Peygamberimizin Havarisi Hz. Zübeyir -r.a.-

Yazar : Emre Uyar
Sayı : 49 / Mart 2016, Konu Başlığı : Örnek Gençler

Peygamber Efendimiz İslam’a davete başladığı zaman ona iman edenlerin çoğu gençlerdi. Batıl dinin ve sapkın hayatın kirlerine fazla bulaşmamış olan gençlerin kalbi daha temiz olduğu için Allah'ın dininin doğruluğunu kabul etmekte daha erken davranıyorlardı.

Allah'ın Resulünün getirdiği hidayete tabi olarak hayattayken cennetle müjdelenmiş on müslüman arasına girenlerden biri olan Hz. Zübeyir radıyallahu anhu da oldukça genç yaştaydı.

Hz. Zübeyr’in babası Avvam, Hz. Hatice’nin erkek kardeşiydi. Avvam cahiliyye devrinde Ficar savaşlarında öldüğü için Zübeyir de genç yaşta yetim kalmıştı. Ancak annesi Hz. Safiyye oğlunun terbiyesine dikkat ediyor, bazen ona sert davranıyordu. Bunu yetimliğinden dolayı serseri olmaması için disiplinli yetiştirmek için yapıyordu.

Zübeyr'in yetiştirilmesini üstlenenlerden diğeri de amcası Nevfel’di. Onun velâyetini üstlenen Nevfel yeğenine karşı şefkatli davranır, annesine karşı Zübeyr’i savunurdu. Ancak Zübeyr müslüman olunca durum tersine döndü. Amcası onu İslâm'dan döndürmek için her türlü işkenceyi yapmaya başlamıştı. Amcası onu bir hasıra bağlayıp asar, ateş yakarak dumanıyla işkence ederdi. Hz. Zübeyr ise, “Amca, artık ebediyen küfre girmem.” Diyerek imanı uğruna canını feda edebileceğini gösteriyordu.

Hz. Zübeyr radıyallahu anh, sabırlı olduğu gibi cesur bir müslümandı. Henüz Mekke devrindeyken Allah için ilk defa kılıç çeken de odur. Mekke’de müşriklerin Müslümanlara işkence ettikleri dönemde bir ara Peygamberimizin öldürüldüğü şayiası çıktı.

Hz. Zübeyr kılıcını sıyırarak Peygamberimize bunu yapanlarla savaşmak niyetiyle yola çıktı. Yolda Peygamber efendimizle karşılaşınca sevinç ve şaşkınlıkla, “Anam babam sana feda olsun yâ Rasulallah! Senin katledildiğini duydum; onlara haddini bildirmeye gidiyordum!” dedi. Peygamberimiz onun bu fedakârlığından memnun olarak hem ona hem kılıcına dua etti.

Hz. Zübeyir hem Habeşistan’a hem Medine’ye hicret eden iki hicret sahibi müslümanlar arasındadır. Habeşistan’da da Müslümanların işleriyle ilgilenirdi.

Medine’ye hicretten sonra bütün gazvelere katılmış, Bedir harbinde atıyla büyük yararlılıklar göstermiştir. O gün müslümanlar arasında atı olan iki askerden biri Hz. Zübeyir’di. Peygamberimiz Müslümanların at beslemesini ve savaşlara atla katılmalarını teşvik etmek için atlara da ganimetten hisse verirdi. Hz. Zübeyir o gün atı üzerinde sayısız düşman öldürmüş, bilhassa Mekke’lilerin tepeden tırnağa zırhlı ve iri yapılı cengaveri Ubeyde bin Said’i devirmiştir.

Hz. Zübeyir uzun boyuyla ve savaşa katılırken sardığı dikkat çekici sarıklarıyla düşmanına korku salan heybetli bir mücahitti. Peygamberimiz onun sardığı sarıkların melekler tarafından örnek alındığını, Müslümanlara yardım için inen meleklerin onunki gibi sarıklar sardığını bildirmiştir.

Hz. Zübeyir sadece savaş alanında değil, istihbarat gibi çeşitli hizmetlerde de her zaman Peygamberimizin emri altında, onun verdiği her vazifeye canla başla koşan, güvenilir bir fedai olmuştur. Oğlu Abdullah, babası ile ilgili olarak şu hadiseyi anlatır:

Hendek savaşı sırasında babam Zübeyr’in, atı üzerinde iki üç kere Kurayza oğullarına gidip geldiğini gördüm. Bunu söylediğim zaman babam: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem; "Benî Kurayza’ya kim gider de onların haberini bana getirir?" dedi. Ben de gittim, durumlarını inceleyip istihbarat topladım ve döndüğümde Allah'ın Resulüne kalelerini tamir edip savaş hazırlığı yaptıklarını haber verdim. Rasûlullah, hizmetimden memnun olarak, “Anam babam sana feda olsun, dedi,” dedi (Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebi, 13)

Hz. Zübeyir Peygamber efendimizin istişare ettiği sahabeler arasında yer almıştır. Efendimiz aleyhisselatu vesselam onun hakkında "Her peygamberin bir havarisi vardır, benim ki de Zübeyr'dir" buyurmuşlardır. (Buharî, Fedâilü Ashâdi'n-Nebî, 13)

Uhud ve Huneyn savaşlarındaki sıkıntılı ve tehlikeli anlarda Peygamberimizin yanından ayrılmayan Hz. Zübeyir ona gelebilecek tehlikelere göğsünü gererek kendisini feda ederdi. Bu sebeple savaşlarda yara almayan yeri kalmamıştı. Oğlu Urve, babasının omzundaki bir savaş yarasının derinliğini anlatırken, “Parmağım içine girebiliyordu!” demiştir.

Hz. Zübeyr, cesur ve sabırlı bir savaşçı olduğu kadar iyi bir kumandandı da. Hz. Ömer devrinde yapılan fetihlerde onun askeri dehasının önemli bir payı vardır. Mısır’ın fethi sırasında kalenin muhasarası görevini üstlenen Hz. Zübeyir mancınıklar kurarak kaledeki askerlere göz açtırmadı. Kalenin duvarlarına tırmanıp içeri girmeleri için ipten merdivenler hazırlattıran Hz. Zübeyir kalenin içten fethedilmesini sağladı.

Hz. Zübeyir savaş meydanlarındaki kahramanlığı kadar takva sahibi, fedakâr ve cömert olmasıyla da tanınırdı. Geçimini ticaretle sağlayan Hz. Zübeyir zengin sahabelerdendi. Zenginliğini Allah yolunda cömertlik yapmak için kullanan Hz. Zübeyir birçok fakir mücahidi cihada hazırlar, borç isteyenlere borç verir ve yoksulların geçimini üstlenirdi. Kendisi ise son derece sade yaşar, basit yer, mütevazı giyinirdi.

Hayatının her alanında Peygamber efendimizi örnek alan Hz. Zübeyir, Efendimiz aleyhisselatu vesselamın, “Talha ile Zübeyr, cennette benim komşularımdır,” müjdesiyle iltifat buyurduğu sahabeleri arasına katılmıştı. (Tirmizî, Menâkıb: 22)

İslam davası Hz. Zübeyir gibi kabiliyetli ve yiğit gençlerin omuzunda yükseldi. Allah bizlere de onlar gibi olmayı nasip etsin. Amin.


Sayı : 49
Büyük Kapak