Merhamete Dön

Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

İnsan duyguları olan bir varlıktır. Bizim duygularımızın en yücelerinden biri de merhamet duygusudur. Merhamet rahmet kelimesinin kökeninden gelir ve insana en çok yakışan duygulardan biridir. Allah bizi o kadar temiz bir şekilde yaratmış, kalbimize öyle güzel duygular kondurmuş ki son nefesine kadar o duyguları yüreğinde taşıyabilenler ne şanslı. Kalbimiz ise vücudumuzdaki en önemli organımız.

Kalpte oluşan güzel duygular bütün vücudumuzu ve davranışlarımızı olumlu etkilerken onun kirliliği de bütün vücudumuzu ve davranışlarımızı olumsuz etkiler.

İnsan neden bile bile kendine zarar versin ki?

O kadar güzel duygularımız varken neden bunları daha fazla içselleştirip kullanmıyoruz?

Peygamberimiz hadisinde küçüklerine merhamet, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir,diyerek merhamet duygusunun ne kadar önemli olduğunu çok net bir şekilde dile getirmiş.

Hatta şöyle bir hikaye vardır: Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam yanlış bir hareket yapan çocukları tatlı sözle uyarırdı. Hurma ağaçlarını taşlayan bir çocuk görünce Hz. Peygamber çocuğa sakince sordu:

"Yavrucuğum, niçin o ağaçları taşlıyorsun?"

Çocuk Peygamberimizin sözlerindeki şefkatten cesaret alarak kendisine tanınan açıklama yapma hakkını kullandı:

"Aç idim yâ Rasûlallah, karnımı doyurmak için, hurmalar düşsün de yiyeyim diye taşladım."

Efendimiz onu kınamadı ve azarlamadı. Açlığına acıdı ve karnını doyurmak için yol gösterdi:

"Bir daha ağaçları taşlama yavrum, altına düşenleri alıp ye!"

Ardından da Rafı'nin başını okşayarak,

"Allah'ım, bu yavrunun karnını doyur" diyerek duada bulundu. (İbn Mâce, Ticârât, 67)

Bir sefer ise Abbad bin Şurahbil radıyallahu anh, şöyle anlatır: "Ben, yoksul ve açtım. Bunun üzerine Medine'nin bahçelerinden bir bahçeye girip bir miktar başağı ovalayıp yedim. Bir kısmını da elbisemin içerisine koydum. Az sonra bahçenin sahibi çıkageldi, beni dövdü ve elbisemi aldı.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme vardım, durumu, O'na haber verdim. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ona: “Sen, bu adama bir şey öğretmedin, o câhildi. Ve onu doyurmadın, o açtı,” buyurdu. Ona, elbisemi geri vermesini emretti. Bahçe sahibi de bana, bir çuval, yahut yarım çuval buğday verdi." (Ebû Dâvud, Cihad 85)

Belki size küçük gelebilir ama gerçekten bir çocuğun saçını okşayabilmek, ağlarken gözyaşını silip onu kucaklamak, ihtiyacı olan birine el uzatmak o kadar nefis bir lezzet ki. Kalbinde kelebekler uçuşturur güzel duygular.

Kime sorsak çok merhametli peki o zaman bu kadar dedikodu, panik, endişe savaşlar neden?

Kötü duygular hem bize hem çevremize zarar verir. Bizler çocuğumuzun hatasını düşünme, değerlendirme, sorgulama, pişman olma hakkı ve zamanı tanımıyoruz. Çünkü zamanımız yok o kadar.

Sürekli yorgunuz, sürekli yapılacak ‘önemli’ işlerimiz var. Ama o çocuklar bize emanet ve biz onların güzel duygularını yeşertmek zorundayız. Bu aceleci tavrımızdan kötü düşüncelerden sıyrılıp güzel şeyler düşünüp dile getirsek mesela; yardımlaşmak, dayanışma, sevgi, eğitim, iyi insan olma yolunda yapılacaklar gibi.

Ama maalesef kötü haberler, kötü düşünceler çok kalabalıklaştı. Ama bu kalabalık bizi yalnızlaşmaktan kurtaramadı, bizi daha saygılı ve hoşgörülü de yapmadı. Bu kötü tutumlar yaygınlaştıkça sık sık paniğe kapılmalar, açık aramalar arttı.

Fıtratımıza en uygun duyguları yaşamak varken, insaflı taraflarımızı törpüleyen bizleri hissizleştiren duygular ayyuka çıktı. Çünkü temel ihtiyaçlarından başka bir şey düşünmeyen, çıkarları doğrultusunda yanlış bir şey yaptığında da suçu hemen zamana atan bir toplum olduk.

Suçlu zaman değil ki ‘’zamane’’ yani bizleriz. Zaman, insanın ayağının altından kayıp giden bir kumdan başka bir şey değildir, yürüse de yürümese de.

Biz kusuru zamanda ararsak yanlış yoldayız demektir. Bu yolların önünü kapatmak doğru davranışları çocuklarımızın öğrenmesine imkan sağlamakla başlar.

Çocuk eğitiminde iyi bir rol model olmak lazım. Çocuklar gözlemleyerek öğrenir. Güzel duygular kalplerimizde var ama bunları geliştirmek yerleşip kök salmasını sağlamak ciddi bir eğitim süreci, Peki nasıl başarabiliriz?

Üzerimize düşen görevleri yapıyor muyuz? Şu küçücük şeyleri yaparak başlasak; Aile içinde birbirimize şefkatli davranışlarda bulunsak, sevgi dolu, merhamet kokan bir evde büyüyen çocuklar başkalarının duygularına daha duyarlıdır.

Yolda düşen birine yardım etsek, çocuğumuz düştüğünde de ona bağırmasak, mesela sehpaya çarparsa sehpaya vurmasak, çocuğumuza 'çok mu acıdı?' diyerek sarılıp acısını hissetsek.

Eşyaya dahi saygı duymasını öğretelim. Kırık oyuncağına, bebeğine, oyuncak arabasına… Yoksa önce eşyayı hor kullanıyor, sonra da okulda arkadaşını, evde kardeşini hor kullanıyor, şiddet uyguluyor ama içi bile sızlamıyor.

Merhamet yürek terbiyesidir. Çevremizde yardıma muhtaç olanlara sadece onun ihtiyacı olduğu için karşılık beklemeden yardım edelim. Küçülen kıyafetlerini, oyuncaklarını, fazladan aldığımız kırtasiye ihtiyaçlarını, çocuğumuz ile birlikte seçip verelim.

Güzel duygular paylaştıkça çoğalır. Ona paylaşmanın güzelliğini gösterelim. Merhametli olmanın verdiği huzuru yaşamasına vesile olalım.

Merhametli bir toplum en yaşanabilir toplumdur. Temiz bir gelecek için çocuk eğitiminde merhametin önemini hiç ihmal etmeyelim.

Peygamber efendimizin dediği gibi ‘’Merhamet edin ki merhamet bulasınız’’hadisini hayatımızın her anında hatırlayalım ki insan olmanın erdemini yaşayabilelim.


Sayı : 51
Büyük Kapak