Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Tanıtabiliriz?

Sayı : 14 / Nisan 2013, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Çocuklar doğuştan inanmaya ve sevmeye yetenekli yaratılmışlardır. Anne babaları onlara ne anlatırsa onu hakikat olarak görür, benimserler. Neyi sevdirirse onu severler. O kadar ki, eğer saçma sapan hurafelere inanan bir aileleri olsa onlara da inanırlar. Çevreleri tarafından kendilerine “kahraman” diye tanıtılan kişileri sever, kötü yönlerini bile örnek alabilirler.

Bu yüzden çocukların tertemiz kalplerini doğru inançla eğitmek anne babaların en önemli vazifesidir. Çocuklarımızın kendilerine bir örnek aradıkları dönemde onlara Peygamberimizi tanıtmamız şarttır.

Çocuklarımıza Peygamberimizi tanıtmak ve sevdirmek için büyümelerini beklememiz gerekmez. Aksine mümkün olduğu kadar küçük yaşta Peygamberimizin sevgisini mayalamaya gayret etmeliyiz.

Çünkü kalp boşluk kabul etmez. Biz onlara asıl sevilmesi gerekenleri; Allah’ımızı, Peygamberimizi, Kur'an-ı Kerim’i, İslam’ı, Kabe’yi, camileri, din büyüklerini ve benzeri İslam’ın şiarı olan ve Allah'ı hatırlatan şeyleri sevdirmezsek elbette o zaman onlar da kendilerine telkin edilen başka kahramanları, başka yerleri ve şeyleri severler.

Çocuklarımıza daha dünyaya gelmeden sevgi aşısı vurmamız gerekir. Bunun için de sevilmesini istediğimiz Zatların ve mukaddesatın adını, şanını ve yüksek sıfatlarını onun yanında sık sık anmalıyız.

Elbette çocuklarımıza Peygamber sevgisini aşılamanın bazı incelikleri vardır. Her şeyden önce çocuklarımızın yaşına uygun yöntemleri kullanmamız önemlidir.

İsimlerini Güzel Koyalım!

Çocukların Peygamberlik gibi yüce bir kavramı tam manasıyla kavramasını bekleyemeyiz elbette. Ama onlara Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın insanlık için önemini anlatmalıyız. Onun ümmetine olan şefkatini öğretmeliyiz. İlk dönemde önemli olan çocuğun peygamberliği tam manasıyla kavraması değil bir aşinalık kazanması ve sevgi bağları kurması hedeflenmelidir.

Çocuklar ismi aynı olan kişileri birbirlerinin yerine koymaya eğilimlidir. Kendi ismiyle aynı ismi taşıyan kişileri de kendilerine daha yakın hissederler. Mesela; ismi Ali olan bir çocuk kendisini Hz. Ali’ye benzetir, ismi Fatıma olan bir kız çocuğu da Hz. Fatıma’ya daha çok benzemek ister.
Bizler de bundan faydalanmak için onlara Peygamberimizin isimlerinden birini veya ehl-i beytinden, ashabından zatların isimlerini verebiliriz. Böylece çocuğumuz ismini taşıdığı kişiyi tanımaya ve sevmeye daha çok meyil duyar.

Kızlarımıza da ezvac-ı tahiratından birinin ismini veya hanım sahabelerin isimlerini verebiliriz. Böylece kızlarımız da Peygamberimizin hayatındaki mümine hanımlarla özdeşlik duygusu kurup, kendilerini onların yerine koyarak onları örnek alırlar.

Kıssalar Anlatalım!

Çocukların Peygamberimizi severek öğrenmesi için en uygun vasıta, onun hayatıyla ilgili bilgiler ve kıssalardır. Mesela Peygamberimizin İslam’ı tebliğ ederken karşılaştığı güçlükler, yaptığı savaşlar, kazandığı zaferler… Bütün bunlar hikaye diliyle anlatılırsa çocuklara zevkli gelecektir. Çünkü çocuklar mücerret kavramlardan çok hikayeli anlatımları sever. Hatta gençler ve büyüklerin birçoğu da öyledir.

Bilhassa erkek çocukları, maceralı hikayeleri sever. Kahramanlar ve zaferler onları heyecanlandırır. Sürükleyici bir şekilde anlatılan bir hikayenin adeta içine girerler, kendilerini o anda gibi hissederler. Böylece peygamberimizle ve ashabıyla özdeşlik duygusu kurar ve kendilerini onların yerine koyarlar.

Kız çocukları da duygusal yapıları sebebiyle Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın çileli hayatından etkileneceklerdir. Onun yetim olarak dünyaya gelmesi, alaylara, işkencelere sabretmesi, hicret ederek evini terk etmesi, sevdiklerini kaybetmesi… Bütün bunlar kız çocukların ve genç kızların ilgisini çeker. Bu hadiseler sayesinde Peygamberimizin yüksek ahlakı, azmi ve sabrı anlaşılır.

Mucizelerini Anlatalım!

Çocuklara Peygamberimizin hayatındaki olağanüstü yönleri anlatmak da uygun olur. Çünkü çocuklar mucizeler gibi tabiatüstü olaylara büyük ilgi duyarlar. Mesela Peygamberimizin avucundaki taşların konuşup, onun resul olduğuna şahadet etmesi, O’nun mübarek parmakları arasından su fışkırarak bütün orduya yetmesi…

Bunun gibi mucizeler, birçok yönden çocuklara güzel duygular hissettirir. Her şeyden önce bu mucizeler, Peygamberimizin sıradan biri olmadığının anlaşılmasını sağlar. Bilhassa çocukken göğsünün yarılması, miraca çıkarılması gibi mucizeler, Peygamberlik görevinin ne kadar olağanüstü bir vazife olduğunu çocuk aklının da sezmesini sağlar.

Bizler eğer çocuğumuza “Peygamberimize iman et, uy ve örnek al” diyorsak, elbette onlar da “Neden? Onun ne özelliği var ki?” diye düşünecektir. Bu mucizeler bir yerde o soruların cevabı yerindedir.

İkincisi mucizeler Allah'ın Peygamberine ve müminlere olan yardımı yerindedir. Çocuklar kendi güçsüzlüklerine bakıp ümitsizliğe düştükleri anlarda Allah'ın yardımına inanma ihtiyacı duyarlar. İşte mucizeler, Allah'ın yardımının bazen doğrudan bazen de bir vesile ile yetişeceği umudunu hissettirir.

Ayrıca mucizeler, çocuk ruhunun aradığı müjdelerdir. Çocuklar bu dünyadaki mantık düzenine yeni yeni alışan, ama hala ruhani âleme yakın olan yakın olan, saf bir kalbe sahiptir. Bu sebeple madde âleminin kuru mantık düzeni onlara sıkıcı gelir, masal ve kıssaların olağanüstü yönleri ise çok cazip gelir.

Masal kitaplarındaki sihirler, büyüler, Televizyonda izledikleri çizgi filmlerdeki uzaylı kahramanlar yalandır. Ama Peygamberimizin mucizeleri, çocuk ruhunun aradığı hakikattir. Onları bu hakikatten mahrum etmemeliyiz.

Güzel Ahlakını Anlatalım

Peygamberimizi tanıtmanın bir yolu da çocuklarımıza Peygamberimizin yüksek ahlakını aksettiren hal ve davranışlarını anlatmaktır. Kalpler yüksek ahlaka hayrandır. Çocuklar da Peygamberimizin cömertliği, affediciliği, bütün mahlûkata karşı şefkati, çocuklara karşı merhameti, adaleti ve barışseverliği gibi yüksek ahlak tezahürlerine hayrandır.

Hem Peygamberimizin bu hususiyetlerini tanımak çocuklara ümit aşılar. Peygamberimizin ümmetine karşı şefkati, çocuk ve gençlerin ümitsizliğe düşmemeleri için bir ümit vesilesidir.

Çünkü çocuklar yaratılış icabı hatadan uzak kalamayan yaramazlardır. Gençler de nefislerine hâkimiyet konusunda henüz hayatın acemisidirler.

Peygamberimizin affedici ve merhametli olduğunu bilmek, çocuklara ümit verir. Hatalarından dolayı onlara sırtını dönmeyeceğini bildikleri bir Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, çocukların dinlerini daha çok sevmelerini sağlar.

Peygamberimizin iman üzere ölen müminlere, bir kısım günahlarının affedilmesi için şefaat edeceği haberi, bütün müminler için ümit kapısıdır.

İnsan kendi nefsine bakınca bir azim ve sebat göremeyip ye’se kapılabilir. Ama iman üzere ölmek nasip olduğu takdirde affedilme ümidinin olması, kişinin tevbe azmini yeniler. Tevbesini bozmuş ve tekrar tekrar hatalara, gaflete ve tembelliğe düçar olmuş olsa bile Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin Allah-u Zülcelal katındaki hatırından dolayı ümidini kesmez.

Sünnetini Öğretelim

Elbette çocuk ve gençlere Peygamberimizin hususiyetlerini anlatırken dengeli olmak gerekir. Peygamberimizin yüceliğini ve şefaatini anlattığımız kadar onun bizim için örnek bir beşer olduğunu da anlatmalıyız.

Sonuç itibarıyla Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam da bir insandı ve bize örnek gösterilmişti. Rabbimizin bizden istediği sadece onu övmek değil onu takip etmektir.

Bunun için Peygamberimizin ibadet hayatını, günlük hayatın içindeki sünnet ve adabını da anlatmalıyız. Bilhassa bunları tatbik edebilecek yaşa ulaşmış çocuklarımıza Peygamberimizin sünnetlerini öğretmek de bir sevgi bağı oluşturacaktır.

Çocuklarımıza sünnetleri öğretirken, yaşlarına uygun bir sıra takip etmeliyiz. Mesela 3-4 yaşındaki çocuklara sofra adabını öğretirken, “Yemekten önce elini yıkamak sünnettir. Bunu yapan çocukları Peygamberimiz çok seviyor” diyebiliriz.

Daha sonra da her ay bir sünneti öğretebiliriz. Mesela 5-6 yaşındaki çocuklarımıza ayakkabısını giymeyi öğretirken “Önce sağ tekini giy. Sağdan başlamak sünnettir” diyebiliriz.

Sanattan ve Etkinliklerden Yararlanalım

Çocuklarımıza Peygamberimizi tanıtmak için; yaşına uygun yazılmış kitaplar, ilahiler, filmler gibi çeşitli sanat eserlerinden faydalanabiliriz. Çocukların yaratılışları düz yazıdan çok şiir, ilahi ve bunun gibi ahenkli sözlerden etkilenmeye müsaittir.

Özel günler ve haftalar da, çocuklara Peygamberimizin sevgisini aşılamak için bir vesiledir. Çocuklar Kutlu Doğum haftasında herkesin Peygamberimizden bahsettiğini duyunca bundan etkilenir. Herkesin önem verdiği ve sevgi duyduğunu görmesi onun da önemini kavramasına vesile olur.

Bu sebeple bu hafta boyunca yapılan etkinliklere katılmamız güzel olacaktır. Hatta çocuğumuzu da yaşına uygun bir şiirle, ilahiyle bu merasimlere katılmaya teşvik edebiliriz. Gösteri için hazırlanırken ona destek olur ve yapacağı etkinliğe değer verirsek o da bu konuya önem verecektir.
Örnek Olalım!
Elbette Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamı sevmek bir yılda bir haftalık bir konu değildir. Bu hafta sadece bir yenilenme ve tazelenme vesilesidir. Peygamberimizle irtibatımızı kuvvetlendirmek için her gün gayret içinde olmalıyız.

Unutmayalım ki çocuklarımız bir varlığa değer vermeleri gerektiğini bizden öğrenirler. Eğer biz Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam ile sağlam bir rabıta içinde isek, her hal ve hareketimizi ona uydurmaya gayret gösteriyorsak onlar da bunu yapacaklardır. Biz ona tavsiye ettiğimiz şeyleri kendimiz yapmadığımız sürece etkili olamayız.

Mesela Peygamberimizin adı anılınca salâvat getiriyor muyuz?

Onun sünneti olduğu için yaptığımız amellerimiz neler?

Peygamberimizin hangi hadislerini biliyoruz?

Onun hayatını ne kadar biliyoruz?

Ehlibeytini, ashabını ne kadar tanıyor, ne kadar seviyoruz?

Her gün, hiç değilse bir tesbih olsun (100 kere) salâvat-ı şerife getirelim.

Başta Cuma günleri olmak üzere her gün onun sünnetine ittiba’ niyetiyle temizlik, güzel koku gibi Peygamberimizin sünneti olan ve onu sevdiren âdâblara riayet edelim.

Bir misafir ağırlarken, bir komşumuza iyilik yaparken, bir çocuğun başını okşarken “Peygamberimize ittiba’ etmeyi” niyetimize alalım. “Bunu sünnet olduğu için yaptım” diyerek çocuklarımıza da örnek olalım.

Unutmayalım ki en iyi öğrenme şekli, tatbik ederek öğrenmektir. Hayatımıza tatbik etmediğimiz kuru bilgi bir gün unutulur gider ve hiçbir faydası olmaz.


Sayı : 14
Büyük Kapak