Neden Konuşamıyoruz?

Sayı : 14 / Nisan 2013, Konu Başlığı : Kendimizi Tanıyalım

Evli insanların, özellikle hanımların en çok şikayet ettiği konulardan biridir: “Eşim benimle konuşmuyor. Sorularıma kısa ve geçiştirme cevaplar veriyor.”

Bazen de konuşmanın seyrinden şikayet edilir: “Ne zaman konuşmaya başlasak sonu kavgayla bitiyor. ”

Hatta bazen aile içinde iletişim o kadar kötüdür ki, artık “Başka biri mi var?” “Artık beni beğenmiyor mu?” “Beni terk edecek mi?” endişeleri hissedilir.

Eski zamanlarda çok nadiren görülen aldatma, boşanma ve şiddetli geçimsizlik olayları zamanımızda ne yazık ki çok yaygınlaşmıştır. Eskilerin tabiriyle “güzel geçim” şimdikilerin tabiriyle “aile içi iletişim,” neredeyse bir ustalık haline gelmiştir. Öyledir de…

Evliliği saadet yuvası, hoş bir hayat arkadaşlığı haline getiren, tatlı dille güzel iletişim kurma becerisinin değeri günümüzde daha da artmıştır. Evliliğimizin mutluluk seviyesini yükselten ve zamanın fitnelerine karşı koruyan “güzel geçim, doğru iletişim” sanatını biliyor muyuz?

Kendimizi sınayalım…

1- Eşinizin sizinle konuşmaktan kaçındığını hissediyor musunuz? Bunun sebebi ne olabilir?

a-
Evet. Önemli kararlarını bile başkalarına söylerken duyuyorum. “Neden en son duyan ben oluyorum?” diyorum, beni geçiştiriyor. Eleştireceğim diye her şeyini saklıyor.

b- Hayır. Genelde konuşmaktan kaçınmaz. Sadece kendisi de kararsız olduğu durumlarda önce kendi içinde çözümlemeye çalışır. O zamanlarda kafasının meşgul olduğunu hissederim. Hazır olunca benimle paylaşacağını bilir, zaman veririm. Mevzuu açtığı zaman kendisine destek olurum. Kendi fikrimi söylerim ama onun fikrine de saygı duyarım.

Cevap: Eşler, hayat arkadaşıdır. Birinin kararları diğerini de etkileyecektir. Taraflardan birinin kendi kafasının dikine giderken hiç hayat arkadaşına önem vermemesi uygun değildir. O zaman ortaya çıkan sonuç olumsuz olursa bir taraf diğerini suçlayabilecektir.

Bu sebeple karı kocanın oturup konuşarak, birlikte karar vermeleri uygun olur. Danışıp görüşerek karar verilirse, yanlış karar verme riski azalır. Yine de istenmeyen bir durum ortaya çıksa bile, danışarak iş yaptığı için suçlama olmaz.

Öte yandan eşlerin birbirinin kararlarına saygı duyması gerekir. Sebepsiz yere her istediğine engel olması, sürekli eleştirmesi, hatalarını yüzüne vurup durması, karşı tarafı saklı gizli hareket etmeye yönlendirir.

Öte yandan erkekler hanımlarını endişelendirmek istemedikleri veya hanımı konuyla ilgili bilgi sahibi olmadığı için bazı iş meselelerini eve getirmek istemeyebilirler. Buna da saygı gösterilmelidir. Erkek evin reisidir, hanımının onu sorgulayıp durması, her işine burnunu sokması uygun olmayabilir.

2- Eşiniz karşılıklı konuşmak yerine sadece emir ve isteklerini bildirmek tarzında mı konuşuyor?

a-
Evet. Sanki evli değiliz de, o patron, ben hizmetkarım! Ben de isteklerini yapmam, ters davranırım, bu yüzden kavga çıkar.

b- Her zaman değil. Sadece gergin olduğu durumlarda bunu yapar. O zamanlar onu sinirlendirmemeye çalışırım. Sonra sakinleşince “Neden gerginsin” diye sorarım, anlamaya çalışırım. Düşüncelerini paylaştığı zaman teselli veririm, destek olurum. Böylece duygularını benimle daha çok paylaşır. İyi günündeyse sert anındaki konuşmalarına kırıldığımı, güzel bir üslupla dile getiririm.

Cevap: Bazı insanlar; bilhassa erkekler, sadece istediğini elde etmeye odaklıdır, üsluba önem vermez. Halbuki sözün nasıl bir tarzda ifade edildiği, insanları, bilhassa kadınları çok etkiler. Kaba ve sert konuşma tarzı, zamanla kırgınlığa yol açar ve tepkiler başlar.

Elbette evin reisi erkektir ama ev de “askeri kamp” değildir. Emir- komuta tarzında iletişim, ailevi ilişkilere yakışmaz. Tatlılıkla söylendiği zaman söz tesirinden bir şey kaybetmez. Aksine daha tesirli olur, sevgiyle yerine getirilir.

Elbette burada kabahati tek tarafta aramamak gerekir. Malumdur ki, bir insan ince düşünceli ise bazı şeyleri söyletmeden kendisi düşünür. En azından her seferinde söyletmez. Her defasında söylemek zorunda kalmak insanı sinirli yapar.

Hatta bazı insan kibarca söylenmesinden anlamaz, ancak sert konuşulunca lafı ciddiye alır. Bu sebeple de karşısındaki insanı kabalığa mecbur eder. Evde bu tarz sorunlar varsa her iki tarafın da dürüstçe kendi davranışlarını gözden geçirmesi gerekir.

3- Genellikle evde neler konuşursunuz? Hangi tür mevzular açarsınız?

a-
Şuradan buradan konuşuruz. Söz genellikle tartışmalı mevzulara gelir. Sonunda öyle şeyler olur ki, konuştuğumuza konuşacağımıza bin pişman oluruz.

b- Gün boyunca eşimle paylaşabileceğim güzel haberleri, güzel sözleri hatırımda tutarım. Kızacağı, alınacağı konuları tahmin eder; onlardan uzak dururum. Benimle konuşmaktan keyif almasına hususi gayret ederim.

Cevap: Aile içi iletişim demek, aklımıza ne gelirse konuşmak demek değildir. Hatta tam tersi, huzur veren bir sessizlik, rahatsızlık uyandıran konuşmalardan daha iyidir.

Bazen eşler konu açarken planlamasalar bile söz arasında eşlerini suçlayıcı imalarda bulunur, incitici şakalar yapar veya sözü anlaşamadıkları konulara getirirler. Bunlar eşler arasındaki iyi geçimi yok eder, bir daha konuşma isteği bırakmaz.

Unutmayalım, güzel güzel sohbet etmek sevgiyi en iyi takviye eden etkinliktir. Ne konuşacağımıza özen gösterelim.

Konuşmalarımızı bir müsabakaya veya münazaraya çevirmeyelim. Yani karşı tarafa bir şeyleri kabul ettirme hevesine kapılıp incitici olmayalım. Tartışmayı kazanmak bazen muhatabınızı kaybetmek manasına gelebilir. Buna değer mi?


Sayı : 14
Büyük Kapak