Mescid-i Aksa’ya İsrail Tacizi

Sayı : 66 / Ağustos 2017, Konu Başlığı : Medya Gündem

İslam’ın mukaddes saydığı mekanlardan biri olan ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa, yine İsrail saldırılarına maruz kaldı. İslam aleminin dağınık ve başsız halinden cesaret alan işgalci İsrail güçleri çeşitli bahanelerle Müslümanlara ait mukaddes mekanlara tacizde bulunuyor.

İsrail polisi, 14 Temmuz Cuma günü sabah saatlerinde Mescid-i Aksa'da silahlı saldırıda bulunduğunu iddia ettiği 3 Filistinliyi öldürmüş, olayda yaralanan 2 İsrail polisinin ise kaldırıldıkları hastanede öldüğünü ileri sürmüştü. Yapılan açıklamada, Mescid-i Aksa'nın kapılarının kapatıldığı ve Kudüs Bölge Polis Müdürlüğü'nün Aksa'da namaz kılınmasına izin vermeyeceği belirtilmişti.

İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatması büyük infiale yol açtı. Başbakan Yıldırım, Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasıyla ilgili olarak:

“İsrail'in Mescid-i Aksa'yı kapatmasının hiç mantıklı bir izahı yoktur. Mescid tekrar açılmış olmasına rağmen keyfi güvenlik uygulamalarıyla insanları yıldırma politikası uygulanıyor. Ortadoğu'da tutuşturulmaya çalışılan fitne fitiline kimsenin ateş tutmasına izin vermeyeceğiz.” açıklamasında bulundu.

İsrail polisi bu tepkilerin etkisiyle, Mescid-i Aksa'nın kapılarını kademeli olarak açmaya başladı. Harem-i Şerif'in iki kapısına metal arama dedektörleri yerleştirerek bölgede egemenliğini ilan etti. Bu uygulamaya karşı çıkan yüzlerce Filistinli, aranarak Aksa'ya girmeyi reddedip öğle namazını kapının önünde kıldı.

İsrail güçleri yatsı namazını Aslanlı Kapı'nın yakınında kılan Filistinlilere müdahale etti. İsrail güçlerinin aşırı güç kullanarak dağıtmaya çalıştığı cemaatte bulunan Kudüs Yüksek İslam Heyeti Başkanı ve Mescid-i Aksa Hatibi Şeyh Sabri de plastik mermiyle yaralandı.

Şeyh Sabri İsrail'in cuma gününe kadar bu cihazları kaldırmadığı takdirde Filistinlilerin mücadelesine devam edeceğini belirterek şunları söyledi:

"Çünkü bu cihazlar, Mescid-i Aksa'ya ciddi bir saldırı anlamı taşıyor. Müslümanların kendi iç işlerine müdahale anlamına geliyor. Biz de buradan Mescid-i Aksa'nın Müslümanlara ait olduğunu bir kez daha yineliyor ve idaresinin de Müslümanlara ait olması gerektiğini vurguluyoruz. İsrail işgal gücünün her türlü egemenlik çabalarını reddediyoruz."

Şeyh Sabri, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü Aksa sadece Filistinlilerin değil bizatihi tüm Müslümanlarındır. En az Mekke ve Medine kadar kutsaldır. Sorumluluğu çok ağırdır. Arap ve Müslümanların burayı görmezden gelmesi caiz değildir. Mescid-i Aksa'ya önem veren Müslümanların İsrail işgal gücüne baskı yapması ve uygulamalarından vazgeçirmesi gerekir."

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de Mescid-i Aksa’nın İsrail askerlerince Müslümanlara kapatılmasıyla başlayan ve dört gündür Kudüs’ün abluka altına alınmasıyla büyüyen olaylar hakkında açıklamada bulundu.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Tarihte peygamber katledenler, o büyük peygamberlerin içinde bulunduğu o büyük mabedi bir hapishaneye dönüştürdüler. O mabedin yarısını da bir sinagoga dönüştürdüler. İki sene önce El-Halil Camii'ne girerken yaşadığım acıyı ve ıstırabı hala bütün iliklerime kadar hissediyorum. Hepimiz görüyoruz ki, yapılmak istenen El-Halil'de yaptıklarını Mescid-i Aksa'ya uygulamaktır." dedi.

Yaşananlardan dolayı büyük endişe içinde olduklarını ifade eden Görmez, şunları kaydetti:

"Birkaç gündür Mescid-i Aksa etrafında olup bitenler zaten acılar içinde kıvranan İslam coğrafyasını tahrik eden, her Müslümanı, her inananı, her akl-ı selim sahibini, her sağduyu sahibini endişelere sevk eden gelişmelere sahne olduğunu ifade etmek istiyorum. Dün akşam da yatsı namazını müteakip, Kudüs eski Müftüsü, Mescid-i Aksa'nın hatibi, 80 yaşlarına ulaşmış çok kıymetli bir ilim adamını, İkrime Sabri hocamızı, İsrail askerlerinin saldırısına uğramış olması her türlü kınamayı hak ediyor.

Bütün bunlardan dolayı büyük endişeler içinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Barış, itidal, sağduyu sahibi her insanı endişeye sevk eden ve içinde dört büyük peygamberi barındıran; Hz. İbrahim'i, Hz. İshak'ı, Hz. Yakup'u, Hz. Yusuf'u bağrında taşıyan El-Halil'in başına gelenlerin Mescid-i Aksa'nın da başına getirilmek istendiğine şahit oluyoruz. Bundan 23-24 sene önce 1994 yılında bir Ramazan günü müminlerin üzerine ateş açıldı ve 70'i aşkın insan katledildi. Bizim tarihimizde ecdadımız, hacca giden her hacımız önce Urfa'da Hz. İbrahim'in makamını ziyaret eder, sonra da El-Halil'deki kabrini ziyaret eder Kabetullah'a öyle giderlerdi. El-Halil gibi böyle bir mekân, öyle bir mabet adeta bir hapishaneye dönüştürüldü."

Zaten acılar içinde kıvranan İslam coğrafyasının büyük acılar yaşadığı bir dönemde bu kötülüklerin bir an önce son bulmasını ben öncelikle temenni ediyorum" açıklamasında bulundu.

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım,

“İsrail Kudüs'ü başkent ilan ediyor. Bunun için Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırıları fazlalaştırıyor. Tepkileri ölçüyor. Dünyadaki tepkilere göre bir adım daha ileri gidiyor. En son Mescid-i Aksa’nın imamını yaralayacak kadar cüretkâr davrandı. Bizim sessizliğimiz Mescid-i Aksa'nın yıkılması demektir. Bizim sessizliğimiz Kudüs'ün kaybedilmesi demektir. Filistinli çocukların öldürülmesi, Filistinli kadınların yerlerde sürüklenmesi demektir. Buna karşı koymak için Cuma günü tüm Türkiye'yi Cuma namazından sonra Mescid-i Aksa için eylemlere davet ediyoruz,” dedi.

Bülent Yıldırım ayrıca İsrail mallarını boykot ederek Mescid-i Aksa’nın yanında olduğumuzu göstermemiz gerektiğini de hatırlattı.


Sayı : 66
Büyük Kapak