Peygamberimizin Sofrası

Sayı : 26 / Nisan 2014, Konu Başlığı : Bizim Mutfak

İnsan, sevdiğine elden geldiği kadar her hususta benzemek ister. Biz de bu sayımızda Kutlu doğum vesilesiyle, Peygamberimizin yeme içme ve sofra adabı hususundaki sünnetlerini bir kez daha hatırlamak istiyoruz.

1- Peygamberimiz kendisine yüksek sofralar kurdurup, yaslanarak, uzun uzun yemek yemezdi. Yer örtüsü üzerinde oturarak yemeğini yerdi. Hz. Enes radıyallahu anhu şöyle demiştir: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hıvan (ayaklı sofralar) üzerinde ufak ve ayrı tabaklarda yemek yemediler. Kepeği unundan iyice ayrılmış has ekmek -veya yufka ekmeği- de yemediler.” (Buhârî, Et’ıme: 7)

Bir keresinde Rasûlullah şöyle buyurmuştu: “Ben bir yere yaslanarak yemek yemem.” (Ebu Dâvûd, Etıme: 16; Dârimî, Etıme: 31)

2- Allah Resulü helal olduktan sonra sofraya geleni reddetmez, sofrada olmayanı hazırlattırmazdı. Kendisinin yemek istemediği bir yemeği kötülemez, başkalarının iştahını kaçırmazdı.

3- Çoğu zaman öğün vakti geldiği halde evinde yemek olmazdı. O zaman “Ben oruçluyum” derdi. Kıtlık zamanlarında açlıktan karnına taş bağladığı olmuştu. Çoğu zaman bulabildiği gıda maddesi, Medine’de bolca yetiştiği için hurma idi.

4- Hurmadan başka yiyecek bulmakta zorlandıkları için sahabe bazen şikâyet eder “Hurma yemekten içimiz yandı” derlerdi. Ama Allah Resulü şikayet etmez, hurmayı bostanda yetişen sebze ve meyvelerle beraber yemelerini söylerdi. “Hurmayı karpuzla beraber yiyoruz, birinin hararetini diğerinin soğukluğu ile gideriyoruz.” Buyuruyordu. (Ebû Dâvud, Et’ıme 45)

5- Bazı hurma çeşitlerini daha çok sever ve överek halkın kıymetini bilmesini teşvik ederdi. Ashab-ı kiram, ilk olgunlaşan turfanda meyveyi kendisine getirir, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de onu alır; “Allahım! Meyvelerimizi ve şehrimizi bereketlendir, ölçü ve tartımıza bereket üstüne bereket ver.” diye dua eder ve huzurunda bulunan en küçük çocuğa meyveyi ikram ederdi. (İbn Mâce, Et’ıme 39) Medine’de yetişen acve hurması hakkında: “Acve, hurması cennet yemişlerindendir.” (Tirmizî, Tıbb 22) buyurmuştur. Kendisini ziyarete gelen bir kabileye de yakın alaka gösterip, ürünleri hakkında sohbet etmiş, “Sizin hurmalarınızdan en iyisi barnî cinsi hurmadır” buyurmuştu. Bu yüzden ashabı kendisine bu cins hurmadan hediye getirirlerdi. (Buhârî, Vekâle 11)

Yiyecekleri lezzet için değil, tasarruflu olacak şekilde yemeyi tavsiye ederdi. Mesela ekmek yaparken unu eleyip has ekmek yapmak, eti kızartarak kebap yapmak usulünü tercih etmezdi. (Buharî, Et'ime 22, 10) Ekmeği kepekli olarak yaptırır, eti suyla haşlattırıp tirit yaptırırdı. Et haşlarken suyunu fazla koymayı, komşuya bir çorbalık vermeyi emrederdi. (İbn Mâce, Etıme: 58)

6- Peygamberimiz çeşitli vesilelerde deve, koyun ve tavuk eti, toy kuşu eti, av hayvanlarının helal olanlarının etlerini ve deniz hayvanlarını yemiştir. En sevdiği et, koyunun ön budunun etiydi. (İbn Mâce, Etıme: 28) Fakat eline nadiren geçerdi, geçtiği zaman paylaşırdı. Peygamberimizin dört kişinin taşıyabildiği bir kazanı vardı. Onunla yemek yaptırır, suffe ehline ikram ederdi. Onlarla beraber sofraya sığmak için tek dizini kaldırıp tek dizi üstünde otururdu.

7- Eti sevdiği halde yemeklerin içinden etlerini tercih etmez, sebzeleri tercih ederdi. Kendisine ikram edilen etli kabak yemeğinin kabaklarını tercih etmişti. (İbn Mâce, Etıme: 26) Sebze yemeklerini teşvik eder, “Çömlek yemeği yaptığınız zaman kabağını bol koyun” buyururdu. Sebebini açıklarken “Onunla biz yemeklerimizi çoğaltırız.” buyurmuştu. Ayrıca kabağın şifasını da açıklamıştır. Bir keresinde de sahabesine kendisine getirilmiş ayvayı uzatmış: “Talha, al bunu. Ayva, kalbi rahatlatır, güçlendirir” buyurmuştur. (İbn Mâce, Et’ıme 61) Yemekleri lezzet için değil faydası için yemek gereğine işaret ederdi.

8- Birbirini dengeleyen yiyecekleri bir arada yemek dışında, kuvvetli gıdaları bir arada yememiştir. Bu sebeple Hz. Ali’ye faluzec ikram edildiği zaman (tereyağı, bal ile sütten yapılan tatlı) yememiştir. Hz. Ömer, oğlunun evinde et yemeğine yağ ilave edilmesini hoş görmemiş, elini yemekten çekmiştir. Bununla beraber Peygamberimizin helva yediği rivayet edilmiştir. (İbn Mâce, Etıme: 36)

9- Peygamberimiz az yemeği teşvik etmiş, “İnsanoğlunun doldurduğu en kötü kap midesidir.” buyurarak tokluğu kötülemiştir. (Tirmizî, Zühd 47) Bununla beraber herkes kalkmadan sofrayı terk etmemeyi, sofradan elini çekerek arkadaşını mahcup etmemeyi, lokmaları yavaş yavaş çiğneyerek, sofra arkadaşlarına eşlik etmeyi emretmiştir. Çünkü büyüme çağında olan, hamile, emzikli olan veya bedenen çalışan insanların daha fazla yemeğe ihtiyaçları olabileceği için, onların doymadan kalkmasına sebep olmamalıdır. (İbn Mâce, Etıme: 26)

10- Peygamberimiz birlikte yemeği emreder, çocuk ve gençlere sofra adabını öğretirdi. Bir keresinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem himayesi altındaki yetim üveyoğlu Ömer bin Ebu Seleme’ye: “Yaklaş bismillah de sağ elinle ve önünden ye” buyurdular. (Dârimî, Etıme: 9)

11- Sofradan sonra hamd eder, sofra sahibine dua ederdi. “Allah, bir şey yeyip içtikten sonra kendisine hamdeden kimseden razı olur.” (Müslim, Zikir Dua: 24) buyurmuştur.

12- Peygamberimizin ekmeğine katık etmek için sıcak yemek aramaz, sirke, süt, zeytinyağı, ezilmiş hurma gibi şeylerle ekmeğini ıslatıp yumuşatarak yerdi. “Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz çünkü o bereketli bir ağaçtandır.” (İbn Mâce, Et’ıme: 34) buyururdu. Kendisine ikram etmek için sirkeden başka katık bulamamış olan amcakızı Ümmü Haninin gönlünü almak için, “Sirke ne iyi katıktır” buyurmuş, ekmeğini sirkeye banıp iştahla yemiştir. (İbn Mâce, Etıme: 33) Halbuki o gün Mekkeyi fethetmişti. Şehri yağmalatıp şölenler tertipleyebilirdi. Ama onun dünyaya meyli yoktu.


Sayı : 26
Büyük Kapak