Peygamber Şehri Medine-i Münevvere -I-

Sayı : 62 / Nisan 2017, Konu Başlığı : Röportaj

Medine, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi veselleme sevdalı gönüllerin, özlemini çektiği şehirdir. Her yıl İslam coğrafyasının her yanından Peygamberi ziyarete koşup gelen Müslümanlar sanki orada gül kokusunu duyarlar.

Medinetü’n-Nebi; yani Peygamber şehridir Medine. Peygamber efendimizin buraya hicret etmesiyle ismi ve talihi değişmiştir Medine’nin. Kanlı savaşlarla dolu acı günler sona ermiş, sulh ve selam diyarı olmuştur.

Allah’ın Resulünün İslam ahlakıyla terbiye ettiği ashabı kiram bu şehri kardeşlik, iyilik ve adaletle bezemiş, İslam’ın güzelliği ilk olarak bu şehirde yaşanıp ortaya çıkmıştır. İlk İslam devletinin neşvünema bulduğu bu şehir, daha sonra kurulan şehirlere aynı güzellikleri mayalamıştır.

Hadis ve fıkıh alimleri, bir hususta Peygamberimizin sünnetine veya tatbikatına dair bir kayıt bulamazsa Medine ehlinin örfüne bakardı. Çünkü Medine, Peygamber aleyhisselatu vesselamın terbiyesi altında bir İslam geleneğinin oluştuğu diyardır. Hicretten itibaren burada ibadet hayatından günlük hayata, insan ilişkilerinden bina inşa etmeye kadar her şey İslam dininin öğrettiği kurallar ve ahlak yapısı ile biçim kazanmıştır.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem hicretten sonra, “Hz. İbrâhim Mekke’yi harem yaptığı gibi ben de Medine’yi harem yaptım” sözleriyle şehri harem ilân etmiştir (Buhârî, Büyû, 53, Cihâd, 71, 74) Bunun manası, bu şehirde kan akıtmak, suç ve günah işlemek başka yerlerden kat kat daha fazla günah demektir. Medine vesikasında kayıt altına alınan bu hüküm zamanla kazanılan zaferlerle bütün Arap kabileleri tarafından da kabul edilmiştir.

Medine şehrinin eski adı Yesrib idi. Burada Evs ve Hazreçli iki Arap kabilesi ile, en güçlüsü Kaynuka oğulları olan Yahudi kabileleri yerleşmişti. Daha çok hurma ziraati ile meşgul olan Araplar ekonomik açıdan Yahudilerin idaresi altındaydı. Şehrin çarşına hakim olan Kaynuka oğulları, kuyumculuk ve silah imalatı gibi zanaatleri bilir ve bu sayede diğer gruplara üstünlük sağlardı. Ayrıca şehirde içme suyu sıkıntısı vardı. Bazı Yahudiler suyu tatlı olan kuyuları ellerinde tutar, halka suyu para ile satardı.

Peygamberimizin hicretinden sonra artık şehrin “suçluları kınamak,” manasında bir kökten gelen Yesrip adı değişmişti, burası, dinin yaşandığı ve böylece medeniyetin gerçekleştiği yer, manasında Medine olmuştu.

Peygamberimizin Medine Sevgisi ve Duaları

Peygamber aleyhisselatu vesselam, sevgi dolu ve vefalı bir insandı. İyilik gördüğü insanların kıymetini bilir, samimi bir sevgi duyardı. İşkencelere uğradığı yıllardan sonra Medine halkının ona kucak açması sebebiyle Medine’yi de sevdi ve çeşitli dualarda bulundu.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir gün şöyle buyurdu:

“Ben öyle bir şehre hicretle emrolundum ki, bu şehir, diğer şehirlere üstün gelir. Münafıklar bu şehre Yesrib derler. Bu şehir, Medine’dir. İnsanların kötülerini demirci körüğünün demirin kirini giderdiği gibi giderir.” (Buhârî, Fezâilu'l-Medine 2)

Bir diğer rivayete göre çöl halkından bir adam Medine’ye gelip Peygamber aleyhisselatu vesselama biat etmişti. Sonra humma olunca buradan gitmek istedi. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem bu isteğini kabul etmedi. Adam dinlemeyip çıktı gitti. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi vesellem:

“Medine, demirci körüğü gibidir. Kirlisini atar, temiz olanı ise tertemiz olarak orada kalır” buyurdu.’ (Buhârî, Fezâilu'l-Medine 10, Ahkam 47, İ'tisam 16)

Medine aynı zamanda Medine-i Nebi, yani, Nebinin şehri isminin de kısaltmasıydı. Peygamberin nuruyla aydınlanan bu şehre Medine-i Münevvere yani nurlanmış şehir ismi de verildi.

Doksana yakın ismi olan Medine’ye bizzat Peygamber efendimizin verdiği bir isim de Taybe’dir. Bu isim güzel, hoş, manasına gelen “tib” kelimesinden türemiştir.

Ashab-ı kiram Medine’ye hicret edince burada bulaşıcı ateşli hastalıklarla karşılaştılar. Çünkü Medine bir ziraat şehriydi, sulama kanallarının ve sivrisineklerin tesiriyle humma denilen ateşli hastalıklar yaygındı.
Hz. Aişe annemiz şöyle anlatmıştır:

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Medine'ye geldiğinde humma salgını vardı ve Hz. Ebu Bekr ve Hz. Bilal radıyallahu anhuma de hastalananlardandı. Hz. Bilal hastalığın ve garipliğin tesiriyle hislenmiş, Mekke’ye duyduğu özlemi ifade eden şu beyitleri söylüyordu:

“Mekke vadisinde izhir ve celîl otlarını sararak bir gece olsun geceler miyim? Bir gün gelip de Mecenne sularının başına varır mıyım? Mekke'nin Şame ve Tufeyl dağları acaba bir kere daha bana görünürler mi?

Allah'ım! Utbe îbn Rabia'ya, Şeybe îbn Rabia'ya ve Umeyye İbn Halefe lanet et. Nasıl ki onlar zulmedip bizi ana yurdumuzdan çıkardılar.”

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bunları görünce:

"Allah'ım! Mekke'yi bize sevdirdiğin gibi Medine'yi de sevdir. Veya onu daha fazla sevdir. Allah'ım! Onu (havasını) sağlam ve selim kıl. Sıtmasını da (Mekke'deki) Cuhfe'ye naklet" diye dua etti. (Müslim, Sahih, Kitab’ul-hacc, 480)

Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin Medine için yaptığı bir diğer dua da şudur:

Medineliler hurmalar olgunlaşmaya başlayınca meyvenin ilk çıkanını Peygamber sallallahu aleyhi veselleme getirirlerdi. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem de şöyle dua ederdi:

“Allah'ım bize, Medinemize, meyvelerimize, müdd ve saımıza (yani ölçeklerimize) kat kat bereket ver.” Sonra meyveyi orada bulunan en küçük yaştakine verirdi.” (İbn-i Mace terc. C. 9 s. 82)

Peygamber efendimizin duasına mazhar olan Medine şehri gerçekten de güzellik ve bereket menbaı olmuştur.


Sayı : 62
Büyük Kapak