Çocuk Eğitiminde İşbirliği Yapıyor Muyuz?

Sayı : 10 / Aralık 2012, Konu Başlığı : Kendimizi Tanıyalım

Çocuk eğitiminde anne babanın işbirliği içinde olması çok önemlidir. Çocuk üzerinde anne ve babasının ters yönde tesiri olursa çocuk bunlardan birini tercih etmek mecburiyetinde kalır. Genellikle de nefsine hoş gelen tarafı tercih eder, diğer tarafı kötü görür. Bu durumda eğitim amacına ulaşmaz.

Ayrıca anne baba aynı görüşte olsa bile metod olarak da işbirliği içinde olmalıdır. Çocuklarına karşı tutum ve davranışları tutarlı olmalıdır. Sadece anne baba değil beraber oturuluyor veya sık sık görüşülüyorsa büyükanneler ve diğer akrabalar da anne babaya yardımcı olmalı, onların işlerini zorlaştırmamalıdır.

Size bir test hazırladık. Bakalım çocuk eğitiminde yeterince işbirliği yapıyor muyuz? Yoksa birimizin yaptığını diğerimiz bozuyor ve çocuğu çelişkili duygular içinde bocalattırıyor muyuz?

1- Çocuğunuz harçlığını ve istediği şeyler için izinleri kimden ister? Çocuğunuzun hangi isteklerine izin vereceğiniz veya ne kadar harçlık vereceğiniz hususunda eşinizle istişare edip ortak bir karar alır mısınız?

a- Genellikle annesinden ister. Benim pek ilgilenecek zamanım olmuyor. Bazen istemediğim şeylere de izin verdiği oluyor ama “kötü olmamak” için ses çıkaramıyorum.

b- Genellikle annelerinden isterler. Ama o benim izin vereceğim-vermeyeceğim şeyleri zaten bilir. Önceden konuştuğumuz gibi hareket eder. Eğer çocuk uygun görmediğimiz bir şey için çok ısrar ederse aile meclisinde konuşuruz. Bazen belli şartlar dahilinde izin vermek üzere anlaşırız. Sonuçta birlikte karar verir, tutarlı bir şekilde uygularız.

Cevap: Çocuklar genellikle kimden daha kolay harçlık ve izin koparabilecekse ona başvurur. Bu kişi genellikle anne; bazen de -çok hoşgörülü ise- baba olabilir. Ancak çocuk eğitiminde tek ebeveynin söz sahibi olup diğer ebeveyni etkisiz bırakması doğru değildir. Bu durumda baba bankamatik, anne evin hizmetçisi durumuna düşer.

Yani sadece eve para getiren veya ev işlerini yapan ama evde hiç sözü geçmeyen kişi gibi algılanır. Bu doğru değildir. Anne baba istişare eder, birbirinin fikrine saygı duyarsa çocuk da her ikisine saygı duyar. Hem anne baba istişare ederken birbirini dengeler ve orta yolda buluşabilirler. Yalnız istişareler kavgaya dönüştürülmemelidir.

Tartışılacak bir konu varsa çocuğun olmadığı bir saatte veya yerde tartışıp çözümlemek daha iyi olur. Çocuk “benim yüzümden kavga ediyorlar” diye düşünmemelidir. Her izin istemesi bir kavga sebebi olursa o da gizlice hareket etmeye kalkışır.

2- Çocuk yetiştirirken hedeflediğiniz ortak bir amacınız var mı? Bu konu üzerinde konuşur musunuz? Konuştuğunuz zaman görüş birliğine varır mısınız?

a- Eşimi seçerken bu kişiyle birlikte çocuk yetiştireceğimi hiç göz önüne almamışım. Şimdi hiç ortak görüşümüz yok. Dünya görüşümüz ve hayat gayemiz taban tabana zıt. Bu sebeple konuştuğumuz zaman da ancak kavga ediyoruz. Birbirimizle konuşmak yerine çocuklarımızı kendi tarafımıza çekmekle uğraşıyoruz.

b- Evlenirken aynı inanç ve dünya görüşüne sahip bir eş seçmeye özen gösterdim. Genellikle ortak ideallerimiz var. Ama bazen metodumuzu ve ölçülerimizi belirlerken farklı tercihlerimiz oluyor. Mesela birimiz kesin kurallar koymaktan yana, diğerimiz daha esnek ve hoşgörülü davranmaktan yana olabiliyor. Aramızda görüş ayrılığı olduğu zaman bunu çocuklara yansıtmamaya çalışıyoruz. Önce birimizin usulünü deniyoruz. İyi sonuç almazsak bu sefer diğerinin dediğini yapıyoruz. Çocuklarımızın üstündeki etkilerini gözlemleyip ortak bir tavır belirliyoruz. Bazen tecrübeli ailelere ve büyüklere de danışıyoruz. Bazen de çocukları karar sürecine dâhil ediyoruz.

Cevap: Çocuklar bizim mülkümüz değildir. Onlar bize Rabbimizin emanetidir. Bu şuurla hareket edersek, her şeyi daha doğru yapabiliriz. Çocuk eğitimi en başta ona en iyi anneyi/babayı seçmekle başlar. Ancak genel olarak ortak dünya görüşüne sahip kişiler de bazı konularda fikir ayrılığı yaşayabilir. Bu durumda çocuklar üzerindeki hak ve mesuliyetlerimizin ortak olduğunu unutmamalıyız. Bir taraf diğerini dışlamamalı, çocukları kendi yanına çekmeye çalışmamalıdır. Bu durumda ev savaş alanına döner. Çocuk görünüşte bir tarafı seçse bile zaman içinde her iki tarafa da güvenini yitirir. En doğrusu adil bir şekilde, eşinizin söz hakkını da kabul ederek hareket etmektir.

3- Birlikte oturduğunuz büyükleriniz ve sık sık gelen akrabalarınızla çocuk yetiştirme konusunda sorun yaşıyor musunuz? Bu sorunları nasıl çözüyorsunuz? En uygun şekilde çözmek için işbirliği yapıyor musunuz?

a- Çok büyük sorun yaşıyorum. Kayınvalidem ağlama duvarı gibi. Çocuğuma terbiye vermek istediğimde hemen araya giriyor. Torununu aşırı sahipleniyor; beni kötülüyor ve terbiyemi etkisiz hale getiriyor. Eşim de annesine laf söyletmiyor. Sürekli huzursuzluk yaşıyoruz.

b- Bazen aile büyükleri torunlarını sahiplenmeyi abartabiliyorlar. Gereksiz yere harçlık veriyorlar veya fazla şımartıyorlar. Bu gibi durumlarda eşimle konuşuyor, ortak kararımızı kendi anne-babamıza uygun bir lisanla anlatıyoruz. Sonuçta onlar da bizimle işbirliği yapmaya ikna oluyor.

Cevap: Büyükanne/büyükbabalar torunlarını sevme hakkına sahiptirler ama çocuk üzerinde asıl hak sahibi kendi anne babasıdır. Bu yüzden torununu aşırı sahiplenmek ve kendi anne babasıyla arasını açmak doğru değildir. Anne/ babamızın, torunlarının iyi terbiye görmesi için bize yardımcı olması gerekirken tam tersini yapıyorsa uygun bir lisanla uyarmamız doğru olur.

Şu da var ki, büyükler çocuk terbiyesi hususunda daha tecrübelidir. Eğer eşimizin terbiye verme biçimi hatalı ve yetersizse anne babamızla istişare edip fikir alabiliriz. Ancak bunları uygularken yine de eşimize baskı yapmak veya onu etkisiz hale getirmek uygun olmaz. Hem ters etki yapar. Çocuğun annesini ve kendisini zavallı gibi görmesine sebep olur. Bunun yerine güzel bir üslupla ikna etmek daha uygun olur.


Sayı : 10
Büyük Kapak