Mutlu Evlilik İçin Eşler Arasında Denklik

Sayı : 65 / Temmuz 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Her insan evliliğinde mutlu ve huzurlu hissetmek ister. Evlilik birkaç günlük, birkaç aylık bir süreç değildir, her müslüman evlenirken ölünceye kadar evliliğini sürdürmeye niyet eder. Etmelidir de… Bu kadar uzun sürecek bir beraberlikte eşlerin birbirini sevmesi, saygı duyması, hor görmemesi, değerini bilmesi önemlidir.

İslam dini evlilikte huzur ve mutluluğa büyük önem verdiği için eşler arasında denkliğe de özel bir önem vermiştir. Denklik, evliliğin huzur içinde yürümesi için eşlerin birbirine uygun olması demektir. Denkliğe dikkat etmenin maksadı evliliğin uzun süre devam etmesinin sağlanmasıdır.

Çünkü evlenen bir erkekle kadın hem Allah'ın huzurunda hem insanların huzurunda birbirlerine söz vermiş olmaktadır. Bu söze güvenip bağlanmış olan eş, gençliğini, güzelliğini, gücünü kuvvetini bu evliliğe yatırmış olmaktadır. Ayrıca anne baba olan bir kadın ile bir erkek, çocuklarını birlikte büyütmek için de bir nevi sözleşmiş olmaktadırlar. Bir evlilik yürümediği zaman yaşanan huzursuzluk veya boşanma halinde ayrılık acısı eşlerin her birini incitir ve zarara uğratır.

Evlilikte kadın kocasına çok daha fazla bağlanır. Çünkü kadınlar duygu bakımından daha hassastırlar. Yaşadıkları kötü bir duygudan, ayrılık acısında sıyrılıp çıkmaları daha zordur. Bir evlilik yıkıldığı zaman bir kadın gençliğini, bekârlığını kaybetmiş olur.

Ayrıca kadınlarda annelik duygusu güçlü olduğu için çocuklarına karşı daha hassastırlar. Onların evlilikteki huzursuzluktan veya boşanmadan etkilenmesi anneyi daha fazla üzer. Ayrılık halinde anne çocuklarından ayrılmak istemez, öte yandan onları tek başına büyütmek de anne için zor olacaktır. Her halükarda evlilikte huzursuzluk kadını daha fazla incitir. Bütün bu sebepler göz önüne alınarak evlilikte denklik konusunda İslam dini daha çok kadının haklarına önem vermiştir.

İslam’a göre bir evlilikte eğer kadının aleyhine bir denksizlik hali varsa kadın veya kadının velisi yani aile büyüğü, bu evliliğe itiraz edebilirler. Eğer erkek veya erkek tarafı yalan beyan vererek veya kadını kandırarak evliliğe ikna etmişse kadının velisi bu evliliğe itiraz edebilir.

Kadın Evlilikte Güvence Arar

İslam’a göre evlilikte denklik konusu, kadın ile erkeğin birbirine eşit seviyede olması demek değildir. Çünkü evlilikte erkek ile kadının vazifeleri farklıdır. Erkek evlilikte eşinin sıhhatli, cazibeli, genç, doğurgan olması gibi şartlar aramaya meyillidir. Kadın ise kocasının sorumlu olmasını, ona düzenli bir gelir sağlayarak ve iyi muamele ederek huzur vermesini ister.

Bu sebeple İslam hukukunda denklik demek, erkeğin kadına değil, kadının ailesindeki erkeklere denk olması demektir. Yani damat adayının, hanımının ailesindeki erkeklere denk bir sosyal seviyeye sahip olması kast edilir. Çünkü kadınlar baba evinde gördükleri, alıştıkları seviyeyi aramaya meyillidirler.

Peygamber Efendimiz de kızların evlendirilmesi konusunda, “dengi olan talibi çıktığı zaman evlendirmeyi” tavsiye etmiştir:

“Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde namazı, hazırlandığında cenazeyi, dengini bulunca kızı evlendirmeyi.” (Tirmizî, salât 13)

Allah-u Zülcelâl erkek ve kadını farklı fıtratta yaratmıştır. Erkekler daha çok haysiyetine, şerefine, saygınlığına düşkündür. Bir evlilikte erkek, karısının ailesindeki erkeklerden daha aşağı seviyede ise o kadının kocasını küçümsemesi söz konusu olabilir. Bazen de kadın kocasını küçümsemiyor olsa bile erkeğin alınganlığından dolayı öyle zannetmesine sebep olur.

Her kadın zaman zaman ufak tefek meseleleri şikayet konusu yapar, dert yanar. Bu biraz da kadınların duygularını ifade edip paylaşmaya daha eğilimli olmasından kaynaklanır. Ama erkeğin yarası olunca gocunur. Yani karısının onu yetersiz gördüğü zannına kapılır. Bu da erkeğin alınıp hırçınlaşmasına, sert davranmasına sebep olur. Çünkü erkekler duygularını daha çok öfke şeklinde dışa vurmaya meyillidir.

Elbette bu durum da evlilikte geçimsizliğe sebep olur. Hanım bir şeylerden dert yanarken sadece bir teselli beklemiştir ama erkek alınganlığı sebebiyle onu azarlamıştır. Bu erkeğin bilinçaltında bulunan “Karım beni hor görürse,” korkusundan kaynaklanmaktadır. Hanımına karşı önyargıları hazır olduğu için bir hadisenin tetiklemesiyle korkuları depreşmiştir. Bu sebeple İslam hukukunda erkeğin hanımının ailesindeki erkeklere denk veya üstün olması uygun görülmüştür.

Asıl Denklik Dindarlıkta Aranmalıdır

Ancak gerçek bir müslüman denkliği evvela din konusunda aramalıdır. Saliha bir hanım kocasını asla dünyevi statüsü, makamı, serveti, gücü ve imkânlarıyla değerlendirmez. Çünkü Allah katında üstünlük ancak takva iledir. (Hucurât; 13)

Çalışkan, sorumlu, ailesine bağlı bir erkek elinden geldiği kadar evinin nafakasını sağlıyorsa o saygınlığı hak eder. Ailesini helalinden kazanarak geçindirmek için çekilen zahmetler kişinin amel defterine en ihlaslı ameller olarak yazılır. Çünkü kişinin ailesinin nafakasını karşılaması, üzerine vacip bir sadakadır ve en faziletli infaktır.

Nasibi dar olduğu halde ailesine bakmak için çalışıp çabalayan insan Allah yolunda cihad eden mücahitleri donatmak, köle azad etmek gibi büyük sevapları işleyen zenginlerle bir tutulmuştur. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Allah yolunda (cihâd edilmesi için) sarfettiğin para, köle âzâd etmek için harcadığın para, fakire sadaka verdiğin para ve bir de aile fertlerinin ihtiyaçları için harcadığın para var ya! İşte bunların içinde sana en çok sevap kazandıracak olanı, ailen için harcadığın paradır.” (Müslim, Zekât 39)

Esasen insanlar arasında da üstünlük, ahlak ve şahsiyet iledir. Bir kişi ne kadar zengin olsa da, maddiyatçı ve cimri ise insanlar arasında da bir kıymeti olmaz. Çünkü insana değil maddiyata değer verir. Kimse ondan bir fayda görmez. Kendisinden beklenen asaleti ve cömertliği göstermez. Orta halli olduğu halde kapısı misafire açık olan, ikram eden, iyilik yapan bir insan çok daha değerlidir.

Resulullah sallallahu aleyhi vesellem de buna işaretle şöyle buyurmuştur:

“Zenginlik mal mülk ile değildir. Asıl zenginlik gönül zenginliğidir.” (Buhârî, Rikak 15; Müslim, Zekât 120)

Bu sebeple evlilikte asıl denklik dindarlık, ahlak ve şahsiyet yönünden aranmalıdır. Hatta erkeğin hanımından daha dindar olması her bakımdan iyi olur. Çünkü kadın kocasına tabi olmaya meyillidir.

Dindar olmayan bir erkek, dindar bir kadının kıymetini bilmez. Bazı kadınlar bu duruma sabretseler de bazıları kocalarının huyuna göre şekil alırlar. Birçok kız kuran kursu hocasından bunu duyuyoruz, “Kızlarımız kurstayken takvalı oluyor ama evlendikten sonra eşlerinin çizgisine göre şekil alıyor. Bakıyoruz kaşlarını almışlar, makyaj yapmaya başlamışlar…”

Zamanımızda anne babaların sıkça yaptığı bir hata, erkek çocuklarının öncelikle dünyalık kazanmasını önemseyip mesleki eğitime yönlendirmesi, dinini öğretmemesidir. Kızlara gelince, çok da şuurlu bir şekilde eğitim vermeyip, daha çok “Başlarına kötü bir hal gelmesin,” diye yüzeysel bir eğitimle yetiştirilmektedir.

Neticede erkekler iş hayatında dini hükümlerden iyice uzaklaşırsa hanımlarını bu çevreden seçer hale geliyorlar. Veya anne babalarının yönlendirmesiyle tesettürlü bir hanımla evlense de onun kıymetini pek bilmiyorlar. Hanım da pek şuurlu değilse kocasının yanında değerli olmak için zamana uyuyor. Doğru olan, hem erkek hem kız çocuklarımızı maneviyatlı ve samimi bir şekilde yetiştirmek olmalıdır.

Ailelerin Denkliği Faydalıdır

Evlilikte dikkat edilmesi gereken bir başka denklik konusu da neseb, soy sop denkliğidir. Elbette bu soyluluk ve asalete önem vermek demek değildir. Ancak görgü ve kültür bakımından insanın içinde yetiştiği aile ve çevrede şekilleneceği unutulmamalıdır.
Eski zamanlarda insanların mensup olduğu aileye çok dikkat edilirdi. Zamanımızda bu konuya dikkat edilmediği için birçok huzursuzluklar yaşanmaktadır.

Aile danışmanları günümüzde ailevi huzursuzlukların sebeplerini incelerken şu gerçeğe dikkat çekiyorlar: Zamanımızda birçok genç evleneceği kişinin fiziki özelliklerine ve mesleğine, etiketine önem veriyor. Oysa her insan bir aile içinde yetişir ve mensup olduğu aileden aldığı bilgi, görgü ona önemli ölçüde tesir eder. Bu tesir eninde sonunda kendini belli edecektir.

Her ne kadar evliliğin ilk zamanlarında eşler arasındaki duygular ağır bassa da zamanla hayatın gerçekleri gün yüzüne çıkar. Mesela bir adamın babası, annesine kaba saba konuşuyor, hor görüyorsa o da çok geçmez hanımına aynı şekilde davranmaya başlar. Bu onun için normaldir çünkü. Belki aynı tipte bir ailede yetişmiş kız olsa bu hali çok yadırgamayacaktır. Ama kızın ailesi nezaket kurallarına dikkat eden bir aile ise o bu şekilde davranışlara alışkın değildir.

Mümkün olduğu kadar birbirine benzer ailelerde yetişmiş kişilerin birbiriyle evlenmesi ailede geçimi kolaylaştırır. Ama bundan daha iyisi eğer ailemizde gördüğümüz örf ve adetler Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin ahlakına uymuyorsa onları bırakıp en güzel örneğe uymaktır.


Sayı : 65
Büyük Kapak