Kudüs İslam’ın İstiklalidir!

Sayı : 71 / Ocak 2018, Konu Başlığı : Medya Gündem

Geçtiğimiz ayın gündemine ABD başkanı Trump’ın ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması için işletilecek süreci başlatması damgasını vurdu. Trump’ın attığı bu tehlikeli adım, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacaklarını dünyaya ilan etmek manasına geliyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs'ün Müslümanların "kırmızı çizgisi" olduğunu belirterek, "İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak, bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz,” dedi.

9 Aralık 1917’de İngiliz ordusunun işgali ile Osmanlı Devleti’nin himayesinden çıkarılan Kudüs, işgalinin 100. yılında bu sefer ABD’nin kirli oyunlarına sahne oldu. İngiliz komutan Edmund Allenby bundan 100 yıl önce Selahaddin Eyyubi’nin türbesini tekmelerken “İşte Haçlı seferleri şimdi bitti!” demişti. Böylece Kudüs’teki 730 yıllık İslam hâkimiyeti son bulmuş ve huzurlu günler sona ermiş oluyordu.

Filistin’de devlet kurma fikrini ortaya atan Theodor Herzl, II. Abdülhamid Han ile görüşmelerinde sonuç alamayınca onu tahtan indirdi. 1917 yılı sonunda Filistin’i işgal eden İngiltere tarafından yayınlanan Balfour Deklarasyonu ile bölgede Yahudiler için bir devlet kurulacağını taahhüt etti.

İsrail, Müslümanlara katliam ve tehcir uygulayarak adım adım işgal ettiği bu coğrafyada meşru temeli olmayan bir terör ve zulüm devleti kurdu. 1967'de Doğu Kudüs'ü ilhak ettiğini açıklayan İsrail, 1980 yılında da tek taraflı olarak Kudüs’ü başkenti ilan etti.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BGMK), 1980'de kabul ettiği 478 sayılı kararla, İsrail'in ilhak ve başkent ilanını geçersiz saydı. O günden beri Doğu Kudüs, Müslümanlara ait ve Filistin’in başşehri kabul ediliyor.

İsrail devleti, birçok İslam ülkesi tarafından meşru tanınmıyor ve diplomatik temas kurulmuyor. İsrail’i tanıyan ülkelerin büyükelçilikleri ise, başkent olarak kabul edilen Tel Aviv'de bulunuyor. Hiçbir ülke, Kudüs'ü başkent olarak kabul etmiyor. Trump'ın hamlesi, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak kabul edilmesinin yolunu açmak ve böylece işgal ve ilhakı meşrulaştırmak manasına geliyor.

Filistin İslami Direniş Hareketi bu kışkırtıcı karara karşı Cuma gününü “Gazap Cuması” ilan ederek, “Kudüs’e destek” için toplanma çağrısında bulundu. Filistin dışında da, başta İslam ülkeleri olmak üzere bütün dünyada ABD büyükelçilikleri ve konsoloslukları önünde geniş çaplı protesto gösterileri düzenlendi.

Karar Bütün Dünyada Protesto Edildi

Beklendiği gibi, Kudüs’ün İsrail tarafından ilhakının meşru addedilmesi ve tamamen işgaliyle sonuçlanacak süreci başlatan Trump’a karşı Dünya Müslümanları ayağa kalktı. Cuma namazından sonra sokakları dolduran halk, ABD ve İsrail’i protesto etti.

İsrail askerleri, Mescid-i Aksa ve Batı Şeria'da cuma namazı sonrası düzenlenen gösterilerde gerçek mermi ve göz yaşartıcı gazla müdahalede bulundu. Çatışmalar sonucu, bazısı çocuk yaşta birçok genç şehit olurken, yüzlerce kişi de yaralandı.

Afrika’dan Malezya’ya, Afganistan’dan Makedonya’ya bütün dünyada kalpler Kudüs için tek yürek oldu. ABD’nin çeşitli eyaletlerinde yaşayan Müslümanların yanı sıra bazı Hristiyan ve İsrail’i meşru kabul etmeyen Musevi gruplar da kararı protesto etti.

Öfkenin adeta sel olduğu gösteriler sebebiyle ABD yönetimi, birçok ülkedeki Amerikalılara ‘güvenlik uyarısı’ yollamak zorunda kaldı. İstanbul’daki konsolosluk çevresi vatandaşlarca kuşatıldı. Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı İstinye’deki eylemlerde Amerikan’ın kararının tanınmadığı ve ayaklar altında olduğu dile getirildi.

Trump’ın kararına karşı Türkiye’nin bütün şehirlerinde de Müslümanlar sokakları doldurdu. Eyüp Camii’nde sabah namazıyla birlikte başlayan gösteriler, Cuma namazı çıkışıyla birlikte büyüyerek sürdü. Gösteriler katılmak için ellerinde Filistin bayraklarıyla camiye gelen Müslümanlar, tekbir ve sloganlarla yürüyüşe geçti. Caddelerde adeta insan seli aktı.

Beyazıt ve Fatih Camiinden başlayan yürüyüşe ve Saraçhane’deki tel’in mitingine yüz bini aşkın kişi katıldı. Birçok sivil toplum kuruluşunun destek verdiği gösterilerde, “Müslüman uyuma, kardeşine sahip çık!” “Kudüs İslam’ındır.” “Kudüs şerefimizdir.” “Kudüs Müslümanların iffetidir,” “Kudüse selam; direnişe devam!” gibi sloganlar atıldı.

Genç yaşlı, kadın erkek demeden her kesimden, her kılık kıyafetten insanın katıldığı gösterilere ülkemize sığınan Suriye’li, Iraklı, Mısırlı kardeşlerimiz de yoğun katılım gösterdi. Gösterilerde zaman zaman hep bir ağızdan Arapça “Birruh, biddem, nefdike ya Aksa” yani, “Canımız, kanımız sana feda olsun ey Aksa!” sloganları da atıldı.

Ülkemizde öğrenim gören öğrenciler, çeşitli vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı gösteriler, adeta ümmetin tek yürek ve tek ses olduğunu haykırdı. Esmeri, sarışını, siyahisi, çekik gözlüsü, kısaca ümmetin bütün renkleri Kudüs sevgisiyle bir araya geldi.
Güneydoğu illerimizde de Arapça, Kürtçe ve Türkçe dövizlerin taşındığı gösterilerde, yine aynı duygular dile getirildi.

“Kudüs Müslümanların istiklalidir,”

“Yürü kardeşim, Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin! (Nuri Pakdil)”

“Yıkılasın İsrail! Enkazını göreyim! Sana ülke diyenin, yüzüne tüküreyim! (Necip Fazıl Kısakürek)”

Körfez Ülkelerinde Utanç Verici Sessizlik

Bütün dünya Müslümanları Kudüs’ün İsrail tarafından ilhakının meşrulaştırılmasına tepki gösterirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere körfez ülkelerinde utanç verici bir sessizlik hüküm sürdü.

İsrail pervasızca bu kararı kutlarken Bahreyn’den bir heyetin İsrail’e barış ve hoşgörü ziyaretinde bulunması yürekleri burktu. Suudi Arabistan’da medyaya konuyla ilgili haber yapmamaları için ihtar geldiği haberi, Trump’ın karar öncesi bu ülkelerle anlaştığı yorumlarına sebep oldu.

İsrail doğal bir halka ve devlet geleneğine sahip bir ülke değildir. Dünyanın çeşitli yerlerinden getirilip yerleştirilmiş Yahudilerle oluşturulmuş suni bir topluluktur. Herkes bu suni topluluğu, Amerika’daki zengin Yahudilerin ve ABD devletinin fonladığını bilmektedir.

İsrail Gazze’yi bombalarken, Filistin halkını sistematik soykırıma maruz bırakırken en fazla ABD’nin desteğine güvenerek hareket eder. Çünkü ABD’nin vetosu sebebiyle BM’de, İsrail’in yaptığı katliamlar için dil ucuyla bir kınama kararı bile açıklanamaz.

Körfez ülkeleri şimdiye kadar İsrail’i himaye eden ABD’ye hiçbir ciddi tepki göstermemiştir. Hatta ABD Hazine Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Mart 2016 itibarıyla 116,8 milyar dolar değerinde ABD devlet senedini elinde tuttuğu bildirilmiştir. Yani ABD, petrol satın almak için verdiği parayı kendi fonlarında ve ülkesinin kalkınması için kullanmaktadır. Bunca yoksul İslam toplumu varken Allah'ın bu mukaddes topraklara nasip ettiği yeraltı zenginlikleri, batı uygarlığını fonlamaktadır.

Kudüs’ün Mevcut Durumu

İsrail Merkezi İstatistik Bürosu tarafından hazırlanan rapora göre, 2016 itibarıyla 6.8 milyonluk nüfusun yüzde 16'sı Müslümanlar'dan oluşuyor. Müslümanların tamamına yakını Arap semtlerinde oturuyor. 210 bin kişi ile en fazla Müslüman nüfusu barındıran kenti olan Kudüs'te, Müslümanlar kentin doğu yakasında yaşıyor.

Filistinliler birbirlerinden kopuk bölgelere hapsedilmiş durumda. Giriş çıkışlara engel olmak için Çin seddini andırırcasına kilometreler boyunca dikilmiş duvarlar var.

İsrail polisi evine gitmek isteyen, okuldan dönen Müslüman gençleri tek tek arıyor. Şüpheli görünenler, kimlik kontrolleri bitene kadar gözaltına alınıyor. Bazen Filistinlilerin keyfi olarak saatlerce bekletildiği sayısız kontrol noktalarında türlü eziyetler yapılıyor.
Filistin halkının birçoğu, 67 yıldan beri mülteci kamplarında yaşıyor. Kendi evlerinde yaşayanların da ev veya dükkânlarını tamir etmeleri, inşaat yapmaları yasak. Sanki bir açıkhava hapishanesinde yaşıyorlar.

Filistin’de sadece insanlar değil, ağaçlar, ekinler ve besi hayvanları bile ölüm tehdidi altında. Ziraatla uğraştıkları zaman sadece izin verilen bitkileri ekebiliyorlar. Su çok kısıtlı, kuraklığa dayanamayan ekinler kuruyor. Ticaretle uğraşanlar da çok yüksek vergiler ödemek zorunda kalıyorlar. Kısacası geçim şartları kısıtlanarak göçe zorlanıyorlar. Kudüs dışında çalışmak veya ev tutmak istedikleri zaman bu sefer Kudüs kimlikleri ellerinden alınıyor ve Kudüs’e dönemiyorlar.

Zaten sabah evden çıkan bir gencin akşam eve dönüp dönemeyeceği meçhul. İman gücü olmasa dayanılamaz bir psikolojik şiddet altındalar. Adeta sistematik ve yavaş bir soykırıma tabi tutuluyorlar.

Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu Kudüs şehri, bütün Müslümanların namusudur. Bu mübarek mekanın işgal altında olması bütün Müslümanların utancıdır.

Filistin halkı, imanlı, sabırlı ve fedakâr bir halktır. Mescid-i Aksâ’yı ve Filistinli kardeşlerimizi yalnız, sahipsiz ve boynu bükük bırakmamak için bütün Müslümanlar Kudüs’ü ziyaret etmeli, yardım eli uzatmalı ve bu konudaki faaliyetlere destek vermelidir.


Sayı : 71
Büyük Kapak