Önce Edeb Yahu!

Sayı : 67 / Eylül 2017, Konu Başlığı : Tefekkür

Yol gösteren kaynaklarda edep “iyi tutum, incelik ve kibarlık, hayranlık ve takdir” gibi anlamlarda kullanılmıştır. Kimi bilginler ise “ona sahip olan kişiyi küçük düşürücü durumlardan koruyan özellik” diye tarif etmişlerdir edebi. Yine “İlim şerʿî; edep, örfîdir” denmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi’nin ilgili maddesinde farklı âlimlerden aktarılan bu bilgiler ışığında bakıldığında “edep”, bir yörede bilinen ve şerʿ-i şerife aykırı olmayan görgü kurallarına uymakta titiz davranmaktır. Edep, kaba davranışlardan uzak durmak; bir yörede kibarlık, nezaket ölçülerine azami olarak dikkat etmektir. Harama düşmemek, mekruh olana sapmamak koşuluyla bir çevrede küçük düşürücü halleri kendinden uzak tutmaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” eseri Hucurat Sûresi tefsirinde ifade ettiğine göre;

Resulullah salallahü aleyhi vesellem, Medine'de oturmaya başladıktan sonra kendisine uzak yerlerden elçilik heyetleri geliyor, farklı konularda soru soruyor; Onun huzurunda çok konuşuyorlardı. Bunun üzerine (farklı rivayetler bulunmakla birlikte),

“Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygambere yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.

Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.” (Hucurat Suresi; 1-3)

ayet-i kerimeleri nazil oldu. Söz konusu heyetler bu ayet-i kerimelerle Resulullah salallahü aleyhi vesellem söze başlamadan konuşmaya başlamaktan men edildiler. Ondan sonra, Resulullah salallahü aleyhi vesellem’e bir topluluk geldiğinde nasıl selam vereceklerini öğretmek üzere Hz. Ebû Bekir radiyallahü anh, onlara bir adam gönderir; Resulullah salallahü aleyhi vesellem’in huzurunda sükûnet ve vakar üzere bulunmalarını isterdi. Resulullah'ın meclisinde bir mesele geçtiği zaman ondan önce cevaba kalkışmamaları, yolda giderken bir izin, işaret veya ihtiyaç olmaksızın önünde yürümemeleri ve sofrada ondan önce yemeye başlamamaları Allah-u Zülcelal’in aynı ayet-i kerimelerle onlardan istediği hususlar arasındadır.

Yine bir gün Temim oğullarından bir topluluk, Medine’ye gelmiş de duvarların arkasından yüksek sesle Hz. Muhammed Mustafa salallahü aleyhi vesellem’e seslenmişlerdi. Allah-u Zülcelal, bunu üzerine,

“(Rasulum!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Hucurat Suresi; 3-4)
ayet-i kerimeleri nazil oldu, o topluluklar Resulullah salallahü aleyhi vesellem’e karşı önce edebe davet edildi.

Sünnet-i Seniyeye tabi olmakta başkalarının önünden giden tasavvuf ehli de edebi çok önemsemiş, “Önce edep yahu!” sözü dergâhlarda güzelim hat yazıları ile levha olmuştur. Bu söz ile ilim öğrenmeye geçiş için edebin zarureti ifade edilmiştir.

Önce nasıl davranacağını bilmek, nezaketi öğrenmek, sonra ilim toplamak… Önce nasıl davranacağını bilmek, sonra terbiye alınacak mürşidin dergâhında durmak… Zira kabalık ile ilim bir arada olunca kabalığın inciticiliği bir kat daha artar… Zira kabalık ile dervişlik bir arada olunca kabalığın bıçağı daha keskin olur, ruhu daha derin yaralar.

Nice İslam bilgini, edep üzerine eser yazmıştır, onların en vecizlerinden biri İmam Gazzâlî Hazretlerinin Bidâyetü’l-Hidâye adlı eseridir. İmam Gazzâlî, bu veciz eserde taatin anlam ve kapsamını özetle açıkladıktan sonra uykudan uyanmanın adabından başlamış, insanı ilgilendiren neredeyse bütün hususlardaki edep kurallarını açıklamış, eserin sonlarına doğru o kuralların bir bölümünü yine veciz bir şekilde aktarmıştır.

İmam Gazzâlî’ye göre,

Müminin Allah'a karşı adabı;

-Başı önüne eğik olmak
-Tefekkürde yoğunlaşmak
-Susmayı çok konuşmaya tercih etmek
-Emirlerini yerine getirmeye rağbet etmek
-Nehyedilen hususlardan kaçınmak
-Zikirde süreklilik üzerinde bulunmak
-Kalbi kötülüklerden arındırmak
-Her zaman hakkı batıla tercih etmek
-Yardımı yaratılmışlardan beklememek
-Vakarlı bir boyun eğiş içinde olmak
-Hayâ sahibi olmak
-Rızkın Allah tarafından verildiğinin daima şuurunda olmak
-Allah’a tevekkül etmektir.

Bunlar, kişinin gece ve gündüz kendisine şiar edinmesi gereken hususlardır. Çünkü kişi yalnızca kimi zaman halkla beraberdir oysa Allah’la beraberliği süreklidir.
Alimin adabı,

-Hilm sahibi olmak(sertlikten uzak olmak)
-Boynunu bükmekle birlikte vakar ve heybetini korumak
-Zalime karşı duruş hariç, büyüklenmekten kaçınmak
-Toplantı ve meclislerde tavazzu ehli olmak
-Düşük tutumlardan uzak durmak
-Öğrencisine yumuşak davranmak
-Şehrinin irşatla güzelleşmesini sağlamak
-Bilmiyorum demekten çekinmemek
-Soranların sorularını onlara kavratacak şekilde açıklamak
-Bir hususla ilgili deliller ifade edilince o delilleri kabul etmek
-Talebesini zararlı bütün ilimlerden korumak
-Talebesinin faydalı ilimleri sadece Allah rızası için öğrenmesini sağlamak
-Talebesinin farz-ı ayn olan dururken farz-ı kifaye ile uğraşmasını engellemek( ki talebeye farz-ı ayn olan, batınını ve zahirini takva ile ıslah etmektir.)
-Talebe öncelikle onun ameline tabi olsun diye nefsini kontrol altına almaktır.

Talebenin hocaya karşı adabı;

-Hocasına selam vermek
-Hocasının yanında az konuşmak
-Hocası sormadan konuşmamak
-Hocasından izin almadan soru sormamak
-Hocasına muhalefet edenlerin sözlerini ona aktarmamak
-Onun görüşlerini başkalarına danışarak doğrulatmaya çalışmamak
-Onun huzurunda namazda durur gibi edeple durmak
-Gereksiz soru sorarak onu yormamak
-Onun hakkında kötü zanda bulunmamak
-Bir yere giderken yolda soru sormamaktır.

Evladın anne-babaya karşı adabı;

-Sözlerini dinlemek
-Onlarla birlikte ayağa kalkmak
-Emirlerini yerine getirmeye istekli olmak
-Önlerinde yürümemek
-Onların sesini bastırarak konuşmamak
-Davetlerine icabet etmek
-Hastalandıklarında onlara istekle hizmet etmek
-Onların huzurunda kanatlarını indirmek (tavazzu ile durmak)
-Onlara yapılan iyilikleri yüzlerine vurmamak
-Onlara karşı kaşlarını çatmamak
-Onlara karşı surat asmamak
-Onlara haber vermeden yolculuğa çıkmamaktır.

İmam-ı Gazzâli’den aktardığım bu hususlar, kuşkusuz ki edebin sadece bir kısmını kapsamaktadır. Gazzâlî, kitabında diğer hususlara da yer vermiştir.

Onun anlattıklarının bütününden anlaşılan, Müslümanın her hususta edep ehli olmasıdır. Zira edep öyle bir şey ki yapılan davranış ne kadar yüce olursa edepten uzak yapıldığında sahibini o ölçüde küçük düşürür, rencide eder.


Sayı : 67
Büyük Kapak