“Ümmetin Yetimleri Sahipsiz Kalmasın!”

Sayı : 34 / Aralık 2014, Konu Başlığı : Hizmet Kervanı

Bu yıl altıncısı düzenlenen Uluslararası Çocuk Buluşmasında, İHH Vakfı, 13 ülkeden 75 çocuğun katılımı ile unutulmayacak bir çocuk şöleni sundu. Program, Sinan Erdem Spor Salonunda izleyicilerin büyük ilgisiyle karşılandı.

“Çocuk Buluşması” için Bosna Hersek, Arnavutluk, Moritanya, Somali, Makedonya, Yemen, Suriye, Filistin, Gürcistan, Kırgızistan, Pakistan, Sri Lanka ve Tanzanya'dan gelen yetimler, Sinan Erdem Spor Salonunda Türkiye’deki kardeşleri ile bir araya gelmişti. Bina girişinde çocuklar konuklara, farklı ülkelerin bayrakları ve yetimler tarafından kaleme alınmış İHH’ya ve Türkiye’ye teşekkür mektupları dağıttı.

“Yetim Şöleni”, Somali’den gelen minik yetimin Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı. Katılımcılara tanıtılan davetli çocuklar ellerinde kendi ülkelerinin bayraklarıyla yürüdüler.

Özkevser Vakfı da programa katılım gösterdi. Cennet kokulu yetimlerimizin gösterilerini sizler için izledim ve fotoğrafladım.

Yetimler Peygamberimiz’in Emaneti

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım açılış konuşmasını yaptı. Yıldırım, konuşmasında “Artık yetimlerin konuşacağını, büyüklerin de dinleyeceğini” söyledi. Dünyada 400 milyon yetim olduğunu, bunun her ay 47 binine kendilerinin baktığını belirten Yıldırım, "Programın yayınlandığı ülkelerdeki insanlara da yetim konusunu anlatmaya çalışıyoruz. Bütün kardeşlerime sesleniyorum, yetimlere sahip çıkın. Bu yıl sponsorluğunuzla 47 bini 100 bine çıkaralım, hedefimizi böyle yapalım" dedi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan "Bizim inancımızda yetimlik yalnızlığı ve kimsesizliği ifade etmez. Ümmetin evladı olmayı milletin evladı olmayı ifade eder. Bizim Peygamberimiz de yetimdi. Yetimlere sahip çıkmak bizim inancımıza göre bir vazifedir." dedi.

Akdoğan; 'Ölen çocuklar büyümez,' dizelerine atıf yaptıktan sonra, “Ama annesini babasını kaybeden çocuklar öyle bir büyür. Yetim kalmış çocuğun bir de kardeşi varsa onun elinden tuttuğu zaman annesi babası gibi davranmak zorundadır. Birden aile büyüğü olur ve bütün dünyanın yükü onun üzerine biner. İşte bu yavrucağımızı yalnız bırakmamız gerekiyor.”dedi.

Bebek masumiyet ifadesidir. Bebeği katledenler de masumiyeti yani insanlığı hedef alırlar. İnsaniyeti katletmiş olurlar. Bazen bize soruyorlar “Siz neden her yerle bu kadar ilgilisiniz? Neden her yere yardım elinizi uzatıyorsunuz?” Biz de cevap olarak “Bizim ecdadımız böyle yapmıştı. Nereye yardıma gittiysek geçmişte ecdadımızın oraya yardım ettiğini gördük.”diyoruz.

Yardımda bulunmak bizim ahlaki ve vicdani görevimizdir. Biz kimseye sırtımızı dönemeyiz, kapılarımızı kapatamayız. Suriye'den 1.5 milyon göçmen geldi. Mağdur ve muhtaç kim varsa onlara sahip çıkmak bizim vazifemizdir. "

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam da, "Ülkemizden ve dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklarla bugün burada bir olmak çok güzel bir duygu. Dünyanın neresinde olursa olsun yetim olan çocuklar bütün insanlığa özellikle de Müslümanlara emanet dilmişlerdir.” ifadelerini kullandı.

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu savaşları önlemek için "büyük Türkiye yolculuğunu hızlandırmak" gerektiğini söyledi ve “Biz, millet olarak 'Evdeki yangını söndürürüm ama mahalledeki yangına karışmam' diyemeyiz. Yetimler, annesi babası ölümce yetim kalır ama gerçekten bu yetimler bu ümmet onlara sahip çıkmadığında yetim kalacaktır. Yetimlere sahip çıkmak, kendi geleceğimize sahip çıkmaktır, kendimize iyiliktir. Kendimize iyilik yapalım" şeklinde konuştu.

Programda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Her sınıfın bir yetimi var" kampanyasında en fazla yetime destek veren 3 okula teşekkür ederek, plaketlerini verdi. Avcı, organizasyonda emeği geçenlere, öğretmenlere, öğrencilere, onları teşvik edenlere ve İHH'ya da teşekkürlerini sundu.

Programda Yalçın Akdoğan, Ayşenur İslam ve Nabi Avcı'ya Afrika'da çocuklara Kur'an-ı Kerim eğitiminin verildiği loh isimli tahta hediye edildi.

132 ülkede canlı yayımlanan programda yetimler, ülkelerine ait folklorik danslarla “Vatan sevgisi” temalı neşide ve şarkılar söylediler. Özellikle Suriyeli yetimlerin söyledikleri neşidin sözleri vatan özlemini ortaya koyuyordu.

“Ey vatanımız sana döneceğim günü bekliyorum.
Sana ulaşabilseydim toprağındaki çiçeğini kalbime gömerdim”


Yetimler İstismar Ediliyor

IHH’nın çocuk buluşmaları her iki yılda bir İstanbul’da düzenleniyor. Bilindiği gibi, İslam coğrafyasında yıllardır süren savaşlar, siyasi krizler ve iç çatışmalar çok sayıda çocuğun ailelerini kaybetmelerine sebep oluyor.

İHH İnsani Yardım Vakfı Yetim Çalışmalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz:

“Babası olmayan bir çocuk olmak, babasız büyümek tabii ki çok zor bir durum çünkü baba bir evin direği ve bir çocuk için önemli bir güvenlik göstergesi. Yapılan araştırmalar ve gözlemlerimiz bize babası hayatta olan çocukların özgüveninin daha fazla olduğunu gösteriyor.

Okula giderken, sokakta oynarken babası hayatta olan bir çocukla babası vefat etmiş bir çocuğu hemen tanır ve davranışlarından fark edersiniz çünkü bu durum kişinin aynı zamanda ruhuna işleyen bir duygu. Ancak bu durumun temelde insan için bir imtihan olduğunu da akıldan çıkartmamak gerekiyor.”diyor ve ekliyor:

“İslam dünyası kendi yetimlerini sahiplenmekte yetersiz kalıyor. Bu sebeple kilise merkezli misyoner kuruluşlar bu çocuklara ilgi gösteriyor. Tabi ki bu çocuklar yoksul ve sahipsiz oldukları için şekillendirilmeye müsait.

Mesela 2004 yılında Pakistan’da gerçekleşen ve gayriresmî rakamlara göre 200 binden fazla insanın hayatını kaybettiği depremde Pakistan devleti, ülke içerisinde yetimlere yönelik, sahip çıkma ve koruma anlamında sadece İHH’yı görevlendirmişti. Biz orada 1.500 yetim çocuğumuzla ilgilendik.

O dönemde yetimlerin misyoner örgütler tarafından kaçırıldığına şahit olduk. Bu örgütler İHH’nın yetim kampından yaşları küçük olan çocukları da almak istedi, bununla ilgili vakfımız çok ciddi mücadeleler verdi ve biz çocuklarımızı teslim etmedik.

Çocukların maruz kaldığı bir diğer tehlike, insan ticareti… Dünya üzerinde bir yıl içerisinde yaklaşık 2,5 milyon çocuk insan ticareti için kaçırılıyor. Bunların neredeyse yarısı fuhuş mafyaları tarafından fuhşa sürükleniyor. Bir kısım çocuk da ucuz iş gücü olarak bir anlamda köleleştiriliyor ve dünyanın birçok yerinde kelimenin tam anlamıyla sömürülüyor.

Çocukların bir kısmı da organ mafyaları tarafından kaçırılıyor ve organları Batı’da zengin ailelerin hasta çocuklarının tedavisi için kullanılıyor. Yoksul ülkelerde, kriz ve savaş bölgelerinde ciddi denebilecek oranda organ ticareti yapan çeteler ve örgütler olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor.

İHH olarak savaş ve afet bölgelerinde yetim destekleme çalışmaları yaparken bu tip çetelerle, suç örgütleriyle de karşı karşıya geldiğimiz oluyor. Mesela Cad’da 2008 yılında 103 yetim çocuğun kaçırılması son anda gelen bir ihbar neticesinde fark edilmiş ve Fransız örgüt mensupları yakalanmıştı. Bu kaçırma girişiminde dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de parmağının olduğu daha sonradan ortaya cıktı. Batılı devletler ve onlara bağlı kurumlar bu tür faaliyetleri çok cüretkâr bir biçimde ve ahlaksızca yapıyor.”

Yetimleri bekleyen bir başka tehlike de mafya yapılanmaları ve terör örgütleri. 300 bin çocuk yaştaki yetim veya kimsesiz çocuk, mafya veya çeşitli örgütler tarafından dağa kaçırılıp boylarından büyük silahlarla cepheye sürülüyor. 100 milyon çocuk sokaklarda yaşıyor ve her türlü istismara açık bir şekilde kaderlerine terk ediliyor.

Dünyada ve Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşu yetim çocuklar üzerine projeler hazırlıyor ve bunları gerçekleştiriyor ancak genel itibarıyla bakıldığında yetimlere yönelik yapılan çalışmaların yeterli olduğu söylenemez.

İşte IHH “Uluslararası Çocuk Buluşması”nda, sahiplendiği yetimlerini ümmete tanıtmayı hedefliyor. Bu tanıtımla daha çok yardım kuruluşu tarafından bu çalışmaların desteklenmesi veya modellenmesini sağlamaya çalışıyor.

Yetimler İçin Neler Yapabiliriz?

Kur’anı Kerimde birçok ayet yetimlerin korunması ve gözetilmesini emrediyor. Peygamberimizin yetimleri himaye edenlere çok büyük müjdeleri var.

Yetime uzanan şefkat eli, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin emanetine uzanıyor demektir. Bilindiği gibi Peygamberimiz de yetimdi. “Yetime bakanlarla ben cennette şöyle iki parmak gibi olacağım” diye müjdeliyor.

İHH işte bu müjdeye ermek isteyen hayırseverler için uygulaması kolay yetim destekleme programları düzenliyor. Belki birçoğumuzun hayat şartları evimize bir yetim çocuk alıp bütün sorumluluklarını yüklenmeye elvermiyor. Ancak yetimhanelerde veya akrabalarının yanında bulunan yetimlerin masrafına katkıda bulunabiliriz. Ayda 90 lira vermek hemen hiçbirimiz için büyük bir masraf değil. Sigarayı bıraksak aylık tasarrufla belki üç dört yetim okutabiliriz.

Ölmüşlerimizin ruhuna veya kendimiz adına sadaka-i cariye olarak yetimhanelerin inşasına katkıda bulunabiliriz. Özkevser vakfı aracılığıyla bu çalışmalar organize edilebilir.

Bunlara birkaç örnek sunmak istiyorum. Mesela geçtiğimiz yıl Bangladeş’te İHH’nın bölgedeki beşinci yetimhanesi açıldı. Gazipur kentindeki yetimhaneye “Sultan Abdulhamid Han Kardeşlik Yetimhanesi” adı verildi. Muhtelif bağışçıların katkılarıyla yaptırılan yetimhanede 100 yetim öğrenci kalabilecek.

Bunun gibi, Pakistan’da Daru’l-Erkam, Patani’de Yaşar Zerdali ve Furkan Kesik, Nepal’de Ali Ramazan ve Hatice Üstünsoy, Burkina Faso’da Şifa 2 yetimhaneleri açılmış.

Yetimhane yaptıran hayırseverlerimizin birbirinden ilginç hikâyeleri var. Mesela bunlardan biri Furkan Emre’nin hikayesi…

Yetimlerin Gözünde Cennetteki Furkan’ı Görmek

Henüz 14 yaşındayken tedavisi mümkün olmayan ve nadir görülen bir hastalığa yakalanır Furkan Emre. Bu amansız hastalığın pençesinde günden güne erirken ilk isteği umreye gidip o kutlu toprakları görmektir. Nasip olur ve gider o kutlu beldeyi görmeye.

Ablasıyla beraber üzerinde çalıştıkları ikinci proje ise bir yetimhane açılmasına vesile olmaktır. Kollar sıvanır, çalışmalara başlanır. Babanın büyük desteği, eş-dost ve arkadaşların katkısı, programlar, kermesler derken yeterli para toplanır ve yetimhanenin yapımı tamamlanır. Tamamlanır ama Furkan Emre’nin ömrü yetimhanenin açıldığını görmeye yetmez.

Ailenin sponsorluğunda açılan yetimhaneye Furkan Emre Kesik adı verilir. Açılışını Furkan’ın vasiyetini yerine getirmenin huzuruyla babası İbrahim Bey yapar.

Her yetimin gözünde Furkan’ını görür annesi, her yetime evladı gibi tek tek sarılır, her yetimi koklar. Artık 40 tane evladı vardır dünyanın çok uzak bir köşesinde. Mutluluk gözyaşları evden çok uzaklara, Patani topraklarına damlar.

Uzun yıllardır Tayland zulmü altında yaşamak zorunda kalan ve çatışmalarda erkeklerini kaybeden Patani Müslümanları devlet okullarında zorunlu Budist eğitim sistemine tabi olmamak, kendi dillerinin yasaklandığı resmi okullara çocuklarını göndermemek için kendi imkanlarıyla medrese usulü eğitim kurumları oluşturma gayreti içerisindeler. İHH yetimhaneleri de Patani’de koklu bir geleneğe sahip olan bu medrese kültürünün bir parçası olarak inşa ediliyor. Sadece barınma değil aynı zamanda eğitim görevini de üstlenen bu komplekslerin gayesi, dinlerini ve kimliklerini kaybetmeyen nesiller yetiştirmek.

Yetim destek programı şimdiye kadar 47000 yetimin himaye altına alınmasına vesile oldu. Akrabası olmayan yetimler için, içerisinde kütüphane, yatakhane, spor kompleksi olan 27 yetimhane inşa edildi. Akrabalarının yanında kalanlara da giyim, kırtasiye, kira v.s gibi yardımlar yapılabiliyor.

Vildan’ın Başarı Hikayesi

IHH’nın sahiplendiği birkaç yetim kızın başarı hikâyesini anlatmak istiyorum. Mesela İstanbul’daki eğitim alan Endonezya Açe’li yetim kızların çoğu dokuz sene önce tsunamide anne ve babalarını kaybetmiş. Şimdi onların bir kısmı üniversiteyi kazandı.

Açe Yetimhanesi’ne ilk geldiğinde 13 yaşında olan Vildan, şimdi Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nde İslami İlimler bölümü öğrencisi. Novita ise aynı üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okuyor. Yunira Mendi, Psikoloji bölümüne devam ediyor.

Dina, Bursa Uludağ Universitesi’nde İlahiyat hazırlık okuyor. Eğitimlerini tamamladıktan sonra bir gün Açe’ye dönüp orada hizmet vermek istiyor.

Vildan yaşadıkları tsunami felaketini ve ailesini kaybedişini şöyle anlatıyor:

“Deprem pazar günü oldu. Ben ninemle dışarıda oturuyordum. İnsanlar “Su geldi, su geldi!” diye bağırıyorlardı. Denizle aramızda kocaman bir dağ vardı, su nasıl gelebilirdi? Annem küçük kardeşimi kucağına aldı koşmaya başladı. Ninem dedi ki, “Sen de koş, niye duruyorsun?” “Ben koşmayacağım, sen koşamıyorsun ben nasıl gideyim?” dedim. “Ben çok yaşlıyım, nasıl koşayım, çok yavaş yürüyorum.” dedi. O sırada sokaktan Kur’an öğretmenim geçiyordu. Ninem ona “Lütfen benim torunumu da götür.” deyince öğretmenim elimden tutup koşmam için beni ikna etmeye çalıştı.

Tsunaminin dalgaları evimize çarptı. Üç taraftan birden evimiz suyla doldu. Birdenbire suyun içinde kaldım. Ağaçlara çarpıp duruyordum. O andan sonra gözlerimi hiç açamadım, çünkü su simsiyahtı ve çok yüksekti, beni sürüklemeye başladı. Ben de o anda “Allah’ım eğer burada ölürsem sadece rızanı, cenneti istiyorum.” diye dua ettim. Sonra su benim bulunduğum yerden çekildi ve kendimi tepenin yamaçlarında buldum.

Kardeşime annemi sorduğumda “Bilmiyorum, yoldadır,” dedi. Ama annem gelmedi. Hiçbir zaman da gelmeyecekti...

Babamın arkadaşlarıyla karşılaştığımız zaman onlara babamın nerede olduğunu sorduğumda “Biz dağa kaçarken baban geride kaldı. ‘Ailem, karım evde kaçamazken ben niye kaçayım’ diyerek bulunduğu yeri terk etmedi, eve doğru koşmaya başladı.” dediler.

Su çekilince cenazeler toprağın üzerinde kaldı. Annemle babamın cenazelerini bulamadım. Halamın yanına sığındım. Daha sonra IHH’nın Açe’de açtığı yetimhanede eğitim görme imkânı buldum.”

İşte yetimlerden sadece birinin hikâyesi… Eğer sahip çıkılmasaydı kim bilir şu anda ne halde olacaktı…

Hanımlar da Boş Durmuyor

Peki, bu işin masrafını kim karşılıyor? Tabi ki elbirliği ile oluşturulan yardımlaşma çalışmalarıyla karşılanıyor.

Mesela İstanbul Başak şehir’de 2008 yılında birkaç gönüllü hanımın girişimi ve İHH İnsani Yardım Vakfının desteğiyle kurulan, kısa adı YEDEM olan Yetim Destekleme Merkezi bu çalışmalara bir örnek. Modellenmesine vesile olmak için biraz tanıtmak istiyoruz.

Koordinatörü Emine Güler Hanımın ifadesiyle de “Yetimlerin hatta ümmetin ticarethanesi” olan YEDEM’de tekstil (dikiş, nakış, takı vb.) ve gıda (pasta, kek, kurabiye vb.) alanlarında üretim faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Bu ürünler gerek merkezde gerekse başta kermeslerde olmak üzere çeşitli etkinliklerde hayırseverlere sunuluyor.

Emine Güler Hanım, “Yetimlerin bizlere emanet olduğu duygu ve düşünceleriyle bu rahmetli ve bereketli uğraşa başladığımızda 4-5 kişiydik. Herkes ortaya becerisini, birikimini ve yeteneğini koydu. Aramızda iyi bir koordinasyon kurarak üretimlerimizden küçük bir çarşı oluşturduk. Burada satılanların geliriyle IHH’nın Moro’da yaptıracağını duyduğumuz yetimhanenin masraflarını karşılamaya biz talip olduk. Bu proje bizi çok şevklendirdi. Şehitlerimiz Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş adına yapılan yetimhanenin giriş ve birinci katını sahiplendik.

Ayrıca Keşmir’de de katkıda bulunduğumuz bir meslek edindirme kursu var. Bunların yanında diğer coğrafyalardaki doğal afet ve savaş bölgeleri için de çeşitli destekler verdik, programlar düzenledik. Burası bir eğitim merkezi olarak da işlev görüyor. Öğrenci arkadaşlar yıl içerisinde istedikleri vakitte buraya gelip proje üretebiliyorlar.

Katkı maddesi kullanmaksızın ürettiğimiz tüm gıda ürünlerinin hepsi GİMDES tarafından helal sertifikalı ve birçoğu da günlük ürettiğimiz gıdalar. Pasta, börek, tatlı, dondurulabilen yemek gibi ürünler özellikle çok rağbet görüyor. 100 TL üzerindeki siparişler için İstanbul’daki her noktaya ücretsiz teslimat yapılabiliyor.

YEDEM ayrıca çeşitli toplantı ve buluşmalar için de 25 kişilik salonunu hayırseverlerin hizmetine sunuyor. Rezervasyon yapılarak gerçekleştirilen etkinlikler için sadece tüketilen ürünlerin ücreti alınıyor. Bulundukları yerlerde bir şeyler yapmak isteyip de ufuk açıcı fikirlere ihtiyaç hisseden insanlar için merkezimiz örnek bir proje.”

Allah bütün hizmeti geçenlere büyük mükafat versin…


Sayı : 34
Büyük Kapak