Patriot Füzeleri Bizi Kimden Koruyacak?

Sayı : 12 / Şubat 2013, Konu Başlığı : Medya Gündem

Radar sisteminden sonra patriot füzelerinin topraklarımıza konuşlandırılması ile birden bire “Nato üyesi” olduğumuzu hatırladık.

Madem biz Nato üyesiyiz, Nato üyesi ülkeler, Mavi Marmara’da şehit edilen vatandaşlarımızın haklarını aramamıza neden destek olmuyor?

Bu masallara kimse inanmıyor…

Ali Bulaç Zaman gazetesindeki köşesinde 29 Aralık 2012 tarihinde yayınlanan yazısından alıntılıyoruz:

…Yeni dönemde belki ulus devletler tamamen ortadan kalkmayacak; fakat klasik manadaki misyonları zayıflayacak, üzerinde çokça titredikleri egemenliğin önemli bir bölümünü devretmek zorunda kalacaklardır.

Karşılıklı bağımlılık ortak sorunlar karşısında ortak sorumlulukları ve işbirliğini gerektiriyor. Bizi bekleyen süreçte giderek güçlenen yerel yönetimlere, bölgesel entegrasyonlara ve diyalog çalışmalarına şahit olacağız. Bu aşamadan sonra mezhep, ırk, etnisite/kavim veya coğrafî bölge temelinde bir ulus devletin yaşama şansı şüphelidir.

Yeni kurulacak bir Kürt veya Filistin devletinin yaşama şansı zayıf olduğu gibi Türkiye, İran, Mısır, Suriye veya başka devletin de kendi başına ayakta kalma şansı giderek zayıflamaktadır.

Hepsinin bir araya gelip ortak olabileceği yeni bir model arayışı bize kendini empoze etmektedir.

Sorun, Türkiye’nin hangi bölgesel havzadan yana tercihini kullanacağı noktasında düğümlenmektedir. Mevcut durumda Türkiye sadece siyasî ideolojisi ve sosyo-ekonomik tercihleri itibarıyla değil, “Batı eksenli” takip etmeye zorlandığı dış politikasıyla da Batı’ya bağlı ve bağımlıdır.

Suriye krizinde Başbakan’ın açıkça “Burası bir NATO toprağıdır” demesi acı bir hakikatin itirafıydı. Ortalama insanlar şunu sorar: Burası bir NATO toprağı ise Kurtuluş Savaşı’nda biz neden İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılara karşı savaştık?

Deneysel olarak gözlendiği üzere Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişmesi ile Batı’yla olan organik ilişkileri arasında ters orantı söz konusudur: Ülke son 10 senede AB’yi bir miktar rölantiye aldığı –almak zorunda bırakıldığı- için yüksek bir sosyo-ekonomik performans gösterdi.

Hiç kuşkusuz siyasî ve hukukî reformların bir bölümü önemlidir ve AB üyelik süreci bunları sağlamaktadır. Ancak AB’nin reformlarını paket olarak aldığımızda toplumsal yapının nasıl çözüldüğünü de bugün acı bir biçimde yaşıyoruz. Elimizde toplum, aile, ahlakî yüksek değerler kalmıyorsa, kazandıklarımızın ne önemi var?

Türkiye Suriye, İran, Irak ve diğer bölge ülkeleriyle yapısal ilişkilere girme eğilimi gösterip bunun bölgesel bir entegrasyona dönüşme istidadı gösterdiğinin işaretlerini vermeye başlayınca, Batı alelacele NATO üyeliğini ve AB üyelik sürecini hatırlattı; el çabukluğu ile radar sistemini ve patriot füzelerini getirip dikti…

Ali Bulaç


Sayı : 12
Büyük Kapak