Kısmet ise Gelir Hint’ten, Yemen’den

Sayı : 34 / Aralık 2014, Konu Başlığı : Masal Annesi

Eski zamanlarda ticaret için kervanlarla yolculuk yapılırdı. Develerin sırtına yüklenen mallar şehirden şehre taşınırdı. Develerin sırtına yükleri bağlamak için semer denilen bir araç kullanılırdı.

Kervanıyla ticaret yapan bir tüccar vardı. Bir gün tam yola çıkmak üzereydi ki, develerinden birinin semeri olmadığını gördü. Halbuki devesinin sırtına yük bağlamak zorundaydı. Hemen semer satan bir dükkana gitti. Bir semer almak istediğini söyledi.

O dükkanın sahibi olan usta o sırada camiye gitmişti. Dükkanda bıraktığı çırağı:

- Hazırda semerimiz yok. Ancak birkaç güne kadar yeni bir semer yapabiliriz. Dedi. Faka tüccarın o kadar zamanı yoktu:

- Ben bugün yola çıkıyorum. Taşınacak yüküm de çok. Hemen bir semer bulmalıyım. Dedi. Sonra gözüne dükkanın tavanında asılı bir semer ilişti. Hemen:

- Şu semeri indirsene. Kaç para olursa olsun alıyorum. Dedi. Çırak:

- Gerçi eski bir semer, çok para da etmez ama ustam o semeri kimseye satmıyor, onu veremem” diye cevap verdi. Tüccar ise:

- Anlamıyor musun, işim acele diyorum sana. Bak kaç para istersen vereceğim, diye ısrar etti.

Sonunda çırak o eski semeri indirmeye razı oldu. Hatta böyle eski bir semeri iyi bir fiyata sattığı için sevinçli idi. Ustasına yaptığı bu satışı haber verdiğinde ne kadar sevineceğini düşünüp heyecanlanıyordu. Çok geçmedi semerci ustası camiden döndü. İlk işi tavana bakmak olmuştu. Endişeyle sordu:

- Şu benim eski semer nerede? İnşallah kimseye satmamışsındır, dedi. Çırak olup biteni anlattı ve:

- İşte semerin parası. O eski semeri tam on akçeye sattım! Diyerek aldığı parayı uzattı. Ama ustası bu habere hiç de sevinmemişti.

- Oğlum sen ne yaptın? Ben senelerdir hacca gitmek için para biriktiriyorum. Kazancımdan artırdığım altınları o semerin içine saklıyorum. Sen “on akçeye sattım” diyorsun halbuki onun içinde yüz akçe vardı!

Zavallı çırak perişan olmuştu. Ustası da üzüntüsünden olduğu yerde yığılıp kalmıştı.

Çırak;

- Vah ben ne yaptım! Ustamın bunca yıllık emeği gitti! Şimdi ne yapacağım!” diye dövünmeye başladı.

Ustası ise onun böyle kendini perişan etmesine kıyamadı:

- Evladım üzülme. O benim kısmetim ise gelir Hint’ten Yemeden’den. Nasip değil ise ne gelir elden!

Aradan birkaç ay geçmişti. Bir gün vaktiyle o eski semeri satın alan tüccar semerci dükkânının kapısından giriverdi. Elinde semeri tutuyordu.

- Ustam! Sen burada değildin ben aylar evvel bu semeri senin çıraktan on akçeye almıştım. Fakat yolda aklıma takıldı, çırak “ustam o semeri kimseye satmıyor” dediği halde ısrar ettiğim için bana sattı. Acaba ustası bu satıştan dolayı ona kızdı mı?

Çocukcağız benim yüzümden azar işitti mi? Diye dönünce ilk işim semerini sana geri getirmek oldu. İstersen bunu geri al, bana aynı fiyata yeni bir semer yap, ne dersin?

Usta sevinçle:

- Allah razı olsun. Ne iyi düşünmüşsün. Olur, neden olmasın, deyip eski semeri aldı. İçine bir baktı ki altınları da saklı olduğu yerde duruyor. Hemen çırağının yüzüne baktı. Sonra:

- Demedim mi ben sana; kısmet ise gelir Hint’ten Yemenden’den. Nasip değil ise ne gelir elden, diye…


Sayı : 34
Büyük Kapak