“İnsanımız Hayatını Televizyona Göre Düzenliyor” Sizler İçin ASAGEM ile Röportaj Yaptık

Sayı : 9 / Kasım 2012, Konu Başlığı : Röportaj

İslamî Hayat: Öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Kısa adı ASAGEM olan, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nü bize kısaca tanıtır mısınız? Medya ve iletişim teknolojileri konusundaki araştırmalarından söz eder misiniz?

ASAGEM: ASAGEM aile alanında araştırma, eğitim ve yayın faaliyetleri gerçekleştiren bir kamu kurumudur. Toplumun temeli olan ailenin desteklenmesi, korunması ve güçlendirilmesi alanlarında birçok faaliyet gösteren Genel Müdürlük, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yeni iletişim teknolojilerinin, aile ve toplum üzerinde etkileri konusunda araştırmalar da gerçekleştirmektedir.

İslamî Hayat: Öncelikle medyanın toplum yapısı üzerinde etkisi ne düzeydedir? Bu konuda bilimsel bir çalışma var mı?

ASAGEM:Günümüzde yeni toplumsal değerlerin, görüşlerin oluşturulma ve benimsetilmesinde medya, neredeyse en önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün (ASAGEM) yaptığı “Televizyon ve Aile” adlı araştırma, Türk ailesinin yeme-içme, iletişim kurma, eğlenme ve vakit geçirme düzeninin televizyona göre belirlendiğini gösteriyor. Yani televizyonun ev hayatında en önemli belirleyici konumuna geldiğini söylemek mümkün… Medyanın toplum yapısı üzerinde büyük rol oynamakta olduğu, günümüzde bilimsel gerçek olarak kabul görmektedir.

İslamî Hayat: Medyanın aile konusuna yaklaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

ASAGEM:Günümüzde medya, özellikle de televizyon, toplumun temeli olan aileye yönelik eğitici hizmetlerin sunulmasında en etkili kanallardan biri olma durumundadır. Bu sebeple ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacını hedefleyen her türlü sosyal strateji, televizyonun etkilerini dikkate almalıdır. Buna karşın televizyon kanallarının bu ağırlığa denk düşen bir yayıncılık anlayışı içinde davrandığını söylemek zor görünüyor. Ne yazık ki, medyada yer alan yapımların, kamu yararı ve toplumsal sorumluluğa uygun bir tarzda ekranda yer aldığını göremiyoruz. Araştırma sonuçlarına göre, yayınlarda gösterilen aile tipinin, büyük ağırlıkla Amerikan tipi aile modeli olduğu anlaşılmıştır. Yine yapımlarda dile getirilen konularda ağırlığın şiddet, suç, cinsellik ve tüketime teşvik eden konular olduğu ortaya çıkmıştır. Aslında medyanın toplumsal kalkınma, bilgilendirme ve kültürlenme sürecindeki çok olumlu işlevleri olabilir. Ancak günümüzde medyanın bu işlevi, çok kötü ve düzeysiz örnekleri sergileyerek yerine getirdiği söylenebilir.

İslamî Hayat: Peki medya yöneticileri bu konuda ne düşünüyorlar?

ASAGEM:Medyada program üretenlerin, bu temel kuruma ilişkin algılarını ve bakış açılarını ortaya koyan çalışmaların azlığı dikkat çekicidir. Elbette aileye ilişkin üretilen yapımların hangi bakış açılarıyla ve süreçleriyle oluşturulduğunun ortaya konulması için, her şeyden önce, bunları üreten medya profesyonellerini odak alan çalışmaların yapılması gerekiyor. Medya profesyonellerinin aile algılarının ve değerlerinin ortaya çıkarılması, medyaya ilişkin çalışmalara da önemli katkılar sağlayacaktır. Bu hedeften yola çıkan ASAGEM “Medya Profesyonellerinin ve Medyanın Aile Algısı” konulu bir araştırma yapmıştır. Araştırmanın ilk bulgularına göre medya profesyonellerinin çoğunluğu “kendileri dışındaki yayınların Türk aile yapısını olumsuz yönde etkilediğini” dile getirmişler ve “kanallardaki seviye düşüklüğünden” yakınmışlardır. Bu sonuç bize bir anlamda medya profesyonellerinin de bu alanda önemli sorunlar yaşadıklarını göstermektedir.

İslamî Hayat: Madem yakınıyorlar, neden böyle yapımlar üretiyorlar?

ASAGEM:Bilindiği gibi, serbest piyasa kuralları içinde şekillenen iletişim ve yayın düzeni, temel gösterge olarak kâr etmeyi hedeflemektedir. Bundan dolayı, izlenebilirliği de bu hedefe endekslemiştir. Daha çok izleyici-tiraj ve kar mantığı içindeki bu yayıncılık anlayışı, izlenebilirliği farklı, korkutucu, şiddet, cinsellik ve magazin dolu temaların sunumunda aramaktadır. Çünkü sıradışı, abartılı, çarpıcı, magazinal, şiddet ve erotik öğelerle dolu yapımların izlenebilirliğinin (rating) sürmekte oluşu, bu tür yapımlara olan talebi körüklemektedir. Bu durum, gerçek dünyayı ve aileyi yansıtmayan, kurmaca bir dünyayı ortaya çıkarmaktadır. Bundan dolayı, eğitime, kültürlenmeye ve bilgilendirmeye dönük yapımlar, izlenmeyeceği önyargısı içinde ve yasak savmaya dönük, izlenme olasılığı düşük saatlerde yayınlanmaktadır. Diğer yandan, mesleğini ve konumunu sürdürebilmesini hangi yol ve yöntemle olursa olsun “seyredilebilir” olma ölçütüne indirgeyen yayıncı kesimin, bir kamu hizmeti ve toplumsal sorumluluk anlayışına bağlı kalması da beklenemez.

İslamî Hayat: Reytingi yüksek diye kötü yapımlara mahkûm muyuz? Medyanın kar etmek için topluma zarar vermesine seyirci mi kalacağız?

ASAGEM:Elbette medyanın bu yayıncılık anlayışı karşısında, aile yapısını ayakta tutma ve korumanın hayati bir öneme sahip olduğunu söylemeye gerek yok. Esasen Anayasamız; toplumun temelinin aile olduğunu ve devletin aileyi korumak için gerekli tedbirleri olmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Bunun için en başta yapılması gereken, bütün dünyada ve ülkemizde benimsenmiş kriterleri esas alan bir meslek etiğinin, bu yayın alanında titizlikle uygulanması ve izlenmesidir. Bu alanda mevzuatta olan, Basın Meslek İlkeleri, Radyo-Televizyon Yayınları Hakkında Kanun, R.T.Ü.K Kanunu, Avrupa Televizyon Sınır Ötesi Sözleşmesi vb. kurallara uyulması gerekiyor. Özellikle, yayınların Türk aile yapısına, toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı olmamasına, şiddet ve korkuya dönük, çocukların ve gençlerin ahlakî gelişimini olumsuz etkileyebilecek yayın yapılmaması ve yayınların en az yarısının yerli yapımlara ayrılmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Ancak uygulamada bunun gerçekleşmediği bilinen bir gerçektir. Dayatmacı ve yasaklayıcı yaklaşımların, uygulamada yarar getirmediği deneyiminden yola çıkılarak, alanın taraflarını kuşatıcı bir yaklaşımın benimsenmesi yerinde olacaktır. Bu noktada medya kullanımı konusunda ailelerin eğitim yoluyla bilinçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Genel Müdürlüğümüz tarafından hazırlanan Aile Eğitim Programının uygulanması ile bilinçlendirmenin gerçekleştirileceği düşünülmektedir.

İslamî Hayat: Peki, ailelerin kendi çabalarıyla çocuklarını koruması mümkün mü? Medya uyarı işaretleri ve koruma programları yeterince etkili mi?

ASAGEM:Aslında yayıncılık sektörünün arkasına sığındığı bu reyting sisteminin yanlışlığını gösteren çok çarpıcı araştırma sonuçları var. Bunlardan biri; bir milyon üyesi ile Amerika’nın en büyük ve etkili medya izleme örgütü olan Parents Televısıon Council (Ebeveyn Televizyon Kurulu ETK)’in 2007 yılında gerçekleştirdiği kamuoyu araştırması. Bu araştırma, Amerikan yetişkinlerinin yüzde 79’unun televizyonda çok fazla cinsellik, şiddet ve argo-müstehcen bir içeriğin sergilendiği kanaatinde olduklarını ortaya koymuştur. Ne yazık ki bu ebeveynlerin yüzde 88’inin V-chip (Violence Chip: ebeveynlerin çocuklarının cinsellik ve şiddet içeren programları izlemelerine engel olmalarına imkan veren TV’lere yerleştirilen bir tür elektronik çip) veya kablolu yayın kontrol cihazlarını kullanmadıkları ortaya çıkmıştır. Program içerik işaretlerini doğru tanımlayabilen ebeveynlerin oranının ise sadece yüzde 8 oranında olduğu görülmüştür. Yani Ebeveyn Televizyon Kurulu, bu araştırmayla, ailelerin çocuklarını televizyonun kötü etkilerinden korumada mevcut önlemlerin yeterli olmadığını ve bu sistemin kötü içeriği önlemede yetersiz kaldığını ispatlamıştır. Ebeveyn Televizyon Kurulu’nun yaptığı diğer çalışmalar, ailelerin toplu olarak televizyon izledikleri saatte şiddet ve cinsel içerikli sahnelerin çoğaldığını gösteriyor. Reyting sistemi yüzünden 1998’den 2007’e kadar televizyonda yayınlanan şiddetin oransal olarak yüzde 578 arttığı tespit edilmiştir. Ne yazık ki şiddet ve cinsel öğelerin televizyon programlarında yan unsurdan ana unsur olmaya doğru kaydığı görülmektedir. Kısacası televizyon yöneticileri şu anda kamu yararı ve toplumsal sorumluluk ilkesinden uzak bir biçimde hareket etmektedir.

İslamî Hayat: Medyada aile içi şiddet konusu yoğun bir şekilde gündemde tutuluyor. Ailenin birçok tehlikeye karşı korunak olduğu gerçeği unutuluyor mu?

ASAGEM:Günümüzde Batı toplumlarında aile kurumunun geçirmekte olduğu sarsıntı bu toplumları da aile konusunda duyarlı hale getirerek ve ailenin karşılaştığı tehlikelere karşı önlemler almaya sevk etmeye başlamıştır. Bireyi yanlış davranışlardan uzak tutacak, koruyacak, doğru ve iyi bir insan olmaya yöneltecek en etkili güç ailedir. Toplumsal gelişmemizin önünde birer engel olarak duran kanun dışı ve ahlak dışı pek çok sorunun altında ne yazık ki yıpranan ve fonksiyonlarını yerine getiremeyen aile yatmaktadır. Çocukların ve gençlerin hayata hazırlanmasında, özürlü ve bağımlı nüfusun bakımı ve rehabilitasyonunda, suç ve kötü alışkanlıklarla mücadelede de aile belirleyici bir öneme sahiptir. Türk ailesi, bütün sorunlarına rağmen güçlü bir sosyal hizmet ve yardım mekanizması olarak varlığını sürdürmektedir. Bu yapıyı güçlendirmek suretiyle ailelerin sorun çözme kabiliyetini arttırmak zorundayız. Dayanışma ve yardımlaşma mekanizmalarının işlemesinde, sevgi saygı gibi temel değerlerin yaşatılmasında ve insani birikimin paylaşılmasında aile kilit rol oynamaktadır.

İslamî Hayat: Bize son olarak kurumunuzun çocuklar ve gençler için geliştirdiği güvenli internet programından bahseder misiniz? Çalışma ilgi gördü mü? Hedefine ulaştı mı?

ASAGEM:Teknoloji hayatımıza birçok kolaylık getirirken kötü kullanılması halinde sorunlara da kaynaklık edebilmektedir. Kurumumuzun gerçekleştirdiği, “İnternet Kullanımı ve Aile” adlı araştırma bize bilimsel veriler sunması bakımından önemlidir. Çalışmamızın sonuçlarına göre aile bireylerinin internet kullanım süreleri arttıkça, aileleri ile geçirilen zaman azalmakta; internet, yüz yüze iletişimi daha çok engellemekte; gittikçe bilgisayar başında geçirilen zaman artmaktadır. Ayrıca, çocukların internet kullanım kullanımı arttıkça, aileleri ile geçirdikleri zaman azaldığından, aile içi çatışmalar daha çok görülmekte; ders başarıları olumsuz etkilenmektedir. Bunun yanı sıra internetteki kötü içerikler konusunda ailelerin farkındalığını artırmak ve internetin güvenli kullanımını sağlamak için geniş katılımlı Güvenli İnternet Kampanyası da gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda Genel Müdürlüğümüz, bilinçli internet kullanımını sağlamak yolunda internete bir seçenek olarak “Aile” modülünün konulmasında, geniş katılımlı İnternet Kurulu’na destek vermiştir. Güvenli İnternet Kullanımı alanında, hem İnternet Yasası’nın çıkartılması süreçlerinde hem de ailelerde bilgilendirme, farkındalık yaratma ve bilinç oluşturma konularında İnternet Kurul’unda etkin rol oynamıştır. Bunun yanı sıra, özellikle güvenli internet, internet cafeler ve internet oyunları konusunda başta Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı olmak üzere alanla ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde çalışmalarını sürdürmektedir.

İslamî Hayat: Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz.


Sayı : 9
Büyük Kapak