Çocuğum Beni Çileden Çıkarıyor!

Sayı : 37 / Mart 2015, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Hepiniz marketlerde, parklarda vb. yerlerde istediği bir şey yapılsın diye veya nedensiz bir şekilde bağırıp ağlayan, kendisini yerlere atan, tepinen, çocuklar görmüşsünüzdür. Belki sizin çocuğunuz da zaman zaman bu şekilde davranmaktadır.

Öfke duygusu çocukların ilk öğrendiği duygulardan biridir. Çocuk kendi benliğini fark etmeye başladığı dönemde, isteklerinin yerine getirilmesini, yapmak istediği şeylerin engellenmemesini ister. Bağımsız olmak ve canının istediğini yapmak için denemelerde bulunur. Yürürken elini tutturmak istemez ya da kucağa alınmak ister.

2- 2,5 yaşın çocukların gelişim dönemlerinde özel bir yeri vardır. Bu dönem, bebeklikten çocukluğa geçiş dönemidir. Çocuktan çocuğa değişmekle birlikte, 18 aydan üç yaşa kadar geçen süre içinde çocuk; konuşma becerisi kazanır, tuvalet eğitimini tamamlar ve bazı ihtiyaçlarını gidermeyi öğrenir. Bu arada kendi benliğini, ayrı bir birey olduğunu, cinsiyet özelliklerini tanır.

Bu yaşlar çocuğunuzun kendine odaklandığı bir dönemdir. Çocukların her istediğinin olamayacağını en kısa zamanda öğrenip kabullenmesi gerekir. Çünkü kendi benliğini ancak, bazı sınırları kabullenerek kabul ettirebileceğini idrak etmesi gerekir. Bunu zamanında kabullenmez, huysuzluk etmenin işe yaradığını görürse öfkesini abartılı bir şekilde göstermeyi adet haline getirir.

Öfkesini gösterdiği davranışlara karşı çok ilgi göstermemekle bunu kullanmaktan vaz geçirebiliriz. Mesela çocuk bağırıyor tepiniyor diye telaşlanmayıp, sakince bir kenara çekilebilir, işimize bakabiliriz.

Çocukların duyguları geçicidir, birkaç dakika sonra öfkesi dinecektir. O zaman gelip konuşmaya çalışabiliriz. İstediği şeyin neden olamayacağını, onun yerine neyin olabileceğini ikna edici bir şekilde konuşursak çocuk öfkesini daha kolay kontrol etmeyi öğrenir. Çocuklara karşı sert değil ama kararlı olunmalıdır.

Anne babasını aciz bırakmak için uğraşan bu çocukların bazen öksürük kriziyle veya hıçkıra hıçkıra katıldıkları, nefes kesilmesi geçirdikleri görülür. Hatta anne babayı ikna etmek için bazen korkutucu çırpınmalar, kısa süreli bayılmalar geçirilir. Anne bu durumda ne kadar telaşlanır, çocuğun üzerine düşerse çocuk bu hareketinin başarıya ulaştığına o kadar ikna olur ve adet haline getirir.

Bazen de çocuğun ağlamasının nedeni, anne babaya kendisini duyuramamasıdır. Küçük çocuklar bacaklar dünyasında yaşar. Çocuğun boyu, anne babanın beline dahi ulaşmamaktadır. Bu nedenle çocuk annesinin eteğini çekiştirip, bağırır, çağırır, ağlar…
Anneler çocuklarının sözlerini dinlemek için ya eğilerek ya çömelerek, ya da çocuğu kucağına alarak göz kontağı kurmaları uygun olur. Çocuğun boyu hizasına kadar çömelmek hepsinden iyidir, her zaman kucakta taşımak uygun olmaz. Ancak uykusu gelmiş ya da düşmüş canı acımışsa kucağına alıp öpüp okşamak çocuğu rahatlatabilir.

Çocuğun ne söylediği veya istediği dikkatlice dinlenir sonra mantıklı bir açıklama yapılırsa çocuk ağlama adetini bırakıp konuşma yolunu deneyecektir.

Çocuğunuzla Konuşun

Öncelikle anne babaların bilmesi gereken şudur: çocukların ağlayıp bağırması normaldir. İki yaşından küçük çocuklar, isteklerini ve hislerini ağlayarak belli ederler. Daha sonra konuşma becerileri geliştikçe ağlamanın azalması beklenir. Eğer çocuk, meramını anlatacak kadar kelime kullanmayı öğrenirse ağlama ve bağırma yerini konuşmanın alması mümkün olabilecektir.

Ancak yine de birçok çocukta 2-3 yaş arasında hırçın hareketlerle birlikte seyreden huysuzluk ve yersiz ağlamalar görülür. Bu dönem ağlamalarının nedeni çocuğun konuşma becerisinin yeterince gelişmemiş olması olabilir. Bu dönemde ağlayan çocuğa, “Ne istiyorsun?” “Neyin var, bir yerin mi ağrıyor?” “Uykun mu geldi?” Gibi sorular yöneltilmesi uygun olur.

Bu şekilde soru sormak ve çocuğun mantıklı cevap vermesini beklemek, çocuğun olgun davranmasını hızlandırabilir. Bunun yerine çocuğu kandırmaya ve oyalamaya çalışmak ise çocuğun bebeksi davranmasını artırır.

Çocukla iletişimi geliştirmenin en önemli ilkesi, olumlu yaklaşmaktır. Çocuğa, “huysuz” etiketi yapıştırmadan, ön yargısız bir şekilde yaklaşmak önemlidir. Elbette o çocuktur, bazı istekleri kabul edilemez de olabilir, ama bunu istiyor olması kötü çocuk olduğunu göstermez. Zihnen geliştikçe, isteyeceği şeyleri seçmeyi de öğrenir.

Çocuğun isteğini dikkatle dinleyip anladıktan sonra ikna, anlaşma, uzlaşma yollarını deneyin. Böylece çocuğun zihnini kullanmasını sağlayın. Mantık bağları kurma becerisini geliştirin. Mesela istediği oyuncağı almak istemiyorsak, “Ama senin çok güzel bir otomobilin var. Eve gidince onunla oynayalım mı, ne dersin?”

Çocuklar kendileriyle detaylıca konuşulduğu zaman düşünmeyi öğrenirler. Hem istekleri yerine gelmiş olmasa bile kendilerine değer verilmiş ve açıklama yapılmış olması bir nebze gururlarını tamir eder.

Ayrıca çocuk büyükleriyle çatışma hisleri içinde olmamalıdır. Sanki büyükler onun her istediğini yapabilecekken bilhassa onu sıkıntıya düşürmek için yapmıyormuş zannetmemeli. Bunun için büyüklerin imkânlarının sınırlı olduğunu öğrenmeleri uygun olur.

Bunun için ona “O oyuncağı alırsak paramız biter.” Gibi açıklamalar yapabiliriz.

Çocukla konuşmazsak, çocuk zihin becerilerini kendi dürtüsel eğilimleri doğrultusunda geliştirecektir. Mesela çocuklar, isteklerini elde etmek ve benliğini, bağımsızlığını kabul ettirmek için yeni yollar keşfederler. Bunun için ya kendince bazı yöntemler dener ve başarılı olursa bunu benimser, ya da başka çocukların kullandığı hareketleri öğrenir ve uygular. İşte biz bu zihinsel beceriyi olumlu değerlendirme yolunu tutmalıyız.

Ayrıca çocuklara sabırlı olmayı da öğretmemiz gerekir. İstediği şeylerin olması için biraz sabretmesi gerektiğini bu yaşlarda öğrenmelidir. Bunun için istediği bir şeyi yapacak olsak bile hemen değil, bir süre sonra yapmamız uygun olur. “Olabilir, daha sonra alabiliriz” diyerek, onu sabırlı olmaya, “Yarısını kardeşine verirsen alırım” gibi sözlerle onu paylaşmacı olmaya, “Tamam, alacağım, ama sen de benim için bu işi yapacaksın” diyerek bedel ödemeye alıştırabiliriz.

Çocuğunuzun her istediğini tam istediği şekilde yapmamalısınız. Bunun yerine bazı isteklerinden feragat ederek orta noktada anlaşmayı ve uzlaşmayı öğrenmelidir. “Onu alamam, ama onun yerine seni parka götürebilirim.” Gibi anlaşmalar yapabilirsiniz.

Huzursuzluk Bir Yardım Çağrısıdır

Çocuk 2-3 yaşındayken gösterdiği hırçın davranışları beş yaşını geçtiği halde hala gösteriyorsa yeterince terbiye görmemiş demektir. Bazen ailenin tek çocuğu olduğu için, bazen anne çalıştığı, bakıcı terbiye vermeyip sadece bakımını yaptığı için bazen anne baba ayrı olduğundan baba otoritesini tanımadığı için çocuk olgunlaşamaz. Çocuk her istediğinin yapılmasına ve hırçınlıklarıyla ilgi odağı olmaya alışmış, kırılgan bir özgüven geliştirmiştir. Bu aşırı güven, gerçek dünyaya çıktığı zaman birden hayal kırıklığı yaşamasına sebep olmuştur. Çocuklarımızı hayatın gerçeklerine alıştırmamız için sınır çizmeyi, kurallara uygun davranmayı küçük yaşta öğretmeliyiz.

Hatalı hareketlerimizle çocuğumuzda bu duruma yol açtıysak, daha fazla geç kalmadan tedbir almalıyız. Gerekiyorsa kişiye özel durumlara uygun uzman tavsiyeleriyle hareket ederek çocuğumuzu kazanmaya çalışmalıyız.

Bazen çocuklar aile içinde yaşanan geçimsizlik, kavga, boşanma düşüncesi gibi konuşmalardan dolayı kendini güvende hissetmez, hırçınlaşır. Çünkü çocuklar duygusal durumlarını erişkinler kadar iyi anlatamazlar, huzursuzluklarını genellikle davranışlarıyla gösterirler.

Huzursuz bir çocuk eskisine oranla daha sinirli ve gergin olur, söz dinlememe hali görülür. Aslında çocuk, baş edemediği buhrandan çıkabilmek için bir şekilde etrafındakileri yardıma çağırmaktadır. Bazen bu sorunlu hareketler çocuğa karşı yapılan ayrımcılık, ihmalcilik, yargılayıcılık gibi davranışlara karşı geliştirilen bir tepkidir.

Bazen çocuğun gerginliği psikosomatik rahatsızlıklara dönüşebilir. Mesela çocuğun bir hastalığı olmamasına rağmen karnı ağrır, midesi bulanır. Bu bedensel yakınmalar bile çocuğun, içindeki sıkıntıdan kurtulmak için bir çeşit yardım istemesidir. Bu şikayetlerin psikolojik olduğunun anlaşılmasındaki en önemli nokta, bu belirtilerin çocuğun sıkıntını ortaya çıkaracak ortamlarda görülmesidir. Mesela okula giderken, sınav öncesi gibi… Bu belirtilerin asıl nedeni ise, çocuğun kendine duyduğu güvenin azalması ve çocuğun kendini değersiz hissetmesidir.

Ne Yapmalı?

Çocukların öfke krizlerine karşı bir şeyler yapmak zordur. O anda onu engellemek, azarlamak, cezalandırmak bir daha yapmasını engellemez. Aksine öfkesi bunalıma dönüşür. Bunun yerine krizleri ortaya çıkaran nedenleri gözleyip mümkün olduğunca o duruma sürüklememek daha uygun olur. Tecrübelerinize dayanarak bir öfke krizini tetikleyen halleri araştırın.

Bazen çocuğun huysuzluk nedeni, doğal ihtiyaçlarının karşılanmamasıdır. Buna sebep olmamak için çocuğun ihtiyaçları zamanında giderilmelidir. Kimi zaman aşırı hareketli çocuklar, yemek saatlerinde, uyku saatlerinde huysuzluk ederler. Bunun nedeni, doğal ihtiyaçlarını karşılamak üzere oyunu bırakıp yanınıza gelmekten kaçınmasıdır.

Oturup yemeğini yese, yatıp uyusa sakinleşecek, iyi hissedecek, ancak bir türlü buna yanaşmaz. Yorulduğu ve acıktığı halde hale koşup oynamak ister. Ancak buna hali de kalmamıştır; canı sıkılır, bunalır. Bu nedenle mızmızlanır, her şeyi reddeder, gerginlik çıkarır.

Anne elinde yemek tabağıyla çocuğun peşinde dolaşmamalı, uyutmak için çok ısrarcı olmamalıdır. Çünkü çocuk yemek ve uyumanın kendi ihtiyacından çok, annenin emri ve despotluğu olduğunu düşünür ve buna direnir. Çocukları bu hale getirmemek için, iyice acıkana ve uykusu gelene kadar kendi haline bırakmaktır.

Çocuğunuz, hırçınlık edince hemen paniklemeyin. Serinkanlılıkla “Şu anda seni dinlemiyorum. Çünkü çok bağırıyorsun. Ne zaman bağırmayı keser, güzelce konuşursan o zaman seni dinleyeceğim,” deyin. Çocuk hırçınlığıyla ilgi odağı olmasın. Onu gözden uzak bir yere götürün ve “Böyle hareket eden çocukların sevilmeyeceğini” söyleyin.

Otobüs, alışveriş merkezi, park gibi umumi bir yerde, başkalarını rahatsız edecek şekilde davranıyorsa ilgisini bir şeylere çekerek unutturmayı deneyebilirsiniz. Ama daha sonra eve gelince, “Öyle hareket ettiğin için çok utandım,” diyerek hareketin yanlışlığını bilmesini sağlayın. “Böyle yaparsan bir daha seni götürmem” deyin.

Çocukta öfke nöbetlerinin yerleşmesi, çocuk ve çevresi açısından oldukça sakıncalı bir durumdur. Çocuklarında öfke krizleri iyileştirilmeyen çocuklar, ergenlik dönemlerinde ve yetişkinliklerinde, karşılaştıkları sorunlara, şiddete başvurarak, kırıp-dökerek çözüm bulmaya çalışırlar. Bu sebeple de çevreleri tarafından istenmezler. Bu sebeple çocuğunuzdan, verdiği rahatsızlıktan dolayı özür dilemesini isteyin. Bir daha yapmayacağına söz versin ve sonra barışın. Olumlu davranışları için takdir edin.


Sayı : 37
Büyük Kapak