Ümran Akıncı: “Psikoloji Bilimi İnsanın Madde Boyutunu Geçemiyor”

Sayı : 31 / Eylül 2014, Konu Başlığı : Röportaj

Çağımız insanı maddi açıdan eski çağlarda hayal gibi görülen bir refaha ulaştı ama tuhaf bir şekilde mutlu olamadı. Eski insanların adını bile bilmediği hastalıklar, krizler, bunalımlar çağdaş insanın kâbusu oldu. Gün geçmiyor ki çocuk tacizi, kadın cinayeti, aile içi dehşet, intihar, madde kötüye kullanımı gibi iç karartıcı haberler gündemimize düşmesin. Neredeyse haberleri seyretmek bile başlı başına bir depresyon sebebi haline geldi.

İnsanların bir kısmı bu gidişata aldırış etmeden, sadece kendi çıkarları doğrultusunda çalışmaya devam edecek kadar duygusuzlaşıyor, bir kısmı da “Nasıl bir cinnete doğru gidiyoruz? Nasıl bir dünyaya çocuk getiriyoruz?” diye karamsarlık duygularına kapılıyor. Çoğu zaman sadece ortaya çıkan sonuçları eleştiriyoruz ama çözümü sorunun kaynağında arıyor muyuz?

Belki hiçbir çağda olmadığı kadar bilime ve teknolojiye sahibiz ama insan ruhuna dair ne biliyoruz? Bunları Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Ümran Akıncı ile konuştuk. Ümit ediyoruz ki istifade ederiz.

Ümran Akıncı 1973 yılında Denizli, Çivril de doğdu. 1993 yılında 9 Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulunu,1997 de Ankara Üniversitesi DTCF Psikoloji Bölümünü bitirdi. Üniversitede öğrenciyken aynı zamanda hemşire olarak geceleri nöbet tuttu.

Öğrencilik hayatı hiç bitmedi. Psikologlar Derneği’nin Aile Terapisi, Çocuklarda Oyun Terapisi, Çocuk Değerlendirme Yöntemleri, Zekâ Testleri vb. birçok kursuna devam etti. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimlerinden Özel Eğitim Gerektiren Çocuklar ile ilgili dersler aldı. Halen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi bölümünde yüksek lisans özel öğrencisi. Evli ve 3 çocuk annesi. Beşikten mezara kadar eğitim şarttır ilkesi ile hayatını sürdürüyor.

İslamî Hayat: Psikoloji bilimi insan hayatını adeta krizlerden ibaret bir süreç gibi tanımlıyor. Benlik dönemi krizi, ergenlik dönemi krizi, orta yaş krizi… İnsanlar eskiden bu geçiş dönemlerinde ne yapıyorlardı? Şimdi neden bunlar kriz, bunalım, sorun haline geldi?

Ümran Akıncı:Psikoloji bilimi, doğumdan ölünceye kadar insan hayatını inceliyor. Gelişimsel özelliklerini tespit edip, tüm insanlarda görülen ortak özelliklerini sıralıyor. Bazı yaş dönemlerinde sıkça görülen krizleri, bunalımları da tespit ediyor.
Bizler her şey yolundayken, bir sorun yokken bu normalliğin ya da sağlığımızın huzurumuzun farkında olmuyoruz. Şükretmemiz gereken zamanları görmemiz gereken zamanları görmezden geliyoruz tabiri caizse. Sorunlara dikkatimizi veriyoruz, sorun olduğunda yardım arayışına giriyoruz.

Eskiden bu kriz dönemleri yok muydu? Vardı tabiî ki. Küçük yerlerde, köylerde kasabalarda bu krizleri yaşamıyor muydu insanlar? Yaşıyordu tabiî ki. Fakat oralarda ya da eskiden bu krizler dile getirilmemiş, aile içinde, arkadaş ortamında vb. doğal süreçte daha kolay aşılması sağlanmış. Sosyal destek ve insanlar arası ilişkiler daha sağlam olduğundan bunlardan başka sorunlar dahi hafiflemiş. Şu anda toplumda bireyselleşme artmış, aile bağları dahi zayıflamış olduğu için, çok küçük sorunlar bile fark etmeden büyüyüp kişilerin ruh ve beden sağlığını tehdit eder hale gelmiş.

İslamî Hayat:Ümran hanım, psikoloji ilmi nedir, neyi amaçlar? Bilimler tarihi içinde nasıl bir boşluğu doldurur? Hangi yöntemlerle insanı inceliyor ve bu yöntemlerle insana kim olduğunu, yaratılış gayesini söyleyebilir mi? Ve ne söylüyor, insana nasıl bir açıklama sunuyor?

Ümran Akıncı:Psikoloji, “davranışsal ya da zihinsel süreçlerin bilimsel olarak incelenmesi” biçiminde tanımlanmaktadır. Sayısız uzmanlık alanları arasında, deneysel ve fizyolojk psikoloji, gelişimsel, sosyal psikoloji ve kişilik psikolojisi, klinik ve danışmanlık psikolojisi, okul ve eğitim psikolojisi, endüstri ve mühendislik psikolojisi gibi dallar da yer almaktadır.

Psikolojik sorunları araştırmada deney yöntemi, gözlem yöntemi, Survey yöntemi, test yöntemi ve vaka hikâyeleri de yer almaktadır. Psikoloji bilimi bu yöntemlerle insana kim olduğunu yaratılış gayesini söyleyemiyor maalesef. Madde boyutunu geçemiyor.

İslamî Hayat:Günümüzde hayat şartları nasıl bir ruh hali meydana getiriyor? Psikoloji bilimi modern insanın hangi ihtiyaçlarının karşılığı olarak ortaya çıkıyor? Bu ihtiyaçları gidermekte ne kadar başarılı oluyor? Batıda ve batıyı örnek alan ülkelerde psikoloji konusunda hal ve gidişat nedir?

Ümran Akıncı:Klasik batı psikolojisi insan denen o muhteşem varlığın yapısını bulutların üzerine, hatta daha da ötelere uzanan bir binanın sadece bodrum katı sakini olarak görür. 1750’lerde başlayan batı dünyasının büyük medeniyet hareketi “aydınlanma”, insanlığın binlerce senelik maneviyat birikimini hiçe sayar ve sadece rasyonel aklına sığınarak neredeyse aklına taparak evreni keşfetme macerasına başlar. Maddi dünyayı anlamada ulaşılan başarılar, yapılan buluşlar, kullanılan metodolojinin – Pozitivizm, Amprizm, Redüksiyonizm – insan konusunda da geçerli olduğu yanılgısını ortaya çıkarır.

“Hazret-i İnsan” , Anatomi, Biyokimya, Nörofizyoloji vs. laboratuvarlarında incelemeye ve ölçekler ile ölçülmeye başlanır. Bu tek yönlü spekülatif görüşler üzerine tüm bir medeniyet kurulur. Bazılarının tanımladığı gibi; Psikoanaliz medeniyeti. Bu kısıtlı insan kavrayışı usulca toplumun aile eğitim ruh sağlığı, sosyoloji gibi hayati organlarına nüfus eder ve bugünkü hazin tablo oluşur. Kendi kendisini ve üstünde yaşadığı binlerce senelik o yaşlı, mavi gezegeni yok olma aşamasına getiren trajik insan ve onun trajik dünyası. Henüz 1200’lü yıllarda Yunus Emre’nin (ks) yaptığı:

…ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsin, bu nasıl ilimdir…

Uyarısı duyulmadığı, anlaşılmadığı için bugünlere gelinir. Yunus’un uyarısı duyulmaz çünkü bu uyarı ampirizm laboratuarlarında sofistike keşiflerle uğraşan mağrur bilim adamları, Amprizmin kutsal rahipleri tarafından küçümsenir. Küçümsenir çünkü Yunus ve benzerleri onlara göre aydınlanma kalesinin dışındaki karanlık ormanlarda dolaşan modası geçmiş safsataları tekrarlayan cahillerdir.

Çağımızda hiçbir modern bilim dalı, psikoloji ve psikiyatrinin yaşadığı çelişkiyi yaşamıyor. Bilim her alanda ilerleyip teknolojik keşifler gözleri kamaştırırken, insan tam tersine gittikçe çözülüyor ve psikolojik açıdan daha kötüye gidiyor. Psikoloji alanında yapılan istatistikler, bedensel hastalıklara yönelik somatik tıbbın tersine, bırakın ilerlemeyi, tam tersine dehşet verici bir kötüleşme gösteriyor, depresyon ve kaygı artıyor.

“Peki, bu artış hakkında Batı’nın bilimsel paradigması içinde yetişmiş psikolog ve psikiyatrlar ne diyorlar? diye sorarsanız, daha şaşırtıcı bir cevapla karşılaşırsınız. Uzun bir laf kalabalığının ve anlamsız “bilimsel” tabirlerin ardından çıkan sonuç, “Nedenini bilmiyoruz” olacaktır. Bilsek zaten bu hale gelmesine izin vermezdik!

Evet, “Aydınlanma” paradigmasının insanı 200 sene içinde getirdiği durum bu; ama artık biz de Batı’ya “Hayır! ‘İnsan bu sizin dediğiniz olamaz!” deyip onlara insanın kim ve nasıl olduğunu anlatma durumuna geldik. Zamana karşı bir yarış içindeyiz. Ya tükenen türler, yok olan ormanlar, ısınan atmosfer ve delinen stratosfer içinde biz insanlar da yok olup gideceğiz ya da insanın nefs yapısını anlayarak, düzeltme sürecine bu işin esas mimarından, yani insandan başlayacağız.

İslamî Hayat:Okulların açılması yaklaştı. Eğitim sistemimiz açısından değerlendirecek olursak, öğrencilerimiz okulda kendilerine en gerekli bilgileri öğreniyorlar mı? Kendi nefislerini tanımayı, kontrol etmeyi, kötü eğilimlerden arındırmayı öğrenebiliyorlar mı? Bunları kim öğretecek? Ailelere tavsiyeleriniz nelerdir?

Ümran Akıncı:Günümüzde çocuklarımız okullarda nefsini tanımak vb. maneviyatla ilgili en önemli konuları maalesef öğrenemiyorlar. Kendimizi, insanı tanımamıza en çok ışık tutacak hadisler, Kur’an ayetleri, manevi büyüklerimizin sözleri ve menkıbeleri – şiirleri eğitim sistemimizin içinde yer alamıyor.

Şansınız varsa, manevi bir rehberin sohbetine katılarak, okuyarak feyizlenmek nasip olduysa ne mutlu size. Anne babalar olarak çocuklarımızın eksik kalan bu en önemli taraflarını evde kitap okuyarak, belki örnek alabilecekleri, soru sorup doğru cevaplar alabilecekleri sohbet ortamlarında bulunmalarını sağlayarak tamamlamaya çalışmalıyız.

Kişisel gelişim kurslarına giderek öğrenmeye çalıştığımız birçok özellik aslında bizim manevi birikimlerimiz ve değerlerimiz içinde var. Bizler kendi öz kültürümüze yabancı olduğumuz için bunları batının keşfettiği özellikler sanıyoruz. Yunus Emre’yi, Mevlana’yı daha birçok manevi büyüğümüzden birini bile okuyup anlayabilsek; öfke kontrolünü de zamanımızı verimli kullanmayı da, etkili dinleme ve iletişim tekniklerini de daha birçok kişilik gelişimimizi olumlu etkileyecek ilkeleri öğrenmiş olacağız.

İslamî Hayat:Günümüzde eğitim son derece yaygınlaştı. Belki tarihin hiçbir döneminde nüfusun bu kadar büyük bir çoğunluğu, bu kadar uzun bir eğitim sürecinden geçmiyordu. Fakat bunca eğitime rağmen hapishaneler dolu, psikiyatri klinikleri dolu, madde bağımlılarının tedavisine yetişmek mümkün olmuyor… Neden?

Ümran Akıncı:Modern insan maalesef kendini bilmiyor. Kişilik özelliklerinin, “İnsan”ın göz ardı edildiği; insanların sahip oldukları manevi değerlerle değil de maddi imkanlarla ön plana çıktığı bir toplumda yaşıyoruz. Fakat toplum böyle diyerek biz kendimizi bu çarka kaptırmamalıyız. Biz ilmimizi arttırmaya kendimizi tanımaya çalışarak, özümüzü kirletecek ortamlardan uzak durarak, manevi anlamda daha iyiyi daha güzeli arayarak, bulunca da içselleştirerek kendi hayatımızı zenginleştirmeye çalışmalıyız.

Unutmayalım ki bir kudsî hadis şöyle der “Kendini bilen Rabbini bilir.” Kendini tanıma, düşünce ile eylemin bir araya getirilmesidir. Kendini tanıma, kendini kendine eriştirmektir. Kendini bilme tüm bağımlılıklardan kurtuluştur. Kendini tanıma mutluluğun ilk yasasıdır.

Doğuştan getirdikleri ve sonradan kazandıkları ile çok yönlü bir donanıma sahip olan insan, bunları doğru organize ettiği sürece modern hayatın getirdiği sorunlarla mücadelede başarılı olabilir. Bunun için insanın özünde sakladığı güçleri keşfetmesi gerekir. Söz konusu güçler, biyolojik, fizyolojik, fiziksel, sosyal, kültürel, maddi, manevi, geçici, kalıcı, felsefi, psikolojik vb. olabilir. Günümüzün sağlıklı ve başarılı insanı, bu güçlerin farkında olan, onları tanıyan ve içinde bulunduğu koşullara göre hayatında onlara yer ve değer veren bireydir.

Birçok değer sistemi öğreti, anlayış, düşünce, din bu amaçla yani insanın kendisini; güçlerini, donanımlarını tanıması ve bilmesi için ona telkinde bulunur. “Kendini bil,” der “Kendini bilen Rabbini bilir,”der, insanda farkındalık yaratmaya çalışır, onun bilinç düzeyini yükseltmeye ve canlı tutmaya gayret eder. Din psikolojisi, Nefs psikolojisi, Tasavvuf psikolojisi, Transpersonal psikoloji de bu anlamda insanın kendini bilmesine katkıda bulunmak ister.

Niyaz-i Mısri Hazretleri’nin birkaç mısrasıyla konuyu noktalayalım:

“Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete”
“Sen seni bilmektir ancak Pir’e ülfetten garaz”
“Noktayı fehm eylemektir ilm ü irfandan garaz”


Pirden murad mürşiddir. Mürşide hizmetten garaz dahi sen seni bilmekten ibarettir.

İslamî Hayat:İnsanın kendisini bilmesiyle ilgili “biz nereden başlayalım” ya da “konu ile ilgili ne okuyalım“ şeklinde soru sorulacak olursa, bu konuda bazı kaynaklara işaret edebilir misiniz?

Ümran Akıncı:İnsanın kendisini bilmesi doğrudan okuma ya da ilim tahsili şeklinde olmaz. Buna karşın okuma yapıldığında hakikatlerle ilgili insanın kulağına kar suyu kaçar. Kar suyu kaçtıktan sonra insan meşrebine göre aramaya başlar. Bu nedenle nereden başlayalım sorusuna “Niyaz –i Mısri’den başlayalım” şeklinde cevap vermek uygun düşer. Çünkü Nıyaz-i Mısri seyr-ü sülukunu tamamladıktan sonra söylemeye başlamıştır.

Niyaz-i Mısri’nin divanı ve divan şerhlerini, Yunus Emre divanlarının şerhlerini okumak fayda sağlar. Bu konuda Dr. Mustafa Tatcı’nın eserlerine müracaat edilebilir.

Ayrıca Dr. Mustafa Merter’in Nefs psikolojisi ve dokuz yüz katlı insan isimli eserleriyle Prof Dr. Öznur Özdoğan’ın eserleri de bu konularda kılavuzluk edecektir kanaatindeyim.


Sayı : 31
Büyük Kapak