Midesi İçin Yaşayan İnsan

Sayı : 5 / Temmuz 2012, Konu Başlığı : Medya Gündem

Her yıl Ramazan ayı başlarken, bu ayın uhrevi havasına girebilmek için “Farklı neler yapmalıyım?” diye düşünürüm.

Televizyon programlarının, radyo programcılarının, gazete yetkililerinin, sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin yaptığı çalışmaları görüyoruz. Bu çalışmaların daha çok seyredilebilmek, daha çok okunmak, daha çok dinlenmek için değil, faydalı olmak için yapıldığını iyi niyetle düşünelim ve sonuca bakalım: Hayatımızda çok şey değişiyor mu, insanlarla ilişkilerimiz düzeliyor mu, siyaset dünyası ne âlemde…

Örneklerimizi çoğaltabiliriz. Mesela yazılanın, konuşulanın, yapılanların ruhumuzun derinliklerine aksedebilmesi...

Kanalın birinde meşhur bir dizinin devamının başladığını gören yapımcılar, bir iftar programına dizinin bütün oyuncularını davet etmişlerdi, o haftaki dizide bir iftar yemekleri de varmış. Muhteşem bir iftar yemeği diye anlatıyorlardı. “Ramazan deyince ne düşünürsünüz?” sorusunun cevabı: “Pideyi düşünürüm…Güllacı düşünürüm…” Sayılanların hepsi yemekle ilgiliydi ve oyuncuların hepsi bu ülkenin insanıydı. Ramazanın manevi iklimi onların dünyasında yoktu.

Seyit Mehmet Şen’in “İnsan” kitabını okuyorum. Ünlü düşünürlerin insanı tanımlayan cümleleri bizi de düşündürüyor.

“Hiçbir varlık insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. Öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, konuları hep ot ve yem olurdu. Mideleri için yaşayan insanlar da onlardan farksızdır.”

Birbirinden güzel tanımlar devam ediyor. Yazar meseleyi İslamî açıdan inceliyor.
“İnsan; Allah’ın topraktan yarattığı, sonra ruhundan üflediği, yani beden ve ruh olarak müstakilen ve özel olarak yaratılan, yaratılanların en güzel biçimde olana ve en şereflisi olan müstesna bir varlıktır.”
“Allah (cc) özel olarak yarattığı çok özel bilgilerle donatıp yeryüzüne gönderdiği insanı, sonucuna katlanmak kaydıyla, yaratılış hikmetlerine uyup uymamakta tamamen serbest bırakmış, bunu da şu şekilde beyan etmiştir: ‘Şüphesiz biz ona (insana), (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör ( İnsan,3).’”
Mehmet Şen’den aldığımız bölümleri bir Ramazan atmosferi içinde düşünürken, “Neden mükemmel olamıyoruz? Kur’an ahlakıyla ahlaklanmaktan bizi alıkoyan nefsimizi neden yenemiyoruz?” sorularının cevabını, kendime dürüstçe vermek zorundayım.


Sayı : 5
Büyük Kapak