“Çocuklarımızın İhtiyacı: Faydalı İnternet Siteleri”

Sayı : 54 / Ağustos 2016, Konu Başlığı : Hizmet Kervanı

Türkiye Yeşilay Cemiyeti bilindiği gibi, çocuk ve gençlerimizi tütün, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılıklarından koruma amaçlı çalışmalar yapan bir kuruluşumuzdur. Yeşilay cemiyeti son zamanlarda çalışmalarını teknoloji ve kumar bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıkları da kapsayacak şekilde genişletti. Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda İstanbul’da 3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi düzenledi.

Kongrenin açılışında konuşan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Yeşilay´ın Türkiye’yi, Dünya Sağlık Örgütü nezdinde "örnek ülke" konumuna yükselten kayda değer bir başarıya katkı sağladığını vurguladı.

Erdoğan, konuşmasında “Çocuklarımız, topaç çevirmek, saklambaç oynamak gibi geleneksel oyunlar yerine dijital oyunları tercih ediyor. Yeri geliyor alışverişimizi internetten yapıyor, banka işlemlerimizi ekran başından hallediyoruz. Teknolojinin en önemli getirilerinden birisi, bize zaman kazandırıyor olması. Ta ki, bağımlılığa dönüşüp, zamanımızı çalar hale gelene kadar." Dedi.

Manyetik Dalgalar Beynimize Hasar Veriyor

Emine Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Teknolojik aletlerin uzun süreli kullanımı sağlığımızı yakından etkiliyor. Etrafımızı çepeçevre kuşatan sinyallerin, beyin hücrelerinde hasarlar oluşturduğunu biliyoruz. Fakat boyutlarının henüz yeterince farkında değiliz. Aslında büyük bir biyolojik deneyin parçası olduğumuz söylenebilir. Yoğun radyasyona maruz kalıyor, manyetik dalgalar arasında bir ömür geçiriyoruz.

Bu noktada, ölçülü bir teknoloji kullanımı son derece önemlidir. Etkilerini ileride göreceğimiz teknolojik gelişmeler karşısında temkinli ve tedbirli olmak durumundayız. Özellikle çocuklarımızı bu etkilerden olabildiğince korumalıyız.

Teknolojinin hızı ile gerçek hayatın hızı arasındaki fark, çocuklarda sabırsızlık, empati yapamama, hoşgörüsüzlük gibi davranışlara sebep oluyor. Gerçek hayata adapte olamama sorunları ortaya çıkıyor.

Teknoloji üzerinden kurulan sanal ilişkiler, aileleri yıkılışa kadar götüren nice problem karşımıza çıkarıyor. Yalan yanlış bilgiler, dedikodular, zihnimizde yük haline geliyor. Uzmanlar dikkat dağınıklığı gibi sorunların bu gereksiz bilgi yığınından kaynaklandığını söylüyor."

“Teknoloji sayesinde artık her türlü bilginin el altında olduğunu vurgulayarak, hemen her yerde dünyadaki gelişmelerden anında haberdar olunduğunu” belirten Emine Erdoğan, "Fakat ne yazık ki bu, toplumsal duyarlılığımızın arttığı anlamına gelmiyor. Dünyanın sorun ve acıları karşısında yeterince sorumluluk göstermiyoruz. Mülteciler sorunu, bunun en çarpıcı örneğidir. Çocukların Akdeniz sahillerinde ölümü haberi, çoğu vicdana, akla ve kalbe uğramadan, istatistik verisi olarak kaldı. Oysa bilmek sorumluluk ister. Dünyanın acıları karşısında aksiyon almayı gerektirir. Bilgi ve haber yığınları arasında kalmak, vicdanlarımızı köreltmemelidir. Duygularımız saflığını koruyabilmelidir.

Ülkemizde 2015 itibarıyla, 10 hanenin 7’sinde internet erişim imkanı olduğu, hanelerin yaklaşık yüzde 97´sinde cep telefonu bulunduğu biliniyor. Çocuklar, ortalama 10 yaşında cep telefonu kullanmaya başlıyor. Her 10 çocuktan 9´u her gün televizyon izliyor.
İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. Uzmanlara göre, günlük insan davranışlarının yüzde 40´dan fazlası alışkanlıklardan oluşuyor. Bu nedenle, anne-baba ya da öğretmen olarak çocuklarımıza doğru teknoloji kullanım alışkanlığı kazandırmak durumundayız. Sınırlı, sorumlu, yasal ve bilinçli kullanıldığı takdirde, teknoloji insanoğlu için çok önemli bir imkandır. Yeter ki, bir amaç çerçevesinde kullanılsın. Sanal ortamın tuzaklarına karşı çocuklarımızı korumalı, rol model anne ve babalar olmalıyız."

Emine Erdoğan, teknolojiyi ölçülü kullanmanın öğrenilmesi ve öğretilmesi gerektiğine işaret ederek, aksi halde hafızası teknolojiye bağlanmış nesiller yetiştirileceğini kaydetti. Çocukların, gerçek toplumsal yapılar yerine siber âlemin bireyleri haline geleceğini aktaran Erdoğan, makineleşen dünyanın, insanı duygudan yoksun mekanik varlıklara dönüştüreceğini ifade etti.

Emine Erdoğan ayrıca salonun girişine konulan posta kutusuna attığı kartpostalda anne babalara hitab ederek her türlü bağımlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuklarımızın Şebekelerin Kölesi Oluyor

Açılış konuşmalarının bir diğerinde Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı: "Bundan 50 yıl önce teknoloji, gelişme, ilerleme gibi kavramlar adeta bir dokunulmazlık zırhı ve kendilerine atfedilen bir kutsiyet içinde karşılanır, tartışılmaz birer gerçeklik olarak nitelenirlerdi. Bu kavramların beraberinde taşıdığı kültüre itiraz kabul edilmezdi.

Şimdilerde teknolojinin küresel çaptaki dönüştürücü gücüne şahit olurken, bir yandan da teknolojinin getirdiği kazanımlar yanında götürdükleriyle de ilgilenilmeye başlandı. İtirazsız bir ön kabulle dünyanın her yerinde kendine yer açan bu kıymet içerisinde yeni gelişmeler, yaşam biçimleri, kültürleri, alışkanlıkları da değiştirince bu yeni hayat tarzlarının bize verdiği kayıpların da farkına varmaya başladık.

Bugünlerde cep telefonlarına kadar inen internetin tabii ve insani bütün iletişim kanallarını dışlamasına, aynı masada yemek yiyen insanların bile birbirlerinden kopmalarına şahit oluyoruz.

İnternetin beraberinde getirdiği komplikasyonlar bunlarla da sınırlı değil, sosyal medya araçlarının yerleştirdiği ve ileri derecede cehaletle malul bir malumat furyasını da zikretmek zorundayım. Sahte ve sanal kimliklerinin insan haysiyetine cüretkar saldırılarının, her gün yeni bir biçimine tanık olmaktayız.

Her konuda, her şey üzerinde fikir beyan edilebilen, bir yalanın binlerce kez tekrarlanarak sürümde kalmasını temin eden; insanları sosyal medya mecralarını durmaksızın kullanmaya teşvik eden bu yapı; arka planda ise kendisine ram ettiği insanların sayısı üzerinden akla hayale gelmeyecek büyük miktarlarda paralar devşiriyor. Daha tehlikelisi, insanı özüne yabancılaştıran ve kurmaca robot haline getiren bir kültürü yayıyor."

Nabi Avcı, konuşmasında, bağımlılıkla ilgili olumsuzlukların, çocuklar, gençler söz konusu olduğunda daha tehlikeli olduğunu ve milletlerin geleceğini ciddi manada tehdit ettiğini belirttikten sonra sözlerine şöyle devam etti:

"Oyun gibi çocuklar için son derece önemli ve tabii bir alanı bile istismar ederek, oyun mantığını kötüye kullanarak çocukları, networkların, yani şebekelerin kölesi haline getirmekten oluşturdukları bağımlılığı sürdürülebilir kılmak için de şiddeti, cinselliği, kolay kazanma alışkanlığını, üstün gelme dürtüsünü kullanmaktan çekinmiyorlar. Kısaca internet üzerinden çocuklarımızın üzerine gelen ve onları tehdit eden bir anlayış var ve bunu artık herkes kabul ediyor.

Peki ama biz ne yapmalıyız? Asıl iş bundan sonra, bir meselemiz olduğunu kabul ettikten sonra başlıyor. Bu sorunları döne döne konuşmaktan ziyade hemen tedbir alıp, çözümler üretmeliyiz. Çocukların, gençlerin internetle olan bağının bundan sonra zayıflamayacağını ama artarak devam edeceğini bilmeli ve ona uygun tedbirler geliştirmeliyiz."

Çocuklar İçin Güvenli Ödev Sitesi: EBA

Nabi Avcı Yeşilay'ın etkili kampanyalarla bilgilendirme ve bilinçlendirme çabalarının, aileler ve çocuklar nezdinde karşılık bulduğuna inandığını söyledi ve Milli Eğitim Bakanlığının, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) programından da bahsetti.

Nabi Avcı, öğrencilere güvenli bir ortamda ders çalışabilmeleri, ders içeriklerine erişebilmek için kurulan EBA hakkında şöyle konuştu:

"EBA bütün öğrencilerimiz için güvenli bir alan. Ders dışında ama derse faydalı içerikler de sunuyor. Kısa filmler, belgeseller var. EBA Market uygulamamızda 100'den fazla oyun ve uygulama mevcut. Doğru internet kullanımına ilişkin bilgilendirici, eğitici çok sayıda içeriğimiz de bulunuyor.

Öğrencilerimiz, EBA'daki sistem üzerinden öğretmenleriyle sürekli iletişim halinde olabiliyor, paylaşımda bulanabiliyorlar. Bu da bir nevi eğitsel-sosyal medya anlayışına yaslanıyor.

EBA üzerinden hizmet veren arama motoru da son derece güvenli. Ben bir kez de buradan, anne-babalara ve öğrencilerimize dersle ilgili aramalarda sadece EBA arama motorunu kullanmalarını ısrarla öneriyorum. Çünkü internet üzerindeki diğer arama motorları, aradığınızdan çok başka nitelikteki sonuçları da getirebiliyor.

İnternet güvenliği, güvenli internet konusunda hep beraber çözümler üretmeli, projeler geliştirmeliyiz. Anne babalar, devlet ve sivil toplum kuruluşları iş birliği içinde bu konuya eğilmeye devam etmeli."

Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk konuşmasında: Yeşilay’ın “Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı” adıyla dünyanın en kapsamlı yapılandırılmış okul temelli önleme programını geliştirdiğini, bu program kapsamında Türkiye genelinde 28 bin rehber öğretmene kapsamlı bir eğitim verdiklerini ve 20 milyon öğrenciye ulaştıklarını söyledi.

Programa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, İstanbul Valisi Vasip Şahin ile çok sayıda davetli katıldı.

İnternet Amerika’da ilk ortaya çıktığı zaman üniversiteler ve devlet kurumları arasındaki iletişim ve paylaşım ağıydı ve ilk zamanlar ancak uzmanlar tarafından kullanılabiliyordu. Ancak zamanla ticarileşti ve hızla yaygınlaştı. Çocuklar ve gençlerin kolayca öğrenebildiği görsel bir kullanıma kavuştu. Ancak bu durum bir sürü sorunu beraberinde getirdi.

İnternetin güzel ve doğru amaçların dışında, ölçüsüzce ve takıntılı kullanımına “Patolojik internet kullanımı,” deniliyor. Kongrede öğretmenler, doktorlar, psikologlar, psikiyatrlar, akademisyenler, araştırmacılar ve sosyal hizmet çalışanlarına birçok farklı başlıkta yeni perspektifler sunuldu. Bu kapsamda, video oyunu bağımlılığı, cep telefonu bağımlılığı, siber zorbalık ve siber güvenlik, pornografi, sosyal medya, teknolojinin güvenli kullanımı, duruş bozuklukları ve daha birçok konu ele alındı. Eş zamanlı konferans ve panellerin gerçekleştirildiği kongrede, yurtiçi ve yurtdışındaki araştırmacı ve akademisyenler bir araya geldi.

İnternet bağımlılığı aslında internet vasıtasıyla bağlanılan bir takım alışkanlıkların bağımlılık haline gelmesi demek. Kimisi için oyun bağımlılığı, kimisi için alışveriş bağımlılığı, kimisi için sosyal medya, kimisi için kumar, kimisi için pornografi bağımlılığı demek. Kongrede bu başlıkların her biri için çok değerli araştırmaların sunumu yapıldı.

Ergenleri ve Gençleri Bekleyen Tehlikeler

Gençlerin interneti kullanma nedenleri arasında can sıkıntısı, ödev için bilgi araştırma, arkadaşlarla sohbet, sorunlarla ilgili konuşup tavsiyeler almak, müzik dinlemek, çevrimiçi dizi ya da film seyretmek, ücretsiz müzik dosyaları ve film indirmek, elektronik basından haber okumak, çevrimiçi alış-verişe ve oyun ağlarına katılmak gibi birçok başlık bulunuyor. Ne yazık ki gençler film izlemek için girdikleri bir sitede kolayca para kazanmayı vaad eden kumar sitelerine rastlıyorlar. Yine oyun oynamak amaçlı olarak bağlandıkları sitelerde, hiç tanımadıkları kişilerle arkadaş olup onlara şahsi bilgilerini verebiliyor ve daha sonra onlar tarafından çeşitli türlerde istismara uğrayabiliyorlar.

Kızlar daha çok ailelerinin normalde gitmelerine izin vermeyeceği, konuşup görüşmesine razı olmayacağı kişilere internet üzerinden ulaşmak için interneti kullanabiliyor. Bunun kendileri için güvenli olacağını zannediyorlar. Oysa bu şekilde hiç tanımadıkları kişi veya gruplarla muhatap oluyorlar. Hatta bu kişilere çok güvenip, sohbet esnasında bazı sırlarını paylaşabiliyorlar. Daha sonra o kişi veya gruplar kendilerinin IP adreslerini tespit edip adreslerine ulaşabiliyorlar. Kızlar da korktukları için ailelerinden yardım isteyemiyorlar. Böylece kız ve erkek çocukları istismara uğruyor, uyuşturucu madde satıcılarının, suç çetelerinin ağına düşebiliyorlar. Kısacası internet gençlerin zannettiği kadar güvenli bir eğlence aracı değil. Bu konularda ailelerin bilinçli olup gençleri koruması gerekiyor.

Bunun için yasaklamak çözüm değil. Çocuğun internete bu kadar düşkün olmasına sebep olan bir husus, hayatında gerçek sosyal ilişkiler, sağlıklı ve geliştirici oyunlar, sporlar, hobiler ve sanat dallarının olmaması. Ne acıdır ki çocuklarımız oyunlarda kazandıkları sahte puanlarla avunacak durumdalar.

Ailelerin dost, akraba ve komşularla daha fazla sosyal ilişki kurarak çocuklarını bu gerçek insan ilişkileri içinde yetiştirmesi gerekiyor. Bunun yanında ailecek iyi zaman geçirmeye, bir şeyler paylaşma daha çok zaman ayırmamız çok faydalı olacaktır. Bunun için de ailelerin ergenlerin ve gençlerin ihtiyaçlarını anlayışla karşılamaları, bu dönemin özelliklerini öğrenerek çatışmaya girmeden güzel ilişkiler kurmaları çok önemli.

Yetişkinler İçin de Tehlikeli

Kongrede sadece çocuk ve gençlerin teknoloji bağımlılığında korunması ele alınmadı. Aslında dünün gençleri bugünün yetişkinleri demek. Şu anda sosyal medya hesaplarının sahiplerinin azımsanamayacak bir kısmı 30 yaşının üzerinde. Evlerde, işyerlerinde, görevlerinin başından ayrılmadan dünya ile iletişime girmeyi sağladığı için yetişkinler de internette epeyce zaman geçiriyor. Bu durum beden sağlığından psikolojik dengeye, aile huzurundan ibadet hayatına dair birçok sahada ciddi problemlere sebep oluyor. Bilhassa boyun ve bel omurlarının sağlığının bozulması önce ağrılara sonra ciddi sağlık problemlerine sebep oluyor.

Dijital araçlarla bağlandığımız dünyada “ne olup bittiğine” odaklanmamız, vücutlarımızı birçok açıdan kötü kullanmamıza sebep oluyor. Duruş bozukluğu, teknoloji boyun rahatsızlığı, miyopi, diğer cihazlardan aşırı sese maruz kalma bunlardan sadece birkaçı.
Başlarımızın ağırlığı 5-6 kg olmasına rağmen, telefonlarımıza bakmak için eğildiğimizde başımıza verdiğimiz ağırlık artar; 15 derecelik bir eğilme ağırlığı 12 kg’a, 60 derecelik eğilme ise 28 kg’a çıkarır.

Günde ortalama iki ile dört saat arasında başlarını öne eğerek akıllı telefon kullanan kişiler, yılda 700-1400 saat arasında servikal omurları üzerinde aşırı baskı yaratmış oluyor. Cep telefonu ya da akıllı telefonları uzun süreli olarak kullanmanın en belirgin etkisi boyun ağrılarıdır ve bu “teknoloji boyun rahatsızlığı” [tech neck] terimini ortaya çıkarmıştır.

İçerisinde hassas sinir sistemini barındıran omurga yapısı değişime uğradığında, kas sorunları ve ağrıya sebep olmanın yanı sıra, sinir fonksiyonlarını da etkilemektedir. Afferent ve efferent sinir yolları engellenir ve organlarda işlev bozuklukları ortaya çıkar. Kronik hastalıkların başlaması kaçınılmaz hale gelir.

Uzun süre dijital dünyaya bağlı kalanlarda, hareketsiz hayat tarzına bağlı olarak ortaya çıkan obezite, diyabetten kalp hastalıklarına hatta kansere kadar birçok hastalığa zemin hazırlıyor.

Yetişkinleri bekleyen bir başka tehlike de ailevi huzursuzluklar. Gerçek hayatın sorumluluklarından kaçıp sanal dünyanın sırf zevk verici sitelerine ve sahte ilişkilerine kapılanlar fertler, boşanmaya kadar giden huzursuzluklara sebep oluyor. Bilhassa uzun yıllar pornografiye maruz kalan gençler, aile ilişkilerinde ciddi problemler yaşıyor.

Bu hususta İngiltere’deki birçok hastanede psikiyatrist olarak görev yapan ve yine İngiltere’de bulunan İslami Tıp Birliği’nin başkanlığını ve Londra’da “Sağlığınız için İslam” isimli haftalık bir televizyon programının yayınını sürdüren Dr. Abdul Majid Katme “İslami Bakış Açısından Pornografi” konulu araştırmasını sundu. Yine aynı ülkeden uzmanlar pornografinin insan psikolojinde yaptığı hasarlara dair ilmi tebliğler sundular.

Elbette internetin kötü kullanımının yol açtığı sorunlar bunlardan ibaret değil. Bir Müslüman için dünya hayatı ahireti kazanmak için verilmiş bir sermayedir. Hayatımızın asıl mihveri, Allah'a kulluk görevimizi yerine getirmek olmalıdır. Doç. Dr. Huriye Martının sunumu da teknoloji bağımlılığının insanın kendisiyle, çevresiyle ve Allah ile ilişkileri üzerindeki etkileri üzerineydi.

Kısacası teknolojiyi yaratılış amacımıza uygun şekilde kullanmak için, kendi nefsimizden başlayarak şuurlanma ve denetim mekanizmaları geliştirmeliyiz. Bunun için de Allah'ın bizi her yerde gördüğünü ve kalbimize sürekli nazar kıldığını hatırlamamız gerekiyor. Nefsimizi kontrol altına alma konusunda çocuklarımızın örneği olmak bizim anne babalık görevimiz.


Sayı : 54
Büyük Kapak