Oruçla İlgili Fetvalar

Sayı : 52 / Haziran 2016, Konu Başlığı : Sünnetin Gölgesinde

Ramazan ayı yaklaşırken oruçla ilgili bilgilerimizi tazelemekte fayda var. Bilindiği gibi Ramazan orucu İslam’ın beş şartından biridir. Akli dengesi yerinde ve büluğ çağına erişmiş Müslümanlar üzerine oruç tutmak farzdır. Bu farzı terk etmek haramdır.

Ancak Ramazan ayı içinde yolculuk, hastalık ve hamilelik gibi bazı mazeretleri olanlar oruçlarını Ramazan’dan sonra kaza edebilirler. Çok yaşlı kişiler de oruç yerine fidye verirler.

Soru:Oruca Ne Zaman Niyet Edilir?

Cevap: Oruçlarda niyetin vakti: Hanefi mezhebine göre, Ramazan orucu, Tayin edilmiş adak ve mutlak nafile oruçlar için niyetin vakti; güneşin batışından başlayarak, gündüzün yarısından biraz öncesine kadar devam eder. Güneş batmadan ve tam istiva zamanında veya ondan sonra akşama kadar hiçbir oruca niyet edilemez.

Ramazan orucunun kazası, bozulmuş bir nafile orucun kazası, keffaret oruçları ve mutlak adak oruçları için niyetin geceleyin yapılması şarttır.

Şafii mezhebine göre, Ramazanda farz oruç için yahud kaza ve adak gibi oruçlar için geceden niyetlenmek şarttır. Gece niyet getirilmediği takdirde gününe gün kaza etmek gerekir.

Nafile oruçlarda zeval vaktinden öncesine kadar niyet geciktirilebilir.

Soru:Seferi olmanın ölçüsü nedir?


Cevap:Seferi, kişinin ister hac ve umre gibi dini, ister dini olmayan herhangi bir nedenle ikamet ettiği yerden kalkıp başka bir yere gitmesine denir. İslam'da seferiler dört rekatlık farz namazı kısaltıp iki rekat kılabilir ve orucu Ramazan dışında kaza etmek üzere tutmayabilirler.

Hanefîler'in çoğunluğunun kabulüne göre yolculuk, orta bir yürüyüşle üç günlük bir mesafeden ibarettir. Daha sonra bu üç günlük yol 90 kilometre olarak hesaplanmıştır.

Bir kişinin seferi sayılması için gittiği yerde on beş günden daha az kalmaya niyetli olması ve kişinin evinin olmadığı bir yer olması gerekir.

Şafii mezhebine göre seferilik süresi; gidiş ve dönüş günleri hariç 3 gündür.

Soru:Bir kimse gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozabilir mi?

Cevap: Hanefi mezhebine göre, seferi sayılabilecek durumda olan kimse, dilerse o gün oruç tutmamak için geceden niyet etmeyip oruç tutmayabilir. Ancak, niyet edip oruca başladıktan sonra yolculuğa çıkan kimsenin, her ne kadar o günün orucunu akşama kadar tamamlaması daha uygun ve faziletli ise de, niyet ettiği halde yolculuğa başladıktan sonra orucunu bozması, kendisine keffaret değil, sadece o günün kazasını gerektirir.

Şafi mezhebine göre ise, misafir olan kimsenin orucunu terk edebilmesi için şafaktan önce seferde olması ve niyet etmemiş olması lazımdır. Buna göre bir kimse ramazan ayında gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yolculuğa çıkarsa orucunu bozamaz.

Soru:Ağır işlerde çalışan kimselerin orucunu bozması caiz midir?

Cevap: Çok zor işlerde çalışan kimselerin orucu hakkında şöyle denilmiştir: "Çalıştığı iş çok zor olan kimse, eğer oruç tuttuğu takdirde canının telef olmasından korkarsa, işini terk etmek hayatını sürdürmesine zarar verecekse orucunu bozar ve tutamadığı günleri kaza eder." (Keşşafü'l-Kına 2/361)

Eğer işini terk etmekten dolayı zarar görmezse orucunu bozduğu takdirde günahkâr olur. Eğer işi terk etmekle göreceği zarardan yine de kurtulamıyorsa, özür sebebi ile orucunu bozmakta her hangi bir sakınca yoktur. Yani terk edilmesi mümkün olmayan, terk edildiği zaman zarar görülen işlerde, mesela; hasat zamanının ramazana denk gelmesi durumunda orucu bozmak caizdir.

Fıkıh alimlerinin çoğunluğuna göre, maden işciliği gibi ağır işlerde çalışan kimseler, eğer çalışma esnasında şiddetli susuzluk ve açlıktan zarar gelmesinden korkarlarsa, oruçlarını bozmaları caizdir. Ancak bu günlerin kazalarını tutmaları gerekir.

Soru:Şiddetli açlık ve susuzluk gibi durumlarda oruç bozulabilir mi?

Cevap:Hanefi ve Şafii mezhebine göre, ölüm ya da akıl noksanlaşması ya da bazı duyguların yok olmasından korkulacak derecede şiddetli açlık ve susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya bulunan kişilerin oruç tutmamaları ve oruçlarını bozmaları caizdir. Böyle kimselerin tutmadıkları oruçlarını kaza etmeleri gerekir.

Soru:Bir kadın hamile olması veya çocuk emzirme sebebiyle çoğu zaman orucunu bozmak mecburiyetinde kalmaktadır. Bu durumda olan kadının ne yapması lazımdır?

Cevap:Hanefi mezhebine göre, ramazan ayında hamile bulunan veya çocuk emziren kadınlar, oruç dolayısıyla kendisine veya emzirdiği çocuğa zarar gelmesinden endişe ederse, niyet etmeden oruç tutmayabilir. Niyet etmiş olsa bile, oruçlarını açabilirler. Sonra münasip bir zamanda gününe gün kaza ederler. Ayrıca fidye vermeleri gerekmez.

Nitekim Enes bin Malik radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: "Kendine zarar gelmesinden korkan hamile kadın ve çocuğuna zarar gelmesinden korkan emzikli kadın için ramazan orucunu tutmama ruhsatını vermiştir."(ibn-i Mace)

Şafii mezhebine göre ise, süt emziren kadının, tutmadığı oruçları kaza etmesi gerektiği gibi, ayrıca her gün için oruç fidyesi vermesi de gerekir.

Hamile veya emzikli kadın, çocuğundan ötürü değil de, kendisi için endişelenip oruç tutmazsa, sadece kaza eder. Ayrıca fidye vermesi gerekmez.

Soru:Ramazan-ı şerifte bir kimse oruçlu iken hastalansa, ne yapması icap eder?


Cevap:Hanefi ve Şafii mezhebine göre, ramazan-ı şerif ayında oruçlu iken bir kimse hastalansa ve oruca devam ettiği takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından, aklının gitmesinden veya kendisinin ölümünden korkacak olursa, tutmaya başladığı orucunu açabilir ve iyileşinceye kadar oruç tutmayabilir. Sonra iyi olunca yalnız kaza ile mükellef olur. Yani tutmadığı gün sayısı kadar oruç tutar.

Böyle hasta olan bir kimse de görülen alametlerden dolayı kendisinde kuvvetli bir zan bulunmalıdır. Ya da orucunu tutan fasıklığı bilinmeyen müslüman mütehassıs bir doktor tarafından haber verilmelidir.

Hastanın hastalığı, şifası umulmayan yani ömür boyu devam edecek türde ve oruca da mani ise, böyle bir kimse, ramazanın her bir gününün orucuna bedel olmak üzere bir fidye (fitre) vermesi gerekir. Böyle bir hastalığa yakalanan ve fidyesini de vermiş olan kimse, daha sonraları iyileşse, oruç tutması ve geçmiş günleri kaza etmesi gerekir. Verdiği fidyenin bir hükmü kalmaz, nafile sadaka olur.

Oruca mani ve sürekli hastalıkları sebebiyle, oruç tutmayıp fidye verecek olan kimseler, bu fidyelerini ramazan-ı şerifin evvelinde verebilecekleri gibi, ramazan-ı şerif ayı içerisinde gün be gün veya daha sonra da verebilirler. Bunda fakirlerin müteaddid olması şart değildir. Buna göre otuz günün fidyesi müteaddid fakirlere verilebileceği gibi, bir fakire bir defada da verilebilir.

Şunu da belirtmek lazımdır ki, fidye vermek suretiyle oruç borcundan kurtulabilmek için, hastalığın şifası beklemeyen yani ölüme kadar devam edecek türde ve oruca mani olması, ayrıca bu hususunda orucunu tutan, fasıklığı yaygın olmayan, müslüman ve mütehassıs bir doktor tarafından teşhis edilmesi şarttır


Soru:Oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsü nedir?

Cevap:Oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsünü fakihlerimiz şu şekilde beyân etmişlerdir:

1. Oruç tutmakla hasta olan kimsenin çok sıkıntı çekmesi,

2. Oruçtan dolayı ölüm tehlikesinin bulunması,

3. Oruçtan dolayı hastalığın artması veya şifanın gecikmesi.

Bugün güvenilir doktorların beyânlarına göre oruç tutmamayı mubah kılan hastalıkların bazıları şunlardır:

1. Son safhada bulunan kalp hastalığı,

2. Verem ve ciğer iltihabı hastalığı,

3. Kanser hastalığı,

4. Şiddetli böbrek iltihabı,

5. İdrar yollarında iltihapla birlikte taşın bulunması,

6. İleri safhada damar sertliği,

7. Mide veya bağırsaklarda ülserin bulunması,

8. İleri safhada şeker hastalığı (el-Fıkh'ul-İslâmi ve Edilletuha, II/645)

Soru:Yaşlılık sebebiyle oruç tutmaya dayanamayan insanlar ne yapmalıdır?

Cevap:Hanefi ve Şafii mezhebine göre, senenin bütün aylarında oruç tutmaktan aciz olan, çok yaşlı erkek ve kadınların oruç tutmamaları caizdir. Bunların oruçlarını kaza etmeleri de gerekmez. Çünkü oruç tutabilecek durumda değildirler. Bu durumdakilerin, tutamadıkları her günün orucuna bedel bir fidye vermeleri gerekir. Çünkü Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir.” (Bakara; 184)

Soru:Kefaret orucu nedir? Kefareti gerektirecek şekilde birden fazla oruç bozulursa, bunların kefareti nasıl tutulur?


Cevap:Hanefi mezhebine göre oruç kefareti, Ramazanda bir özür bulunmaksızın "belli şartlar içinde" orucunu bozan bir mükellefin, arka arkaya kesinti yapmaksızın iki ay oruç tutmasıdır. Hanefi mezhebine göre yenilmesi adet olan bir gıda maddesinden kasten yeyip içmek ve cinsi münasebette bulunmak orucu bozar, kefareti de gerekir. Oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimse, kasıt olmaksızın, hata ile boğazından aşağı su kaçsa veya ağzına yağmur ve kar taneleri düşüp midesine doğru gitse orucu bozulur ve üzerine kaza gerekir, fakat kefaret gerekmez.

Şafii mezhebine göre ise, yalnız cinsel ilişkiden dolayı kefaret gerekir.

Hanefi mezhebine göre, orucu bozmak gibi bir suç için yalnız bir ceza, yani yalnız bir kefaret yeterlidir. Bu durumda kameri iki ay veya 60 gün tutulduktan sonra, bozulan gün sayısınca da kaza orucu tutulması kafidir. Mesela; cezayı gerektiren iki günün orucu bozulmuş ise bunun için 60 gün kefaret, iki gün de kaza için oruç tutulur.

Şafii mezhebine göre ise, daha önce de belirttiğimiz gibi, yalnız cinsel ilişkiden dolayı kefaret gerekir. Bu sebeple, ramazan orucunu tutan kimsenin, oruçlu iken işlediği kefaret gerektirici suçları sayısınca, kefaret cezasını da ödemesi gerekir.

Soru:Kefaret gibi uzun bir orucu tutmaya gücü yetmeyen kimse ne yapmalıdır?

Cevap:Hanefi ve Şafii mezhebine göre yaşlılık, hastalık ve benzeri bir sebepten dolayı oruç kefaretini tutmaya gücü yetmeyenler, fidye verirler.

Fidye, her oruç günü için bir fakire sabah- Akşam, bir gün doyurmak veya bir fıtır sadakasından, yani bir fitreden az olmamak üzere bedelini vermektir. Fidyenin ayrı ayrı fakirlere veya tek bir fakire değişik günlerde verilmesi şart değildir. Mesela, Ramazan orucu için bir aylık fidye, yani otuz fitre miktarı, bir fakire bir defada verilebileceği gibi, aynı zamanlarda ve ayrı ayrı kimselere de verilebilir.

Tutamadıkları oruçlar için fidye vermiş olan kimseler, daha sonra sağlıklarına kavuşup, oruç borçlarını kaza edebilecek duruma gelirlerse, verdikleri fidyeler yeterli kabul edilmez. Oruç borçlarını kaza etmeleri gerekir. Verilen fidyeler de, nafile sadaka yerine geçer.


Sayı : 52
Büyük Kapak