Prof. Dr. Sefa Saygılı: “Bağımlı, Adeta Yaşayan Ölüdür” (Röportaj)

Sayı : 13 / Mart 2013, Konu Başlığı : Röportaj

Bütün dünyada bir milyardan fazla insanın uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu biliyor musunuz? Alkol ve sigara kullananları dahil edersek sayı çok çok daha yüksek…

İnsanlara ne oluyor? Neden besleyici bir özelliği olmayan, bir gıda ve ihtiyaç maddesi olmayan şeyi ihtiyaç haline getiriyorlar? Onlara hiçbir faydası olmayan, aksine kendilerini mahveden zehirlerin esiri oluyorlar?

Bu ciddi mevzu üzerinde, konunun uzmanı bir isimle konuşmak istedik. Konunun hem biyolojik hem psikolojik yönünü iyi bilen bir isimle sizin için konuştuk.

Prof. Dr. Sefa Saygılı, 1956 yılında İskenderun’da doğdu. İstanbul Üniiversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı ve 1980 yılında mezun oldu. Aynı yıl aynı fakültenin psikiyatri kliniğinde göreve başladı. 1984’de aynı fakültede ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı oldu. 1985’de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde göreve başladı. 1992 yılında Vakıf Guraba Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi ve sağlık kurulu başkanlığı yaptı. 2009'dan beri Kırklareli Üniversitesi'nde Psikiyatri Profesörü ve Üniversite Yönetim Kurulu Üyesidir.

1990 yılından beri Yeşilay Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın Alkol ve Trafik Kazaları üzerine bilimsel bir çalışması da bulunuyor. Evli ve iki çocuk babası saygılının, Ruh Hastalıkları ve Korunma Yolları, Sigarayı Niçin ve Nasıl Bırakmalı? Depresyon ve Korunma Yolları, Ergenlik Sorunları, Çocuk Psikolojisi konularında birçok kitabı bulunmaktadır.

İslamî Hayat: Hocam İnsanlar ruh hallerini değiştirmeye neden ihtiyaç duyar? Bunun için madde kullanmanın altında hangi sebepler vardır?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: İnsanoğlu karakter olarak değişiklik ister, ruh halleri hep aynı seviyede olsun istemez. Duygularını, düşüncelerini etkileyecek yenilikler ister. Bunun sebebi merak ve macera arayışı da olabilir. Bir de zaman zaman hüzne, sıkıntıya dalabilir. İnsan böyle hallerden çabucak kurtulmak ve hazza kavuşmak isteyebilir. Maalesef, her ne kadar çıkar yol olmamasına rağmen, hazza kavuşma isteğiyle bu zararlı maddelere kayabilir, denemek isteyebilir. Fakat bu alkol, uyuşturucu gibi maddeler alınınca, önce alışkanlık haline gelir ve giderek bağımlılığa dönüşür. Kişi bunları daha çok arzu eder haline gelir. Bir bakarsın bir gün bu maddeler olmadan yaşayamaz hale gelmiş.

İslamî Hayat: Bu gibi maddeleri bir kez denediği zaman bağımlı olmaya daha eğilimli olan bir insan tipi var mıdır? Mesela bazı kişiler, bana bir şey olmaz diye düşünebiliyor. Böyle bir şey var mı?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: İnsanları böyle ayırt edemiyoruz maalesef. Yani biz insanları alsak, her türlü tetkikten ve incelemeden geçirsek, her türlü filmlerini çeksek, beyin MRlarını, tomografilerini çeksek, her türlü psikolojik teste tabi tutsak, “Şu insan bağımlı olabilir, şu insan bağımlı olmaz” diye bir şey diyemiyoruz. Her insanda bağımlılık riski vardır. Bu yüzden bütün insanların bu tür maddelerden uzak durması gerekir. Bir kişi bu maddeleri aldığı zaman, mesela alkol aldığı zaman, çabucak sarhoş olmuyorsa, vücudu dirençliyse, bunlardan fazla miktarda alması gerekiyorsa, bu kişilerin bağımlılık riski biraz daha fazladır. Yani uyuşturucu etkiye sahip maddelere ne kadar dirençli, ne kadar tahammüllü ise bağımlı olma riski o kadar fazladır. Ama herkeste bağımlılık riski vardır, “Ben bağımlı olmam” diye bir şey söz konusu değildir. Bütün maddelerin kullanımında, eninde sonunda bağımlılık ortaya çıkıyor.

İslamî Hayat: En riskli yaş dönemi diye bir şey var mıdır?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Evet vardır. Bağımlılık yapan maddeleri denemek ve alışmak açısından en riskli dönem, gençlik dönemidir. Ergenlik çağından başlayarak yirmi beş yaşına kadarki döneme biz en tehlikeli dönem olarak bakıyoruz. Çünkü bu dönemler gençlerin duygulanımlarının çabuk inip çıktığı, çabuk öfkelenebildikleri, zaman zaman kendilerine çok güvenip zaman zaman da güvensiz olabildikleri, dalgalı bir devirdir. Dilimizde de zaten bu döneme delikanlılık dönemi deriz. Bu dönemde gençler aşırı cesaret sebebiyle de maceralara atılabilirler. Yahut tam tersi kendilerine güvenleri az olduğu için hayattan kaçıp dertleri unutma yoluna gidebilirler. Her iki karakterin de en riskli olduğu dönemdir. Cinsiyet açısından da kadınlar daha risklidir, çünkü onların bünyesi daha hassas olduğu için bu maddeden daha da uzak durmaları gerekir.

İslamî Hayat: Araştırmalara göre İstanbul’da yetişen bir gencin alkol ve uyuşturucu deneme riski Anadolu’ya nazaran daha yüksek görünüyor. Belki bu maddelere daha kolay ulaşıyor olmaları sebebiyle… Bunun yanında, şehir hayatının bireyci- rekabetçi koşulları, madde kullananlar arasında var olduğu ileri sürülen dostluğu özendiriyor olabilir mi?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Kesinlikle öyle... Şehir hayatı, şehir kültürü insanı bireyselleşmeye ve sonunda yalnızlaşmaya, itiyor. Eğer insan, çöldeki vaha misali, güzel cemiyetlerde, cemaatlerde, kardeşçe topluluklarda bulunmazsa bu tip maddelere düşme riski daha fazladır. Çünkü içindeki yalnızlık sıkıntısını bir takım maddelerle giderme ihtiyacı hissedebilir. Hem yalnızlık hissiyle bu tip maddeleri kullanan insanlarla görüşerek, konuşarak, onların grubuna girerek, tamamen bunların esiri haline gelebilir. Büyük şehirlerde bu grupların daha fazla olması da riski artırıyor. Bu açıdan köy hayatı, kırsal hayat daha korunaklıdır. Orada insanî ilişkiler daha güçlüdür. Büyük şehirler ve kent hayatında risk artıyor.

İslamî Hayat: Alkolün yetişkinler için serbestliği, yani sadece çocuklara satışlarının kısıtlanması, onu büyümenin sembolü olarak gösterebilir mi? Yani sanki yetişkinlere bir zararı yokmuş gibi algılanmasına sebep olmuyor mu? Mevcut yöntem gençleri korumakla etkili midir?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Evet ama gençleri korumak çok önemlidir. En riskli dönem ergenlik ve gençlik dönemidir. Mesela bir kişi yirmi beş yaşına kadar alkol, uyuşturucu ve sigara kullanmazsa, bu yaştan sonra aklı ereceği için deneme ve alışma riski çok düşük oluyor. Bu yüzdendir ki alkol, uyuşturucu ve sigara satanlar hep gençler üzerine çalışırlar. Bu yaşta bağımlılık tohumu attı mı, ömür boyu devam eder. Bu yüzden gençleri korumak lazım. Bütün dünyada da on sekiz yaşını bitirmemiş olanlara satış yasağı yöntemi uygulanıyor. Hatta bu yaş birçok ülkede ileri doğru atılıyor, Amerika’ da bazı eyaletlerde 21 yaşın altına satış yasaktır. Hele alkollü iken trafiğe çıktığınızda ve yakalandığınızda ağır cezalar var. Çünkü bu yaşlarda risk büyüktür. Yasak olması gereklidir.

İslamî Hayat: Geçtiğimiz aylarda bir alışveriş merkezinde içki tanıtımı yapıldı ve ergenlik çağındaki gençlere de içki verilmişti. Bazı babalar da bizzat kendi elleriyle oğullarına veriyorlardı. Böyle anlayışta insanlar da var, “erkek adamdır, tatsın. Her şeyden haberi olsun” diyenler…

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Çok yanlış bir hareket. Gençleri özendirmek, kötü örnek olmak çok yanlıştır. Bu maddeleri iyi vakit geçirme vasıtası, iyi bir hayat yaşama aracı gibi göstermemek gerekir. Zaten bu yaşlarda böyle şeylere özenme eğilimleri vardır. Bu bağımlılık yapan maddelere, kimin, kaç sefer kullanmakla bağımlı olacağı bilinemez. Bazen bir kişide tek kullanımda bile beynin çalışma düzeni değişir ve ani bir bağımlılık oluşur. Kişi artık takıntı halinde o maddeyi tedarik etmekten ve kullanmaktan başka bir şey düşünemez hale gelir. Bunun şakası yoktur.

İslamî Hayat: Müzik eğlence ve hoşça vakit geçirme araçları ve bu ortamlar kötü alışkanlıkları teşvik eder mi? Bu konularda nasıl bir tutum izlenmeli?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Eğlence yerleri denen mekânlarda maalesef sigara ve alkol de serbestçe içiliyor. Diğer satışı yasak olan uyuşturucuların satılması riskinin de en yüksek olduğu yerlerdir. Bu sebeple ailelerin bu mekânlar konusunda hassas olmaları lazım. Bu gibi mekânlar her türlü kötülüğün barınma yerleridir. Dejenere kültür ortamlarıdır. Gençlerimizi böyle yerlerden uzak tutmalıyız. Zaten buralara gitmek gerçek manada eğlence de değildir. Geçici bir uyuşma gibi bir şeydir. Ondan sonra yine insanların problemleri kaldığı yerden devam eder. Bu yüzden gençleri bilinçlendirmek lazım, hissettikleri duygulardan uzaklaşmak ve dertleri unutmak çare değildir. Bir de gençlere sağlıklı ve faydalı sosyalleşme seçenekleri sunmamız önemlidir.

İslamî Hayat: İnternetin uyuşturucuları merak etme ve temin etme noktasında nasıl bir etkisi olabilir? Ailelerin hangi tedbirleri alması gerekir?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Maalesef, bu internetle insanlar oturdukları yerden bir cihazla dünyanın her yerine ulaşabiliyor. Bu da bir takım zararlı maddelerin de yaygınlaştırılmasına ve pazarlanmasına imkân veriyor. Gençlerin en meraklı olduğu dönemde bu tip grupları, bu tip yerlerin nerede olduğunu, nasıl ulaşabileceğini öğrenmelerine de ortam sağlayabiliyor. Bu yüzden internet ortamında tehlike var. Ailelerin muhakkak ki bilgisayar kullanmasını bilmesi gerekiyor. Çocuğu nerelere bakıyor, hangi sitelere giriyor, ailenin bilgi sahibi olması gerekiyor. Muhakkak bilgisayarın sınırlı olması lazım. Hem zararlı içerikleri filtreleme gibi tedbirlerin alınması lazım. Hem de zaman olarak sınırlı olması lazım. Çünkü internet de bağımlılık yapar. Ayrıca çocuk çok boş kalırsa, çok internete dalarsa, can sıkıntısından değişik maceralara atılmak isteyebilir. Bu sebeple çocuk ve gençleri bu şekilde, sırf hoşça vakit geçirme alışkanlığıyla baş başa terk etmemek lazım. Ona hedef gösterip, faydalı meşgalelerle uğraşmasını sağlamak lazım.

İslamî Hayat: Madde kullanımı ile ailevi ilişkiler arasında nasıl bir ilişki vardır? Hangi tür aile yapılarında madde bağımlılığı riski artar?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Bu çok önemli bir mevzu. Eğer ailede sıcak bir ortam, huzur, mutluluk varsa; anne baba arasında karşılıklı sevgi, saygı varsa, o ailede çocukların uyuşturucuya yakalanma riski düşüyor. Ama aile geçimsizse, aile ortamında devamlı kavga gürültü varsa, çocuğun bu ortamdan kaçıp tehlikeli arkadaşlıklar edinmesi riski artıyor. Hele parçalanmış ailede büyüyen çocuklar için risk çok büyük. Yani anne baba ayrıysa ve devamlı birbirlerinin aleyhine atıp tutuyorlarsa, çocuk yeterince sevgi görmüyorsa, o ailede risk büyüktür. Anne baba birbiriyle iletişim halinde olmalı, “Çocuk o hafta sonu nerede?” bilmeli. Kimlerle görüşüyor, arkadaşlık ediyor, haberdar olmalı.

İslamî Hayat: Ailesinde tiryaki ve bağımlı bir birey olan kişilere ne tavsiye edebiliriz? Onları bırakmaya teşvik etmek için hangi tür dil ve davranış kullanılmalıdır?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Her şeyden önce çocuk ve gençlerimizle ilgilenmeliyiz. “Alkol, uyuşturucu kullanıyorlar mı?” haberdar olmalıyız. Çünkü birçoğu bunu gizler. Eğer kullanıyorsa onu tedavi olmaya ikna etmek gerekir. Bunun için yakınlık kurmak lazım ama yakınlık kurmak, onun grubuna girmek, arkadaşlık etmek anlamında değil. Yol gösterme, ona yardımcı olma anlamında… Öncelikle tedavi olmayı kabul ettirmek, ondan sonra da onu, uygun, faydalı bir takım gruplara, derneklere, çevreye katarak, güzel sosyal ortamlara katmak lazım. Önceki, zararlı alışkanlığı edindiği çevresinden uzaklaşması lazım… Çünkü aynı çevreye devam ediyorsa bir gün reddeder teklifleri, ikinci gün reddeder, üçüncüde ‘’Birazcık alsam ne olur’’ der ve tekrar devam eder. Bu maddelerin en büyük tehlikesi budur. Risk devamlı vardır. Eğer bir kişi tedavi olsa ve bıraksa, uzun bir süre sonra bir kez kullanımda her an tekrar başlayabilir. Çünkü bu maddelerin bağımlılığı ömür boyu sürer. Şifa bulma diye bir şey söz konusu değildir. Aynı şeker hastalığı gibi, başladı mı, ömür boyu diyetine dikkat etmesi gerekir. Tiryakilerin de sigarayı, alkolü bıraktıktan sonra o maddelerden dikkatle uzak durmaları lazımdır. Diyelim ki bir kişi alkol tiryakisiydi, bıraktı, yirmi yıl hiç içmedi. Sonra bir çikolata ile hani bazılarının içine likör koyuyorlar ya, onlardan farkında olmadan aldı. Sanki hiç yirmi yıl ara vermemiş gibi bağımlılık belirtilerini yükseltir, maalesef. Bu yüzden bu tip maddelerden uzak durmak için de çevre çok önemlidir. Bunu başarmak için uygun bir çevreye katılmak lazım. Zaten tespit edilmiş bir gerçektir, alkolü bırakanların birçoğu dindarlaşarak bırakıyor. Dini bir çevreye giriyor, Ramazan’da namaza başlıyor, bir yerden bir etkilenme oluyor ve o şekilde bırakıyor.

İslamî Hayat: Son olarak bağımlılık hakkında ne söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Sefa Saygılı: Son söz olarak, sigara, alkol, uyuşturucu maddeleri bir kere bile denememeli. Çünkü bir kere kullanımda bile bağımlılık olabilir. Bir bakarsınız insanın hayatı alt üst olmuş, evliliği, işi, gücü, itibarı her şeyi elinden kayıp gitmiş. Bünye bir zehirin esiri olmuş, kişi onu temin etmekten başka bir şey düşünemez olmuş. Yaşayan ölüye dönmüş; yani güya yaşıyor ama aslında bir hayatı yok…

İslamî Hayat: Çok teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler için…


Sayı : 13
Büyük Kapak