Miraç Gecesi ve Faziletleri

Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Kutlu Mevsim

3 Mayıs 2016 Salı gününü çarşambaya bağlayan gece, Recep ayının yirmi yedinci gecesi, yani, Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, Mescid-i Aksa’ya sonra da semavata çıkarıldığı gecedir.

Allah-u Zülcelâl bu hususta buyuruyor:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Miraç mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı başlarında vuku bulmuştur. Mi’rac, “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamına gelir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem göğe yükseltilerek, Allah-u Zülcelal’in huzuruna kabul edilmesine Miraç Mucizesi denmiştir.

Mirac Mucizesi Peygamberimize ihsan edilen faziletlerden biridir. Müslümanlar bu gece gelince Peygamberimize ikram edilen bu mucizenin hatırasını yâd eder ve birbirlerini tebrik ederler.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mescidi Haramdan, Mescidi Aksâ’ya kadar (Kudüs’e) ata benzer “Burak” adı verilen beyaz bir Cennet bineği ile geldi. Kudüs’e gelmeden, yol üzerindeki Hz. Musa aleyhisselam’ın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescidi Aksâ’ya geldi. Orada bütün Peygamberler kendisini karşıladı. Miracını tebrik ettiler ve Hz. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem burada, Peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.

Bir başka rivayete göre ise Hz. İsa’nın doğduğu yer olan Betlaham’a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve Mescidi Aksa’daki Kubbetu’s Sahra’nın bulunduğu yerden, Muallâk Taşı’nın üzerinden Miraca yükseldi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Âdem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim aleyhimüsselam Peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, Miracını tebrik ettiler.

Bundan sonra, Hz. Cebrail ile birlikte Sidreyi Müntehâ’ya geldiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem buradan itibaren “Refref” adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah-u Zülcelâl’in huzuruna kabul edildi. Peygamberimizin semâvata çıkarılışı ve semanın katlarında Peygamberlerle görüşmesi hakkında sahih hadis-i şerifler vardır.

Bu gece bunları okuyup, dinleyip çoluk çocuğumuza anlatmamız çok faydalıdır. Bunları bilmek lazımdır ki, Peygamberimiz ne kadar Allah katında kıymetlidir, bunu anlayabilelim. Peygamberimize mutabaat etmeye vesile olması için onun hakkında sohbet edip, hadis-i şerifler okuyup öğrenmek çok faydalıdır.

Allah-u Zülcelâl, Mirac mucizesini lütfetmekle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e ve ümmetine büyük bir şeref bahşetmiştir. İşte biz, böyle bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu düşünüp onun sünnetine sıkı sarılmalıyız.
Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadetle Allah’a karşı şükran borçlarımızı ödemeliyiz; namaz kılmalı, Kur’an okumalı ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz. Bu gece salâvatlar okuyup, ümmet-i Muhammed için dua etmemiz güzel olur.

Şaban Ayının ve Berat Gecesinin Fazileti

Peygamber efendimizin hadislerinde “Nısfu Şaban” Yani Şaban’ın ortasındaki gece diye bahsi geçen gecedir. Peygamberimiz bu günü ve geceyi ihya etmeyi tavsiye etmiştir:

“Şaban ayının yarısı (Berat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Çünkü Allah Teâlâ o gün, güneşin batmasıyla, dünya semasına nüzul eder ve şöyle buyurur: Bana istiğfar eden yok mu, mağfiret edeyim! Benden rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Belaya maruz kalan yok mu, afiyet vereyim! Şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu?” (İbn-i Mâce, İkâme 191)

Bu gece günahların affedilmesi için çok büyük fırsattır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:

“Allah-u Zülcelâl, Nısf-u Şaban (Berat) gecesinde dünya semasına nüzul eder ve Kelb Kabîlesi’nin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."(Tirmizî, Savm 39)

Fahreddin er-Râzî’nin tefsirinde yazdığına göre “Apaçık olan Kitap’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.”(Duhân, 2-4) ayetinde bahsi geçen gece, Berat gecesidir. Onun izahına göre, Berat gecesinde, yaratıkların bir sene içindeki rızıkları; zengin veya fakir, aziz veya zelil olacakları; ölüm vakti gelenlerin ecelleri; hacca gideceklerin isimleri ve benzeri işlerin hükmü Allah tarafından görevli meleklere bildirilir.

Hz. Âişe validemiz şöyle anlatmıştır: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan ayına ulaşıncaya kadar Şaban ayının çoğunda oruç tutardı. Şaban’dan başka hiçbir ayda bu kadar oruç tutmazlardı. “Ya Rasûlullah! Şaban ayı, sana en sevimli gelen aylardan olduğu için mi oruçla geçiriyorsun?” diye sordum. Dedi ki: “Evet ya Aişe. Bir sene içinde ölecek her bir nefsin eceli ancak Şaban ayında yazılır. Bu sebeple ben de ecelimin, ben Rabbime ibadet ederken ve bir amel-i salih üzere iken yazılmasını seviyorum.” (Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 7/402)

Bu gecenin Kadir gecesinden sonra en faziletli gece olduğunu söyleyen pek çok alimler ve Allah dostları vardır. Abdülkadir Geylânî şöyle demiştir: “Müslümanların yeryüzünde iki bayram günleri olduğu gibi, semadaki meleklerin dahi iki bayram geceleri vardır. Meleklerin bayram geceleri: Berâet gecesi ve Kadir gecesidir.”(Gunyetü’t-Talibin, s. 87-88)

Seyda Muhammed Konyevî Hazretleri bir sohbetinde Şaban ayının ve Berat gecesinin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

“Receb ayının Allah-u Zülcelâl’in ayı olduğu bildirildiği gibi, Şaban ayının da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ayı olduğu bildirilmiştir. Şaban ayına bu ismin verilmesi, hayırların çok olması ve her tarafa yayılmasındandır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan ayından sonra en çok Şaban ayında oruç tutmuştur. Bu mübarek Şaban ayının içerisindeki on beşinci gece, büyük bir istifadeye vesile olan Berat Gecesidir.

Bu gecenin büyüklüğüyle ilgili Hz. Âişe radıyallahu anhâ’nın, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den nakletmiş olduğu hadis-i şerif çok dikkat çekicidir. Hz. Âişe radıyallahu anhâ şöyle anlatıyor:

“Şaban’ın on beşinci gecesi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem benim odamda kalmakta idi. Geceleyin bir ara uyandığımda, onu odamda göremeyince, diğer zevcelerinin yanında aramaya başladım. Fakat onların yanında da olmadığını öğrenince, mescide baktım. Mescidde de göremeyince, Fatıma radıyallahu anhânın evine giderek onlarda olup olmadığını sordum. Onlarda da olmayınca Fatıma, Ali radıyallahu anh ve ben çok şaşkın bir durumda kalarak, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i aramaya koyulduk. Sonra baktık ki, Cennet’ül Baki kabristanlığının üstünde çok acayip bir nur parlamaktaydı. Bunun üzerine Hz. Ali:

“Bu muazzam nur, ancak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yüzünü secdeye koymuş ve kendinden geçmiş halindeki nurudur.” dedi.

Yanına geldiğimizi bile fark etmeyerek, ağlayarak ümmetinin bağışlanıp af edilmesi için yalvarmakta idi. Bunun üzerine Fatıma radıyallahu anhâ dayanamayarak, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine eğilip boynuna sarıldı ve:

“Ey Babacığım, nedir senin bu halin, üzerimize çok büyük bir bela veya çok büyük bir düşman ordusu mu gelecek ki, bu kadar üzülüp ağlıyorsun?” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, başını secdeden kaldırarak:

“Bu gece, Allah-u Zülcelâl’in, rahmetiyle muamele ettiği berat gecesidir. Ben de ümmetimin asi ve günahkârlârının affedilip, berata kavuşması için dua etmekteyim. Eğer siz de benim rızamı istiyorsanız, ümmetim için dua ederek bana yardımcı olun buyurdu.”

Görüldüğü gibi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ümmetinin bağışlanması için sabahlara kadar dua etmiştir. Bizim de Allah-u Zülcelâl’in rahmetine, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şefaatine kendimizi müstehak etmek için, biraz gayret göstermemiz gerekir.

Bu mübarek aylar ve mübarek geceler, bizim için çok büyük bir fırsattır. Gelin hep beraber, el ele vererek bu fırsatları değerlendirelim.”

Sayı : 51
Büyük Kapak