Ümmetin Emini Ebû Ubeyde bin Cerrah -r. a.-

Yazar : Emre Uyar
Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Örnek Gençler

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadislerinde, "Size hayırlı gençleri tavsiye ederim. Çünkü onların kalbi daha incedir. Allah beni doğrulukla ve müsamahayla gönderdi. Bana gençler yanaştı, ihtiyarlar muhalefet etti" buyurdu ve şu mealdeki ayeti okudu: "Zaman uzadı da kalpleri katılaştı. Onların çoğu fâsıktırlar." (Hadîd; 16)

Peygamber efendimiz aleyhisselatu vesselam İslam’ı tebliğ etmeye başladığı zaman önyargıyla yaklaşan yaşlıların aksine gençler adeta nura koşan pervaneler gibi Kuran’ın nuruna koşmuşlardır. Efendimiz aleyhisselatu vesselam, gençleri sabırla yetiştirerek tebliğ ve irşat faaliyetlerinde onların dinamizminden yararlanmıştır. Peygamberimiz gençlere vahiy kâtipliği, muallimlik, zekât memurluğu ve ordunun her kademesinde görevlendirmiştir.

Peygamber efendimizin kısa zamanda yetiştirip vazife verdiği gençlerden biri de Ebû Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anhdır. Dünyada iken cennetle müjdelenen aşere-i mübeşşereden birisi olan Ebû Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anh, Müslüman olunca baba ocağından ayrılmak zorunda kalmıştır. Müşrik babası onu eve almadığı için Habeşistan’a hicret etti. Daha sonra da Medine’ye hicret ederek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hizmetine koştu.

Hz. Ebû Ubeyde radıyallahu anh, bütün savaşlarda Peygamberimizle birlikteydi. Bedir’de Müslümanların safında savaşırken müşrik olan babası ile karşı karşıya gelmiş, birkaç kere yolunu değiştirmişti. Ama babası onu ısrarla takip etti. Sonunda Ebu Ubeyde radıyallahu anh dini için babasını feda etti. Bazı rivayetlerde, “Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerin, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya soyu sopu, aşiretleri olsa da yine Allah ve Peygamber’ini düşman tutanlara dostluk ettiğini göremezsin.” (Mücâdile; 22) âyet-i kerimesinin bu hadise üzerine nazil olduğu bildirilmiştir.

Uhud Savaşı’nda Müslümanların zor duruma düştükleri anlarda Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın yanında kalan on dört sahabeden biriydi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin miğferi kırılıp halkaları yüzüne batınca Hz. Ebû Ubeyde, Rasulullah’ın yüzünden onları dişleriyle çekerek çıkarmıştı. Bu yüzden ön dişlerinden ikisi kırılmıştı. Böylece dişlerini Rasulullah efendimize feda etme şerefine nail oldu.(Üsdü’l-Gàbe, c.3; 85)

Hz. Ebu Ubeyde radıyallahu anh rızık konusunda tevekkül ehliydi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu Habat Gazvesi’ne memur ettiğinde 300 sahabiyle yola çıktı. Yolda erzakları bitince, adeta bir deri bir kemik kaldılar. O sırada sahile varmışlardı ki, koca bir balığın adeta kendisini önlerine attığını gördüler. Ondan yediler ve kendilerini toparladılar. Böylece Allah'a tevekkül ederek çıktıkları yolda Allah'ın yardımına ve rızkına nail oldular.

Hz. Ebu Ubeyde radıyallahu anh çok yetenekli bir kişiydi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onu hangi göreve gönderse mahcup etmezdi. Efendimiz aleyhisselatu vesselam onu Yemen tarafına tebliğ vazifesiyle gönderecek kadar ilmine güveniyordu.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Necranlı Hıristiyanlar cizyelerini Medine'ye göndermek için güvenilir bir elçi istediklerinde, “Her ümmetin bir emini vardır. Bu İslam ümmetinin de emini Ebû Ubeyde bin Cerrah’tır” (Tirmizî, Menâkıb; 33) diye iltifat buyurarak onu görevlendirmişti.

Aynı zamanda da çok güzel geçimli, itaatkâr bir İslam neferi olan Ebu Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anh, asla nefsanî hareket etmezdi. Bir keresinde Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem onu Amr ibn-i As komutasındaki ordunun imdadına yetişmek için askeri birliğin başında gönderdi. Amr ibn-i As, geç dönemde Müslüman olmuştu. Ancak kendisine, emrindeki askerlerle beraber kendisinin komutanlığına itaat etmesini emredince, nefsini feda ederek komutanlıktan feragat göstermiş, “Sen bana itaat etmezsen de, ben sana itaat ederim,” demiş, onun emrine girmişti.

Efendimizin irtihalinden sonra Hz. Ebû Bekir’in hilafete seçilince onun tarafından Ebû Ubeyde radıyallahu anh Şam ve civarının fethi için vazifelendirildi. Antakya’ya kadar Şam beldelerini fetheden Ebû Ubeyde radıyallahu anh, Kudüs’ü de muhasara ederek teslim olmaya razı etti. Hz. Ömer radıyallahu anh, Medine’den gelip Kudüs’ün anahtarını teslim aldı.

Hz. Ömer, Şam valisiyken Ebû Ubeyde radıyallahu anh evine giderek yaşayışını gözüyle görmek istedi. Birlikte eve geldiklerinde baktı ki evde kılıcı, zırhı ve birkaç parça ev eşyasından başka bir şey yok. Hz. Ömer, “Ey Ebû Ubeyde, dünya herkesi değiştirdi, ama seni değiştiremedi.” buyurdu. ( Üsdü’l-Gàbe, 3; 85)

Hz. Ömer'in "Yaşıyor olsaydı, kendimden sonra halife tayin ederdim." dediği Ebu Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anh çok cömertti ve yönetimi altındakilere merhametle davranırdı.

İslâm medeniyeti gibi Ebu Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anh örnek insanların gayretleri sayesinde yükseldi. Allah bizlere de onlar gibi olmayı nasip eylesin.


Sayı : 51
Büyük Kapak