Peşin Fikirli misiniz?

Sayı : 13 / Mart 2013, Konu Başlığı : Kendimizi Tanıyalım

Peşin fikirli olmak, her hangi bir konuda önceden verilmiş hükümlere sahip olmak ve o konuya hep o noktadan bakmak demektir. Bu düşünce alışkanlığı genellikle tutarlı olmakla karıştırılır.

Tutarlı olmak hayatta bazı ahlaki prensiplere sahip olup onlara uygun davranmak ve sık sık zikzak çizmemek, kendi kendisiyle çelişmemek, günübirlik saf değiştirmemek, sadık ve sebatkar olmaktır. Bu da bir nevi inancında, ilkelerinde sabitkadem olmayı gerektirir, ancak peşin fikirli olmayı gerektirmez.

Aksine ahlaki prensiplerine sadık bir kimse, bir fikrinde veya hükmünde yanıldığını görürse peşin fikrinden vazgeçer, daha doğru olduğunu gördüğü fikri kabul eder. Çünkü onun için belli bir meselede bir tarafı savunmaktan daha önemli olan, hakikati bulmaktır.

Gerçekten, samimiyetle hakikati arayan kişi gerektiğinde “Yanılmışım, doğrusu böyleymiş. Kabul ediyorum.” Diyebilir. Bunu nefis meselesi yapmaz. Ancak hakikat değil, nefsanî kibir peşinde olan kişi, bir türlü inadından vazgeçmez.

Birçoğumuz farkında olmadan ön yargılar geliştiririz veya ailemizden, çevremizden bazı peşin hükümler devralır, benimseriz. Hatta bazen o ön yargılar sebebiyle yanlış kararlar verir, pişman oluruz. Bu küçük bir meselede de olabilir, çok büyük ve ciddi meselelerde de olabilir…

Birisi bize “peşin fikirlisin” dediğinde kabul etmek istemeyiz. Fikirlerimizi doğru olduğu için savunduğumuzu iddia ederiz.

Gelin kendimizi sınayalım; acaba biz peşin fikirli birimiyiz?

1- Ailenizden veya çevrenizden biri hakkında etiketleme yapar mısınız? Mesela “Oğlum çok sorumsuz,” “Kardeşim bencildir, sadece kendini düşünür” “Patronum anlayışsızdır” vb.

a- Evet böyle tespitler yaparım. Çünkü bazı kişiler, böyle düşünmeme sebep olacak şekilde davranıyor.

b- Kişilerin mizaç olarak belli meyilleri olabilir ama bu değişmez değildir. Hepimiz gençken sorumsuzduk. Başkasının gözüyle bakınca hepimiz bencil görünüyor olabiliriz. Bazen bir konumdaki kişinin işleri yürütmesi için merhametini istismar ettirmemesi gerekebilir. Bu sebeple etiketleme yapmak yanlış olur. Kendimizi onların yerine koyup hallerinden anlamak lazım.

Cevap: Etiketleme en yaygın peşin fikirdir. Bir kişiye lakap taktığınız zaman ona hep aynı şekilde yaklaşırsınız. Bu da onu hep aynı görmenize sebep olur. Mesela sorumsuz diye oğlunuza iş vermezsiniz. O da kendisine güvenmediğinizi görünce kendine güvenini yitirir. Diğerleri de öyledir.

Hâlbuki insanlar değişebilir, olgunlaşabilir, hatalarını düzeltebilir. Bilhassa gençler onlara nasıl davranılırsa ona göre ahlak geliştirirler. Diğer insanlar da güvenlerini kazandığımız ölçüde davranışlarını değiştirebilirler.

Elbette daha önce güvenimizi sarsmış kişilere karşı temkinli olmalı, zayıf karakterli kişilerden birden bire büyük bir değişim beklememeliyiz. “Mümin bir delikten iki kere ısırılmaz.” Hadis i şerifi, apaçık ihanetini gördüğünüz kişiye karşı tedbirli olmamızı öğütlemektedir.

2- Önemli bir karar verirken genellemelerinizin etkisinde kalır mısınız? Mesela hanımınız size fikrini söylediğinde “Bütün kadınlar eksik akıllıdır, onlarla istişare edilmez” diye düşünür müsünüz? Veya ticaret, dünürlük gibi ilişkilerde “Filan memleketten iyi adam çıkmaz,” gibi ön yargılarınız var mıdır?

a- Evet, düşünürüm. Kadınlar yatırım işlerinden ne anlar? Gerçekten de bazı memleketlerden hep kötü ahlaklı kişiler çıkıyor.

b- O şekilde düşünmem; kadınların da akıllısı, akılsızı vardır. Fikri verenin kadın olması değil, verdiği fikrin doğru olup olmaması önemli. Akıl akıldan üstündür. Farklılıklar birbirini tamamlar. Memleketlere karşı da ön yargım yoktur, her memleketin iyisi de kötüsü de olabilir.

Memleketinden çok, kendisinde gördüğüm hallere dikkat ederim.

Cevap: Genelleme de en yaygın bir başka peşin fikir türüdür. Yalnız bunda hedefteki kişi, tek bir şahıs değil, bir kitledir. Hatta bazen kişilerin o kadar çok kesime karşı ön yargısı olur ki, kimseye güvenmez. Veya sadece belli bir kitleye güvenir ama bu güveninde yanılır. Sırf Allah-u Teala kadın yaratmış diye bütün bir kitle akılsız olabilir mi? yahut o memlekette doğmuş diye bir insan iyi/kötü olur mu? Bunlar insafla bağdaşmaz.

3- Dini, fikri, siyasi vb. konularda tarafgirlikleriniz ve karşıtlıklarınız sizi ne kadar etkiler? Mesela meşrebi sizden farklı olan bir kişiyle konuşurken onların en uç temsilcilerini ve aşırı fikirlerini gündeme getirip haklı çıkmaya çalışır mısınız?

a- Evet. Onlar da aynısını yapıyor. Biz ne diye yapmayalım?

b- Her cemiyetin cahil kesimi peşin fikirli, akıllı kesimi ise insaflı olur. Meşrebi bizden farklı kişilere ön yargıyla bakmak, onların arasında da iyi insanlar, doğru fikirler olabileceğini kabul etmemek boş bir kibirden başka bir şey değildir.

Cevap: Genellemelerin en kötüsü, mezhep-meşrep farkları konusunda yapılan genellemelerdir. Aslında bu da nefsin hakkaniyet maskesi giydirilmiş bir hilesidir. Böyle kişiler sırf tuttuğu taraf sayesinde kurtuluşa ereceğini zannettikleri için genellikle salih ameller konusunda gayretli olmaz, durmadan tartışma mevzularını kurcalar dururlar.

Biz şahıs veya gruplara değil “bozuk itikatlar”a karşı olmalıyız. Mümin kardeşimize karşı hüsn-ü zan sahibi olmalıyız. Adil ve hakkaniyetli bir şekilde fikir teatisinde bulunarak hatalı uç fikirlerden vazgeçmeli, sırat-ı müstakimde bir araya gelmeye gayret etmeliyiz.


Sayı : 13
Büyük Kapak