Oruç mu Tutuyoruz, Oruç mu Bizi Tutuyor?

Sayı : 17 / Temmuz 2013, Konu Başlığı : Kendimizi Tanıyalım

Ramazan ayı bu yıllarda uzun ve sıcak günlere denk geliyor. Ramazan kelimesinin manasına uygun bir oruç hayatı tecrübe ediyoruz.

Bilindiği gibi Ramazan, şiddetli güneşin etraftaki pislikleri yakıp temizlemesi manasına geliyor. Bu sıcak havalarda oruç tutmak inşaallah bizim kalplerimizin katılığını, günah kalıntılarını yakıp yıkar. Gönüllerimizi temizler, ruhlarımızı ferahlatır.

Ramazan’ı gereği gibi, bütün güzelliğiyle yaşayan kamil müminler ve Allah dostları hiç kuşkusuz bu ibadet mevsiminden çok karlı çıkıyorlar. Bu mevsimle beraber ibadetlerini bir kat daha zevkli ifa edip Rablerine yakınlığın doyumsuz tadına varıyorlar.

Bazılarımız ise alışkın oldukları hayat değişince çok tepki gösterip şikayet etmeye başlıyorlar. Alışmadıkları için yoğun ibadet programına uyum sağlayamıyor, bu güzel fırsatı değerlendirmekten mahrum kalıyorlar.

Düşünecek olursak, ömrümüzde kaç Ramazan var, kaçıncısını idrak ettik, daha kaç kere yetişeceğiz, bilmiyoruz. Bir Ramazan’a daha erişip erişemeyeceğimizi bilmediğimiz halde elimizdekinin kıymetini bilemiyoruz.

Aslında Ramazan bir mihenk taşı görevi yapıyor. Kaç ayar müslümanız? Kulluk kalitemiz nedir?

Ramazan geldi diyoruz ama bizi nasıl buldu? Bilmiyoruz.

Gelin biz Ramazan’ı hakkıyla değerlendirenlerden olabiliyor muyuz? Diye kendimizi bir sınayalım.

1- Ramazan'a / Oruca nasıl hazırlanıyorsunuz?

a- Epey bir alışveriş yapıyorum. Bütün gün canımızın çektiği hemen her şeyi sofrada bulundurmaya çalışıyorum. Gün boyunca yemediklerimizi iftarla sahur arasında yemek için sabaha kadar oturuyoruz, yiyip içiyoruz.

b- Ramazan’ın kıymetini bilmek ve güzel değerlendirmek için Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın duasını okuyorum. Geceleri sahur sofrasında oruca dayanmamızı sağlayacak sağlıklı gıdaları bulunduruyorum. Mukabele için programımı yapıyorum. Hatimle namaz kıldıran veya teravih namazını sakin ve güzel kıldıran imamları öğreniyorum. Zekâtım, sadaka-ı fıtır ve diğer hayırlarım için hazırlığımı yapıyorum. Kimleri iftara çağıracağımı planlıyorum.

Cevap: Ramazan’ın gelişi bir Müslümanın hayatında nasıl bir anlam taşıyorsa o müslümanın hayatının anlamı da odur aslında. Kısaca hayatımız nasılsa Ramazanımız da öyle oluyor.

Eğer Ramazan demek alışveriş demekse, o halde, hayatımızın gayesi alış veriş demek… O halde biz yaşamak için yiyenlerden değil yemek için yaşayanlardanız. Yoksa gün boyunca yiyemedik diye bu kadar telaşlanmazdık öyle değil mi?

Halbuki yıl boyunca zaten gereğinden fazla yiyoruz. Bir ay da yemeyiversek ne olur? bu ayda yapılacak o kadar güzel şey var ki…

Eğer Ramazan sizin hayatınızın özeti ise, o ayda yapacağınız bir sürü güzel şey varsa, demek ki hayatınız Ramazan, vefatınız bayram olacak. -İnşaallah.-

2- Oruç tutmak psikolojik durumunuzu nasıl etkiliyor?

a- Zor oluyor biraz. Açlık ve susuzluk bir yana, sigara ve diğer alışkanlıklarım yüzünden çok zorluk çekiyorum. Akşam saatlerinde sabrım kalmıyor, önüme gelene çatıyorum. Trafikte kavga çıkarıyorum.

b- Halsizlik oluyor elbette. Ama dinginlik ve huzur da oluyor elhamdülillah. Daha yumuşak kalpli oluyorum, acıma duygum gelişiyor. Muhtaçların halini düşünüyorum. En küçük bir nimetten bile zevk alıyorum. Suyun tadına varıyorum, ekmek için şükrediyorum. Oruç sayesinde daha duyarlı oluyorum. Yıl boyunca zaman zaman sünnet ve nafile oruçlar tutmaya çalıştığım ve bilhassa üç aylarda daha sık oruç tuttuğum için fazla zorluk yaşamıyorum.

Cevap: Ramazan ayı bizi zaaflarımız ve alışkanlıklarımızla yüzleştiriyor. Hayatımızı anlamlandırma biçimimiz “maddi alışkanlıklarımızdan zevk alıp rahatlama” şeklinde olunca bunlardan mahrum kalmak bizi sinirli yapıyor. Sinirli olmayı kendimize bir hak gibi görme huyumuz da hemen su yüzüne çıkıveriyor. Kısacası oruç bir ayna gibi bizi bize gösteriyor.

Hayat tarzımız, kulluk anlayışına mı dayanıyor yoksa hayatımıza nefsimizin arzu ve duyguları mı yön veriyor? Oruç Ramazanla birlikte gelip kapımıza dayanana kadar biz hiç onun semtine uğramadıysak bizi hazırlıksız yakalıyor.

Eğer hayatımızı değerlendirme biçimimizi maddi değil manevi alışkanlıklarla yeniden düzenlersek ve oruca hayatımızda daha fazla yer verirsek bu zaaflarımızı yenebiliriz.

3- İftardan sonra ne yapıyorsunuz?

a- Üstüme bir ağırlık çöküyor. Televizyon karşısına geçip çay içerek hazmetmeye çalışıyorum. Bazı geceler ise Ramazan eğlencelerine gidiyoruz.

b- Sofrayı toplar toplamaz akşam namazı için hazırlanıyorum. Bir yandan çay içerken bir yandan teravih için hazırlığımı yapıyorum. Bazı geceler çocukları Ramazan şenliklerinin uygun programlarına götürüyoruz, onlar için güzel bir Ramazan hatırası olsun diye. Çoğu akşamlar ise aile büyüklerini, akrabaları, hürmet ettiğimiz hoca efendileri, ahbaplarımızı iftara davet ediyoruz. Ama ibadetimizi aksatmıyoruz, hep birlikte cemaat olup teravih namazımızı kılıyoruz. Namaz arasında çay ikram ederek dinleniyoruz. Ramazanda ikramlaşmanın ve birlikte ibadet etmenin ayrı bir güzelliği var.

Cevap: Oruç bir hafiflik, dinçlik vesilesiyken ne yazık ki onu bir ağırlık haline getiriyoruz. Gün boyunca yemediklerimizi on beş dakika içinde mideye indirmek zorunda mıyız? Ne acelemiz var?

Halbuki Ramazan mevsimi, manevi bir ziyafet fırsatı. Eğer tadına varmayı bilirsek…

Gelin bu ay vesilesiyle ruhani zevklere bir fırsat tanıyın. Böylece kulluk kalitenizi yükseltin. Eğer biraz gayret edersek Ramazan ayı bizi daha kaliteli bir kul olarak bulabilir ve ebedî hayatta bizim lehimize şahitlik edebilir. İnşaallah.


Sayı : 17
Büyük Kapak