Kız Çocuklara Peygamber Sevgisini Nasıl Aşılarız?

Sayı : 40 / Haziran 2015, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Çocuklarımıza Peygamber sevgisini aşılamak, manevi eğitimleri için çok önemlidir. Çocuğumuzun yanında Peygamberimizden ne kadar çok bahsedersek ona olan sevgi ve saygısı o kadar artacaktır.

Elbette küçük yaştaki çocuklar Peygamberlik müessesesini tüm yüceliğiyle kavrayamazlar. Çocuklara yaşlarına uygun bilgiler vermek, sıkılmadan dinlemelerini ve daha fazla ilgi göstermelerini sağlar. Mesela Peygamberlerin mucizevi yönleri, hem çocukların ilgisini çeker, hem onların sıradan bir insan olmadıklarını anlatır. Bu konudan daha önce erkek çocuklarımıza peygamberimizi nasıl tanıtabiliriz konulu yazımızda bahsetmiştik.

Kızlar Mistik Konulara İlgi duyar

Günümüz çocukları için Peygamberimizi anlamanın bazı zorlukları vardır. Her şeyden önce o bir Peygamberdir. Peygamberlik, Allah’ ın meleğinden vahiy almak demektir ki bu herkesin yaşadığı bir olay değil, çok özel bir tecrübedir. Ancak bununla birlikte kız çocukları için böyle bir tecrübenin doğru olduğuna inanmak zor değildir.

Kızlar ve kadınlar genellikle mistik konulara ilgi duyarlar. Kadınların çoğu rüyaların gerçeğe işaret edebileceğine inanır. Bir şeyi olmadan önce sezmek, bir kişinin kalbinden geçeni hissetmek, telepati gibi mantık ötesi olaylara inanan çok sayıda hanım vardır. Bu sebeple hanımlar vahiy hakikatine de kolayca inanırlar.

Zaten Peygamberimizin hayatına baktığımız zaman ona ilk iman edenler arasında kadınların önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Hanımı Hz. Hatice’nin bir an bile tereddüt etmeden, “Ben sana inanırım,” demiş olmasının yanında, kızlarından hiçbirinin inkar etmemesi, amcaları uzun bir tereddüt dönemi geçirirken halaları ve yengesinin iman etmesi hep kadınların imana elverişli olmasının tezahürleridir.

Kadınlar maneviyata inançlıdırlar. Asıl önemli sorun, kadınların hurafelere de kolay inanabilmeleri, sadık haberle sapık haberleri birbirinden ayırt etmekte güçlük çekmeleridir.

Kızlarımız fallara, medyumlara, şifacılara vb. kişilere de kolayca inanabilirler. Bu sebeple onlara, hak inançla batıl inançları birbirinden ayırt edebilme özelliğini kazandırmamız gerekir. Bunun için de yine onlara Peygamberimizin özelliklerini anlatmalıyız. Onun hayatının bir kahinin, bir medyumun hayatına hiç benzemediğini, insanlara gaipten haber vererek menfaat elde etmeye çalışmadığını, aksine bütün malını mülkünü, insanlara doğru yolu gösterme davasına harcadığını anlatmalıyız. Böylece Peygamberimizin örnek şahsiyetinde maneviyatla ilişkinin nasıl olması gerektiğini de öğretmiş oluruz. Böylece onlar da manevi konuların oyuncak olmadığını, insanların arzu ve hevesleri için kullanılamayacağını anlamış olurlar.

Kızların Duygusal Zekası Yüksektir

Kızlarımız duygusal bir yapıdadır ve duygusal zekaları da daha yüksektir. Bu onlara Peygamberimizin sabrını, fedakarlığını ve yüce ahlakını daha iyi anlama yeteneği kazanacaklardır.

Zaten kızlar insanî durumları ve duygusal konuları dinlemeyi severler. Kitaplardan en duygusal olanları okur, filmlerden ve dizilerden en fazla duygularına hitap edenleri seyretmeyi tercih ederler. İşte bu özellikleri Peygamberimizin hayatındaki acıklı sahneleri, çekilen çileleri ve nihayet ulaşılan mutlu sonu ilgiyle dinlemelerini sağlar.

Bilindiği gibi Peygamberimiz hayata bir yetim olarak gözlerini açmıştır. Mekke’deki aşırı sıcak ve veba korkusu sebebiyle annesinden uzakta, süt anne yanında büyümüştür. Daha sonra annesini de onu koruyan dedesini de kaybetmiştir. Amcasının yanında büyüdüğü yıllar boyunca ondan başka kimsesi yoktur. İleride “Kimsesizlerin kimsesi” olduğu zaman onların halinden en iyi anlayan o olacaktır.

Yine Peygamberimizin hayatında, evlat acısı görmesi, çok büyük destek gördüğü hanımını ve amcasını kaybetmesi, gurbet ellere gitmek zorunda kalması, hanımına iftira atılması, akrabalarından bazılarını ve evlatlığını şehit vermesi gibi bir sürü acıklı sahne vardır. Bunları öne çıkararak anlatan kitaplar ve sohbetler kızları çok etkileyecektir.

Çünkü kızlar acı çekenlere merhamet duyarlar. Merhamet hisleri onlara; acılara karşı sabırla mukavemet eden Peygamberimizi anlama yeteneği kazandırır. Ayrıca duygusal zekaları sayesinde onun acılarla olgunlaşıp yüce bir ahlak kazanmasını da takdir ederler.

Kızlar Peygamberimizin zayıflara karşı merhametini, yardım severliğini, onları yanında olmasını, kötülüklerle en güzel şekilde mücadele etmesini, doğruyu söylerken bile kimseyi incitmemeye çalışmasını anlamakta güçlük çekmezler.

Elbette onların bu özellikleri anlayabilmeleri için öncelikle Peygamberimizi tanımaları gerekir. Çocuklarımız Peygamberimizi tanıdıkça sevecek, sevdikçe onun gösterdiği yolda yürüme isteği duyacaktır.

Peygamberimizin hayatını kız ve erkek çocukların karakterine uygun bir dille anlatan kitaplar hazırlansa çok güzel sonuçlar almak mümkün olabilir.

Baba Kız İlişkisinden Faydalanmalı

Kız olsun, erkek olsun çocuklarımız 3 yaşlarından itibaren kendisine taklit edeceği bir rol model aramaya başlar. Artık çocuğumuz annesinin yavrusu olmaktan öte bir “benliği” olduğunu fark etmiştir.

Kız çocuğun gözünde babanın sevgisini kazanmak büyük bir başarıdır. Kız çocukları küçükken babanın ilgisini kolayca çeker. Bir bardak su getirerek, kumandayı uzatarak kolayca aferin alır. Ancak büyüdükçe babanın kız çocuğuna ilgisi azalır. Çoğu babalar oğluyla futbol seyreder, bilgisayar oyunu oynar; kız çocuğuyla ilişki kurmayı anneye havale eder. Artık kızların içinde baba sevgisi bir hasrete dönüşmeye başlar. İşte bu sırada dini eğitim ve faaliyetler, kızlarla babaları arasında bir köprü olabilir.

Mesela akşamları çocuklarını etrafına toplayıp dini bir kitap okuyan veya dini bilgi yarışması yapan bir baba, oğluyla kızı arasında ayrım yapmadan birlikte zaman geçirmiş olur. Bu sırada Peygamberimizden bahseder, ona karşı hissettiği sevgiyi ve hürmeti çocuklarına yansıtırsa kızlar bir şeyi fark eder: “babasının gönlüne taht kurmuş bir sevgili insan var.”

Peygamberimiz, kızlarımızın hasretini çektiği babadır. Çünkü Peygamberimiz de erkektir, ama şefkat, merhamet ve affedicilik gibi özellikleri olan, duygulu bir erkektir. Duygularını ifade eden, ağlayan, Rabbine tevazu ile boyun eğen bir erkek…

Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir toplumda yetiştiği halde, kızı Hz. Fatıma geldiğinde yerinden kalkıp kucaklayan, yanı başına oturtan bir baba…

Eğer babalar da Peygamberimizin ahlakını benimserse kızlar babasının kendisine gösterdiği ilgi ve şefkatin arkasında Peygamberin tavsiyeleri olduğunu öğrendikçe, hiç kuşkusuz böyle bir Peygambere karşı büyük bir minnet duyacaktır. Unutmayalım ki dinimizde çocukların terbiyesi ve dini eğitimiyle ilgilenmek öncelikle babanın mesuliyetidir. Kız olsun, erkek olsun çocuklar babanın takdirini daha çok önemser.

Peygamberimizin hayatındaki hanımlardan bahsetmek

Kızlarımız büyüdükçe kendi kimliğini inşa ederken örnek alacağı üstün modellere ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçlarının temelinde de, “beğenilen bir hanımefendi” olmak arzusu vardır. Bu dönemde çocukları yanlış örneklerden korumak çok önemlidir. Çünkü çocuklarımızın eleştiri kabiliyeti zayıf, taklit kabiliyeti güçlüdür. Hele sevdikleri örnekleri taklit etmeye eğilimleri çok fazladır.

Çocuklarımızı düşük ahlaklı kahramanları model almaktan kurtarıp, yüksek şahsiyetleri örnek almaya yönlendirmeliyiz. Bunun için öncelikle onlara güzel ahlak modeli olan Cennet hanımefendilerini tanıtmalıyız. Kızlarımızın örneği, Peygamberimizin ehlibeytinden hanımlar ve hanım sahabeler olmalıdır, egemen kültürünün ürettiği dizi kahramanları değil.

Bu hanımlardan Hz. Hatice, Hz. Aişe, Hz. Fatıma gibi Peygamberimizin yakınları olanları, onunla hatıralarını öne çıkararak tanıtabiliriz. Mesela Hz. Hatice’nin Peygamberimize ilk vahiy geldiği zaman gösterdiği teslimiyeti anlatabiliriz. Onun Peygamberimize nasıl moral verdiğini, üstün ahlakını nasıl takdir ettiğini, “Rabbin senin gibi güzel ahlaklı bir insanı mahcup etmeyecektir,” dediğini anlatabiliriz. Peygamberimizin de Hz. Hatice’yi müjdelediğini ve vefatından sonra dahi onu methettiğini güzelce işleyebiliriz.
Peygamberimizin hayatındaki örnek hanımlar, kızımızın, takdir görmek için benimsemesi gereken özellikleri tanımasını da sağlar. Mesela Hz. Aişe’ nin hayatından sahneleri anlatırken, ilim öğrenmenin bir hanımı ne kadar üstün bir konuma getirdiğini gösterebiliriz.

Peygamberimizin hayatındaki hanımların oldukça aktif, çalışkan ve toplumda rol alan hanımlar olması kızlarımıza güzel bir model teşkil ederek kimliklerini geliştirmelerine destek olacaktır.

Peygamberimizin gerek yakınları olan hanımlara gerek ashabından gayretli hanımlara yaptığı vaaz ve nasihatler de kızlarımıza vereceğimiz eğitimin temeli olabilir. Böylece kızlarımızın “beğeni kazanma” duygusunu olumlu yönde değerlendirmiş oluruz.
Bunun için kızlarımıza Peygamberimizin hayatından sahnelerle, onun hanımlarla ilişkisinden ve onlara yaptığı tavsiyelerden bahsedebiliriz. Bunları bilmiyorsak kitap satın alıp okuyabiliriz. Çeşitli kitap ve dergilerde, Peygamberimizin hayatını ve sahabe hanımlarını anlatan bilgiler var. Vakıf, dernek ve belediyelerin kültür merkezlerinin tertiplediği seminerleri takip edebiliriz. Televizyon başında zaman geçireceğimize bunları okuyup kendimizi geliştirebiliriz.

Kızlarımız manevi konuları anlamaya yetenekli oldukları halde bu yeteneği kullanmakta, bir eğitime, rehbere ve programa ihtiyaç duyarlar. Eğer onlara eğitim veren bir rehberleri yoksa manevi yetenekleri körelir ve onlar topluma uyum sağlama çabası içinde maddiyatçı bir hale gelirler.

Kızlar tabiatları icabı güzelliğe meftundur. Bu da onları gençlik döneminde paranın satın alabileceği türden güzelliklere, mesela moda kıyafetlere, aksesuarlara, kozmetiklere düşkün hale getirebilmektedir. Paraya düşkünlük ise gerek erkek, gerek kız çocuklarımızı maneviyattan uzaklaştırabilmektedir.

Bilhassa günümüzde kız çocuklarımızın maneviyatla bağlarını kuvvetlendirmek büyük önem arz etmektedir. Çünkü günümüzde piyasalar gösterişli, güzel kızlara dış görünüşlerini kullanarak kolayca kazanç elde etme imkanı sunmakta, böylece geçici bir menfaat karşılığında cazibesini sömürmeye çalışmaktadır. Bunun dışında kızlarımız inançlarına göre giyinip, yaşadıkları takdirde erkek kardeşlerinden daha fazla dışlanma ve mağduriyet yaşamak gibi ağır bir imtihanla karşı karşıyadırlar. Bu sebeple kızlarımızı dünyanın geçici menfaati yerine ahretin kalıcı menfaatini tercih edebilecek kıvama ulaştırmak bizim için büyük önem arz etmektedir.

Eğer çocuklarımızı erken yaşlardan itibaren Peygamber sevgisiyle yoğurursak onları piyasaların iğvasından ve ayartmasından koruyabiliriz. Çünkü Peygamberimizin hayatı, dünya menfaatine sırt çevirip insanlığın kurtuluşu için her şeyin feda etmenin en güzel örneğidir.

Özel Günleri Değerlendirmek

Çocuklarımız, bilhassa kızlarımız hayatın sıkıcı tekdüzeliği içinde yaşayıp giderken hayata renk katan özel günlerin gelmesinden hoşlanırlar. Biz de bunu değerlendirerek, Kutlu Doğum Haftası, Mevlit Kandili, Miraç Kandili gibi özel zamanlarda çocuklarımıza Peygamber sevgisini aşılayabiliriz. Özellikle küçük yaşlarda önemli olan çocuğun Peygamberle sevgi bağı kurmasıdır.

Mesela Kutlu doğum vesilesiyle Peygamberimize mektup, şiir vs. yazmaya teşvik edebiliriz. Hem onun bu gibi faaliyetlere katılımına ilgi göstermekle onu da sevindirmiş oluruz.

Peygamberimizin Şefaatinden Bahsetmek

Kız olsun, erkek olsun çocuklarımıza Peygamberimizin şefaatinden bahsetmek çok doğru bir hareket tarzı olacaktır. Çünkü çocuklar hatalar işlemekten uzak duramazlar. Onlara doğruyu yanlışı öğretsek de yanlış yapmaktan kurtulamaz doğruları bilseler de uygulamazlar. Çünkü çocuklar işlerin sonunu düşünerek mantıklı kararlar vermez, akıllarına geleni bir anda yapıverirler. Bu yüzden de defalarca aynı hatayı yapmaları mümkündür.

Hata işlemek veya vazifeyi yapmamak, çocuklara hoş olmayan duygular hissettirir. Bilhassa hassas çocuklar, uzun zaman suçluluk hissi ve vicdan azabı duyabilirler. Hissettikleri bu duygular onları rahatsız edince o duygudan kaçınmak isterler ve artık düşünmemeye çalışırlar. Bu durumda da aynı hatayı veya ihmali tekrar işlerler. Bu böyle defalarca tekrar edince, çocukta yeis dediğimiz umutsuzluk hali oluşur. Umutsuzluk, kişinin kendine güvenini yitirmesi, yılgınlığa düşmesi ve bu yüzden denemeyi bırakması demektir.

Çocukların bu hale düşmemesi için onları aşırı korkularla değil, sevdirerek ve umudunu tazeleyecek sözlerle maneviyata davet etmeliyiz. İşte umudunu tazelemek için de “şefaat” gerçeğinden bahsetmemiz çok uygun olur.

Şefaat, bir suçlunun affedilmesi için rica etmek demektir. Elbette bir kimsenin bir şefaat hakkının olması için adaleti uygulayan makam nezdinde bir itibarının ve hatırının olması gerekir. İşte şefaat kavramı biraz da bu “itibarlı olma” gerçeğine işaret eder.
Elbette Peygamberimizin bir suçluya şefaat edebilmesi için o kişinin imanlı olması gerekir. İmanı olmayan kişi hakkında Peygamber de şefaatçi olamaz. Yani şefaatin de sınırları vardır.

Şefaat, imanı olduğu halde nefsine hakim olmakta güçlük çeken kusurlu müminler hakkında geçerlidir. İşte bu hakikat çocuklarımız için çok rahatlatıcı bir haberdir. Çünkü çocuklarımız defalarca aynı hataları işlemek, ibadet hayatında devamlı olamamak gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorun onları suçluluk hissine ve umutsuzluğa sürükleyebilir. Ancak Peygamberin şefaat hakkı sayesinde defalarca affedilebileceklerini bilirlerse umutlarını yeniden tazeleyebilirler.

Hem Peygamberin Cenabı hak katındaki hatırını, ümmetinin kusurlu fertlerine şefaat için kullanması, ümmetiyle arasındaki önemli bir sevgi bağıdır. Bu sevgi zamanla Peygamberi sevip örnek almaya, onun kadar olmasa da başkalarına şefaat edebilecek bir mevkiye yükselme arzusuna da dönüşebilir.


Sayı : 40
Büyük Kapak