Mektebe İlk Adım; Bed-i Besmele Alayı

Sayı : 19 / Eylül 2013, Konu Başlığı : Kültür-Sanat

Okulların açıldığı günü bilirsiniz. Bir sürü çocuk itişe kakışa okul bahçesinde sıra olur. Zilin çalmasıyla birlikte okulun kapısına hücum eder. Kapıdan içeri kendini atabilenler sınıflara doluşur. Şimdilerde ilkokul birinci sınıf öğrencilerine bir hafta önce başlatarak o izdihamdan biraz olsun korumaya çalışıyorlar.

Çocuk için okula adım atmak hiç kuşkusuz yeni bir hayatın başlangıcı. Anne kucağında ve oyunla geçen yılların bittiğinin, sorumlulukların başladığının habercisi…

Peki, Osmanlı'da her bir çocuğun mektebe başlama gününün kendine özel olduğunu biliyor muydunuz?

Evet, Osmanlı toplumunda “okulların açıldığı gün” şeklinde toptancı bir anlayış yoktu. Her bir çocuk kendisi için en uygun zamanda okula başlatılırdı. Çoğu zaman çocuk dört yaş, dört ay, dört günlük olduğu zaman, mümkünse bir kandil günü veya Pazartesi- Perşembe günlerinden birinde mektebe adımını atardı.

O zamanlar çocuklara anaokul-ilkokul eğitimi veren mekteplere, Sıbyan mektebi denirdi. Mahallenin camisinin bitişiğindeki bu mekteplerin bir kısmının hayırseverler tarafından vakfedilmiş gelirleri de bulunurdu. Muallimin maaşı ve okulun giderleri bu gelirden karşılanırdı. Ayrıca vakıflar yoksul talebelere yardım da yapardı.

Bu mekteplerin esas gayesi; başta Kur'ân olmak üzere okuma yazmayı ve ilmihâl bilgilerini öğretmekti. Geleneksel olarak eğitime devam etmek isteyenlere tecvid ve hafızlık ağırlıklı İslami ilimlere hazırlık programı takip edilirdi.

Ancak son zamanlarda açılan bir kısım mekteplerde İslami ilimlerin yanında hesap, (matematik) tarih, coğrafya gibi dersler verilmeye başlanmıştı. Bunlar bir nevi rüştiyeye hazırlık maksadı güden okullardı.

Rüştiyeler, bugünkü İmam Hatipler gibi hem İslami derslerin hem fen derslerinin okutulduğu, üniversite öncesi olgunlaşma okullarıydı.

Son devirde medreselerin yanında dar’ül-fünun adı verilen üniversiteler açıldığı için mahalle mekteplerinin bir kısmı bu yeni tarz eğitime, bir kısmı ise eskiden olduğu gibi medreselere hazırlıyordu. Öte yandan Mehmet Akif gibi medrese derslerini babası ve özel ders veren hocalardan okuyup, rüştiye ve dar’ül fünuna da devam ederek yetişen münevverler de vardı.

Mekteplerde muallimler, kalfalar ve çocukları ev ev dolaşıp toplayan, yani bir nevi servis, güvenlik ve hademelik vazifelerini icra eden bevvablar bulunurdu. Çocuğun okula başlama yaşı geldiği zaman tertiplenen “bed-i besmele” veya “âmin alayı” merasimlerini de genellikle bu bevvablar idare ederdi.

Âmin alayları çocukları okumaya özendiren ve okumayla birlikte başlayacak yeni hayatını benimsemesini sağlayan bir merasimdi. Okula başlayacak çocuk merasim için giydirilip kuşatılır; erkek ise fesine, kız ise başlığına süsler takılırdı. Çocuk yeni kıyafetleriyle önce Eyüp Sultan'a götürülür ve orada dua edilirdi.

Çocuğun mektepte oturması için güzel bir minder doldurulur; kadife üzerine sırma işlemeli bir cüz kesesi çocuğun omzuna asılırdı. Çocuklar için hazırlanan Elifba cüzlerinin bazıları, onu okumaya özendirmek için altın yaldızla tezhib edilmiş olurdu. Bu tezhibli Elifba cüzleri dikkatle muhafaza edilir ve gelecek nesillere saklanırdı.

Merasimin yapılacağı gün belirlendikten sonra mektebin ilâhi takımı çağrılırdı. Bazı mekteplerin ilâhi takımları daha meşhur olduğu için gerekirse birkaç kuruş ücretle tutulurdu. Bu merasim kıtası önde rahle, minder ve Mushaf taşıyan bevvab, arkada ilâhi takımı olmak üzere, hep bir ağızdan ilahi söyleyip 'âmin' diyerek çocuğun evine gelirlerdi.

Çocuğu, ailenin imkanı varsa bir midilliye veya faytona bindirmiş olarak veya güzel kıyafetleriyle yürüyerek merasim kıtasının arasına alırlar ve mektebe kadar aynı şekilde ilahiler söyleye söyleye gelirlerdi. Hatta bazen bütün mahalleyi bu şekilde dolaşırlardı. İlahinin nakaratı olarak bütün topluluk hep bir ağızdan Âmin derdi.

"Yâ İlâhî başlayalım ism-i Bismillâh ile
Bu duaya el açalım ism-i Bismillâh ile
Sen kabul eyle duamız Besmele hürmetine
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe'l-âlemîn
Ol Muhammed hürmetine meded eyle yâ Mu'în
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe'l-âlemîn
Kapuna geldik niyâza yâ İlâhe'l-âlemîn
Eyleyip mansûr muzaffer kullarına yâ Mu'în"


Merasim kıtası mektebe gelince, hoca çocuğa ilk gün “Rabbi yessir” duasını okutturur ve elifbanın ilk birkaç harfini gösterirdi. Sonra hoca efendi talebesine dua eder, merasime katılanlar da duaya âmin derlerdi.

Bazı görgülü aileler merasimin bundan sonrasına evde yemek ikramıyla, aşır ve mevlit okunmasıyla devam ederdi.

Bed-i Besmele merasimlerine düğün gibi önem verilir, ailenin mevkiine göre bazen Şeyh’ül- İslam gibi ilmî erkân veya bazen tasavvuf üstadları davet edilirdi.*

Bütün bunlardan maksat, çocuğun eğitim hayatına dualarla ve ikramlarla başlanması ve bundan bereketlenilmesiydi.

Bed-i Besmele merasimleri erkek çocuklarının da kız öğrencilerin de yetişkinliğe adım atması ve alıştırmalara başlaması manasına geliyordu. Mektebe başlamak kız çocuklarının kıyafet alıştırmaları için de birinci basamağı teşkil ediyordu. Bunun dışında kızlar için ergenlik çağında çarşafa girme merasimi de yapılıyordu.

Çocukları ilim ve ibadet hayatına alıştırmak için bugün de bunlar gibi merasimler tertiplememiz mümkündür. Çocuklarımızı batı tarzı kutlamalar yerine bunun gibi kendi medeniyetimize özgü kutlamalarla neşelendirmemiz ve kendilerini özel hissettirmemiz çok daha güzel olmaz mı?

*İsmail Kara-Ali Birinci, "Mahalle Mektebine Başlama Merasimleri ve Mektep İlâhileri", Eğitime Bakış, Yıl: 4, S.12, s.15./


Sayı : 19
Büyük Kapak