Nikâhın En Hayırlısı

Sayı : 54 / Ağustos 2016, Konu Başlığı : Saadethane

Evlilik, insanoğlunun şehvani hislerini tatmin etmesinin ve neslini devam ettirmesinin tek meşru yoludur. Allah-u Zülcelal “Kadınlar sizin için, siz de onlar için bir elbisesiniz.” (Bakara, 187) buyuruyor.

Elbise nasıl bir insan için vazgeçilmez bir ihtiyaçsa evlenmek de bir ihtiyaçtır. Eğer bir insan Allahtan korkan bir eşle hayatını birleştirirse Allah'ın haram kıldığı günahlardan sakınması kolay olur. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allah kime dindar bir kadınla evlenmeyi nasip ederse, ona bu şekilde dininin yarısında yardım etmiş olur. Geriye kalan yarısında da Allah’a karşı gelmekten sakınsın.” (Suyuti, Camius Sağir, 2/932, No: 8730) buyurmuştur.

Evlenip yuva kurmak, ruh ve beden sağlığı yerinde olan her insanın ihtiyacı ve en tabii hakkıdır. Bu sebeple maddi sebeplerle evlenemeyenlere yardım edilmesi ve onların evlendirilmesi en yakınlarının, onlar yoksa toplumun görevidir.

Cenab-ı Hak bu konuda bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Sizden bekâr olanları, hizmetçilerinizden de durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar.”(Nur; 32 - 33)

Allah-u Zülcelâl imkân sahiplerinin, hizmetlerinde çalışanların evliliğine destek olmalarını emretmektedir. Bilhassa anne babaların, evlenme yaşı gelmiş bekâr çocuklarının evliliğine yardımcı olmaları dini bir vazifedir.

Bir erkek için evlilik, yeni bir hayatın, yeni sorumlulukların başlangıcıdır. Erkek çocuğu olan anne babalar onların evliliğine maddi destek vererek yardımcı olabilir. Kız çocuğu olan anne babaların da taliplere karşı anlayışlı olmakla evliliğe yardımcı olmaları dinimizin bir emridir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Size, dînî, ahlâkî yaşantısı hoşunuza giden kimseler (kızınıza, kız kardeşinize vs. talip olmak için) geldiğinde, onları evlendirin. Aksi takdirde yeryüzünde kargaşa ve büyük bir ahlâkî bozukluk olur.” buyurmaktadır. (Tirmizi, Nikah, III; 394,)

Ne yazık ki bazı ailelerin, çocuklarının evliliklerinin gecikmesine sebep olacak şekilde zor şartlar ileri sürmesi, tam da bu hadis-i şerifte bahsedildiği gibi ahlâkî bozulmanın zeminini hazırlamaktadır.

Günümüzde gençlerin başına gelen kötü hallerin birçoğu anne babaların bu konudaki İslam’dan uzak tavırlardan kaynaklanmaktadır. Bazen anne babanın evlenmesine engel olduğu veya yardımcı olmadığı gençler, zinaya düşmekte, “beraber yaşama” veya “kendi aralarında gizli nikâh” diye tabir edilen uygulamalara başvurmaktadır. Hâlbuki bu durumlar bilhassa kız çocuklarını mağdur etmektedir. Öyleyse bilhassa kız anne ve babaları onları bu durumdan korumak için, evliliği kolaylaştırıp desteklemelidirler.
Peygamberimizin evliliğin kolaylaştırılmasını teşvik hususundaki hadis-i şerifini unutmayalım; “Nikâhın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır.” (Ebu Davut, 2; 591 )

Evliliğe Destek Olalım

Yaz ayları ülkemizde düğünlerin daha çok görüldüğü mevsimdir. Birçoğumuzun ailesinde veya akrabalarında evlilik için girişimde bulunmuş gençler vardır. Öyleyse, gençlerimizin evlenip aile yuvası kurmalarına, yapacakları düğünlerine yardımcı olmayı dini bir görev olarak görmeliyiz.

Unutmamalıyız ki bu dönemde hepimize düşen görev, gençleri mutluluğu maneviyatta aramaya teşvik etmek olmalıdır. Bu dönemde gençler kendilerinden daha tecrübeli olan yetişkinlerin etkisinde kalabilirler. Eğer onlara, “Şu kadar bilezik iste,” “Gözünü aç da her şeyin pahalısını iste. Alınmışken iyisini, kalitelisini alsınlar,” diye yönlendirme yapılırsa onlar da karşı tarafı sıkıntıya sokabilirler.

Eski zamanlarda evler düğün zamanında alınan eşyalarla döşenirdi ve bunlar belki yaşlılık zamanına kadar kullanılırdı. Oysa günümüzde taşınmalar, tayinler, çocuk sayısının artması vesaire ile değişen ihtiyaçlar sebebiyle evin döşemesinde değişiklik gerekebiliyor. Bu sebeple yeni evlilere çok pahalı mobilya takımları aldırmanın pek de anlamı yok. Bu eşyaları almak için kredi çeken, borçlanan gençler ileride boşu boşuna sıkıntıyla karşılaşıyor.

Oysa onlara, “Eşya hiç önemli değil, önemli olan huzur, mutluluktur. Yavaş yavaş ihtiyacınıza göre alırsınız. Her bir eşya aldığınızda sevinir, kıymetini bilirsiniz,” diyelim. İnanın mutlu olmak için çok fazla şeye ihtiyaç yok.

Evlilik zamanlarında önemli bir harcama konusu da düğünlerdir. Düğünler, yeni bir yuva kurmanın sevinç ve mutluluğunun yakın akraba, komşu ve dostlarla paylaşılmasıdır. Ancak ne yazık ki “El alem ne der!” anlayışıyla gösterişe dönüşen düğünler pek de mutluluğa vesile olmamaktadır.

Zamanımızda bazı aileler çocuklarına çok masraflı düğün isterken takılacak hediyeleri hesaplıyor. Sonra da umduğunu bulamayınca pişman oluyor.

Oysa düğün yemeği vermek sünnettir ve yeni evlilere dua edilmesine vesiledir. Düğünde takılan takılar ve getirilen hediyeler, insanların gönlünden kopan bir armağandır. Herkes gücünün yettiği ölçüde bir armağan getirir. Bunlarda hesapçı düşünmek, karşılık beklemek, umduğunu bulamayınca gıybet etmek müslümana yakışmaz.

Böyle hesapçı duygularla masraflı düğün yapmaktansa, gereksiz masraflardan, lüks ve israftan uzak, sade bir düğün yemeği vermek çok daha uygun olur.

Düğünlerimizde helâl ve haram sınırlarını asla çiğnemeyelim. Kulların beğenisini kazanmak adına Allah'ın rızasını bir tarafa koymayalım. Sanki düğün dernek zamanı Allah'ın emirleri rafa kaldırılıyormuş gibi hareket etmeyelim.

Eğer bizler samimi Müslümanlar isek, her konuda olduğu gibi düğünlerimizde de Peygamberimizin sünnetini örnek alalım.

Allah Rasülü sallallahu aleyhi ve sellemin, Hz. Âişe radıyallahu anhâ annemizle evlenmesi çok sade olmuştu. Kızı Hz. Fatıma ile Hz. Ali radıyallahu anhumayı evlendirirken de mehir ve düğünü pek basit tutmuş, çok sade bir çeyiz ile evlendirmişti.

Bunları gören sahabe hanımlar da evlenmede yaptıkları gereksiz harcamaları bırakıp, evliliği kolaylaştırma yoluna gittiler. Öyle ki sahabe hanımlardan bazıları mehir olarak sadece kocasının kendisine öğreteceği ayetler karşılığında nikâhlanıyordu.

Evlilik Cahillerin Hüküm Sürdüğü Bir Alan Mı?

Evlilik, İslâm'ın üzerinde hassasiyetle durduğu, maddî ve mânevî yönleri olan ulvî bir müessesedir. Bu sebeple evliliklerin kuruluşu sırasında da İslam’ın hükümleri dikkate alınmalı, bu konular cahillerin, bilhassa cahil kadınların eline bırakılmamalıdır.

Ne yazık ki hayat şartlarının ağırlığından, helal kazanmanın zorluğundan habersiz kadınlar günden güne yeni masraflı adetler icad ederek fıtri bir ihtiyacın gecikmesine sebep olmaktadır.

Bir kere düşünelim, evlenmeye niyetlenen bir gencin karşısına çıkan alışveriş listesine: Söz yüzüğü, nişan yüzüğü, nişan bohçası ve içine konulan bir sürü ıvır zıvır, nişan kıyafeti, kuaför masrafı, fotoğrafçı masrafı, gelinlik, takı, düğün bohçaları, düğün davetiyeleri, çeyiz ve eşyada abartılı süsler, araba süsleme, salon süslemeleri… Kısacası mutluluk için hiç de lazım olmayan bir sürü gereksiz masraf.

Sadece bir kere giyilecek bir kıyafete, bir günlük saç tasarımına, bir günlük salon tezyinatına ödenen avuç avuç paralar. Kim görecek? Alt tarafı eş, dost, akraba…

En kötüsü de bütün bu alışverişler iki taraf arasında gerginliklere ve tatsızlıklara sebep olur. Daha ilk günden aileler arası soğukluk ortaya çıkar, hatta gençlerin arası açılır.

Bütün bunlar neden? “El alem ne diyecek,” diye… Halbuki el âleme gösteriş için onca para harcanır ama yine de korkulan olur, bir sürü dedikodu yapılır.

Öyleyse bütün bu masrafa ne gerek var? Nasıl olsa konuşacak olanın ağzını kapatamazsın, mutlaka konuşur, bırak konuşsun. Hiç değilse para cepte kalsın.

Allah-u Zülcelâl bu işleri cahillere bırakmayı emretmiyor. Akıllı insan işlerini akıl ve ilim rehberliğinde yapar, cahillerden oluşan halkın adetleri ve yönlendirmeleri bizim için rehber olamaz.

Düğün zamanlarında harcamaların kontrolden çıkmaması için en güzel yöntem, bu işler için parayı verecek olan kimse onların dediği olması. Eskiden daha kız istenmesi safhasında babalar düğün dernek için yapılacak toplam harcama için bir limit koyarlardı.

Bunun ne kadarı kızın altın ziyneti olacak, ne kadarı eşya için, ne kadarı düğün için harcanacak diye belirlenirdi. Bugün de aynısını yapmamak için sebep yok.

En güzeli düğün zamanlarında babalar birbirleriyle görüşüp, anlaşmalı ve ağırlıklarını koyarak harcamalara bir ölçü getirmeli. Çünkü kadınlar başkalarının sözlerinden fazla etkileniyorlar. Erkekler bu konuda gençlerle konuşup makul olmaya ikna edebilirler. Gençler de Allah'ın emrine uygun sözleri dinlemelidirler.

Güzel Öğütler Verelim

Gençlerimiz evlenip yuva kurarken, her hususta kendilerine yardımcı olmalıyız. Eski zamanlarda bir genç kız gelin olacağı zaman aile büyükleri ona nasihat ederlerdi. Bu nasihatler, ekseriyetle gençlerin benliğini kontrol altına alıp güzel geçimli olmasını telkin ederdi. Çünkü gençlik çağı nefsin ham zamanıdır. Bu çağda çoğu gençler dik başlılık ve mağrur olma gibi nefsanî huylara sahiptir. Evliliklerinde de muhataplarına karşı anlayışsız davranıp hep kendi isteklerine yoğunlaşabilirler.

Günümüzde ne yazık ki gençlere büyükleri ya nasihat vermiyor veya yanlış yönlendirme yapıyor. Birçok zaman gençler kendi akranlarıyla haşır neşir oluyor, onlardan akıl alıyor. Onlar da birbirlerini nefsanî davranmaya sevk edebiliyor. Hâlbuki onların bilhassa bu dönemde nefislerini kontrol altına almaya çok ihtiyaçları var.

Bizler evlenecek gençleri büyüklerine karşı saygılı, eşlerinin hakkına karşı riayetli, dini ölçüler hususunda hassas olmaya teşvik edelim. Bunun mükâfatını hem dünya hem ahirette göreceğini anlatalım.

Gençleri iyiliğe, takvaya, gerçek ve kalıcı mutluluğu aramaya teşvik edelim. Eğer kızımız kocasının ailesine karşı saygılı olur, kocasının hakkına dikkat eder, İslami ölçüler içinde hareket ederse, derin ve güçlü bir sevgiyi hak eder. Bu durumda da evliliği çok daha sağlam bir temele sahip olur, mutluluğu ömür boyu sürer. İnsanlık icabı hataları olsa da anlayışla karşılanır, iyi huyu sebebiyle insaflı ve merhametli muamele görür.

Eğer kızımız eline geçen fırsatı istismar eder, kaprisli davranır, kocasına hep kendi isteklerini dayatırsa belki kısa vadede bazı istediklerini elde edebilir ama girdiği ailede kötü bir imaj bırakır. Bu da onun hatalarının hoş görülmesini zorlaştırır, düşman kazandırır.

Sadece kızlarımızı değil oğullarımızı da empati sahibi, anlayışlı ve karşısındakinin hakkına saygılı bir şekilde yetiştirmeliyiz. Eğer oğlumuz takvalı bir hanımla evlenip evliliğini huzurla yürütürse bu onun için de, bizim için de iki cihan saadetine vesile olacaktır.

Bunu düşünerek bu dönemde nefsin fısıldadığı kıskançlık ve çekememezlik duygularıyla gençlerin huzurlarını bozmamaya gayret etmeliyiz.

Bütün hayatımızda olduğu gibi düğünlerimizin de dini hükümlere ve dinin uygun gördüğü adetlere uygun olmasına özen gösterelim. Cenâb-ı Hâk bizleri her konuda İslam’a göre hareket eden Mü’min kullarından eylesin.


Sayı : 54
Büyük Kapak