“Rastgele İlaç Kullanmayın” (Röportaj)

Sayı : 7 / Eylül 2012, Konu Başlığı : Sağlık

“Rastgele İlaç Kullanmayın”

Sağlığımız bize Rabbimizin emaneti. Dünya hayatımız bizim en büyük sermayemiz. Onu yaratılış gayemize uygun bir şekilde değerlendirmek için sağlığımızı korumalıyız.
Bu sayımızda Allah-u Zülcelal’in bizlere ihsan ettiği mucize uzuvlarımızdan birinin, böbreklerimizin sağlığını nasıl koruyacağımızı öğrenmek için, Böbrek Yetmezliği Ve Diyaliz Uzmanı Dr. Şerafettin Ekici ile konuştuk.

Dr. Şerafettin Ekici; ilk ve Orta Okulu Muş Korkut YİBO’da okuduktan sonra Lise tahsiline İstanbul Fatih Vatan Lisesi’nde devam etti. D.Ü.Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1996 yılında Ağrı ilinde mecburi hizmetle memurluk vazifesine başladı. 2004 yılında Haydarpaşa Numune Hastanesinde Diyaliz eğitimi sonrası Ağrı Devlet Hastanesinde Sorumlu Hekimlik ve Başhekim Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2008-2009 yıllarında Şişli Etfal Eğitim Araştırma Hastanesi Diyaliz Ünitesinde çalıştı. Halen Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesinde Başhekim Yardımcısı olarak çalışmaktadır. Böbrek Yetmezliği ve Diyaliz konusu ile ilgili çok sayıda Ulusal ve Uluslar arası Kongre ve Sempozyuma katıldı.
Hekimlik mesleğini yürütürken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne devam etti ve başarıyla bitirdi.(2005-2009). ‘İnsan Ve Mahiyeti’, ‘İnsan – Eşya Ve Yaratılış’ vb konuları içeren pek çok seminer çalışmaları oldu.

İslamî Hayat: Öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. İlk olarak, böbreklerimizin işlevleri nelerdir?

Dr. Şerafettin Ekici:
Böbreklerimiz hayati öneme sahip organlarımızdan birisidir. Vücudumuzdaki fonksiyonu ile mukayese ettiğimizde bu küçük organlarımızın büyük bir iş başardıklarını görürüz. Gerçekten de böbreklerin günde yaklaşık 200 litre kanı alıp, içindeki zararlı maddeleri süzüp ve 1.5 litre sıvı halinde dışarı atılmasını sağlaması “muhteşem ” bir organizasyondur. Kanı süzmek diye basitçe ifade ettiğimiz işlev aslında son derece hassas ve önemli bir fonksiyondur. Böbreklerimiz bir yandan üre, kreatinin gibi zararlı yıkım ürünlerini dışarı atar. Bir yandan içtiğimiz suyun fazlasını vücuttan uzaklaştırarak suyun oranını yüzde 60-70 civarında sabit tutar. Vücudumuzda önemli fonksiyonları olan sodyum, potasyum, fosfor, kalsiyum gibi elementlerden ihtiyaç fazlasını süzer ve atarken, ihtiyaç kadarını vücutta tutar. Yine tuz ve asit oranını da böbreklerimiz dengede tutar. Yani kan basıncını normal hale getirerek tansiyonumuzu düzenlemiş olur. Böylece diğer tüm organların da hem yaşamasını hem de görevlerini yapmasını sağlamış olur. Ayrıca kemik iliğinde kan yapımını sağlayan eritropoetin isimli hormonun yapımı ve salgılanması burada geçekleşir. Bir de kemik ve kasların normal yapısı ve işlevleri için gerekli olan D vitamini de burada aktif hale gelir.

İslamî Hayat: Böbrek hastalıkları hangi belirtilerden anlaşılır?

Dr. Şerafettin Ekici:
Böbreğin çok çeşitli hastalıkları vardır. Böbrek taşından iltihaplanmaya, genetik hastalıklara kadar. Hastalığa göre belirtileri de farklı olabiliyor. Kısaca en önemli belirtilerini toparlarsak: idrarda yanma veya yapmada güçlük, geceleri sık idrara çıkma. Susama hissinde artma-çok su içme, günlük idrar miktarında azalma veya idrarın bol fakat yoğunluğunun düşük bulunması. İdrarda kan ve iltihap hücreleri ve protein (Albumin) saptanması, kanda kan üre ve kreatinin değerlerinin yüksek bulunması(üremi), kanın çökme hızının (Sedimantasyon) artışı, kan albümin düzeyinin düşük bulunması, ürik asit yüksekliği. Anemi (kansızlık), Hipertansiyon, Halsizlik, güçsüzlük, çabuk yorulma, iştahsızlık, solukluk, cilt renginde değişiklik. Uyku bozuklukları, kaşıntı, bulantı ve kusma, ayaklarda his bozuklukları ve nefes darlığı, göz kapaklarında ve ayaklarda daha belirgin olmak üzere tüm vücutta su birikmesi (ödem) sayılabilir. Özellikle çocuklarda gece idrar kaçırmaları ve gelişme gerilikleri saptanabilir. Bu belirtiler hastalığın cinsine ve seyrine göre değişir. Hepsi bir anda görülmez. Bu belirtilerle karşılaştığımız da ilgili hekime yani, Nefrologlara, Dâhiliye uzmanlarına veya ürologlara başvurmalıyız. Ağrı, genelde idrar yollarında akımın engellenmesi (taş vs.) ve iltihaplanma dışında böbrek hastalıklarında sık görülmez. Böbreğin kronik hastalıklarında ise sinsi bir seyir vardır ve ağrı hemen hiç olmaz. Bu nedenle de risk grubunda olanların belirtileri beklemeden kontrollerini yaptırmaları gerekir.

İslamî Hayat: Kimlerin böbrek hastalığına yakalanma riski daha yüksektir?

Dr. Şerafettin Ekici:
Şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalığı veya ailenizde böbrek hastası olan kişiler varsa bu konuda daha duyarlı olmalısınız. Ve yılda en az bir kez hekiminize kontrollerinizi yaptırmanız gereklidir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları böbrek hastalıklarını başlatabileceği gibi, böbrek hastalıklarının kendisi de kalp, akciğer hastalıklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Eğer kilonuz fazla ve yaşınız 60’dan büyük ise böbreklerinizi yine yılda en az bir kez kontrol ettirmelisiniz.

İslamî Hayat: Böbrek hastaları nelere dikkat etmeli? Yakınlarında böbrek hastalığı olanlar nasıl hareket etmeli?

Dr. Şerafettin Ekici:
Tansiyon ölçümlerini ihmal etmemeli. Kronik böbrek yetmezliğinin en sık ve en erken belirtilerindendir. Önce kanın biyokimyasal tetkiki yapılır. Bazı maddelerin durumuna bakılır. Azalıp artma var mı? Kanda üre, kreatinin düzeylerine baktırmaları çoğu zaman yeterlidir. Eğer ailede böbrek hastalığı olanlar var ve doktor gerekli görürse, böbreklerin yapısındaki değişiklikler (böbrek boyutlarında büyüme veya küçülme) için ultrasona bakılır. Gerekirse ilaçlı tetkik de istenir. Hastalık varsa, akut mu ya da kronik mi olduğu tespit edilip tedaviye başlanır.

İslamî Hayat: Gıdalar ve ilaçlar böbreklere nasıl etki eder?

Dr. Şerafettin Ekici:
Bu konu, son yıllarda en çok araştırma yapılan sağlık konularından biridir. Bazı ilaçların özellikle anti enflamantuar dediğimiz ağrı kesici grubunun böbrek fonksiyonlarını bozucu etkisi kesinleşmiş durumda. Bu bize rastgele ilaç kullanmamamız için yeterli delildir. Ülkemiz de bilinçsiz kullanılan ilaç ve özellikle ağrı kesiciler sebebiyle meydana gelen böbrek yetmezliklerinin çok sayıda olduğu tahmin edilmektedir. Gıdalarımızda da tabii ve katkısız olanları tercih etmeli, bilinenlerin dışına çıkmamalıyız. Mantar zehirlenmeleri bu konuda hemen her yıl belli mevsimde gündeme gelir. Ki bazen tüm müdahalelere karaciğer nakillerine rağmen ölümle sonuçlanan vahim neticelerle karşılaşırız.

İslamî Hayat: Böbreklerimizin sağlığını korumak için hangi tedbirlere dikkat etmeliyiz?

Dr. Şerafettin Ekici:
Sağlıklı insanların günde 1,5-2 litre su tüketmesi önerilir. Yaz aylarında terleme sonucu oluşan kayıplar nedeniyle, bu miktar biraz arttırılır (2,5-3 litre). Damak tadımızı az tuzlu yiyeceğe alıştırırsak, alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durursak vücudumuzu hastalıklara karşı en iyi koruma kalkanına almış oluruz. Ayrıca ağrı kesicilerin aşırı kullanılmasının da böbrek parankim kanseri oluşumu riskini arttırdığı bildirilmektedir. Obezite, önlenebilir sağlık sorunları" içinde dünyada sigaradan sonra ikinci sırada yer alıyor. Aynı zamanda böbrek hastalığı riskini normal ağırlığa sahip bireylere göre yüzde 40 ila 80 oranında artırıyor. İngiltere Kanser Araştırmaları verilerine göre, obezite böbrek kanseri oranını %70 oranında arttırıyor. Sigara ise %50 oranında arttırıyor. Alkolün de böbrekleri tahrip ettiği biliniyor.

İslamî Hayat: Bir doktor olarak tecrübelerinizi özetlemeniz gerekse ne söylemek istersiniz? Hayat ve mesleğiniz size neler öğretti?

Dr. Şerafettin Ekici:
Hayatın sırrı belki de şu cümlede yatar: ”Az ve devamlı” Peygamber aleyhisselatuvesselam efendimize sorulmuş “İbadetin en makbulü hangisidir?” “Az da olsa devamlı olanıdır” diye cevap vermişler. İbadette bile böyle. Aslında hayatın neresinden bakarsanız size bu cümleyle cevap verir. Şimdi biz hekimler yeme içme noktasında aynı noktaya geldik. Az ve devamlılık.

Lezzet için yerseniz, her lezzetli şeyi tatmak ister, hepsiyle de doymak istersiniz. Ama şükür için yerseniz, tadını alacak kadar ve ancak doyacak kadar yersiniz. Ölçüyü kaçırdığımız her noktada bu cümle bize seslenir. Tuzu azaltın! Şekeri azaltın… Neden? Çünkü çok seviyoruz, bundan dolayı da ölçüyü kaçırıyoruz. Gençken tuza alışan bir damak, tansiyonu olan bir vücutta hem işkence çeker hem de işkence çektirir. Tansiyon der ki “Tuz alma!” Damak der ki “Tuz al, tat alamıyorum” İşte nefsin aletlerinden en önemlisi de bu tat alma duyumuzdur. Ölçü orada kaçtı mı, sağlığa kadar etki eder.

İslamî Hayat: Hekimlik mesleği insana nasıl duygular yaşatıyor? İnsan vücudunun işleyişini takip etmek insana ne düşündürüyor?

Dr. Şerafettin Ekici:
Hekimlik mesleğini ülkemizde çok kişi iyi bir hayat düzeyini yakalamak için tercih eder. Çocuğum doktor olsun. Çok para kazansın, iyi bir hayat yaşasın. Ama bu işin manevi boyutu, maddi boyutundan çok daha tatmin edicidir. Öyle bir meslek ki, her duyguyu yaşama şansınız vardır. Bir çocuk doğar, beraber hayata gelirsiniz. Bir başkası ölür, beraberinde ölmenin ne demek olduğunu anlamaya çalışır ya da birini kaybetmenin acısını yaşarsınız. Bir de şunu anlarsınız ki “Ağrı ve hastalığın önünde tüm insanlar eşit düzeydedir” Siz ağrı çeken insanla baş başasınız. Onun ne mesleki kariyeri, ne de maddi varlığı gözüne gelmez, çünkü o acı çeken biridir. İstismarı en kolay konumdadır. Yaklaşım tarzınız sizi yüceltir de, alçaltır da. Bu dengeyi korumak çok önemlidir. Ben Allah'a şükür para ve kariyer endişesinden uzak kalarak mesleğimi icra etmeye çalıştım.

İslamî Hayat: Allah razı olsun. Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.


Sayı : 7
Büyük Kapak