Kimler Mahrem, Kimler Namahrem?

Sayı : 60 / Şubat 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Allah-u Zülcelal insan ilişkilerine ölçüler getirmiştir. Her Müslüman bu ölçüleri bilmek zorundadır. Kadın erkek her Müslümanın ilmihalini, yani itikad, ibadet ve muamelat yani helal harama dair meseleleri öğrenmesi farzdır. Bu sebeple Müslüman kadınlar da kimler kendisine mahrem, kimler namahrem bilmesi gerekir.

Mahrem, bir kişinin evlenemeyeceği yakınlar demektir. Bir kadına göre, babası, erkek kardeşi, oğlu gibi. Bunlara karşı, yabancı erkeklere karşı tesettürlü olduğumuz gibi sıkıca örtülü olmak gerekmez.

Namahrem ise bir kadına göre, onun yakın akrabası olmayan, yani evlenmeleri mümkün olan yabancı erkeklerdir. Onlara karşı tam tesettürlü olmak ve konuşmak gerekirse ciddi şekilde konuşmak gerekir.

Mahremlerimiz Kimlerdir?

İslam'a göre mahremiyet üç temel esasa göre oluşur:

1- Neseb, yani soy sop yakınlığı. Kadının kendi akrabaları, babası, amcası, dayısı gibi.

3- Evlenme sebebiyle oluşan yakınlık. Kayınpeder veya üvey oğul gibi…

2- Süt emme sebebiyle oluşan yakınlık. Kadının emdiği kadın veya emzirdiği çocuk sebebiyle oluşanyakınlık. Süt oğlu, süt babası, süt kardeşi gibi…

Kendi Akrabalarımız

Nesep yoluyla mahremlerimiz, yani evlenemeyeceğimiz ve tesettürlü olmak zorunda olmadığımız yakınlarımız şu ayet-i kerimede sayılmıştır:
“Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar. Ziynetlerini ise, görünmesi zarurî olan kısımlar müstesna, açığa vurmasınlar. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler. Kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kardeşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğullarından, mü'min kadınlardan, cariyelerinden, cinsî iktidarı olmayan hizmetçilerinden ve şehvet çağına gelmemiş çocuklardan başkasına ziynet yerlerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri belli olsun diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tövbe edin, ey mü'minler, tâ ki kurtuluşa eresiniz." (Nur, 31)

Bu ayet-i kerimeye göre, bir kadın için babası, kayınpederi, oğlu, üvey oğlu, üvey veya öz erkek kardeşleri, kız ve erkek kardeşlerinin oğulları mahremdir. Bunlarla evlenmek yasaktır, sapıklıktır. Onlara şu yakınlarımız da dahildir:

İslam'da ana-babanın hükmüne, bunların ana-babası, dedesi de dahildir. Yani baba mahrem olduğu gibi anne ve babamızın babası da mahremdir.

Yine İslam'da evlatların hükmü, bunların çocukları ve torunları için de geçerlidir. Yani kardeşlerimizin oğulları gibi torunları da bizim için mahremdir. Onların yanında yabancı erkeğe karşı olduğumuz gibi tesettürlü olmamız gerekmez.

Bizim dayımız, amcamız nasıl ki mahremimiz ise, anne ve babamızın amca ve dayıları da mahremimizdir, yani yakınımızdır, evlenmek haramdır. Ama amca ve dayımızın oğlu namahremdir, evlenmek mümkündür, tesettüre uymamız gerekir. Onun gibi anne babamızın amcaoğulları da namahremdir.

Eşimizin Yakınları

Bir kadın, bir erkekle nikahlanıp zifafa girdikten sonra aralarında kopmaz bir bağ oluşur. Artık kocasının babası ve oğlu, kadının kendi babası ve oğlu gibidir. Velev ki kocasından ayrılsa bile bu bağ devam eder, artık onlarla evlenemez.

Bir hususa da dikkat etmek gerekir, İslam'a göre zina haramdır ve bir Müslümanın zina etmesi düşünülemez. Ancak zina etmek de evlenmek gibi bir hüküm doğurur. Yani bir kadın bir adamla zina etmiş olsa, artık o adamın babası veya oğluyla evlenemez.

Buna mukabil, nikâhlanmış ama zifaf gerçekleşmeden ayrılmış olsalar, onun babası ve oğluyla aralarında mahremlik oluşmaz. Yani evlenmeleri mümkündür ve tesettüre riayet etmesi gerekir.

“Size... cinsel temasta bulunduğunuz karılarınızdan olan ve evinizde bulunan üvey kızlarınızla evlenmek haram kılındı. Eğer anneleri ile cinsî yakınlıkta bulunmamış iseniz onlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur." (Nisâ; 23)

Evlenme yoluyla olan mahremlerde de yukarıdaki bazı hükümler geçerlidir:

Kayınpederimizle evlenmek haram olduğu gibi onun babasıyla, dedesiyle de evlenmek haramdır. Aynı şekilde üvey oğlumuzun oğlu, torunu da mahremdir, evlenilmez. Ancak bir kadın için kocasının üvey babası namahremdir, ona karşı tesettüre riayet edilmelidir.

Üvey evlat ile üvey ebeveyn arasında mirasçısı olma ve nafakasını karşılama veya bakımını yapma gibi hak ve sorumluluklar da yoktur. Ancak insaniyet için yaparsa sadakadır.

Türkçemizde üvey kelimesi iki şekilde kullanılır; biri, kendi anne veya babamızın başka bir eşinden olan çocuğu. Bu bizim kardeşimiz, aynı öz kardeş gibidir.

Diğeri ise, anne veya babamızın evlendiği eşinin, eski eşinden olan, ama ne annesi ne babası bizimle ortak olmayan çocuklar. Bunlarla aramızda kan bağı yoktur. Ancak aynı hanede yaşamak icab ederse mecazen üvey kardeş denilir.

Aralarında ortak anne veya baba olan kardeşler aynı öz kardeş gibidir, aralarında mahremiyet oluşur, evlenmek caiz olmaz, tesettür de gerekmez. Ama arada ortak anne baba olmayan, yani ebeveynimizin evlendiği kişinin eski eşinden olan çocukları, bizim için namahrem olur. Yani bir genç kız üvey babasıyla evlenemediği gibi, onun babasıyla da evlenemez. Ancak üvey babasının başka bir kadından olan oğluyla evlenmesi mümkündür, bu sebeple namahremdir.

Mahremiyetle ilgili bilinmesi gereken bir konu da şudur; eniştelerle evlenmek caiz değildir ama arada tesettüre riayet etmek gerekir, çünkü mahremlik geçicidir.

Enişte, Türkçemizde, bir kişiye göre kız kardeşi, teyzesi veya halasının kocasına denilir. Bir kadın, eniştesiyle, kız kardeşi, halası, teyzesi sağ olduğu sürece evlenemez. Çünkü dinimiz iki kız kardeşi veya hala ve teyzeyi yeğeniyle aynı zamanda nikahlamayı yasaklamıştır. Ama öldükten veya boşandıktan sonra bu engel kalkacağı için enişteler mahrem değil namahremdir, yani enişte yanında tesettüre dikkat edilir. Hatta fitne olmaması için hal ve hareketlere çok dikkat etmek uygun olur.

Süt Akrabaları

İslam'a göre soy yoluyla mahrem olanlar, süt yoluyla da olurlar. Buna göre bir kız çocuğu bir kadından süt emmişse o kadının o sırada evli olduğu kocası, onun sütbabası olur, onunla ebediyen evlenemez. Süt anneden doğan veya süt emen erkek çocuklar, yani süt erkek kardeşleri de mahremdir. Süt kız ve erkek kardeşlerinin oğulları da mahremdir ve bunlarla evlenmek haramdır.

Aynı şekilde bir kadın, kız kardeşinin emzirdiği bir çocuğun süt teyzesi olur ve onunla da evlenemez. Yine erkek kardeşinin hanımının emzirdiği çocuğun da süt halası olur ve onunla da evlenemez. Bu kişilerle yakın akrabalık bağı oluşur.

Süt hısımlığı sadece sütü emen çocukla emziren kadının ailesi, yakınları arasında hasıl olur. O çocuğun annesi, babası, kardeşleri ile bir hukuk oluşmaz. Bu konuda karışık meseleler olursa fetva makamlarına danışıp bilgi almak gerekir.

Süt kardeşliği konusu, hassas bir mevzu olduğu için kadınlar hangi çocuğu emzirdiğini aklında tutmalı, bu konuda yakınlarına bilgi vermelidir. Rastgele emzirmelerden de sakınmalıdır. Hanefi mezhebine göre bir kere emzirmekle bile süt mahremiyeti hasıl olur. Şafii mezhebine göre

Bazen unutulan bir emzirme hadisesi, gençler birbirine aşık olduktan sonra hatıra gelir ve onlar için bir imtihan oluverir. Bu sebeple küçük yaştan itibaren “Ben bu çocuğu emzirdim, o sizin yakınınız,” diye öğretmek gerekir.

Mahremlere Karşı Edeb

İslam'a göre mahremlerimize, yani yakın akrabamız olan erkeklere karşı dışarıdaki kadar sıkı bir tesettüre bürünmek gerekmez. Ama elbette Müslüman hanımların kocası hariç başka erkeklere karşı çok açık saçık olması da yakışık almaz. Mesela bir gelinin kayınpederi yanında, bir annenin üvey oğlu yanında yine belli bir edebe riayet etmesi gerekir. Hatta erkek kardeşi veya dayısı gibi yakınların yanında da bedenini teşhir etmek çirkin bir harekettir. Peki bunun ölçüsü ne olmalıdır?

Âlimler, kadınların mahremleri olan, yani evlenemeyecekleri kadar yakınları olan erkeklerin yanında abdest azaları açık olarak durmasının mahzurlu olmadığını söylemişlerdir. Yani kadın, başı, yüzü, boynu, kolları ve ayakları açık olarak bu yakınlarının yanında durabilir. Bundan öte aşırı açık saçıklık, dar veya şeffaf kıyafetlerle kendini teşhir etmek Müslüman kadına yakışmaz.

Ancak karı kocanın baş başa odalarına çekilmesi müstesna. Kadının kocasına, onun beğeneceği şekilde cazibesini artırması sevaptır.

Bir genç hanım, bilhassa soy bağı çok yakın olmayan, süt kardeş, üvey baba, amca, dayı ve benzeri mahremlerine karşı edebli olmalıdır. Bu yakınlarımızla evlenme yasağı ebedidir ama yine de edebe riayet edilmelidir.

Örtünmeme serbestliği, bir fitne korkusu bulunmaması şartına bağlıdır. Eğer dayınız, amcanız, kardeşlerinizin oğulları gibi yakınlarınız dahi ahlâk bakımından güvenilmez kişilerse onların yanında da tesettürünüze ve baş başa kalmamaya dikkat etmelisiniz.

Çünkü zamanımızda insanlar kendilerini ahlaki kurallardan azade görmeye başladı. Filmler, TV dizileri insanlara her türlü ahlaksızlığı aşk adı altında meşru göstermekte. Bu sebeple fitneden sakınmak daha iyidir.

Ancak bu yakınlarımız çok yaşlı, bakıma muhtaç olur da bakacak başka kimsesi olmadığı için yanında devamlı tesettüre uyma imkanı yoksa ruhsattan istifade edilir. Ama sağlıklı, dinç ve şehevi bakımdan istekli durumdaysa tesettürlü olmak daha iyi olur.

İslam'a göre kalbe şüphe veren hallerden sakınmak gerekir. Mesela kadının kocası yolculuktaysa, evde aile büyükleri veya aklı eren çağda çocuklar yoksa bu akraba erkeklerden birini evine almaması daha uygun olur. Hele kocası kuşku duyduğu veya kıskançlık hissettiği için karısının bu yakınlarını eve almamasını isterse kadın onları eve alamaz. Çünkü Peygamberimiz kocaların hanımları üzerindeki haklarını sayarken şöyle buyurmuştur:

“…Şunu bilin ki, sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki haklarınız, yatağınızı yabancılardan korumaları, istemediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır. Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyim kuşam ve yeme içme konularında kendilerine imkân sağlamanızdır.” (Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 3)

Bu hadis-i şerifte “namahremleri almamaları” diye bir kayıt konulmadığına göre, bir kadın kocasının istemediği kişi her kim olursa olsun onu eve alamaz. Velev ki onun mahremi olsun. Belki kocası o kişi hakkında karısının bilmediği şeyler biliyor veya sezinliyor olabilir. Her ne olursa olsun kadınların, kocalarını rahatsız şekilde hareket etmesi uygun olmaz. Akrabaların da bu hususta kadın akrabalarına karşı anlayışlı olması gerekir.


Sayı : 60
Büyük Kapak