Çocuklara Saygıyı Nasıl Öğretelim?

Sayı : 59 / Ocak 2017, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Gönül meyvelerimiz olan yavrularımızı, Kur’an ahlakıyla terbiye etmek İslam’ın önem verdiği konuların başında gelmektedir. Gelecek nesillerin Peygamberimizin ahlakını öğrenerek yetişmesi için anne babalara görev düşmektedir.

Çocuk eğitiminde önemli bir husus da, çocuklara insan ilişkilerinde ölçüleri öğretmektir. İslam dini edeb ve ahlak eğitimine çok önem vermektedir. Edeb ve ahlak eğitiminin de önemli bir kısmını insanlara karşı muamelelerimiz oluşturmaktadır.

Bir Müslümanın, diğer Müslümanlara karşı davranışlarında sevgi, saygı ve nezaket gibi hususlara dikkat etmesi gerekir. Elbette insanlara karşı davranışlarımızda o insanın yaşına ve toplumdaki konumuna uygun düşen edeblere dikkat etmemiz ve bunları çocuklarımıza öğretmemiz gerekir.

Kaç yaşında olursa olsun her insan, kişiliğine saygı gösterilmesini ister. Hiç kimseye incitici ve hakaret ifade eden lakaplar takılmamalı, hatta bakışlarımızla bile olsa rencide edici davranış göstermemeliyiz.

Bilhassa yaşça büyük kişilere karşı davranışlarımızda, onun bunca yıl verdiği emeği düşünerek biraz daha hürmetkâr ve saygılı olmalıyız.

Büyüklerimizi Saymayan Bizden Değildir

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisini ziyarete gelen veya İslam’ı öğrenmek için başvuran kişilere karşı çok nazik davranırdı. Bilhassa yaşça büyük ve toplumu içinde bir baba veya kabile reisi olarak mevki sahibi olanlara karşı hürmet ve ikramda titizlik gösterirdi.

Mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisine ziyarete gelen Adiy b. Hâtem'in elini tutmuş, evine davet etmiş; evde içi hurma lifiyle doldurulmuş tek minderi Adiy'in altına sermiş, kendisi kuru yere oturmuştu. Adiy ile konuşmuş, soru ve tereddütlerini cevaplamış, İslâm'ın gelecek parlak günlerini haber vermişti. Ashabına da kabilesinin yaşlısı olan zatlara bu şekilde hürmetle davranarak onların gönlünü kazanmayı emretmişti.

Bir gün ashab-ı kiram, Peygamberimizin etrafını sarmış, sohbetini dinliyorlardı. O sırada yaşlı bir kişinin yaklaştığı görüldü, anlaşılan Hz. Peygamber'le görüşmek istiyordu. Sahabiler yaşlı kişiye yer açmakta biraz yavaş davranınca sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı duymayan bizden değildir.” (Tirmizi; 7; 155)

Çocuk eğitiminde en önemli hususun örnek olmak olduğunu biliyoruz. Çocuklarımıza saygı eğitimi verirken de en önemli husus, onlara bu hususta güzel örnek olmaktır.

Anne babalar olarak bizler asla kimseyle laubali olmamalı, kimseyle alay etmemeli, lakap takmamalı, hem bizim hem de muhatabımızın saygınlığına gölge düşürecek seviyesiz hareketler yapmamalıyız. Bilhassa yaşına, ilmine ve faziletine hürmet duyulan mevkideki kişilere karşı konuşmalarımızda, davranışlarımızda gerekli saygıyı göstermeliyiz.

Saygı konusunda çokça yapılan bir yanlış, çekindiğimiz bazı kişilere karşı yapmacık bir saygı gösterip, arkalarından konuşmak, sevdiğimiz kişilere karşı ise samimiyet adı altında laubali davranmaktır. Bu davranış hem İslam ahlakına yakışmaz, hem de çocuklarımızın saygıyı, “zayıf kişilikli insanların korku sebebiyle gösterdiği riyakârane bir davranış” gibi görmelerine sebep olur. Elbette böyle bir davranış örnek alınmaz.

Bizler Müslüman bir insana, her şeyden önce İslam kardeşimiz olduğu için saygılı olmalıyız. Çünkü İslam bir insan için en büyük izzet ve şeref kaynağıdır. Hele bir de yaşça büyük, ilim ve faziletçe seçkin bir kişiyse ona karşı içtenlikle hürmet ve muhabbet göstermeliyiz. Yüzüne karşı gösterdiğimiz saygının yanı sıra arkasından da onu takdir etmeliyiz. Böyle davranışlarımızla çocuklarımıza saygının, içten bir davranış olduğunu ve saygı gösterilen kişiden çok saygı gösteren kişiyi yücelttiğini anlatmış oluruz.

Biz, samimi ve şuurlu bir Müslüman olmaya çalışarak çocuğumuza örnek olmazsak sadece öğüt vermekle onu eğitip yetiştirmiş olmayız. Bununla birlikte öğüt vermemiz de gereksiz ve faydasız değildir. Anne babaların çocuklarına yapacakları en büyük iyilik, onların akıl ve gönüllerini edeblerle süslemeleridir.

Aşırı Müsamaha Doğru Değil

Günümüzde bazı batı kaynaklı psikoloji akımları anne babalara “Çocuklar büyüklere saygı göstermekten hoşlanmaz. Bunu yapmalarını istersen, tepki gösterirler. Onları serbest bırakmak lazım,” manasında sözler söyleyebiliyorlar.

Evet, insanın enaniyeti saygı göstermekten ve bu konuda nasihat dinlemekten hoşlanmaz. Bu sebeple şu zamanın “Birileri senden daha erken tarihte dünyaya geldi diye senden ne üstünlüğü varmış ki? Neden sırf yaşlı diye birine saygı gösterecekmişsin ki?” diye telkin eden çevre şartları bizim çocuklarımıza da tesir edebilir. Onlara doğruları hatırlattığımız zaman yüzlerinde hoşlanmaz bir ifade görebiliriz. Ancak bu bizi yıldırmamalıdır.

Biz bir misafirimiz geldiği zaman onu güzelce karşılayıp, evimizin en güzel odasına, başköşeye buyur edip, hal hatır sorup ikramlarda bulunarak saygı ve hürmetimizi gösteririz. Çocuğumuz bu sırada elindeki cep telefonundan gözlerini bile ayırmıyor, gelen kişiye “Hoş geldin,” demiyor, elini öpmüyor, ikramlar sırasında üzerine düşen hizmeti yapmıyorsa ona aşırı müsamaha göstermek doğru olmaz. Böyle durumlarda çocuğumuzu ikaz edip, doğru davranışları göstermesini sağlamalıyız.

Müsait bir zamanda karşımıza alıp sakin bir sesle, şefkatle ona saygılı bir insan olmanın önemini anlatmalıyız. Çocuklarımıza, otobüs ve benzeri araçlarda büyüklere yer vermeyi öğretmeliyiz. Çocuğumuza merhamet gösterdiğimizi zannederken onları bencil ve duyarsız kişiler olarak yetiştirirsek en büyük zararı yine kendileri görecektir.

Hayat devam ettiği müddetçe bu günün gençleri yarının yaşlıları olacaktır. Gençlik çağında büyüklerinin hayır duasını alan kişiler, onların yaşına geldikleri zaman aynı şekilde hürmet görürler. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:

“Bir genç, yaşından dolayı bir kimseye saygı gösterirse Allah-u Zülcelâl yaşlanınca kendisine saygı gösterecek kişiler nasip eder.” (Tirmizi; Kitab’ul-Birr; 2023)

Anne babalar çocuklarının davranışlarını gözlemlemeli, hatalı hareketleri uyarmalıdır. Uyarılarında “O ne biçim konuşma öyle!” diye bağırmak yerine doğrusunu öğretmelidir. Mesela, büyükleriyle, öğretmenleriyle veya benzer kişilerle konuşurken sesinin tonunu nasıl ayarlaması gerektiğini, sözüne saygılı bir hitapla başlamasını, üslubunu uygun şekilde ayarlamasını örneklerle göstermelidir. Bir hatası olduğu zaman hemen kendini savunmaya geçip, azarlarcasına bağırarak, terbiyesiz bir şekilde konuşmamasını öğretmelidir.

Elbette saygılı demek, gençlerin tabiriyle “Ezik!” demek değildir. Saygılı bir insan da hakkını savunabilir ama yine saygılı bir üslupla. Bu konuda çocuk ve gençleri doğru örnekleri göstererek eğitmeliyiz. Mesela öğretmeninden haksız yere azar işittiğini düşünüyorsa, kendisini savunmak istiyorsa bunu nazik bir üslupla yapması konusunda şöyle öğüt verebiliriz:

“Evladım daima sözlerine saygılı bir hitapla başlamalısın ve sözlerini ölçüp biçerek söylemelisin. Mesela:

‘Af edersiniz öğretmenim, sizi sinirlendirdiğim için özür diliyorum. Ama öte yandan benim şöyle bir mazeretim vardı, o yüzden böyle oldu. Bir daha olmamasına dikkat edeceğim,’ gibi sözler söylemelisin.”

Her durumda saygısını ve ölçüsünü kaybetmeyen bir insan, muhatabının ona karşı olumlu bakmasını sağlar ve kendisini daha kolay ifade eder. Genellikle davranışları saygısız olan bir kişi ise haklı olduğu durumlarda bile haksız yerine konulabilir.

Saygısız Çocuklara Nasıl Davranmalı?

Çocukların yaratılışları farklı farklıdır. Eğitim tarzımızın da bu farklılığa uygun olması gerekir. Bazı insan naziktir, ince ruhludur; yumuşak lisandan etkilenir. Bazısı biraz sert mizaçlıdır, inatçıdır. Onun da meselenin ciddiyetini kavraması için kesin ve net konuşmak gerekir. Mesela çocuk sesini yükseltecek olursa, “Sakın bir daha benimle böyle konuşma!” denilmelidir. Bir süre küsüp özür dilemesi sağlanmalı, asla saygısız tavırlara müsamaha göstermemelidir. Bilhassa davranış problemleri olan çocukları saygısızlıktan vazgeçirmek için belli bir ciddiyete ve kararlılığa ihtiyaç duyulur.

Yumuşak lisan, sevginin kıymetini bilenlere tesir eder. Ama katı kalpli, enaniyeti kuvvetli, sert mizaçlı kişiler yumuşak konuşmayı zayıflık sayabilirler. Saygısız davranışları olan, büyüklerinin nasihatlerini dinlemeyen ve ikaz edildiği zaman karşı gelen çocuklarla iletişim oldukça zordur. Bu durumda anne babanın kendi aralarında iş birliği yaparak çocuğa saygıyı öğretmeleri gerekir. Bilhassa anneler, babanın evdeki konumunu sağlamlaştırmalı, böylece çocuğun da babalık makamına saygı duymasını sağlamalıdır.

Çocuğun gözünde baba, saygı duyulan otoritelerin bir temsilcisi durumundadır. Babaya saygı duymayan çocuk, hayatta saygıyı öğrenemez. Bu sebeple çocuklara ilk önce, “babaya saygı duymayı” öğretmek gerekir.

Ancak bu konuda baba da üzerine düşeni bilmelidir. Eğer baba sorumsuz, havai meşrep, kötü alışkanlıkların esiri, olgunluktan uzak, düşüncesiz biri olursa ne hanımının, ne çocuğunun saygısını kazanamaz. Bu sebeple babaların saygın, itibarlı bir insan olmaya dikkat etmesi çok önemlidir. Baba olgun bir kişiliğe sahip ise anneye onu saymak ve saydırmak düşer.

Saygı ve sevgi karşılıksız kalırsa uzun süre devam edemez. Kocasından haksız yere kötü muamele gören bir kadın, ondan korksa bile içten bir sevgi ve saygı duymayacaktır. Çocuk babayı bir zorba, anneyi bir zavallı olarak görüyorsa her ikisine de saygı duymaz. Böyle bir durumda annenin de, babanın da çocuk üstünde tesiri kalmaz. Öncelikle anne babanın, birbirinin kişiliğine saygı göstermesi gerekir ki, çocuk da onları ciddiye alsın.

Kısacası, çocukları saygılı yetiştirmek, bütün bir aile hayatımıza, davranışlarımıza özen göstermeyi gerektirmektedir. Anne babalar önce kendini yetiştirmeli, hataları varsa düzeltmelidir. Gerekli olgunluğu göstermeyen anne babaların, saygısız davranışları sebebiyle çocuklarına bağırıp hakaret etmesi, ceza vermesi hiçbir sorunu çözmez, aksine ağırlaştırır. Mesela anne baba çocuğunu saygısızlıktan vazgeçirmek için boş tehditler savurdukça çocuğun gözünde daha da değer yitirir. Asıl yapılması gereken, çocuğun bu hale nasıl geldiğini inceleyip hatalı terbiye metodundan vazgeçmektir.


Sayı : 59
Büyük Kapak