Peygamberimizin Kurban İbadeti

Sayı : 32 / Ekim 2014, Konu Başlığı : Sünnetin Gölgesinde

Kurban, Kurban bayramı günü, koyun, keçi, sığır ve deve gibi kurbanlık olabilen hayvanlardan dilediğini ibadet niyetiyle kesmektir. Kurban kesmek Kur'ân-i Kerim'de "O halde Rabb'in için namaz kil ve kurban kes" (Kevser,2) âyetiyle emredilmiştir.

Kurban ibadeti Rabbimizin ilk Peygamber Hz. Âdem’le başlayan ve kıyamete kadar sürecek olan insanlığa emrettiği ibadetlerdendir. Kur’an-ı Kerim’de insanlığın evveli olan Hz. Âdem’in iki oğlunun kurban takdim ettiklerinden bahsedilmektedir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de hicretin ikinci yılından itibaren her yıl kurban kesmiştir. Ayrıca Peygamberimiz:

"Hâli vakti yerinde olduğu halde kurban kesmeyen kişi bizim musallâmıza (mescidimize) yaklaşmasın!"(Ibn Mâce, Edâhi, 2) buyurarak bu ibadetin ehemmiyetini vurgulamıştır.

Bütün ibadetler gibi kurban ibadetinin de asıl amacı öncelikle Allah'ın emrine itaat etmek, ona şükretmek, kulluğunu, teslimiyetini ve muhabbetini ifade etmektir.

Bir ibadetin hiçbir dünyevi hikmeti ve faydası olmasa bile Allah'ın emri olması onu yapmamız için yeterlidir. Rabbimiz Peygamber efendimize şöyle dua etmesini bildirmektedir:

“Deki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi Âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am 162)

Buradan anlıyoruz ki, bütün ibadetler evvela Allah'ı tazim etmek için, onun emrine itaatini ifade etmek için bir vesiledir.

Bütün ibadetlerde asıl niyet Allah'ın rızasını kazanmaktır. Müminler ibadetlerini yerine getirirken onları Allah'a yaklaştırıcı bir vesile olarak görürler. Kurban ibadeti, hem malını Allah yolunda harcamak, hem de ölümü tefekkür ettirerek Allah'a dönüşü hatırlatmak bakımından Allah'a yakınlaştıran bir ibadettir.

Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifinde: “Âdemoğlu, kurban bayramı gününde kurban kesmekten daha sevimli bir iş ile Allah’a yaklaşabilmiş değildir. Kurban için anını akıttı¬ğı hayvan kıyamet günü boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile gelecektir.

Akan kan yere düşmeden önce, Yüce Allah katında, yüksek bir makama ulaşır. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz.”(İ. Malik,Muvatta, Kurban, 24; Tirmizi, Edahi, 1) buyurmuştur.

İnsanlarımız da bu yüzden Arapça’da “nahr” veya “udhiye” kelimesiyle ifade edilen bu ibadete kurban, yani “yakınlaşmak” adını vermişlerdir.

Kurbanını Kendi Keserdi

Peygamber efendimizin içinde yaşadığı toplumda, Hz. İbrahim’den beri gelen dini bir gelenek olarak kurban kesme âdeti devam ediyordu. Aleyhissalatu vesselam efendimiz ise bunu sırf bir adet ve gelenek olmadığını, Allah'a şükretmenin, kulluğunu ve itaatini ifade etmenin bir gereği olduğunu gösterdi.

Peygamber efendimiz Kurban bayramı sabahı ashabına şöyle buyurmuştu:

“Bu günümüzde bizim için ilk yapılacak şey namaz kılmaktır. Ondan sonra evlerimize dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim (böyle) yaparsa sünnetimize uygun iş görmüş olur.”(Tecrid-i Sarih, 515)

Peygamberimiz kurban kesme ibadetini hayatı boyunca terk etmedi. İmkânı elverdiği ölçüde Efendimiz kendi kurbanını kendisi keserdi. Enes b. Mâlik radıyallahu anhu şöyle demiştir:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem boynuzlu, alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir aldı ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.” (Buhârî, Edâhî: 7; Müslim, Edâhî, 3)

Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz, emrimize verdiği hayvanları keserken mutlaka Allah'ın ismini anmamızı emretmiştir:

"Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar (ve O'na şükretsinler) diye (iman eden) her ümmete bir kurban ibadeti koyduk. (Ey insanlar!) Şunu unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek ilah (olan Allah)'tır. Öyleyse yalnızca O’na teslim olun. (Ey Peygamber! Rablerine karşı) alçak gönüllü ve ihlâslı olanları (dünya ve ahiret iyilikleriyle) müjdele! " (Hacc, 34)

Hz. Cabir radıyallahu anhunun anlattığına göre Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kurban günü boynuzlu, semiz ve burulmuş iki koç kesti. Onları kesmek için kıbleye doğru yatırdığı zaman:

"Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana doğru çevirdim. Ben Allah'a şirk koşanlardan değilim; namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabb'i olan Allah'a aittir. O'nun ortağı yoktur. Ve ben Müslümanlar'danım. Ya Rabbi bu kurban Sen'dendir, Senin içindir, Muhammed'in ve ümmetinin adına 'Bismillahi Allahü Ekber' dedi ve kurbanlarını kesti." (Tâc, III, 207)

Kurbanlıklar En İyisinden Olmalı

Kurbanlıklar Allah'a tazimin bir ifadesi olarak kesildiği için, kurban olarak seçilecek hayvanın yetişmiş, sağlıklı, azaları tam ve semiz olması emredilmiştir. Peygamber efendimiz, “Topal hayvan, tek gözlü hayvan, hastalığı belli olan hayvan, zayıf hayvanlar kurban edilmez.” (Ebû Dâvûd, Dahaya: 5; İbn Mâce, Edahî: 8)

Bir insan kurban keseceği zaman bunu Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle yapmalı, bunun için de kurbanlık hayvanı imkânı ölçüsünde en iyisinden seçmelidir. Bu konuda en güzel misal, Hz. Âdem’in oğullarının kurbanıdır. Ayette şöyle haber verilmiştir:

“(Ey Muhammed!) Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.”(Maide, 27)

Bir başka ayette ise kurban ibadetini yerine getirirken asıl kalplerdeki takvanın Allah'a ulaşacağı bildirilmiştir:

“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.”(Hacc, 37)

Kurban keserken bunları düşünerek kesmeli, kurban kesmeyi sadece bir adet olarak görmemelidir. Kurban bayramı yalnızca kavurma yenilen bir bayram günü değildir. Kurbanın asıl maksadı ibadettir.

Kurban, Şükür ve İnfak

Kurbanda asıl maksat Allah'ı tazim olmakla beraber Allah-u Teâlâ bütün ibadetlerde hikmetler ve menfaatler yaratmıştır. Kurban ibadetinin de hem kişinin kendisi açısından hem de toplum hayatı açısından birçok hikmetleri vardır.

Kurban ibadetinin bir hikmeti, et gibi kıymetli bir gıdanın bollaşması, ev halkının bolluğu tadarak şükretmesi ve fakir fukaraya bol bol et dağıtılmasına imkân sağlamasıdır.

Peygamber efendimiz, bir seferinde yoksullara bol bol dağıtılmasını sağlamak için kurban etini üç günden fazla evde tutulmasını yasaklamıştı. Daha sonra bu kıtlık dönemi geçince bu yasaklamayı kaldırdı. Bununla birlikte kurban etinin üçte birinin aile halkıyla yenmesi, üçte birinin akraba, konu komşuya ikram edilmesi, üçte birinin fakirlere dağıtılması tavsiye edilmiştir.

Kurban bayramının bir diğer hikmeti de, Allah'ın insanoğlunu kendi nefsinin cimriliğinden kurtarması, aile halkına bir ziyafet çektirmesidir. İnsanoğlu toplamayı ve biriktirmeyi sever. Birçok zaman malın m<ülkün asıl gayesini unutacak kadar onu toplayıp istiflemeye kendini kaptırır. İşte kurban bayramı da diğer mali ibadetler gibi, kişinin malını lüzumlu yerlere sarf etmesini sağlar.

Bu hikmetle Kurban bayramlarında kesilen kurbanların etlerinden, hem ev halkı yiyebilir, hem de fakirlere dağıtılır. Adak kurbanlardan kesen kişinin kendisi, çoluk çocuğu, anne babası, dede ninesi yiyemez. Ama kurban bayramında kesilen kurban böyle değildir.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede:

“Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” (Hacc, 36) buyurmuştur.

Eğer kurban kesen kişi, evine sık sık et alamayan, pek zengin olmayan biriyse eti ailesi için saklayabilir. Fakirlere dağıtmak, ibadetinin yerine gelmesinin şartı değildir. Kurbanda asıl şart, kurban ibadetinin Allah'ın emrettiği surette yerine getirilmesidir.

Fakat Kurban ibadetinin güzelliği gereği gibi ikram edip paylaşmakla tezahür eder.

Kurbanın Edebleri

Her ibadetin usulü, edebi vardır. Kurbanın nasıl kesileceğiyle ilgili adap ve sünnet de Peygamberimiz tarafından öğretilmiştir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

“AIIah, her şeyde iyiliği emretmiştir. Öyleyse öldürdüğünüz zaman öldürmeyi ihsan üzere, (iyi ve güzel) yapın… Kesecek olursanız kesmeyi güzel yapın. Bıçağın ağzını bileyin. Hayvana (zahmet vermeyin) rahat ettirin.” (Müslim, Sayd 57; Tirmizî, Diyât 14)

Kişi kurban kesmeyi bilmiyorsa işinin ehli bir kimseye yaptırmalıdır. Kesim hazırlıkları hayvana göstermeden yapılmalı, kesim işlemi de süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Peygamberimiz bıçağını hayvanı yatırdıktan sonra bileyen kişiye:

“Onu iki kere mi öldürmek istiyorsun, yatırmadan önce bıçağını bileseydin ya” buyurarak ikaz etmiştir.

Hatta hayvanın kesim yerine getirilişinde bile ona eziyet çektirilmemelidir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem koyunu kulağından çekerek kesmeye götüren bir kimseyi, “Hayvanın kulağını bırak, boynunun kenarından tut” buyurarak ikaz etmiştir. (İbn Mâce, Zebâih, 3)

Kurban ibadetini, ibadet ruhuna aykırı bir şekilde yapmaktan kaçınmak gerekir. İbadette asıl maksat Allah'ın rızasını kazanmak olduğuna göre her yönden Allah'ın rızasına uygun hareket etmelidir. Mesela kurbanı satın alırken, kestirirken her hak sahibinin hakkına dikkat etmeli, pazarlık sonunda gönül hoşluğuyla ayrılmaya dikkat etmelidir.

Eğer kurban ortaklarla birlikte kesilecekse onlara karşı keremli ve güzel huylu davranmalıdır. Zahmetli işlerde yardımlaşmalı hatta fedakârlık göstermelidir. Paylaşılırken hakka riayet etmeli, kalplerde kuşku kalmamalıdır. Kurban kesimi bitince geride tiksinti uyandıran kötü bir manzara bırakmamalıdır.

Kurban bayramları, etrafımızdaki fakirlerden, gariplerden, mültecilerden haberdar olmaya vesile olmalıdır. Bu bayram vesilesiyle kurban eti ikram ettiğimiz komşularımızla her zaman ilgilenmeye çalışmalıyız. Peygamber efendimizin ashabına öğrettiği İslam ahlakının gereği budur.

Kurban ibadetinin birçok hikmeti vardır. Eğer Müslüman’a yakışır surette ifa edilirse güzellikleri ortaya çıkacak ve İslam’ı en güzel bir şekilde temsil etmemize vesile olacaktır, inşaallah.


Sayı : 32
Büyük Kapak