Ölümle Hayat Bulan Aşk’ın Hikayesi

Sayı : 39 / Mayıs 2015, Konu Başlığı : Kültür-Sanat

Üstad Necip Fazıl, (Kısakürek) “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir. Eşya ve hâdiselerin, bütün mantık yasaklarına rağmen en mahrem, en mahcup, en nazik ve en hassas nahiyesini tutarak ve nisbetlerini bularak mutlak hakikati arama işi...” demiş ve açıklamış; “Mutlak hakikat Allah'tır. Ve şiirin, ister O'na inanan ve ister inanmayan elinde, ister bilerek ve ister bilmeyerek, O'nu aramaktan başka vazifesi yoktur. Şiir, Allah'ı sır ve güzellik yolundan arama işidir.”

Kelimelere dökülemeyen bir hakikati, yine kelimelerle yakalamaya çalışmak, kolay iş değil. Üstad da zaten kolay demiyor, “Şiir, mutlak hakikati aramakta, fevkalâde sarp ve dolambaçlı, fakat kestirme ve imtiyazlı keçi yoludur.”

Bazen sayfalar dolu bilgiden fazlasını birkaç satırlık bir şiirin anlattığını hissederiz. Şairler gönle dolan ilhamı sığabildiği kadarıyla sözlere dökerler. O sözler insanların yürek ufkunda bir pırıltıdır, bir dokunuştur, bir titreşimdir. Hele ortak hislere dokunarak, gönül telini titreten mısralar bazen dile gelmeyenlere tercüman oluverir.

Kerem Şen kardeşimizi Radyo Konyevi’deki programlarından tanıyoruz. Hazırlayıp sunduğu programlarıyla bizim sesimiz olan Kerem kardeşimiz, şimdi de Aşk Ölümle Hayat Bulur kitabında topladığı şiirleriyle bizim sözümüz olmaya aday.

Kitabı hakkında kendisiyle kısa bir röportaj yaptık.

İslamî Hayat: Önce tebrik ediyoruz, kitabınız hayırlı olsun. Aramızdan genç bir kardeşimizin böyle güzel şiirler yazması hepimizi sevindirdi. Sevginin tek boyuta indirildiği, nefsaniyet çukuruna hapsedildiği bir devirde böyle ince ve ulvî duyguların terennüm edilmesi bize umut verdi. Ne mutlu bize ki böyle kardeşlerimize ilham veren bir büyüğümüzün izindeyiz. Şiirlerinizde manevi sevgilerin anlatıldığını görüyoruz. Muhakkak ki bunların mısralara sığmayan bir kısmı da vardır, bize biraz bahsedebilir misiniz?

Kerem Şen: Şair için şiir bir nevi ağlamak gibidir; duyguların terennümüdür. Bir ağlayış, ağlayanın gönlündeki hissiyatı ne kadar anlatabilirse şiir belki ondan biraz daha fazlasını anlatabilir. Elbette yalnız hissiyatı değil, temennileri, hayalleri, ümitleri de…
Her şair muhakkak ki kendi gönül penceresinden müşahede ettiği dünyayı vasfeder. Mehmet Akif, şöyle diyor:

Hayır, hayal ile yoktur benim alış verişim.
İnan ki; her ne demişsem görüp de söylemişim.
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek;
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek...


Naçizane, ben de şiirin süslü veya gizemli olması için hakikatten ayrılmasına razı olmayan bir çizgiyi benimsediğim için şiirlerimde sade bir anlatımı tercih ettim.

İslamî Hayat: Şiirin ilham yönü olduğu gibi muhakkak ki çalışma yönü de vardır. İlham kelebeği konduğu anda, onu kaçırmadan, hassasiyetle yakalayıp kelimelere dökmek de disiplinli bir çalışma ister. Genelde şiirlerinizi ne zaman veya nasıl yazarsınız? Mesela Mehmet Akif ilham geldiği zaman yanında kağıt kalem olmasa bile duvarlara sivri bir cisimle kazıyarak şiirlerini yazarmış.

Kerem Şen: Şu zamanlarda, şu şekilde yazarım diyemem. Elbette içinizden kelimeler aktığı zaman hemen yazıya geçirmeniz gerekiyor. Edison’un “Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz çalışmadır.” Diye bir sözü var. Gayret gösterip hemen yazıya geçirmezseniz, unutur gidersiniz.

İslamî Hayat: Muhakkak ki edebiyatın duygu ve ilham yönü olduğu gibi, kültür yönü de vardır. Kelime haznesini zenginleştiren okumalar yapmak gerekir. Bilhassa ifade üslubunu zenginleştiren seçkin okumalar. Kitap okumayı sevdiğinizi biliyoruz, radyoda da kitapları seslendiriyorsunuz. Okumak bir şairin hayatında nerede durur?

Kerem Şen: Okumak ruhun gıdası elbette… Herkes için hayata bakışı zenginleştiren en temel zihin faaliyeti. Okuyarak sizden önce gelmiş geçmiş insanların biriktirdiği ve miras bıraktığı kültürden hissenize düşeni alıyorsunuz. Bunun ötesinde en önemli okumalar hiç kuşkusuz manevi duygularınızı besleyen okumalar…

İslamî Hayat: Tekrar tebrik ediyorum. Okurlarımızı bir şiirinizle baş başa bırakmak istiyorum.

Unutsam kelime cümle ne varsa,
Bilmeyip de sussam ne hoş olurdu.
Tanımak nefsimi ahretlik yolda,
Benliğime küssem ne hoş olurdu.
Hem güdülen benim hem güden benim,
Başıma sancıyı hapseden benim,
Aşk diye uzanıp kor tadan benim,
Sırrını da çözsem ne hoş olurdu.
Vefalı sükutum, sabır sırdaşım,
Ayrılık tesellim, hicran yoldaşım,
Kalbime uzansa ah bu gözyaşım,
İnci inci dizsem ne hoş olurdu.
Bıraksam bu dünya kalsa ehline,
Bakmasam yarına dönmesem düne,
Nazarın nurunu doldursam güne,
Yalnız Seni yazsam ne hoş olurdu.
Nurun kefen diye ruhuma sarıp,
Tutuşan kalbime sevdanı karıp,
Bir hüzmecik olsam eşiğine varıp,
Yüreğine sızsam ne hoş olurdu.


Sayı : 39
Büyük Kapak