece hiç kimse kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmasın.

Şimdiki dilde buna empati deniliyor. Yani “başkasının yerine kendimizi koymak.” Bu güzel bir sözdür. Başkasının yerine kendimizi koyabilsek çoğu yaptığımız hataları yapmayız sanırım.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Bir kimse Îsâ aleyhisselâm’a gelerek:
“Ey hayır ve iyiliklerin muallimi! Bir kul, Allâh Teâlâ’ya karşı nasıl takvâ sahibi olur?” diye sordu.
Îsâ aleyhisselâm:
“–Bu kolay bir iştir: Allâh Teâlâ’yı cân u gönülden hakkıyla seversin, O’nun rızâsı için gücün yettiğince sâlih amellerde bulunursun, bütün Âdemoğullarına da, kendine acır gibi şefkat ve merhamet gösterirsin!” cevâbını verdi. Sonra da şöyle buyurdu:
“–Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma! O zaman Allâh’a karşı hakkıyla takvâ sâhibi olursun!” (Ahmed, ez-Zühd, s. 59)

Eğer bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi yapmazsak birçok günahları işlemeyiz. Mesela hiçbirimiz kendi kızımız, kız kardeşimiz veya yakınımızın namusuna göz dikilsin istemeyiz. Bunu yapanı belki kanuni yollara başvurmadan, hapse girmek pahasına, kendimiz cezalandırırız.

Öyleyse başkasının kızı, kız kardeşi veya yakınıyla nasıl haram işleyebiliriz? “Kötü yola düşmüş” diye hor görülen kadınlar da birilerinin kızı, kız kardeşi değil mi?

Ülkemizde kötü mekânları işletenler ve oralara müşteri olanlar, aynı hâlin kendi kızlarının, kadınlarının başına gelebileceğini düşünmezler mi?

Unutmayalım ki Allah Resulü kendisinden zina etmek için izin isteyen gence, “kiminle edeceksin“ diye sormadı.

Cüleybib adlı bu gence tek bir şey sordu:
“Söyle bakalım. Bir başkasının senin annenle zina etmesine razı olur musun?”
Genç:
“Canım feda olsun, hayır, olmam” deyince de:
“Zaten hiç kimse annesiyle zina edilmesine razı olmaz” dedi ve devamında aynı soruyu kızı, kız kardeşi, halası, teyzesi için de tekrarladı. Gencin her seferinde:
“Canım feda olsun, hayır” demesi üzerine onun aklını vardırmak için aynı yorumu tekrar etti:
“Hiç kimse de razı olmaz”

Bu konuşmanın sonunda artık gencin izin isteğinde ısrar etmesi mümkün değildi. Çünkü Cüleybib’in kabarmış olan nefsani hisleri, ikna olan aklı ve empati duygusu karşısında geri çekilmişti. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin elini bu gencin göğsüne koyup,

“Allah’ım! Onun günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu muhafaza buyur” diye dua etmesinden sonra, bu genç, önceki hayatına dönmedi.

Allah Resulü, bu gence kız vermeyen sahabesinden birine elçi göndererek kızını istedi ve Cüleybib’i evlendirdi. Bir muharebede şehid düşen Cüleybib, samimi tevbesi sayesinde artık Allah Resulünün başucuna gelip:
“Cüleybib benden, ben de Cüleybib’denim” diyeceği bir makama erişmişti. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/256-257)

İşte Allah Resulünün insan terbiyesi ve işte onun huzurunda yapılan bir tevbenin güzel neticesi. Allah azze ve celle cümlemize böyle samimiyet nasip eylesin.


Sayı : 7
Büyük Kapak