Çocukların Sofra Terbiyesi

Sayı : 46 / Aralık 2015, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Çocuk eğitiminde edep eğitiminin çok önemli yeri vardır. Edep, sözlükte "incelik, görgü, ahlâk, terbiye, nezaket, sevecenlik” gibi anlamlara gelir. "Bir şey hakkında uygun şekilde davranmak" diye bilinir. Terim olarak ise dinin gerekli gördüğü ve aklın güzel bulduğu bütün söz ve davranışları, uyulması gereken görgü kurallarını, göz önünde bulundurulması ve izlenilmesi gereken esasları ifade eder.

Edep, Müslümanın kalbindeki imanın, saygının, sevginin ve güzel duyguların davranışlarında görünür hale gelmesini sağlayan incelikli davranışlardır.

Çocuklar dini hükümlerin birçoğunu anlayamaz veya uygulayamaz. Bu sebeple çocukların din ve ahlak eğitiminde, ağır itikadî meseleler veya “helal kazanmanın önemi,” “gözünü haramdan korumanın gerekliliği” gibi, çocuğun anlayamayacağı konulara girilmez. Ama her yaştan Müslümanın hayatında önemli yere sahip olan edep eğitimine bir an önce başlamalıdır.

Edep eğitimi çocuğun daha sonra edineceği itikat ve fıkıh eğitimine temel oluşturur. Çünkü o hükümlere saygılı olması için çocukta temel bir saygı eğitimine ihtiyaç vardır.

Allah'a, Resulüne, Kitaplarına ve İslam’ın sembolü olan varlıklara karşı saygılı olmak Müslüman’ın dininin bir parçasıdır. Allah'ın verdiği nimetlerin kıymetini bilmek de Allah'a karşı edebin bir parçasıdır. Bu sebeple çocuk eğitiminde nimete şükür ve nimeti verene saygının öğretildiği sofra adabının büyük önemi vardır.

Sofra, ailenin bir araya gelip çeşitli ihtiyaçlarını giderdiği ve hoşça zaman geçirdiği bir ortamdır. Bu ortam eğitim ve terbiye vermek adına çok önemlidir. Çünkü aile büyükleriyle çocukların etkileşimine çok uygun bir alandır.

Sofra, İslam ahlakında önemli yere sahip değerlerin yaşandığı bir alandır. İslam ahlakı, başkasını düşünmeyi gerektirir. Sofra adabı da çocukların bencil ve düşüncesizce davranışlardan kaçınmayı öğrenmesine vesile olur.

Çocuk sofrada, elini, dilini ve kendini tutmayı, başkalarını rahatsız etmemeyi öğrenir. Sofra başında güzel şeyler konuşulur, çirkin ve kötü konuşulmaz. Besmele çekilir, şükür edilir ve dua ile bitirilir.

Peygamberimizin Sünnetinde Sofra Adabı

Peygamber efendimizin çocuk terbiyesi konusundaki sünnetine baktığımız zaman küçük çocuklara sofra başında edeb eğitimi verdiğini görüyoruz. Mesela Efendimizin himayesi altında büyüyen yetim çocuklardan biri, hanımı Ümmü Seleme’nin oğlu olan Ömer ibni Ebu Seleme idi. Ömer, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin kendilerini nasıl yetiştirdiğini şöyle anlatmıştır:

"Ben, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in himayesinde yetişen bir çocuktum. Yemek yerken, elim yemek tabağının her yanına giderdi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!" (Buhârî, Et'ime, 2-3; Müslim, Eşribe, 108)

Peygamber efendimiz çocuk terbiyesine dair çok güzel bir örnek ortaya koyuyor. Küçük çocuğa öncelikle sevgiyle “Oğlum” diye hitap ediyor. Sonra da basit, kısa, özet bir cümle ile sofra adabını öğretiyor:

“Besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”

Çocuklar uzun uzun nasihatlerden sıkılır; bu sebeple kısa kısa açıklamalar yapmalıdır. Küçük çocuklarda tenkit kabiliyeti gelişmediği için uzun izahatlarla bu kuralın sebep ve hikmetlerini anlatmak gerekmez. Belki 9-10 yaşından büyük çocuklar kuralların nedenini sorgulayıp; “Neden öyle yapmamız gerekiyor?” diyebilir. O zaman da; Peygamberimizin yöntemini uygularız. Efendimiz Aleyhissalatu vesselam: “Çünkü şeytan sol eliyle yer.” Buyuruyor. (Müslim, Eşribe 105-106).

Peygamberimiz, “Sakın sol elle yemeyin, çünkü şeytan sol elle yer” buyurmuştur. Bu hadis-i şeriften anlayabiliyoruz ki şeytanın ahlakı kötü ahlaktır, bizim onun gibi hareket etmekten kaçınmamız gerekir.

Allah-u Teâlâ bize Peygamber efendimizin ahlakını örnek olarak göstermiş, şeytanın adımlarına ise uymamamızı öğütlemiştir. Peygamberimiz temiz işleri sağ eliyle, taharet gibi pis işleri sol eliyle yapmıştır. Bunlar bizim için bir edeptir.

Besmele çekmek de şeytanı uzaklaştırır. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle rivayet edilmiştir:

“Kişi evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan adamlarına, “Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz” der. Eğer o kimse eve girerken besmele çekmezse, şeytan adamlarına, “Geceyi geçirecek bir yer buldunuz” der. O şahıs yemek yerken besmele çekmezse, şeytan kendi adamlarına, “Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz” der.” (Müslim, Eşribe 103)

Çocuklarımıza besmele çekmeyi unuttukları takdirde, hatırladıkları anda “bismillahi evvelehû ve âhirehû” yani “baştan sona bismillâh” demeyi öğretebiliriz.

İşte bu açıklamalar çocukların edeplerin önemini kavramasına yeterli olacaktır. En önemlisi ise, bizim örnek olmamızdır. Çocuklara edebi öğretmek için birlikte sofraya oturmak, birlikte zaman geçirmek önemlidir. Birlikte yemek yenildiği zaman aile büyüğü, çocuklar duyacak şekilde besmele çekerse diğerleri de besmele çekmeleri gerektiğini hatırlar.

Birlikte yemek, bereket vesilesidir. Çünkü yemeği birlikte yiyince kişinin sadece midesi doymaz, kalbi de sevgiyle doyar.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbı:

- Yâ Resûlallah! Yemek yiyoruz, fakat doymuyoruz, dediler.

Resûl-i Ekrem onlara:

- Herhalde ayrı ayrı yiyorsunuz, değil mi? diye sorunca:

- Evet, öyle yapıyoruz, dediler.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de:

- Yemeği birlikte yiyiniz; besmele çekiniz; yemeğiniz bereketlenir, buyurdu. (Ebû Dâvûd, Et’ime 14)

Yemeğin bereketinin kesilmemesi için, tabağın ortasından yememeli, herkes önüne gelen taraftan yemelidir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buna işaretle şöyle buyurmuştur:

“Bereket yemeğin ortasına iner. Bu sebeple tabağın ortasından değil, kenarlarından itibaren yiyiniz.” (Ebû Dâvûd, Et’ime 17; Tirmizî, Et’ime 12)

Eski zamanlarda sofraya yemekler tek bir sahan içinde konulurdu. Genellikle yemeğin etli kısmı tabağın ortasında olur, etrafında sebze veya pilav bulunurdu. Sofradaki kişiler yemeğin ortasına elini uzatır, kenardaki kısmı bırakırsa o kısım ziyan olur. Bu sebeple yemeğin en güzel yerini yiyip kalanını bırakmamalıdır.

Aile reisi yemekleri küçümsememeli, yemek hakkında kötü konuşmamalıdır. Böyle hareket etmek çocukları da aynı şekilde davranmaya cesaretlendirir.

Baba kötü örnek olursa çocuklar da yemek beğenmez, tabaklarını bitirmez, yemek hakkında çirkin şekilde konuşur.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yemekte hiçbir zaman kusur aramazdı. İştahı varsa yer, canı çekmiyorsa yemezdi. (Buhârî, Menâkıb 23; Et`ime 21; Müslim, Eşribe 187, 188)

Sofrada, güzel sözler konuşma konusunda da aile reisleri örnek olmalıdır. Mesela “Rabbimiz bizim için ne kadar leziz nimetler vermiş,” Gibi cümleler kurmak güzel olur.

Aile büyükleri sofra başında diğer kişilerin yaptıklarıyla ilgili olmalıdır. Bilhassa babalar sofra başında çocuklara karşı ilgisiz kalmamalı, gazete okumaya, televizyon izlemeye dalmamalıdır.

Aşırı sertlik göstermeden, nimete saygı, israftan kaçınma, yemek istemediğin yemek hakkında kötü konuşmama gibi ahlaki kuralları da uygulamak ve öğretmek güzel olur.

Halbuki aile büyükleri başta olmak üzere herkes nimetlere şükretmeli ve sofranın kurulması için emeği geçen herkese teşekkür etmelidir.

Anne, babaya teşekkür edilmesi için çocuklara hatırlatmada bulunmalı ve, “Ne kadar güzel meyve almışsın, kesene bereket” gibi sözler söylemelidir.

Baba da annenin emeğini takdir etmeli, “Yemek çok güzel olmuş, eline sağlık” gibi sözler söylemelidir. Birbirine teşekkür etmek konusunda anne babalar çocuklarına örnek olursa onlar da hem Allah'a hem kula teşekkür etmeyi öğrenirler.

Sofra Adabı Kaç Yaşında Verilmeli?

Çocuklara edep eğitimi vermek için hiçbir yaş küçük değildir. İki yaşından küçük çocuklar bile etraflarında olup bitenleri görür ve duyarlar. Bu sırada sizin zannettiğinizden çok daha fazla eğitim görmüş olurlar.

Ona yemek yedirirken bile farkına varmadan neler neler öğretirsiniz. Mesela ağzına yiyecek verirken besmele çekerseniz ona bir edep alıştırması yapmış olursunuz. Çocuğunuz ağzındaki lokmayı çiğnerken onu ihsan edenin adını da duymuş olur. Böylece çocuğun kalbinde ilk bağlantıyı kurmuş olursunuz.

Bu sebeple bebekleri ek gıdaya alıştırırken sofra adabını öğretmeye başlayabiliriz. Çocuk oturabilmeye başladığında bizimle birlikte sofraya oturtabiliriz. Sofradan önce ellerini yıkayarak eline kendi kendine kemirebileceği bir meyve veya havuç gibi bir sebze verebiliriz.

Birlikte yemek sofrasına oturmak, çocuğa büyüdüğünü, aile fertlerinin arasına katıldığını hissettiren bir tecrübedir.

Aşırı hareketli çocuklar sofra başında rahat oturmak istemeyip, ellerine verilen sandviç tarzı yiyecekleri döke saça yemek isterler. Çocukları böyle davranmaktan sakındırmalı, yavaş yavaş sofra başında oturmaya alıştırmalıdır. Çünkü bu sofraya saygı göstermesi gerektiğini öğretecektir.

Bazı anneler de ellerinde tabakla çocuklarının arkasında dolaşır, televizyona daldıkları sırada ağzına yemek sokarlar. Aslında çocuk aç değildir veya doymuştur ama anne yeterince yemediğini düşünmektedir. Çocuğa yemek konusunda çok ısrar etmemelidir.

Bu onun yemek yemeyi baskı olarak hissetmesine sebep olur. Bırakın çocuk istediği kadar hareket etsin, acıksın. Acıkınca oturup yiyecektir.

2-3 yaşlarından itibaren çocuklar, artık bazı kurallara uyması gerektiğini öğrenmelidir. Bu yaşlarda çocukların benliği ile kurallar arasında ilk çatışmalar yaşanır. Bu inatlaşma döneminde, çocukla çok zıtlaşmadan; kurallara uyarsa sevileceğini, takdir göreceğini öğretmelidir. Çocukları baskı ve tehditle değil, esnek ve tatlı dilli bir terbiye ile adablara alıştırmalıyız.

Sofra adabını sevgiyle öğretmek gerekir. Çocuk sofrada bir sevgi, bir paylaşım olduğunu hissetmelidir ki sofra adabını kabullensin. Bunun için sofrayı, bedenin gıdayla doyduğu gibi, ruhun da sevgiyle doyduğu bir ortam haline getirmelidir. Mesela sofrada neşeli ve hoş bir üslupla sohbet edilmelidir. Terbiye vermek adına sürekli eleştirmek ve azarlamak çocukların sofradan nefret etmesine sebep olur.

Aşırı sağlık takıntılı anneler çocuklarını dışarıda yemek yemeye mecbur edebilirler. Çocuklar aile sofrasını daima ıspanak yenilen yer olarak düşünmemeli. Çocuklara sevdikleri, lezzetli yemeklerden de yapmalıdır.

Bazı anneler de çocuğun eline harçlık verip başından savmayı kolay yol olarak görmektedir. Çocuklar sofrada sevgi ve paylaşmayı öğrenmezlerse arkadaşlarıyla ayaküstü yeme alışkanlıkları edinirler. Bu da mutluluğu aile dışında arama konusunda yanlış alışkanlıklar edinmelerine basamak teşkil eder.

Bu yüzden anneler emeğini katarak sofraları sevilen yemeklerle bezemelidir. Biraz çabayla, hamburgeri aratmayan ev yemekleri yaparak çocukları sofraya alıştırmalıdır.


Sayı : 46
Büyük Kapak