Planlı Bir Gaflet Hali

Sayı : 53 / Temmuz 2016, Konu Başlığı : Tefekkür

Tatil ya da salih amele “planlı gaflet arası” vermek!

Dinlenmek, insanın temel gereksinimlerindendir. Bu, Allahü Zülcelal’in kulu insana tanıdığı bir hak, bahşettiği bir nimettir: “Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah'tır.” (Furkan 47)

Rasulullah salallahü aleyhi ve sellem’in asrında sahabe, günün sıcak saatlerinde evlerine veya gölgeliklere çekilir; akşamları yatsı namazını kıldıktan sonra evlerinde istirahat eder, dinlenirlerdi. Ama ne kavrulan çöl sıcaklığında gölgelerin serinliği, onların vakit namazlarından geri bırakır, ne de gece yarılarının çekici uykusu onları teheccüd namazından alıkoyardı.

Kendilerinden sonra gelen salih amel ehli de yaşamlarını o düzen üzerinde sürdürdüler. Yüzyıllar boyunca İslamî ilim kurumlarında, medreselerde hocalar ve talebeler, perşembe günü ikindi vakti ile cuma günü iki vakti arasındaki yirmi dört saatlik süreyi hafta tatili olarak kullandılar. Yazın, sıcağın arttığı günlerde de eğitime genellikle ara verdiler.

Ne var ki hiçbir tatil, hiçbir ara, din-i mübinde gaflete ayrılmış değildir. Her tatilin, her aranın bir maksadı vardır. O tatil veya ara, o maksat üzerine değerlendirilir.

Modern zihniyetin “iş arası” olarak adlandırdığı “tatil” zihniyeti bundan çok öte bir dayatma, bir sürüklemedir. Dünyanın dört yanında modernizme karşı gelişen duyarlılıkla insanlar, kendilerine dayatılanı reddedip kısa veya uzun iş aralarını, öğrenme, ziyarette bulunma gibi insanî etkinlikler için bir fırsat olarak bilseler de, modernizmin etkisi altındaki geniş bir kitle, hâlâ tatili bir tür “kendini her tür kayıttan kurtarıp salma, kendini kurallardan azade yaşam akışına bırakma” gibi görüyor.

Bu yaklaşım, işe ara verme ile sorumluluğa ara vermeyi karıştırıyor. İşe ara vermeye, sorumlu tutulmaya ara verme gibi bakıyor. Bu yaklaşım toplumsal zemine indiğinde tatil, şuur problemi olanlar nezdinde haramın mubah olduğu “planlı bir gaflet hâli” gibi kabul görüyor. Yıl boyu Allah-u Zülcelâl’in emrine itaat edip mütesettir olan bir insan, tatili bu emre uymaya geçici bir süre için ara verebileceği bir zaman dilimi zannedebiliyor.

Bu yanlış anlayışla iş tatili, Allah’ın emirlerini yerine getirme, yasaklarından kaçınmada tatile dönüşebiliyor.

Tatil, bu yönüyle modern yaşamda, yıl boyunca çalışmaktan bitap düşmüş insanların günaha sürüklenecekleri, biriktirdikleri maddi birikimin yanında, manevi birikimi de tüketecekleri, tatil sonrasında sıfır maddi güç ve sıfır manevi birikimle günlük yaşama dönecekleri tehlikeli bir tuzağa dönüştürülüyor.

“Çalışma dönemi, biriktirme; tatil biriktirdiğini harcama zamanıdır,” mantığına oturtularak çekiciliği artırılan bu tuzak, insanı dolu dolu geçen bir yılın ardından maddi ve manevi tükenişle yüz yüze getiriyor.

Gaflet Delalettir

Mü’mince bir hayat gafleti kaldırmaz. Kulunun hayatının salih amellerle örülmesini dileyen Allah-u Zülcelâl, kuluna dinlenme hakkı verir ama gafil olma hakkı vermez.

Salih amelin güzelliği yaşamın her deliğini doldurmasındadır; salih amelin bereketi sürekliliğindedir.

Annemiz Hz. Âişe radıyallahu anhâ buyuruyor: “Yanımda Benî Esed kabilesinden bir kadın vardı. Bu sırada Hz. Peygamber salallahü aleyhi ve sellem içeri girdi ve:

“Bu kimdir?” buyurdu.

“Falancadır, geceleri hiç uyumaz, (ibadet yapar)" dedim. Resûlullah salallahu aleyhi ve sellem:

“Sus, yeter! Size, tâkat getirebileceğiniz amel yaraşır. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hoş gelen dinî amel, kişinin devamlı olarak yaptığı ameldir" buyurdu. (Buhari, İman 32, Teheccüd 18; Müslim, Salatu'l-Musafirin 220-221)

Başka bir rivayette de yine Hz. Âişe annemiz radıyallahu anhâ buyurmuştur: “Bir kere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:

“Yâ Rasûlallah! Hangi ibâdet Allah-u Teâlâ'ya çok sevimlidir?” diye sorulmuştu. O da:

“Az olsa bile devamlı yapılanı. Ve takatinizin yettiği amelleri yapınız, buyurdu.” (Buhârî, İman, 32)

Şeytan aleyhilanenin girişimlerinde de bir süreklilik vardır:

Geçmişin yaşam alışkanlığında “kına gecem”, “düğün günüm” diyerek, Hakk’ın emirlerine karşı duyarsız kişiler için ilahi emirlerin adeta tatil edildiği hayat anları olarak öne sürülmüş, kadının hayatının dönüm noktalarından birine ilahi emirlere isyan ederek girmesinin yolu açılmıştır.

Modern zamanın tatili buna karşılık gelmese de şuur problemi olanlar nezdinde böyle bir karşılık bulacak şekilde reklam edilmektedir. Tatil, insanın işine ara verdiği gibi doğrularına da ara vereceği bir zaman dilimi gibi algılatılmaktadır. “Yılda bir kez” denerek yanlışın vehameti küçültülür; “Sen de herkes gibi” basitleştirilmesi ile, doğru insanın yanlış yapmaktan hissedeceği zorluk azaltılır; “Sonra yine devam edersin” aldatmasıyla umutla beslenmiş bir cesaret verilir ve insanın salih olma, Allah-u Zülcelâl’in dilediği bir kul olma hâline keskince bir ara verilir. Bu, planlı bir şekilde “yumuşatılmış” bir isyandır. Basitleştirilmesiyle girişim cesareti artırılmış bir isyan...

Salih amelde ara hâl, bir tür kaza yapmaktır, şarampole yuvarlanmaktır, çukura düşmektir. Vakti belirsiz son nefesi verme anının denk gelmesiyle oradan hiç çıkmamak ve o son nefesi Allah-u Zülcelâl’e o isyan hâlinde vermek ihtimal dışı değildir. Ya da bir tatilin israfını kapatmak için tatil sonrasındaki beş ay ödemeler yapan, bir sonraki tatil israfı için de o beş ayın ardından gelen beş ayı biriktirmekle geçiren zavallı misali, o çukurun bıraktığı ruh halinden sıyrılmak için aylar boyu uğraşmak (dua etmek, zikir yapmak, ziyarette bulunmak) ve tam kurtulma noktasında iken bir sonraki yılın çukuruna meyille kalbini zikir üzerinde odaklayamamak...

Aşınmalar her an için mümkün ama zikir kalesi gedik kabul etmez. Tatil, gediğe dönüştüğünde kale, fonksiyonunu yitirebilir, sahibini şeytanın hücumlarından koruma işlevinden tamamen de uzaklaşabilir.

Tatil Fırsattır

Tatili, ilahi emirlere isyanı esas haline getiren çağdaş yaşamın tasarlayıcıları gibi bilmek yerine neden kendi gereksinimlerimize uygun bir formatta bilmeyelim?

Tatili, zikir kalesinde gedik açmak bir yana, neden zikir kalesinin bakım onarımı için bir imkân olarak düşünmeyelim?

Ekonomik etkinliğimizin ötesinde kalan bir zaman dilimi olarak tatili, iş gününde yapabildiğimizden daha çok salih amelde bulunabileceğimiz bir fırsat bilmek... İş yılı boyunca gidemediğimiz ziyaretler için imkân görmek... Dinlenmeyi salih amelde bulmak... İş yılı ağırlığından güzel ziyaretlerle kurtulmak... Sunulmuş bir boş anı Hakka rağbet için değerlendirmek... Nihayetinde yaşamamızın her anını güzel hallerle süslemek...

Fahr-i kâinat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e Rabbimiz şöyle emretti:

“(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Senin şânını yükseltmedik mi? Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine rağbet et.” (İnşirah Suresi)

Bir salih amel bitince diğer bir salih amele yönelmek... Salihlerin imamı Hz. Muhammed Mustafa salallahü aleyhi ve sellem’in hâli budur. Onun yaşamı ilmik ilmik salih amelle örülmüştür. Ona tabi olanların hâli, salih amelden gaflete planlı geçiş şeklinde olabilir mi? Hayata “planlı gaflet araları” vermek Ona uyanların şanına yakışır mı?

Yüce Allah buyuruyor: “(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile malik olamazlar.” (Fatır 13)

Bu, din-i mübinin zamana bakışıdır. Bu yüce yolda zaman keskin aralıklarla ayrışmaz, zamanın dilimleri arasında çukurlar, uçurumlar bulunmaz. Zaman, ancak kabul edilebilir farklılıklarla ayrışır. Bütün zamanların farzlar gibi ortak sabitleri vardır. Zamanın dilimleri o sabitlerle birbirine benzer. Bazı zamanların da kendine has halleri vardır. Zamanın dilimleri o hallerle birbirinden farklılaşır.

Mü’mine kadının tatili, bilinen emir ve yasaklara riayetiyle diğer zamanları gibidir. Ama tatil, o zamanlardan daha verimli bir zaman dilimine de dönüşebilir.

Bizim planlı gaflet arası verecek lüksüzüm yoktur. Allah-u Zülcelal, bize irade vermiştir, dilersek tatili bir tuzak olmaktan çıkarıp salih amel sermayemizi artırdığımız, Allah-u Zülcelâl’in adının çokça anıldığı verimli ziyaretlerle dünyadan boş kalma halini uhrevi bir faziletle doldurduğumuz bir zaman dilimine çevirebiliriz.


Sayı : 53
Büyük Kapak