Reklam ve Reklam Ahlakı

Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Hasbihal

Ürün sahipleri, pazarlamayı düşündükleri ürün veya fikri medya yoluyla (tv, radyo,sosyal medya) veya açık alanlarda afişe ederek hedef kitlelere ulaştırmasının yollarına reklam veya tanıtım diyoruz. Tabi bu çalışmalar yapılırken, bazen sınırları zorlamaya kadar giderken, ahlak sınırlarını da zorladığı görülebilmektedir.

Kazancını en üst seviyeye çıkartmak isteyen firma sahipleri, pazarlayacağı ürünlerin tanıtımını yaparken “ Reklamda her yol mubah, reklamın iyisi kötüsü olmaz” fikriyle yapmaktadır.

Bizce bu iş, yani reklam, tanıtım, ürün pazarlama denilen mevzu “Ben yaptım oldu” ya bırakılmayacak kadar önemlidir. Zira bir reklam, toplumun ahlak, adet ve örflerini göz önüne almıyorsa, israfa sevk ediyorsa, bencilliği pompalıyorsa, rakip firmaları kötülüyor ve tekelmiş gibi hareket ediyorsa bunda çok ciddi sıkıntılar var demektir. Bu sıkıntıları tek tek sıralamak yerine toplumumuzun bu günkü geldiği yere bakmak yeterli olur kanaatindeyim.

Zira toplumun hemen bütün katmanlarında, dindar ailelere kadar bu sıkıntıları görmek mümkündür. Herkeste bir marka bağımlılığı, herkeste bir tüketim çılgınlığı devam edip gitmekte ve maalesef bunun önüne geçilememektedir. Tabi bu duruma gelmesinin en büyük sebebinin medya, daha da daraltırsak televizyon reklamları olduğunu tespit etmemiz lazımdır.

Reklam, 7’den 70’e herkesin dikkatini çekse de, işletmeye yarar vermiş gibi gözükse de ahlâki olmadığı sürece topluma zararı büyük olmaktadır. Toplumda reklam sayesinde daha çok tüketim, lüks özendirilebilmekte ve insanlar ihtiyaçları olmayan ürünlere yönlendirilebilmektedirler.

Cinselliğin reklamda yer alması toplumu olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür reklamları ahlâk dışı bulsa da tüketici reklamı izlemeye devam etmektedir. Böylece reklamlar toplumda olumsuz bir dönüşüme de yol açmaktadır.

Zaman zaman izlemiş olduğumuz film arasına ustaca yerleştirilmiş reklamlar bizim zihin dünyamıza nasıl çağrışımlar yaptığını, çoğu zaman anlayamayız. Hele bunun çocuklar ve gençler üzerinde yapıldığını düşünürsek hadisenin nerelere kadar uzandığını, tüm vahametiyle görmüş oluruz.

Çocuk ve Reklam

Televizyon, günümüzde çocuklar üzerinde ana babadan sonra en etkili faktördür. Bir çocuğun okuma ya da oyuna ayırdığı zamandan fazlasını televizyon karşısında geçirdiği görülmektedir.

Ülkemiz, genç nüfusun ağırlıkta olduğu ülkeler arasında olduğu için çocuklar da reklamların önemli bir hedef kitlesi haline gelmiştir. Çok sayıda yerli ve yabancı firma bu önemli kitleyi reklamlar yoluyla etkileme çabası içindedir. Pazarlama ve reklam açısından çocukların hedef seçilmesinin bir nedeni de onları etkileme ve yönlendirmenin daha kolay olmasıdır.

Günümüzde televizyon reklamları, çocukları gereksiz tüketime teşvik ederek beslenme, sağlık, milli kültür ve ahlaki davranışlar açısından da olumsuz etkilerde bulunabilmektedir.

Televizyonda çoğunlukla çocukların kendi harçlıkları ile alabildikleri şekerleme, ciklet, içecek, dondurma, bisküvi ve fast foodlar gibi ürünlerin reklamı yapılmaktadır. Çoğu gıda reklamı çocuğun sağlıksız beslenmesine sebep olmakta, daha da kötüsü bunun bir alışkanlık haline gelmesine yol açmaktadır.

Reklamlarda gösterilen çocuklar, hiçbir sorumluluk duygusu taşımadan, sürekli bir renk, eğlence ortamı içinde yaşayan, mutluluğu şekerlemelerde bulan kişiler olarak gösterilmektedir. Çocuklar televizyonda gördükleri her şeyi gerçek sanabilmektedir.

Bu nedenle de çocuklar reklamın ikna edici mesajlarına karşı savunmasızdır ve yasaların onları düşünmelerine muhtaçtırlar.

Araştırmalar, çocuklara yönelik reklamların maddeciliği körüklediğini, üretkenliği kısıtladığını, aile içi anlaşmazlığa neden olduğunu ve çocuğun psikolojik gelişim sürecini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuştur.

Ailelerle yapılan anketler, çocukların büyük çoğunluğunun reklamları sevdiğini gösteriyor. En çok da çizgi film kahramanları, film oyuncuları gibi tanınmış karakterler ile müzikli reklamlar çocukların ilgisini çekiyor. Ancak satın alma noktasında çocuklar ailelerinin yorumlarından da etkileniyor. Çocuklar reklamları eğlendirici bulsalar da reklamlara karşı nasıl bir tavır takınılacağını ailelerinden öğreniyorlar. Mesela ailede marka düşkünlüğü, her gördüklerini alma gibi eğilimi varsa çocuk da bu şekilde davranıyor.

Bu sebeple ailelerin çocuklara “Bu bir reklam, ürünü daha çok satmak için böyle cazip gösteriyorlar. O ürün gerekli değil,” diye uyarması gerekiyor.

Bunun yanında reklamcıların da mutlaka sosyal sorumluluklarına uygun davranması gerekiyor. Reklam ile ilgili yönetmelikte çocukların fiziksel, zihinsel, ahlâki, psikolojik ve toplumsal gelişimini olumsuz etkileyecek yönde görüntüler, ifadeler içermesi yasaklanmıştır. Ayrıca çocukların gerçek dışı beklentilerine kavuşacağına inandırmaya neden olabilecek vaatler yasaklanmıştır. Çocukları karar vermeye zorlamaya yönelik, ikna etmeye doğrudan teşvik yasaklanmıştır.

Reklam Nasıl Olmalı?

Reklamın amacının açık ve meşru olması, Reklamın içeriğinin toplumun genel ahlâk ilkelerine uygun olması, meslek ilkelerine uygun olması, karar vermeyi tüketiciye bırakması, mecra ve zaman olarak uygun hedef kitleye yönelmesi, dürüst olması, rakipleri kötülememesi, yanıltmaması, ürün güvenliğini sağlaması gerekmektedir.

Bütün bunlar ayrı başlıklar altında tek tek açıklamaya gerek yoktur.

Son söz; Reklamların bütün olumsuzluklarına karşı birilerinin dur demesi lazımdır. Tabi öncelikle tüketicilerin tepki vermesi gerekmektedir. Sonra da tüketici derneklerinin, sivil toplum örgütlerinin reklamların bütün olumsuzluklarına dur demesi lazımdır.

Kaynak: Türkiye’de Reklam Ahlakı Şuayip Özdemir - Fikret Yaman


Sayı : 51
Büyük Kapak